GeriKelebek Bekliyorum, 20 gün sonra acayip çekici olacağım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bekliyorum, 20 gün sonra acayip çekici olacağım

Bekliyorum, 20 gün sonra acayip çekici olacağım
refid:13178810 ilişkili resim dosyası

Gitmediğiniz doktor kalmadı ama yıllardır migrenden kurtulamadınız... Üniversite sınavına hazırlanıyorsunuz, tüm dersleri yalayıp yuttunuz ama hâlâ kendinize güvenemiyorsunuz... Kötü bir çalışan sayılmazsınız ama hâlâ beklediğiniz sıçramayı yapamadınız... Para kazanmakla kafayı bozdunuz fakat musluklar damlamıyor bile... Dikkatinizi odaklamayı, işe konsantre olmayı bir becerseniz dünya ayaklarınızın altına serilecek ama... Kaç yaşına geldiniz, elle tutulur tek bir ilişki bile yaşamadınız, ya da hepsi yanlış insan çıktı...

Ay sizin de dert ettiğiniz şeylere bakın. Şimdi bir reçete yazacağım, 21 gün boyunca haftada en az 5 gün, günde 1 saat alacaksınız, bir şeyciğiniz kalmayacak. Siz hiç BFT nedir duymadınız mı kuzum!

Yogaya bulaşmışlığım, TM (Transandantal meditasyon) karıştırmışlığım, meditasyon denemişliğim vardır ama kişisel gelişim başlığı altında ele alınan şeylerle, can sıkacak derecede dalga geçerim.
Genel geçer formülasyonlara, hele de insan kişiliği-psikolojisi (psikoloji bilimini tenzih ederim) gibi son derece değişken, tutarsız, beş benzemez bir şey söz konusu olduğunda inanmıyorum. Biri karşıma geçip de benden evvel 100 kişide kullandığı formülü denemeye kalktığında, hem kendi canımı hem onunkini sıkıyorum.

Buna karşılık “insana 40 kere aptalsın dersen aptal olur”, “aklına gelen başına gelir”, “ağzından çıkanı kulağın duysun” gibi atasözlerimize gönülden inanırım.

Kişisel gelişim, kitapçılarda en sevdiğim reyonlardan biri fakat. Yeni çıkan kitaplara tek tek bakarım, hiçbirini almam. Almışsam, dilime dolamaya niyetim var demektir.
Bu sektörün matbuattan çıkıp işitsel alana da el attığını geçen hafta fark ettim. Rafta yan yana duran 5 CD’yi görünce üzerine atladım. Teneke kutulardaki CD’lerin her biri, başka bir insanlık derdine çare olduğunu iddia ediyordu: Migren ve baş ağrısı, dikkat eksikliği, iş hayatında başarı, ÖSS ve OKS’de başarı, çekiciliği artırmak...
Migren gibi bir derdim yok çok şükür, dikkat eksikliği de çekmem, üniversite sınavları yüzlerce yıl geride kaldı... İş ve aşk arasında seçim yapmam gerekiyordu; tercihimi aşktan yana kullandım ve çekicilik CD’sini çantama attım.

Tekerin üzerinde tam olarak şöyle yazıyordu: Türkiye’de ilk! Çekiciliği artırmak ve mutlu ilişkiler için dönüşüm. Zihinsel Devrim, Beyin Frekans Teknolojisi (BFT).
Seriyi Banu Gökçül hazırlamış. Kendisi ODTÜ’de kamu yönetimi, İstanbul Üniversitesi’nde davranış bilimleri, Marmara Üniversitesi’nde işletme okumuş. Harvard’da psikoloji kursu almış, Hindistan’da 5 ay gezmiş, yoga öğretmenliği sertifikası almış. Katıldığı başka bir sürü seminer ve kurs var. Bir NLP uzmanı. Bireysel ve kurumsal koçluk hizmeti veriyor, profesyonel konuşmacılık yapıyor. Gördüğünüz gibi etkileyici ve hayli kalabalık bir özgeçmişi var.

CD’nin içinden çıkan kitapçıkta ve internet sitesinde (banugokcul.com), BFT’nin tarihini, kullanım alanlarını, tekniğini, yararlarını, sakıncalarını uzun uzun anlatmış. Okuyunca ikna oluyorsunuz işe yarayacağına. En kısa haliyle şöyle tarif edebilirim: Beyninizi yeniden programlıyor, bunun için de beyin dalgalarını kullanıyor. Beyin dalgaları beta, alpha, theta ve delta olarak sıralanıyor.
Peki bu frekanslar, sorunları çözmede nasıl işe yarıyor?
İnsan beyni 14 yaşından sonra dalga seviyesini değiştiriyor; beta’ya geçiyormuş. Diyelim ki, 19 yaşındasınız ve halledemediğiniz bir sınav korkunuz var. Nedeni de ilkokulda başınızdan geçen kötü bir tecrübe. Teoriye göre, sizin sorunu aşamamanızın nedeni, beyninizin artık başka bir frekansta çalışıyor olması. BFT, beyinde kilitli kalan yere giriyor ve orayı yeniden programlıyor.
Anlamadığım tek şey şu: CD bendeki sorunun hangi dalga boyunda sıkıştığını nereden biliyor? Kasa hırsızları gibi tüm frekansları deniyor olabilir mi?
Fakat şu kadarını söyleyebilirim; her sorun için düzenlenen BFT ayrı.

Bendeki CD’nin içinde 4 bölüm var. İlk bölüm giriş gibi... Banu Gökçül sistemi ve nasıl işlediğini sakin sakin anlatıyor. Sonra daha ziyade rahatlamaya yarayan bir başka bölüm geliyor. Yoga seanslarının son aşamasını anımsatıyor. Banu Gökçül bu esnada huzur veren bir ses tonuyla “kalbinizin ve diyaframınızın size gülümsediğini düşünün” diyor. Bittiğinde bayağı gevşemiş oluyorsunuz.
Fakat baştan itibaren tuhaf bir ses var fonda. Klostrofobik. Suyun altında kalp atışınızı duyuyormuşsunuz gibi diyeceğim ama ancak kedilerin kalbi bu kadar hızlı atar. Çok uzaktan yaklaşmakta olan helikopterin pervane sesine de benzettim bir ara. Sizi yeniden programlayacak olan frekans bu işte. Bende mide bulantısı yaptığına yemin edebilirim. Şakaklarımda da bir ağrı oldu sanki.
Üçüncü bölümde yine aynı ses (frekans kombinasyonu) var ve yine Banu Gökçül’ün sesini duyuyorsunuz. Sizden bazı cümleleri tekrar etmenizi istiyor. Çoğunu ilk duyduğumda epey güldüm: Canlı ve çekiciyim. İnsanlar benimle olmayı ister. Güzelim ve güzel olduğumu kabul ediyorum (wishful thinking diye ben buna derim). Ben bilinçaltımın efendisiyim (o zaman bu CD’yi niye dinliyorum?). Bedenimin her hücresinden sağlık ve güzellik yayılır. Kendimi seviyorum. Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum (40 kere söylersem olur mu?). Yaşamımdaki sevgiyle sürekli temastayım (nasıl yani?). Benim için en iyi ve hayırlı ilişkileri kendime çekerim (değil mi, değil mi)...
Ben CD’yi ilk dinlediğimde iş yerindeydim ve tavsiye edilen dinleme ortamına pek benzemiyordu haliyle. Takdir edersiniz ki, yukarıdaki cümleleri tekrarlamam da mümkün olmadı. Ofis ortasında “İçimdeki arzunun her şeyi eyleme geçirmesine izin veririm” diye dolaşan bir kadın düşünsenize. Gerçi daha sonra evde tek başımayken de “sevgi, aşk bana gelir” demek kolay olmadı. Kendime dışarıdan bakıp, halime kahkahalarla gülmeyi bırakamadım bir türlü.
Son bölümde konuşma filan yok, sadece o sesi dinliyorsunuz. Bir süre sonra fenalık basıyor ama bir yandan işinize gücünüze bakarsanız sorun olmaz. Uykuda bile dinlenebiliyormuş, hatta daha faydalı oluyormuş.
Bu arada hamilelere, sara hastalarına ve kalp pili takanlara tavsiye edilmiyor. Araba kullanırken ya da dikkat gerektiren bir iş yaparken de dinlemeyin; uyku yapma ihtimali yüksek.

Neticede ben adam gibi dinlemeyi becebilirsem, 20 güne kadar çekiciliğimde gözle görülür bir artış bekliyorum. Sonuçları rapor halinde size bildiririm 3 hafta sonra.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle