GeriKelebek Charlie'nin son meleği
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Charlie'nin son meleği

Hollywood'un sorunlarıyla en ünlü kadınlarından Drew Barrymore, Rolling Stone Dergisi'nin son sayısına konuk oldu. Derginin geniş yer verdiği ünlü yıldız, son filmi Charlie'nin Melekleri'yle yeniden yükselişe geçen kariyerini ve aşk hayatını anlattı...

Son zamanların en çok seyredilen filmi olma özelliğini kazanan Charlie'nin Melekleri, başrol oyuncusu üç kadınla da dikkatleri çekiyor. Drew Barrymore, filmde Dylan karakterini canlandırıyor ve aynı zamanda da filmin yardımcı prodüktörü. Cameron Diaz ve Lucy Liu da, en az onun kadar hevesle çalışmışlar. Charlie'nin Melekleri 1976 yılında ilk kez yayınlandığında, Drew henüz bir yaşındaymış. Ama en favori oyuncusu Jacklyn Smith tarafından oynanan Kelly'miş. ‘‘Kendini ve seksapelini kanıtlamaya ihtiyacı olmadan, tamamen soğuk ve mesafeli ama bir yandan da çok seksi ve havalı bir kadındı o’’ diyor Drew.

Barrymore ve prodüksiyon ortağı olan Nancy Juvonen, Columbia Pictures'in eski bir televizyon dizisini filme çekme projesini duyunca hemen katılmak istemişler. Ama şirketin düşündüğü film, Charlie'nin Melekleri değilmiş. Barrymore ve Juvonen işin üstüne giderek, dizinin 1981'de yayından kaldırılmasının ardından, sanki Townsend Dedektiflik Bürosu'ndan bir sürü kadın ajan gelmiş geçmiş gibi bugüne adapte edilmiş bir melekler ordusu yarattılar. Yalnızca, filme değişik bir hava katabilmek adına, silah kullanmamaya karar vermişler. Özellikle de, Drew'un okullarda yer alan silahlı saldırılara karşı tutumu çok kesin. ‘‘Bir adamın oturduğu yerden bir tetiği çekmesi ve birilerini öldürmesi gibi aptalca ve korkakça bir olay olamaz. Ama bu artık silah kullanılan bir filmde oynamayacağım demek değil tabii. Biz sadece doğu sporları kullanılarak da düşmanların üstesinden gelinebileceğini göstermek istedik.’’ Drew, bu filmde oynamayı, tamamen kendi gücünü kendine de kanıtlayabileceği bir rol olduğu için istemiş. Özellikle de Dylan karakteri, onun canlı, hayatla barışık, özgür ve kendinden emin tarzına çok uymuş...

Gerçek kızkardeşlerini buldu

Filmin çekimleri sırasında, Drew Barrymore, Cameron Diaz ve Lucy Liu arasındaki dostluğun sınırları da bir hayli derin olarak incelenmiş. Özellikle, birbirleriyle ve setteki herkesle kavga ettiklerine dair çıkan haberler, üçünü de çok üzmüş. ‘‘Cameron'la 14 yaşından beri arkadaşız. Onun o zaman da bugünkü gibi olduğunu biliyorum. Çok candan ve içten bir kızdı, hala da öyle. Film çekimleri çok stresli ve yorucu geçiyor ama çok da eğleniyoruz. Kızlarla birbirimizi çok sevdik. Sonunda hiç sahip olamadığım kızkardeşlerimi bulmuş gibiyim’’ diyor Barrymore.

Artık, hayatındaki dostlukların çok daha sınırlı ama çok daha kalıcı olmasına özen gösteren Drew, bu yüzden de iki rol arkadaşıyla arasındaki bağı sağlam tutmak için herşeyi yapmaya kararlı. Onlara elleriyle yemekler pişiriyor ve dostluklarını canlı tutmak için arada sırada küçük sürpriz partiler bile hazırlamayı ihmal etmiyor. Bütün bu işleri yaparken ve bir yandan da film projeleriyle ilgilenirken, en büyük yardımcısı kuşkusuz sevgilisi ve rol arkadaşı Tom Green oluyor.

Sevgilisi onun herşeyi

Sevgilisi Tom Green, Drew'la birlikte olduğu anlarda, herşeyi yapabildiklerini söylüyor. Özellikle de, okyanusa dalma ve uçaktan atlama konularında birbirleriyle iyi anlaşıyorlar. İkisinde de garip bir heyecan tutkusu var. İlk tanışmaları, Charlie'nin Melekleri filmi için olmuş. Ona filmde bir rol teklif eden Drew, adamı gördükten sonra bir daha aklından çıkaramamış. ‘‘İlk başlarda, bana dışarı çıkmamızı teklif etsin diye bekliyordum ama sonradan, bunun gerçekleşmeyeceğine inandım. Ta ki film çekimleri başlayıncaya kadar. Çünkü o zaman bana olan hislerinin farkına vardı. Ben de ona olan hislerimin tabii. Bence bu adam beni seviyor. Ve bunu kabullenmek benim için çok büyük bir olay. Sevilmeye yeteneğim olduğunu bilmiyordum.’’

Drew bu filmde aşkı ve dostluğu bulduğunu itiraf ediyor. Artık bütün vaktini, çiçeği burnunda nişanlısı Tom Green'i nasıl mutlu edebileceğini, ona karşı nasıl daha iyi ve komik olabileceğini ve tabii ki, birlikte geçirdikleri her anı nasıl daha değerli kılabileceğini düşünmeye ayırmış. ‘‘Şimdi, sanki uykuya yatarken de gülüyorum, uyanınca da,’’ diyerek, ona olan hislerini açıklamaya çalışıyor Drew.

Annesiyle barışma kararı aldı

Drew Barrymore, hayatından çıkarmak istediği kadınla geçtiğimiz günlerde barışma kararı aldı. Jaid Barrymore, kızının kendisinden nefret ettiğini ve bir daha asla görmek istemediğini zannederken, birden ondan gelen bir telefonla havalara uçtu. Özellikle de kendisini görmek istediğini öğrenince. Çünkü Jaid ve Drew, yaklaşık altı yıldır hiç görüşmüyorlar, sadece telefonla konuşuyorlar. Annesinin, kendi ününü kaldıramadığını artık anlamış olan Drew ise, bu konunun üzerine gitmemekte kararlı. ‘‘Seni doğuran insana sırtını dönemezsin,’’ diyor. ‘‘O bir gün sinemaya gidip, doğurduğu insanı seyrederken gözyaşlarına boğulmamalı. Bunu kimseye yapamayacağımı anladım. Onun toplum içindeki davranışları beni hep utandırırdı ama artık 25 yaşındayım. Kimseden utanacak veya çekinecek halim kalmadı diye düşünüyorum.’’

Drew, ‘‘Anneler günü geldiğinde, annenin bir yerlerde olduğunu bilmek ama ona sarılamamak çok ağır geliyor bana. Özellikle onun da aynı şeyleri hissettiğini biliyorsan. Ama artık bunların hepsi geçti,’’ diyerek, annesine de barışma sinyalleri göndermeyi ihmal etmiyor. Ama yine de şimdilerde en önemli olan olay, Drew'un sevgilisi Tom Green. Onu kaybetmemek için yaşadığını söyleyen ünlü yıldız, artık çocukluk anılarının etkisinden kurtulmuş olmanın rahatlığıyla, kendini son derece huzurlu ve mutlu hissediyor...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle