GeriKelebek Cumhuriyet bir yandan Ramazan bir yandan basmışlar geleneği basmışlar geleneği
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cumhuriyet bir yandan Ramazan bir yandan basmışlar geleneği basmışlar geleneği

Bu yılın yükselen trendi Ramazan sushi'si yiyip su dolu kadeh tokuşturmak olabilir belki... Cumhuriyet bir yandan, Ramazan bir yandan; basmışlar geleneği, basmışlar geleneği, ülke tarihi insanın gözünün önünden film şeridi gibi geçiyor.

Arkadaşlar eksik olmasınlar, benimle sık sık dalga geçerler. Sokaktan ak sakallı, nur yüzlü bir dede geçmeyegörsün, direkt işaret ederler: ‘‘Çapa, bak, adam tam senin tipin...’’

Adımız çıkmış dokuza, inmez sekize... Ergenliğimden beri ‘‘şakaklarına kır düşmüş’’ olgun erkekleri beğenirim. Erkek dediğin zaten kadının en az 10 yıl gerisinden geliyor, geç olgunlaşıyor. Çoluk çocuk idare edecek hálimiz yok. Aşk hayatı dediğin çocuk esirgeme kurumu mu kardeşim?..

Geçtiğimiz gün, Cumhuriyet özel ekinde beraber çalıştığımız bir yáren; ‘‘Eee’’ diye lafa girdi yine; ‘‘Bizim Cumhuriyet de 80. yaşına geldi dayandı. Senin gözüne hiç bu seneki kadar yakışıklı görünmemiştir herhalde?’’

‘‘Öyle,’’ dedim. ‘‘Baloya çağırsalar, tüzel kimliğiyle valse bile kalkarım vallahi...’’

‘‘Geçti o dönemler kızım’’ dedi bizimki bu kez. ‘‘Sen eskilerde takılmış kalmışsın. Meclis tavanına çiğ köfte yapıştırma dönemleri bile geride kaldı. Baksana İbrahim Tatlıses de konser vermeyi reddetmiş zaten. Bu yılın yükselen trendi Ramazan sushi'si yiyip su dolu kadeh tokuşturmak olabilir belki... Fonda da 'Başbakan Ata Binmiş Ya Nasip Demiş' isimli yeni bir eser çalınabilir. Hoş olur, yakışır...’’

‘‘O ne be?’’ dedim, háliyle Ramazan sushi'sini kastederek.

Geçenlerde beş yıldızlı bir otelin basın bülteni geçmiş eline. Önümüzdeki ayın programında ne var ne yok, onu anlatıyor bülten. Fakat öyle bir edebiyat döktürmüşler ki her cümlenin içinden en az iki adet gelenek kelimesi geçiyor. Cumhuriyet bir yandan, Ramazan bir yandan; basmışlar geleneği, basmışlar geleneği, ülke tarihi insanın gözünün önünden film şeridi gibi geçiyor. Peki bu ananeyle yatıp gelenekle kalkan otelin iftar mönüsünün yıldızı nedir dersiniz: Sushi...

‘‘Eh, dedim, ‘‘yemin etseler başları ağrımaz. Japonlar kadar geleneklerine bağlı bir millet var mı? Hep küçük Amerika olmaya çalışmayacağız ya, biraz da küçük Japonya olmaya gayret ederiz. Hem belki adı yolsuzluğa karışan siyasiler de harakiri falan yapar; memleket tarihinde bir bahar temizliği yaşanır.’’

İyimserliğimi göz yaşartıcı buldu: ‘‘Sende bu Pollyanna eblehliği olduğu sürece, Maya medeniyetiyle akraba olduğumuza, ileride bir tarihte uzaylıların yine bir koşu gelip, ülkeyi adam edip gideceğine bile ikna olursun.’’

Olurum tabii... Bakınız, ikincisi, üçüncüsü, dördüncüsü, ondördüncüsü filan tartışılırken, birinci Cumhuriyet, arslanlar gibi 80. doğumgününü kutluyor. Ben derim ki, 180. seneye kalmaz, demokrat bir hukuk devleti olduğumuzu bile görürüz. Acelemiz mi var?

Müsterih olalım arkadaşlar. En azından bu yıl, TeleVole sorularına muhatap kalan mankenlerin işi nispeten kolay olacak. ‘‘Cumhuriyetin kuruluş yılı kaçtır?’’ sorusu karşısında ‘‘Ay, vallahi biliyordum, ay dilimin ucundaydı, ilahi-hi-hi...’’ şeklinde bocalamayacaklar. Eh, basit bir çıkartma işlemidir neticede yani (Tabii, 80. yılı idrak ettiğimizi bildiklerini varsayıyoruz!):

‘‘2003 - 80 = 1923!’’

Yorumları Göster
Yorumları Gizle