GeriKelebek Bizim aile anaerkildir evde kadın sözü geçer
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizim aile anaerkildir evde kadın sözü geçer

Bizim aile anaerkildir evde kadın sözü geçer
refid:3963838 ilişkili resim dosyası

Yeni bir projede yer almadığı sürece kamera ve objektiflerden bucak bucak kaçan Müjde Ar’ı Trabzon’da, "Kuşdili" adlı yeni dizisinin setinde yakaladık. Son projesinden Sezen Aksu ile çekecekleri ancak son anda iptal ettikleri filme, kabusu andıran çekim anılarından özel hayatına kadar her şeyi konuştuk.

Bu teklifi neden kabul ettiniz?

Bu karakteri sanki beni düşünerek yazmışlar. Etrafımda böyle tipler de çok. Deli dolu, bana benzeyen, Aysel’e benzeyen kadınlar yani...

- Anneniz Aysel Gürel de Trabzonluymuş...

Evet. 13 yaşındayken "Romeo&Juliet"te Jüliet’i oynamış. Ortalık birbirine girmiş tabii. "Hakimin kızı artist oldu" demişler. Dedem burada 25 yıl ağır ceza reisliği yapmış, anneannem de belediye ebesiymiş. 1929’da dedem Sarayköy’den buraya tayin olmuş, annem 40 günlükmüş daha. 1960’a kadar kalmışlar burada. Teyzem de Trabzon Lisesi’nin meşhur "sıfırcı Ahsen"i. Hep mektup gelirmiş eve "Ahsen Hanım kanına mı susadın" diye. Koca koca çocukları dövermiş. O yıllarda tokadını yemeyen yokmuş.

- Geniş ve renkli bir aile...

Evet, eski geniş aileler nerede!

- Anneniz tiyatronun ilk Karadenizli Juliet’i herhalde... Çünkü dediğinize göre üniversiteye kadar Karadeniz şivesiyle konuşuyormuş.

Evet, resmen Karadenizli Juliet. "Geleyrum, gideyrum" diye konuşurken, inat etmiş, 1948’de İstanbul’a gelip Türkoloji bölümüne girmiş.

- Siz Karadeniz özelliklerini taşıyor musunuz? Mesela agresif misiniz?

Evet, bizim ailenin bütün kadınları öyledir. Yani kadının lafı geçer. Ataerkil değil, anaerkildir Karadeniz kadınları.

ANNEM TÜP BEBEK DÜŞÜNÜYOR

- Bu dizide 3 çocuğunuz var. Gerçek hayatta hiç istemediniz mi çocuk yapmayı?


Benim oğlum var işte, Söz... İlla doğurmak mı gerekiyor çocuk sahibi olmak için! Bir insanın çocuk yetiştirmesi için kendi kanından canından olması gerekmez. Asla pişmanlık duymuyorum çocuğum olmadığı için. İsteseydim yapardım. Hiçbir manim yoktu. Şimdi bizim ailede tüp bebeği ben değil annem düşünüyor.

- Yeni nesil oyuncular sadece işleriyle değil özel yaşantılarıyla da gündemdeler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aynen öyle. Ben iş yapmıyorsam ne röportaj veririm, ne görünürüm. Bizim zamanımızda her şey çok başkaydı. 1980 sonrası üretim önemini kaybetti, bul karayı al parayı sistemi empoze edildi. Bu ilişkilerden kişiliğe, yeni oyuncuların oluşumlarına, tavırlarına kadar her şeye yansıdı. Ben bu mesleğe saygı duyan biri olarak bu işi ölünceye kadar aynı saygıda götürmeyi hedefledim.

- Sezen Aksu ile birlikte yapacağınız "Erkekler Yalan Söyler" adlı film projenize ne oldu?

Yapacaktık, senaryo hiçbir şeye benzemeyince bıraktık. Bu yaz Med Yapım "Aşk-ı Memnu"yu sinema filmi yapıyor, orada oynayacağım.

- "Kuşdili"nin kadrosundaki genç isimleri nasıl buluyorsunuz?

Bunların tecrübesiz olduğundan şüphem var. Mesela, Türkiye güzeli Hande Subaşı inanılmaz yetenekli. Öylesine söylemiyorum, konuşamayan bir çocuk oynuyor, müthiş zor yani. Oyuncu koçuyla güzel hazırlandı rolüne.

- Eskiden oyuncu koçları var mıydı?

Biz Münir Özkul, Yıldız Kenter, Toto Karaca, Gülriz Sururi, Kenan Büke’lerden ders aldık. Oyuncu koçlarımız onlardı.

- Çalışmadığınız zamanlar ne yapıyorsunuz?

Yurt dışında çok geziyorum. Beş kuruş buldum mu beni kimse göremez Türkiye’de. Şimdi ilk fırsatta Güney Amerika’ya gideceğim. Bir ay önce Münih’ten geldim. Düz bir şehir olduğu için 6 saat yürüdük karı-koca. İkimiz yeşili çok severiz. Kaz Dağları’na da gidiyoruz, Avusturya’ya da. Ercan (Karakaş) 20 yıl Almanya’da kaldığı için buradan çok oralarda yaşıyoruz. Ben de oyunculuktan önce Alman Dili ve Edebiyatı okudum. Onun dışında Yeşilyurt’ta köpeğe çarpıyor, Sarıyer’de bana haber veriyorlar. İnşaatım hiç bitmez. Tam yerleştik, oturuyoruz derken bütün salonu kırar, yeniden yaparım. Çocukla ilgilenirim. Bu arada çocuğuna bakamayan, askere giden, kocası-karısı ile problemi olan, ev arayan, sokakta kalan, kanser, ülser olan herkes beni arar, telefonum susmaz.

- Güzin Abla’nın farklı bir versiyonusunuz o zaman?

Vallahi, aynen öyle...

- Sizin Sharon Stone gibi sigara düşmanı olduğunuzu ve sette bile sigara içirmediğinizi biliyoruz. Eşiniz sigara içer mi?

Hiç içmemiş. Evet, sette geldiğimi duyan ekip, eyvah diyormuş!

- İçseydi ne yapardınız?

Bıraktırırdım. Kocadan vazgeçecek halim yok ya! Bırakmadan önce böyle değildim. 9 yıl içtim ve doktora gidip ciğerlerime baktırdım. Doktor "Hemen bırakmazsan 50 yaşını göremezsin" demişti.

Harran’daki kabus

- Bu arada Türkan Şoray ile Fatma Girik de diziye başlıyor.

Biliyorum. Bütün dinazorlar mı demek istiyorsun yoksa!

- Öyle demek istemedim tabii ki. Reyting çarpışması olacak mı, onu merak ediyorum.

Kişiler arasında olmuyor reyting çarpışması, kanallar arasında oluyor. Bu yapımcıların işi.

- Çekimler nasıl geçiyor? Karda kışta, zor şartlar altında çalışıyorsunuz...

Hakikaten benim sesim kısıldı bu evin içinde. Geceyarısı yat, sabah 06.00’da kalk. Bu herkesin tercih edebileceği bir şey değil. Hele benim gibi konforuna düşkün bir tipse zor. Hayatım boyunca kazandığım bütün parayı verip en iyi evlerde yaşadım. Bu kadar düzen insanı olunca zor geliyor tabii.

- Geçmişte çok daha zor çekimleriniz olmadı mı?

Elbette oldu. Mesela "Kibar Feyzo" filmini çekmeye Harran’a gitmiştik. Sene 1978’di. Otel yoktu sanırım, Su İşleri Lojmanı gibi bir yerde kaldık. Rahmetli Adile (Naşit) ile çıktık odaya, yataklar 1915 model demir, paslı karyola. Dahası ayaklarının altında kesilmiş tenekeler ve içinde su vardı. "Bu ne" dedik. Çocuk "Abla akrep gelmiyor, onu görünce kaçıyor" dedi. Biz şoke olduk ama kaçıyorlarsa sorun yok diye düşündük. Girdik banyoya, baktık ki bir yalak var, bir de yarısı kırık tuvalet taşı. Adile ile yine bakıştık, neyse dedik. Banyoda da iki yağ kutusu, böyle bir mekanizma yapmışlar fare yakalamak için. Kolumun yarısı kadar fare gördüm ben orada, inanamadım. 2,5 ay biz orada kaldık. O zaman bunlara katlanmışım ama şimdi katlanamam.

- Şimdiki oyuncular çok şanslı olsa gerek!

Onlar zannediyorlar ki oteller hep böyleydi. Neler görmedik ki biz! Hasankeyf’te 11 gün kabız oldum. Kolumda serum yattım hastanede, kürtaj oldu diye haberim çıktı. Yine Adile Naşit ile birlikte sucuk yedik oralarda, ona bir şey olmadı ama ben zehirlendim. Ciğerlerimi kustum, hastaneye gidemedim yine haber çıkar diye. Neler yaşadık neler...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle