GeriKelebek Bizim köyün delisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizim köyün delisi

Bizim köyün delisi
refid:19752337 ilişkili resim dosyası

Son zamanlarda Facebook’ta dolanan bir video var. Küçük bir odanın içinde uzun saçlı, sakallı, gençten bir adam, kafasını kızdıran kim varsa sayıp döküp, hepsine “Dağılın lan, dağılın!” diyor. Etrafını farklı ülkelerden geldikleri belli bir dolu müzisyen sarmış. Davullar, trompetler, gitarlar, saksafonlar, darbukalarla bir cümbüş hali gidiyor.

Müzik bir acayip. Rap desem değil, caz desem değil, rock desem değil. Cazlı rapli eklektik oryantal multi-kulti punk gibi bir şey. Söyleyenin adı da Hakan Vreskala. Peki kim bu öfkeli adam?

KOMPLE MÜZİSYEN
Hakan, İzmir doğumlu, baba tarafı Makedonya’dan göçmüş bir ailenin oğlu. Doğuştan zıpır zıpır, hiperaktif, ergenlikten solcu… Çoluk çocuk sahibi “kocaman adam” olmuş ama zıpırlık, solculuk baki kalmış.

Bornova Anadolu Lisesi’ndeyken, dönemin modası okul “boy band”inde bateri çalmış. Liseden sonra sonra kankasından ayrılmamak için jeofizik nedir onu bile bilmeden, ek kontenjanla İTÜ Jeofizik Mühendisliği’ne girmiş. Haliyle okuldaki performansı da pek iç açıcı olmamış. Bırakıp, müzik okumak için İsveç’e yerleşmiş. Kraliyet Müzik Konservatuarı’na girmiş, zaman yetersizliğinden onu da bırakmış. Yani aslında okullu değil alaylı ama “komple müzisyen” dediğimiz tayfadan.

Hakan, 2000’lerin ortalarında Deniz Cuylan ve Selen Hünerli’yle kurdukları Norrda’nın perküsyonlarını çalıyordu. Meraklılarının kendisiyle tanışması da o zamanlara rast gelir kanımca. Sonra İstanbul’un gece hayatını İsveç’e taşıyan Klubb East’n’bul’un babası oldu. Şivan Perver’in orkestrasında vurmalı çalgılar ondan soruldu. Arada İsveç’teki Türk, Kürt, Süryani, Roman düğünlerinde çaldı, müzikal yaptı, turneye çıktı, Stockholm’ün -10 derecelik soğuklarında sokakta çaldı.

Bizim köyün delisi

“HER KÖYDE BİR DELİ VAR” GELİYOR
En sonunda şarkı yazabildiğini ve söyleyebildiğini de keşfetti. Dedim ya, “komple müzisyen” diye. Bu Cuma günü de Hakan’ın albümü çıkıyor. Adı, “Her Köyde Bir Deli Var”. 15 Şubat’ta da Ghetto’da bir konser verecek.

Hakan, albümü biraz “adet yerini bulsun” diye çıkarıyor. “Albüm detay aslında, yani kendim için çıkarıyorum, emeğimin karşılığını görmek için” diyor. Hatta hazırlık süreci beklediğinden uzun sürünce, dayanamamış şarkıların bazılarını YouTube’a yüklemiş.

İŞTE VRESKALA'NIN ALBÜMÜNE ADINI VEREN ŞARKISI / WEB TV

/images/100/0x0/55eb0ec3f018fbb8f8a847c0
POLİTİK ŞARKILAR YAZIYOR AMA “POLİTİK ŞARKICI” DEĞİL
Hakan’ın öyle büyük kitlelere seslenmek, çok büyük paralar kazanmak gibi amaçları da yok. Zaten yaptığı müzikle ve yazdığı sözlerle milyonları peşinden sürüklemeyeceğinin de farkında. Zira üzerine “politik şarkıcı” yaftasının yapıştırılmasını istemese de “ergenlikten solcu” tavrını çok net bir şekilde müziğinde koyuyor ortaya.

Şarkılarında hep, hayatla bir derdi olan, sürüden ayrılmışların yalnızlığı var. Hatta teknolojinin imkanlarıyla İstanbul’dan Stockholm’e yaptığımız sohbette kendi ağzıyla da söyledi. Şarkılarını da kendisi gibi düşünen ve aynı yalnızlığı hissedenlere hitaben yazıyor. Hatta albüme adını veren “Her Köyde Bir Deli Var”ın açılışına “kendini yalnız hissediyorsan” diye bir dize bile yazmış.

TÜRKÇE, KÜRTÇE, İSVEÇÇE
Şarkı sözleri demişken, Hakan’ın ilk tanındığı solo şarkısı, yarı Kürtçe yarı Türkçe Kürdî Nizanım. Bir zamanlar aşık olduğu Kürt sevgilisine yazılmış, tatlı bir hikaye. “Yaşasın halkların sevgililiği” diye bas bas bağırıyor. Bir de İsveççe söylediği Blocket var. Blocket.se, İsveç’te çok meşhur bir kiralık ev ve ikinci el eşya bulma sitesiymiş, şarkı da Hakan’ın 10 sene önce İsveç’e ilk gittiğinde yersiz yurtsuz geçirdiği günleri anlatıyormuş.

En başta da bahsettiğim gibi, “Dağılın Lan”ın sözleri ise çok daha sert. Hakan “Cinnet geçiriyorum” diye başlamış ardından tabir-i caizse “alayına gider yapmış”. Müziğini şu ana kadar kendisi gibi düşünenler dinlediği için sıkıntı olmamış ama albüm çıkınca illa ki başkaları da duyacak.

“Kafanı kızdıran herkese biraz çatmışsın.  İnsanlar bu sözleri duyunca ya çok sevecek ya da nefret edecek. Türkiye’de bunun rahatsızlık yaratmasından endişe etmiyor musun?” diye soruyorum. Hakan, “Etmez olur muyum? İlk günden beri kafamda bu var. Özellikle de annemin tepkisinden korkuyordum. Ama şarkılar onun onayından geçtiğinden beri daha rahatım” diye yanıt veriyor gülerek.

/images/100/0x0/55eb0ec3f018fbb8f8a847c2
GÜZEL İŞLER, GÜZEL İNSANLAR
Ancak bütün bu kızgınlığına rağmen şarkılarında hep bir neşe var. Hakan, “O neşeyi elde etmek biraz zor oluyor tabii” diyor, “Ancak asıl güzel tarafı, ben bu işe başladığımdan beri yolum hep güzel insanlarla kesişti. Birlikte çalıştıklarım, müziğimi dinleyenler hep güzel insanlardı. Onlardan aldığım olumlu tepkiler sayesinde olumsuzluklar pek de umurumda olmuyor.”

“İsveç’te yaşıyor olmak müziğinde ne kadar etkili?” diye de soruyorum. En başta göçmen olmanın her türlü ağırlığını üzerinde taşıdığını anlatıyor. Daha da önemlisi Türkiye’den uzak olduğu için siyasi görüşlerinin daha tutkulu olduğunu söylüyor:

“Türkiye’de daha aktivisttim. Ama o zamanlar yaptığım şey sokak siyasetiydi. Bugün daha farklı bir yoldan siyaset yapıyorum. Ama bir yandan da resmen takıntılı bir ruh hali içindeyim denebilir. Misal ben muhtemelen Türkiye’deki gazeteleri sizden daha iyi takip ediyorumdur. Her yazılanı okuyorum. Platonik aşık gibiyim. Uzaktan ve tutkulu seviyorum.”

Peki Hakan çok sevdiği Türkiye’ye dönecek mi? Cevap net: “10 sene mi olur, 20 sene mi olur bilemem ama tabii ki döneceğim. Benim şu hayatta uğruna yaşadığım üç şey var: Yemek, müzik, politika. Üçünün de hası Türkiye’de.”

HEPİMİZ DELİYİZ
Bu arada, Hakan, bir de müzikli tek kişilik bir gösteri yapıyor. Sloganı, “Hayatın kendisi kadar politik ve hayatın kendisi kadar komik”. Orada anlattıkları da şarkı sözleri gibiymiş, cinnet hali gibi biraz. “Kafamı bozan şeyleri espriyle anlatıyorum” diyor. Bir nevi dertleşme yani.

“Aslına bakarsan benim röportajlarım falan da böyle dertleşme gibi oluyor biraz. Dost sohbetine bağlıyoruz bir yerden sonra” diyor. Bence haklı. Misal ben 45 dakikalık muhabbetin sonunda kendimi Hakan’la birbirimize çocukluğumuzu ve ailelerimizi anlatırken buluyorum.

Sonra, “Her Köyde Bir Deli Var”ı dinleyince neler düşündüğümü anlatıyorum. “Tam da bunları hissederek yazmıştım ben de. Amacıma ulaşmışım demek ki” diyor. Konser için Şubat’ta İstanbul’a geldiğinde yüz yüze de görüşmek için sözleşip bitiriyoruz sohbeti.

“Her köyde bir deli var” ya hani, bizim köyün delisi Hakan’ın ta kendisi.

seturan@hurriyet.com.tr

http://twitter.com/sevinturan

Sevin Turan


Yorumları Göster
Yorumları Gizle