GeriKelebek Çırak olamadılar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çırak olamadılar

İsmail Haznedar ve Baran Fidanboy, Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın sunduğu ‘Çırak’ta, ‘birlikte çalışmak istemediği’ ilk iki yarışmacı. Yarışmadan elenerek Anadolu Grubu’nda çalışma şanslarına da veda eden iki yarışmacı, ilk haftalarda elenmenin son haftalarda elenmekten daha iyi olduğunu söylüyor.Çırak’a katılmaya nasıl karar verdiniz? Baran Fidanboy: Orijinal programı CNN Türk’ten seyrediyordum ve keşke Türkiye’de de yapılsa diye aklımdan geçiriyordum. Tuncay Özilhan’ın sunacağı yarışmayı öğrendiğim zaman içecek sektöründen biri olarak çok heyecanlandım ve benim de bu yarışmada olmam gerekir dedim. Yine de bir süre başvurmaya çekindim. Sonra bir gece uykum kaçtı, sabah dörtte sorulara cevap verdim ve seçildim. Tuncay Bey çok özel bir insan, o olunca insan ister istemez orada olmalıyım diyor. Ben işimi büyütmek istiyorum ve büyütürken çok büyük bir şirket tecrübemin olmamasının eksikliğini hissettim. Anadolu Grubu gibi bir şirkette çalışabilmek geleceğim için çok büyük bir fırsat olarak görünüyordu. Hálá da öyle düşünüyorum, kazanan için çok iyi bir fırsat. İsmail Haznedar: Yarışmanın ilanını görür görmez başvurdum. Amerikan versiyonunu başvuru yapmadan iki gün önce izlemiştim ilk defa. Müthiş bir yarışma demiştim kendi kendime. Bu yarışmaya katılma şansını kaçırmak istemedim. Profesyonel olarak beş yıllık iş tecrübem var. Büyük şirket tecrübem de var, ama askerden sonra babamın pastanesini düzenlemekle uğraştım. Aynı zamanda master’ımı da tamamladım. Bu ara dönemde yarışmanın anonsunu görünce Anadolu Grubu’nda çalışma şansı bana da cazip geldi.İLK ELENDİM, ŞANSLIYIM- Bu kadar çabuk elenmeyi bekliyor muydunuz?B.F: Ben yarışmaya geldiğim ilk güne kadar hep kazanacağımı düşündüm. Eve girip diğer yarışmacılarla tanışınca kazanmanın o kadar kolay olmadığını anladım. Görevler verildikten sonra işin çok zor olduğunu iyice anladım. İ.H: İlk hafta elendim, şanslıyım ilk elenen akılda kalırmış. Yarışmada kimseyi hafife alamıyorsun, oraya kimse boş bir şekilde gelmemiş. Bu yarışmanın son aşaması maalesef kendi içinde bir rekabeti gerektiriyor ve birinin gitmesi gerekiyor. Ben ilk hafta gitmeyi beklemiyordum. - Tuncay Özilhan doğru karar mı verdi? Siz hangi noktalarda hata yaptınız?B.F: Objektif olarak baktığım zaman ben de kendimi kovardım. Elendiğim yarışma 21 saat sürdü. Herkes ciddi bir mücadele gösterdi. Bir liderseniz, ortada bir başarısızlık varsa ve sorumlusu yoksa sorumluluk liderindir. O da bendim ve kaybettim.İ.F: İlk görevde pazarlamanın temel fonksiyonları vardı. Takım olarak stratejik bir hata yaptık, çünkü çok kısa sürede bütün günle ilgili kararlar aldık. Yer olarak Mecidiyeköy’ü seçtik, yer hiçbir zaman benim içime sinmedi ve zaten o yüzden atıldım. ‘Niye Bakırköy’ü daha iyi savunmadın?’, ‘Niye bu konuda daha yönlendirici olmadın?’ görüşü vardı. Bana haksızlık yapıldı demiyorum, ama asıl sorumluluk liderdeydi. - ‘Seninle çalışmak istemiyorum’ cümlesini duyduğunuzda ne hissettiniz?B.F: Bu kadar değer verdiğiniz, fikirleri sizin çok önemli bir insandan bu cümleyi duymak insanı üzüyor. Hayranı olduğunuz insandan bunu duymak hoş değil, ama sonuçta bir karar vermek zorunda.İ.H: ‘Kovuldun’ cümlesinden daha yumuşak gibi gözüküyor ama sonuçta aynı kapıya çıkıyor. Tuncay Bey’in çalışmak istemediği kişi olmak üzücü. Orada kendinizi göstermeye çalışıyorsunuz. Benim için zaman çok sınırlıydı. Kendimi tam anlamıyla gösteremedim. - İki hafta da kadınlar kazandı. Kadınlar daha mı hırslı?B.F: Bunun sebebi erkeklerin egosunun biraz daha güçlü olması. Tuncay Bey’in ‘İşleri hor görüyorsunuz’ yorumu çok yerindeydi. Kadın yarışmacılar daha iyi konsantre oluyor. Bence ilk iki hafta çok iyi çalıştılar ve hak ettiler. Yine de ben bu yarışmanın sonunu erkeklerin getireceğine inanıyorum. En enerjik Mert’i görüyorum. Sonra da Cem ve Ahmet Işık. İ.H: Bence erkekler esas performansını henüz gösteremedi. Cem’in kendine inanılmaz bir güveni var, ‘Siz ne arıyorsunuz burada, ben zaten bu yarışmanın birincisiyim’ mesajı alıyorum ondan. Finalde bir erkek ve bir kadının olacağını tahmin ediyorum. Kadınlarda Didem’i takip ediyorum. Diğer favorim Begüm.- Bu yarışma size neler kattı?B.F: Ekip olmanın ve liderliğin önemini çok iyi öğrendim. İnsanlarla nasıl diyolog kurulması gerektiği ve kısa sürede neler yaratılabileceği konusunda da dersler aldım. Bunun yanısıra müthiş bir tecrübe ve eğlence oldu benim için. İ.H: Bu tecrübeyi yaşamak sıradışı. Orada takım içinde hızlı bir şekilde proje üretmeyi öğrendim. Kendimize bakmamızı ve hatalarımızı görmemizi sağladı.- Baran sen kazansaydın kendi işini kapatacak mıydın?B.F: Kendi işimi bırakmayı düşünmedim. Aslında Tuncay Bey olmasaydı böyle bir projeye katılmayabilirdim. Anadolu Grubu’ndaki bir yıllık tecrübenin benim için çok iyi olacağını düşünüyordum. İşimi büyütmek aşamasındayım ve büyük bir şirkette bunun eğitimini alıp kendi şirketime aktarmayı umuyordum. Kazansaydım bir senenin sonunda kendi işime dönecektim. Aslında bir anlamda başlarda elendiğime seviniyorum. Son haftalarda elenmek beni daha çok üzerdi.İ.H: Son haftalara kalıp kaybetmek daha zor. İkisi de master’lıİsmail Haznedar ‘Çırak’tan kestane satışı görevinin verildiği ilk hafta elendi. 29 yaşındaki Haznedar, ODTÜ İşletme mezunu ve Marmara Üniversitesi’nde master yapmış. İşletmecilik alanında 5 yıllık deneyimi var.Baran Fidanboy ‘Çırak’tan restoran işletmeciliği görevinin verildiği ikinci hafta elendi. 34 yaşındaki Fidanboy, İTÜ Kimya Mühendisliği mezunu ve Seattle’da master yapmış. Meykar Gıda’nın kurucu ortağı, Buzlaş markasının sahibi.Trump olsa katılmazdık- Sizi en çok ne zorladı?B.F: En çok zaman zorladı. 15 dakika önce size verilen projeleri hızlı bir şekilde şekillendirmeniz gerekiyor. Takım elbiseyle kestane satmak da hiç kolay olmuyor!İ.H: Ben yarışmaya gelmeden önce ikna kabiliyetimin güçlü olduğunu düşünüyordum. Ahmet Işık o yönde beni çok zorladı. - Donald Trump’ın sunduğu yarışmaya katılır mıydınız?B.F: Katılmazdım. Beğendiğim bir işadamı değil, bence bir şovmen. Tuncay Bey ise gerçekten çok iyi bir işadamı. Aynı zamanda çok da sevecen. ‘Seninle çalışmak istemiyorum’ derken zorlandığını hissediyorsunuz, Trump söylese bozulurdum. İ.H: Ben de katılmazdım.