Geri Kelebek Ben de düğündeydim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben de düğündeydim

Ürdün Prensesi Nur ile Veliaht Prens Hamza’nın düğünü Amman’daki resepsiyonla başlayıp Akabe’de eğlenceyle devam etti. Gelin ve damat bol bol göbek attı.Cep telefonları ve fotoğraf makinelerinin yasak olduğu, gazetecilerin içeri alınmadığı, limonata ve meyve sularının yerini alkole bıraktığı, davetlilerin gelin ve damatla bol bol göbek attığı ‘aile arası’ kutlamada ben de Akabe Sarayı’ndaydım. Ürdün Veliaht Prensi Hamza ve Prenses Nur’un Amman Zahran Sarayı’ndaki düğün fotoğraflarını gördüyseniz kraliyet ailesi yemez içmez, dans etmez, eğlenmez zannedebilirsiniz. Evliliklerini 2500 kişiyle teker teker el sıkışarak kutladıklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü şimdiye kadar bu düğünle ilgili duyduğunuz, gördüğünüz, okuduğunuz her şey ilk geceki resepsiyondan ibaret. Oysa asıl düğün bir gece sonra Ürdün’ün liman şehri Akabe’de gözlerden uzakta gerçekleşti. Ne basın ne de protokol vardı Akabe Sarayı’nda. İspanya Kraliçesi Sofia, İspanya Prensi Felipe ve Prensesi Letizia, İsveç Kraliçesi Sylvia, Belçika Kraliçesi Fabiola, Belçika Prensi Philip ve Prensesi Mathilde, İngiltere Prensi Andrew’u da kraliyet ailesi mensubu olmalarından dolayı aileden sayıyoruz tabii. Çoğunluk yabancı aile dostları ve okul arkadaşlarından oluşuyordu. 22 yaşındaki Prenses Nur ve 26 yaşındaki ablası Prenses Sarah’yla ABD’de Emerson College’da okurken arkadaş olduk. Prenses olduklarını fark etmemiz 1 yılımızı aldı. Son derece mütevazıydılar, yatakhanede kimseden farkları yoktu. İspanya’da büyüdükleri için ana dilleri İspanyolca’ydı. Babaannelerinin Mihrimah isimli bir Türk olduğunu söylediklerinde, Osmanlı sultanı Mihrimah’tan bahsettiklerinden habersiz kendilerine Mihriban türküsünü öğretiyorduk. Annelerinin adının Firuze olduğunu duyduğumuzda Sezen Aksu’nun ‘Ağla ağla Firuze’ dizeleriyle Türk müziği konusunda kendilerini aydınlatmaya devam ediyorduk. Bizim Nur, yani Prenses Nur 24 yaşındaki Veliaht Prens Hamza’yla geçen Ağustos’ta evlendi, tam 9 ay sonra da çocuk yerine düğün yaptı. Önce Amman, sonra Akabe’deki kutlamalarda Emerson College’daki Türk sınıf arkadaşları olarak, Los Angeles’ta yaşayan yönetmen Mert İçgören’le birlikte Akabe Sarayı’nda ülkemizi gururla temsil ettik. Uçak pisti park halinde Mercedes’lerle doluCep telefonlarının ve fotoğraf makinelerinin yasak olduğu, gazetecilerin içeri alınmadığı, limonata ve meyve sularının yerini alkole bıraktığı, davetlilerin gelin ve damatla beraber bol bol göbek attığı gece için Ürdün Kraliyet Havayolları’na (Royal Jordanian) ait Prens Hamza adlı özel uçakla Akabe’ye uçtuk. İnişte pistte gördüğümüz manzara, otelde odalarımızın önünde güvenlik nedeniyle bekleyen askerler kadar şaşırtıcıydı. Özel uçakların önüne pist boyunca Mercedes’ler, BMW’ler, Grand Cherokee’ler dizilmiş bekliyordu. Sanki uçak pisti değil de, havaalanının kapısının önü gibiydi. Arabalara kurulduk, konvoylar eşliğinde yolda arabalara el sallayan çocuklara karşılık vererek otele vardık. Burada bizi bekleyen ikinci şok kuaförlerin fön fiyatlarını düğün nedeniyle 15 JD’den (Ürdün Dinarı) 100 JD’ye çıkarması oldu. İşin daha da ilginci bütün davetliler saç baş peşinde koştururken gelin, gelinin annesi Prenses Firuze ve ablaları Prenses Sarah ve Prenses Yasmin saçlarını doğal hallerine bırakmayı tercih etmişti. Gerçi bunda arabayla Akabe’ye gelirken yarı yolda İtalya’da dikilen bol işlemeli ama gösterişsiz gelinliği Amman’da unuttuklarını fark etmelerinin ve geri dönmek zorunda kalmalarının da payı büyük.Önümde Kraliçe Rania arkamda Prens Felipeİsrail manzarasına nazır Akabe Sarayı’nda limonata ve meyve sularının yanı sıra şampanya, viski, şarap gibi içkilerin de olduğunu görmek ilginçti. Prens Hamza ve Prenses Nur büyük bir kılıçla sembolik pastayı kestikten sonra içeri girdik. Beyaz ve lame süslü masalarla dolu salonun aslında üstünün açık olduğunu, gökyüzündeki yıldızlar ve ay sayesinde fark ettik. Kapıya yakın protokol bölümünü aşıp dans pistinin önündeki baş masaya kurulduk. Gelinin annesi Prenses Firuze, ‘En güzel masadasınız, keşke ben de burada otursam, biz sahneye çok uzağız, hiçbir şey göremiyoruz’ dedi. Açık büfede önümüzde Kraliçe Rania, arkamızda taze çift İspanya Prensi Felipe ve Prenses Letizia’yla yemekleri aldık. Hatta tatlı seçiminde rokokoyu tavsiye ederek Kraliçe Rania’ya yardımcı olduk. Yemek sonrası salonda dolaşırken Prenses Letizia’nın Prens Felipe’ye ‘Çok sıkıldım, hadi kalk biraz dolaşalım’ demesine, Prens Felipe’nin de önce ağzını kocaman açarak esnemesine, sonra ‘Yorgunum, boşver birazdan kalkarız’ cevabını vermesine şahit olduk. Kral fotoğraf makinemi görünce çok şaşırdıBasamaklarda Kral Abdullah ve Kraliçe Rania’yı görünce Mert İçgören’le birlikte yanlarına gidip Nur’un üniversiteden Türk arkadaşları olduğumuzu anlattık. ‘Sizinle tanışmak büyük bir zevkti’ konuşmalarından sonra -ki bu lafı biz değil kral ve kraliçe söyledi! Kral Abdullah’ı gafil avlayıp ‘Bir fotoğraf çektirebilir miyiz?’ dedim. Hemen sarayın fotoğrafçısını çağırdı, o sırada çantamdan kendi fotoğraf makinemi çıkardığımı gören Kraliçe Rania şaşırarak ‘Bak zaten fotoğraf makinesi varmış’ dedi. Protokolü boşverdik, hep birlikte objektife gülümsedik. Normal şartlarda makinenizi almakla tehdit edip fotoğraf çekmemenizi rica eden güvenlik görevlileri kral poz verince dondu kaldı, hiçbir şeye karışamadı. Hemen ardından İspanya’da büyüdüğü için ancak birkaç yıl önce öğrendiği Arapça’sıyla ‘Hamdüllah’ diyerek tebrikleri kabul eden Prenses Nur ve Prens Hamza’nın yanına geçtik, fotoğraf çektirdik. Nur, sanki kendi düğününde olduğunu unuturcasına ‘Sakın fotoğraf makinenizi görevlilere kaptırmayın, bir terslik olursa haber verin’ diye bizi uyardı.Masamıza geri döndüğümüzde ilkokul öğrencilerinden oluşan folklor ekibi sahnedeydi. Başları o kadar dik duruyordu ki yüzlerine baktığınızda gözleri yerine çenelerini görüyordunuz. Bu duruş hepsine Kral Abdullah’dan geçmiş gibi. Çünkü kral da, eşinden kısa her kocanın yapacağı gibi ayaktayken dik durmak için ekstra bir çaba sarfediyor.Düğünü DJ’in ‘Kahvaltı hazır’ anonsu bitirdiSırada gelin ve damadın ilk dansı var. Bir gece önce Amman’daki resepsiyonda Arapça sözlü ‘Ya habibi yallah’ kıvamındaki Komparsita eşliğinde huzurlarımıza geldikleri için hazırlıklıydık. Yine de slow dans yerine oryantal müzikle göbek atacaklarını bilmiyorduk. Çiftin utana sıkıla karşılıklı oynamasını izledik. Davetlileri sahneye çağırdıklarında herkes dünden razı bir şekilde piste fırladı. Hep beraber önce göbek attık, sonra Latin danslarına başladık. Gelinin annesi Prenses Firuze de bize katıldı. Damadın annesi Kraliçe Nur, İsveç Kraliçesi Sylvia’yı da kapıya kadar uğurladıktan sonra protokolde yalnız kalınca pistin hemen önündeki boşalan masalara kuruldu. Gelin ve damat arkadaşlarının omuzlarına alınıp, dans ederken Kraliçe Nur gözyaşlarını tutamamaya başlamıştı bile. Kraliçe Rania çocuklarının peşinde koşturmaya devam etti, gecenin tadını çıkaramadı. Kral Abdullah da kendisini yalnız bırakmadı. Gece 04:30’a kadar son hız devam etti. Ancak sabah ezanından önce DJ’in ‘Bu son şarkı, kahvaltı hazır’ anonsuyla müzik kesildi. Prenses Nur düğünün DJ yüzünden bitmesine çok üzüldü, ancak bir şey yapamadı.Saraydan Indiana Jones’un setine geçişDüğünün ertesi akşamı hep beraber arabayla antik şehir Petra’ya gidildi. Indiana Jones filminin çekildiği Petra’yı gezmeden önce dansözlü, folklorlu minik bir kutlama daha yapıldı. Yabancı misafirler için düzenlenen gezi daha sonra da bol tuzlu Lut Gölü’ne düzenlenen turla devam etti. Ürdün’deki kutlamalar bugün sona eriyor. 24 yaşındaki Prens Hamza halen Harvard Üniversitesi’nde öğrenci olduğu için çift yaz sonunda Boston’a geri dönüyor. Zahran Sarayı’ndan notlarSaraya cep telefonu ve fotoğraf makinesi sokmak yasaktı. Otel çıkışında askerler davetlilere teker teker telefon veya fotoğraf makinelerini odalarına gidip bırakmalarını rica edince, saray otobüsleri 45 dakika gecikmeli kalktı.Kraliyet ailesi gelmeden önce 1.5 saat bando müziği eşliğinde bekledik. Limonata ve meyve suyu içtik. Televizyonlarda canlı yayınlanan resepsiyonda alkol yasaktı. Garsonların dolaştırdığı meze tepsilerinden ellerimizle atıştırdık. Geldiklerinde yağlı 2500 el sıkacakları için kraliyet ailesine üzüldük.Kraliçe Rania, Kral Abdullah, Kraliçe Nur, Prens Hamza, Prenses Nur, Prenses Firuze ve Prens Asem’i tebrik etmek için sıra sıra dizildik. Öne geçmeye, aradan girmeye çalışanlar arasında ezilmeden Kraliçe Rania’ya ulaştık. Kraliçenin güzelliğinden büyülendik, eşi Kral Abdullah’ın fotoğraflarda photo harikası gibi duran masmavi gözlerine bakarak sadece tebrik etmekle yetindik. Oysa reverans yaparak başlayan ve majesteleri diye konuşanlar da vardı. Kraliyet ailesinden kimseyi öpmememiz, sadece el sıkışmamız için aldığımız uyarı yüzünden sıramızı çabucak saldık. Prens Hamza ve Prenses Nur’un 3 katlı süs pastayı kılıcı değdirmeden keser gibi yapmalarını izledik. Kalıplar halinde yeni yerleştirilmiş çimenler üzerinde sivri topuklarla bata çıka saatlerce yürüdükten sonra bir an önce otele geri dönmek, ertesi güne enerji depolamak için gerekliydi.Otelde ‘Değerli misafirimiz, kraliyet sarayı sadece oda ve kahvaltıyı ödeyecektir. Ekstra harcamalar size aittir, bilginize...’ notu bizi bekliyordu.Majestelerine düğün hediyesi nasıl verilir?Düğünde geline takı takmak ya da ev hediyesini sonradan aile fertlerinden birine vermek mümkün olmayınca hediye vermek dert olabiliyor. Bu konuda da hemen askerler imdadınıza yetişiyor. Davetlilerin kaldığı otel lobisinde kurulan kraliyet sarayı masalarındaki görevlilere hediyenizi içine bir kart yazıp teslim ediyorsunuz. Ellerine ulaşıp ulaşmayacağı konusunda şüpheleriniz olsa da başka seçeneğiniz yok. Kraliyet ailesi de nikah şekeri yerine odalara minik birer kutu bırakıyor. Tespih ve gümüş objeler badem şekerlerinin yerini alıyor. Kuzenler ama yeni tanıştılarPrens Hamza, ölen Kral Hüseyin ve Kraliçe Nur’un oğlu, Kral Abdullah’ın kardeşi. Prenses Nur’la 3. kuşaktan kuzen. Boston’da tanıştılar. Prenses Nur’un büyükbabası Prens Nayef, kuzeni Kral Talal’ı (Kral Hüseyin’in babası) tahttan devirmeye kalktığı için İspanya’ya sürgüne yollanmıştı. Torunları da anneleriyle Madrid’de büyüdü. 3 kız kardeş sadece yaz tatillerini Ürdün’de geçiriyordu. Bu zamanlarda da Prens Hamza askeri eğitim için Londra’daydı.Görkemli resepsiyonİngiltere Prensi Andrew (üstte) ile Norveç Prensi Haakom ve Norveç Prensesi Mette-Marit (sağda), gelin ve damadı tebrik etmek için uzun bir kuyruğa girmek zorunda kaldılar. Yeni evli çift, daha sonra pastayı kesti.Geçtiğimiz perşembe günü Amman’da düzenlenen resepsiyonun konukları arasında yer alan İspanya Prensi Felipe ve eşi Letizia, bu davet için balayını yarıda kestiler. Basına açık bu kutlama televizyondan canlı yayınlandı.Zahran Sarayı’ndaki davetin hemen başında, heyecanlı gelini ilk kutlayan Kral Abdullah ve Kraliçe Rania oldu.