GeriKelebek Demir Leydi’nin pişmanlıkları
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Demir Leydi’nin pişmanlıkları

Demir Leydi’nin pişmanlıkları
refid:19687791-spot ilişkili resim dosyası

Meryl Streep, 17. Oscar adaylığını İngiltere’nin ilk kadın başbakanı Margaret Thatcher’ı canlandırdığı Demir Leydi filmiyle alacak gibi.

Phyllida Lloyd’un yönettiği Demir Leydi, Thatcher’ın sönük bir portresi niteliğinde. Erkeklerin dünyasında kendine yer edinen bu güçlü kadının zayıflıkları, gücü, bu uğurda feda ettikleri, pişmanlıkları perdeye gelirken filmde öne çıkan Meryl Streep ve Jim Broadbent’in oyunculukları oluyor.

THE IRON LADY
DEMİR LEYDİ
Yön: Phyllida Lloyd
Oyn: Meryl Streep, Jim Broadbent, Iain Glen, Harry Lloyd
Tür: Dram

Demir kadın o, demirden kadın, sert, acımasız, ödün vermeyen, kırılmayan, bükülmeyen.
1980’lerin en önemli siyasetçilerinden.
Hayatı pek çok kez televizyon dizilerine ve belgesellere konu oldu. Ve şimdi, Mamma Mia’da birlikte çalışan Phyllida Lloyd ve Meryl Streep işbirliğiyle, ilk kez sinemada.
Demir Leydi, bu güçlü kadının portesi, hayatının özeti niteliğinde bir sinema filmi.

İNGİLTERE’NİN İLK KADIN BAŞBAKANI

Margaret Thatcher İngiltere’nin ilk kadın başbakanıydı ve 1979 sonrası 11 yıl süresince bu görevi yerine getirdi.
Demir Leydi, gençlik ve orta yaş dönemini taştan duvar örerek, bu şekilde geçirmiş olan Margaret Thatcher’ın elden ayaktan düştüğü, halüsinasyonlarla ayakta durduğu yaşlılık dönemiyle açılıyor.
Sonrasında, erkek egemen bir dünyada, sınıf ve cinsiyet engellerini çökerten bu kadının hikâyesini geriye dönüşlerle birlikte izliyoruz.
Margaret Thatcher’ı bu filmle değerlendirirsek son derece renksiz bir hayatı olduğu, sinema için iyi malzeme vermediğini düşünebiliriz.
Bu anlamda karşımızda iş hayatı dışında iniş çıkışları olmayan bir kadının hayatını anlatan dümdüz bir belgesel duruyor.
Philip Lloyd’un Margaret Thatcher’ı azimli, kararlı, zor yollardan geçmiş bir kadın ama bir o kadar da renksiz ve karizma yoksunu.

KOCASI HEP GERİ PLANDA

1979 ve 1990 yılları arasında İngiltere’nin başbakanı olan Thatcher’ın erkeklerle dolu kabinede yaşadıkları, kocasının desteğini alırken zaman zaman evini nasıl da ihmal ettiği gözler önüne seriliyor.
Demir Leydi filminde Thatcher kadar kocası Denis de (Jim Broadbent) mercek altında.
Eşine büyük destek olan ama hep arka planda ve geride kalmayı tercih ederek sönük bir hayat geçiren Denis, Thatcher’ın pişmanlık odağı.
Hayatının son zamanlarında kocasının hayaletiyle yaşamak zorunda kalması da bunun en önemli göstergesi olarak çıkıyor karşımıza.

FALKLAND KRİZİNDE KRİTİK KARAR

Aslında bu film temelinde, güç ve güç için ödenen bedeller üzerine.
Bir diğer derdi de erkekler dünyasında başarılı olabilen kadının yeri geldiğinde ne kadar sert ve katı olması gerektiği konusunda.
Thatcher’ın İngiltere ve Arjantin arasında yaşanan Falkland Adaları kriz döneminde aldığı sert tavır ve gösterdiği kararlılık ürkütücü.
Yitecek onca genç adama rağmen “Savaşın” diyor Demir Leydi.
Thatcher, madenci grevlerine karşı tutumu, halkçı siyasetten uzak durarak zenginin daha da zenginleşmesini sağlaması, sosyalizme ve Sovyetler’e karşı sert tavırları nedeniyle Demir Ledyi lakabını almıştı.
O ise bu lakaptan hep hoşlandı ve kararlılığından bir gün olsun vazgeçmedi.
Filmde Thatcher’ın kariyerinin önemli noktaları arasında en fazla üstünde durulan olaylardan biri Falkland krizi.
IRA suikast denemesi kısacık bir sahne, Amerikan başkanı Ronald Reagan ile olan ilişkisi ise (afişe kadar yansımasına rağmen) üstünkörü bir dans sahnesiyle geçiştirilmiş.

BAŞARILI KADININ ARKASINDAKİ ERKEK

Demir Leydi, Margaret Thatcher’ın biyografisi olmaktan çok pişmanlıkları üzerine kurulu görünüyor.
Ama bu noktada da filmde çocuklarının es geçildiğini söylemek gerek.
Çocuklar kendi hayatlarını yaşamak için ayrıldıklarından olsa gerek.
Filmden anlaşıldığı kadarıyla Margaret Thatcher’ın başkanlık dönemi için hayatını feda eden daha çok kocası olmuş.
Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.
Bu film de bazen de her başarılı kadının arkasında bir erkek olabildiğini hatırlatıyor.
Senaryo her ne kadar derinliksiz ve renksiz olsa da Margaret Thatcher’a karşı dengeli bir yaklaşım sergilediğini kabul etmek gerek.
Thatcher’ın iyi kötü yönlerini fazla yorum yapmadan ve taraf tutmadan perdeye getiriyor.

MERYL STREEP 17. ADAYLIĞINA DOĞRU
Hikâye örgüsü ve anlatımı açısından sıradanlıktan öteye gidemeyen, ‘ortalama’ sıfatından fazlasını hak etmeyen Demir Leydi filminin en güçlü olduğu yer elbette ki oyunculuklar.
Jim Broadbent, silik bir hayat sürmeyi tercih ederek karısına destek olan Denis rolünde etkileyici bir oyunculuk sergilemiş.
Açılış sahnesinden kapanışa kadar Meryl Streep damgası var filmde. Amerikalı ünlü oyuncu sanki Oscar’a aday olması için yazılmış olan bu rolde Thatcher’ın hırslı ve kararlı olduğu orta yaş dönemini de, yaşlanıp, akıl sağlığını yitirdiği günümüz yıllarını da müthiş bir şekilde perdeye getiriyor. Performansında aksanın da etkili olduğunu belirtmekte fayda var.
Meryl Streep, çeşitli peruk ve protezlerle neredeyse tıpatıp benzediği Margaret Thatcher tiplemesiyle muhtemelen 17. kez Oscar’a aday olacak ve kendisine ait olan Oscar adaylığı rekorunu egale etmiş olacak.

Thatcher rolünde bir Amerikalı!

İngiltere başbakanı Margaret Thatcher’ı neden Judi Dench ya da Helen Mirren (ki Mirren’ın Kraliçe’den sonra başbakanı oynamasını beklemek saçmalık olur) gibi bir İngiliz oyuncunun değil de Amerikalı Meryl Streep’in canlandırdığı çok tartışıldı. Ama filmi izleyince özellikle gerek Demir Leydi’ye benzerliği, gerekse de aksan konusunda Streep’in en doğru seçim olduğunu görüyoruz.

Streep desteklemiyor

Meryl Streep bu rolün hayatın derinliklerine bakabilmesine olanak veren ender işlerden biri olduğunu söylüyor. Margaret Thatcher’ın siyasetini pek çok açıdan desteklemediğini söylese de; “Kararlarına dürüstçe bağlı olduğunu ve değişen zamana ayak uydurmak için bir şeyler yaptığını hissedebiliyorum. İnandığın şeylere yürekten bağlılık kolay değildir. Onun ‘sev ya da nefret et’ tarzı bir lider olmasını takdir ediyorum, ‘neysem oyum’ demesini de. Günümüzde yaptıklarını arkasında bu kadar duran bir politikacı tanımıyorum” diyerek ona olan hayranlığını da dile getiriyor.

Muhtemelen izlemeyecek

Margaret Thatcher, kendisiyle ilgili daha önce çekilen biyografileri izlemeyi reddetmişti. Hayatı üzerine çekilen bu ilk sinema filmine yaklaşımının da farklı olacağı düşünülmüyor.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle