Çantadaki kurşunlar

Güncelleme Tarihi:

Çantadaki kurşunlar
Oluşturulma Tarihi: Nisan 30, 2003 00:00

Havaalanında güvenlik kontrolünden geçiyorum. Sabahın körü. Tavuklar uyanmamış daha.Ben? Benim ne farkım var onlardan! Ben de uyuyorum. Ama ayakta.Öne doğru hafiiif hafiiif sallanıyorum. Gözlerimi açamıyorum. Göz kapaklarım yer çekimine yenik düştüğünde, tuhaf ama, acayip mutlu oluyorum. O bana çok uzun gibi gelen saniyelik kopmalarda, rüya bile görüyorum. Hem de ne rüyalar. Erken uçaklara binmekten nefret ediyorum ama onun eşantiyonu olan bu kaçak uykulara bayılıyorum.Ben Adana'dan İstanbul'a geliyorum.Ve sosis çantamın x-ray'den bana doğru süzülmesini bekliyorum...* * *Birden bir arbede oluyor. Bütün polisler üşüşüyor. Bana bakıyorlar ve aralarında fısır fısır konuşuyorlar.Allah Allah. Sorun çantam galiba.İçlerinden biri ‘‘Hanımefendi bunun içinde ne var?’’ diyor. Uyanır gibi oluyorum.Çünkü yüzünde sorgulayan bir ifade var.‘‘Bilmem’’ diyorum. ‘‘Pek bir şey yok, iki tane kot pantalon, tişört ve kitap. Babaannem rahatsızlandı Adana'ya onu ziyarete geldim de. İki günlüğüne...’’Der demez kendime kızıyorum:Şimdi neneni niye karıştırıyorsun? Sen bunu hep yapıyorsun! Neden yeryüzündeki herkese izahat verme gereği hissediyorsun? E istersen beyin damarlarından birinin tıkandığını filan da söyle. Hangi hastaneye kaldırıldığını. Ne kadar sarsıldığımızı... İyi de onlara ne? Salak Ayşe. Salak Ayşe.Susuyorum.Akıllı ve uyanık Ayşe olmaya çalışıyorum:‘‘Açıp bakabilirsiniz’’ diyorum. Peru'dan aldığım renkli sosis çantam açılıyor. En tepede kabak gibi bir naylon poşet duruyor.Tekrar soruyorlar: ‘‘Bu nedir hanımefendi?’’Birden hatırlıyorum. Birden meseleyi çözüyorum. Birden uyanıyorum. Birden utanıyorum.‘‘Hah o mu?’’ diyorum. Hafif mahçup ekliyorum: ‘‘Kurşun...’’* * *Bir sessizlik oluyor, poşet açılıyor, içinden okunmuş su, tuz, defne yaprakları ve gazete kağıtlarına sarılmış kurşun plakaları çıkıyor.Şimdi ayıkla pirincin taşını!Derin bir nefes alıyorum.‘‘Kurşun döktürdüm de’’ diyorum.‘‘İnanırsınız inanmazsınız ama ben çok rahatladım. Acayip nazar varmış üzerimde. Şimdi kendimi hafiflemiş hissediyorum. Psikolojik olabilir ama durum bu. 32 kilo gibiyim. Uçacak gibi. Anlatabiliyor muyum? Çok sevdim bu plakaları. Baksanıza, bir tür sanat eseri. Onları evime götürüyorum. Duvarıma asacağım da...’’Öyle bir durum ki, resmen absürd, ne söylersem batıyorum.Suratıma uzaylı gibi bakıyorlar.İnandırcı olabilmek için ‘‘Bakın şunlar fare, şunlar yılan, şunlar da salyangoz...’’ diyorum. ‘‘Negatif enerji yani. Düşman yani. Ben onlardan kurtuldum. Kurşunlar her tarafımda patladı. Ama ne patlamak. Şimdi hiç kurşun düktürmediyseniz, ben size nasıl anlatayım? Diyeceğim o ki formları hoşuma gitti, bir mahzuru olacağını düşünmediğim için de yanıma aldım...’’Sabah sabah bir manyağa çattık gibi bakıyorlar bana. Uzun uzun farelerimi, yılanlarımı, salyangozlarımı inceliyorlar.Sonra bir kadın memur, ‘‘Ben de bir keresinde döktürmüştüm’’ diyor. ‘‘İyi geliyor insana. Kurşunları duvarıma asmamıştım ama... Geçebilirsiniz hanımefendi...’’Allah ondan razı olsun!* * *Ablam Suna'dan da.Arkadaşı Ebru'dan da.Maaile, babaannem için, baba ocağı Adana'daydık. Torunlar, çocuklar, akrabalar. Hepimiz birbirimize kenetlenmiştik. Sürekli hastanedeydik. Ama an geliyor insana gördükleri, tanık oldukları ağır geliyor. Demek istiyorum ki, dominant sözcüğünün benim lugatımdaki karşılığı olan ve girdiği yeri titreten babaannemin, geçici olmasını umud ettiğimiz, şimdiki kuş gibi hali insanı fena yapıyor, atıyorsun kendini Adana sokaklarına...Ve başlıyorsun arşınlamaya. Ver elini ucuz penyeciler, çantacılar, yeni açılmış kebapçılar...Derken, kurşun döken F. Hanım'da soluğu alıyorsun.Ben yani.İyi ki aldım.İyi ki o tatlı kadının evine adım attım.Kafama o örtüleri örttü.Ve kurşunu döktü.Onlar her patladığında ben rahatladım.Merkür geri mi gidiyormuş, 20 Mayıs'a kadar hayat zor muymuş, ona bile takmadım.Hafifledim.Kendimi iyi hissettim.Tek dileğim babaannemin de öyle hissetmesi.Bir an önce iyileşmesi...Kutas Hanım'ın eskiden olduğu gibi yeri göğü inletmesi...
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!