GeriKelebek Banu Alkan’ın Türk resim tarihindeki yeri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Banu Alkan’ın Türk resim tarihindeki yeri

80’li yılların popüler kültür ikonu, sinema oyuncusu Banu Alkan’ın zorda kaldıkça müzayedelerde satsa da bir dönem Fikret Mualla tablolarından oluşan resim koleksiyonuna sahip olduğunu öğrendik geçen hafta. Koleksiyonerliği konusunda söylediklerine inanır mısınız bilmem ama çağdaş Türk resminin en önemli sanatçılarından birinin Banu Alkan isimli bir tablosunun olduğunu biliyor muydunuz?

Her zaman büyük bir şakaymış gibi gelmiştir bana Banu Alkan. Gerçeklikle ilgili bütün yargılarımı, kabullerimi alt üst eder hep. İşte yine yaptı yapacağını ve geçtiğimiz hafta yıllardır lüks içinde yaşamasının sırrının eski sevgilisinden kalan Fikret Mualla tablolarının olduğunu açıklayıverdi.
Meğer Paris’te yoksulluk içinde yaşayıp akıl hastanesinde beş parasız dünyaya veda eden ve kimsesizler mezarlığna gömülen o büyük ressam idame ettirmiş peluşlar kraliçemizi.
Sadece koleksiyonerlik değil meğer dostlukları da olmuş Fikret Mualla ile Alkan’ın.
Bakın nasıl açıklıyor bu ilişkiyi: “15 yıl aşk yaşadığım rahmetli Gürbüz Hanif’den bana Fikret Mualla tabloları kalmıştı. Yıllar içinde bu tabloları satıp lüks içinde yaşadım. Ne yazık ki hepsi Çırağan Sarayı ve Swissotel’deki müzayedelerde gitti. Ben de bu sayede dünyayı dolaştım. Biliyorsunuz bugün bir Fikret Mualla tablosu servet değerinde. Ama elimde bir tane bile kalmadı. Kaç tane sattığımı ve hangi zengin işadamlarına gittiğini söylemem. Rahmetli Gürbüz ile Fikret Mualla’nın Paris’teki evini sık sık ziyaret ederdik. Gürbüzcüğüm, ünlü ressamdan küçük fiyatlara bu tabloları toplardı. O müthiş koleksiyonu da bana hediye etmişti.”
Fikret Mualla uzmanlarına, koleksiyonerle ve müzyedeci tanıdıklarıma sordum ama onlar Gürbüz Hanif adını pek çıkartamadılar. Banu Alkan’ı yıllarca lüks içinde yaşatacak bir Fikret Mualla koleksiyonu sahibini bilirlerdi sanırım. Zamanlama konusunda da bir tutarsızlık var zaten. Sevgilisiyle Fikret Mualla’nın Paris’teki evini sık sık ziyaret ettiklerini ve eser aldıklarını söylüyor. Fikret Mualla’nın ölüm tarihi 20 Temmuz 1967. Banu Alkan ise 1958 yılında doğmuş. Mualla’nın son yıllarını bakımevinde geçirdiğini de hesaba katarsanız ortaya garip bir durum çıkıyor ki ölmüş birinin ardından konuşmak istemem. Adam üç yaşındaki bir çocukken elinden tutup Fikret Mualla’ya götürmedi sanırım hanımefendiyi.
Başta da söylediğim gibi bunlara takılmak yersiz aslında, o kocaman bir şaka ve gerçeküstü bir şahsiyet çünkü.

NEREMİ NEREMİ

Ama gerçek olan bir şey var ki o da Türk resim tarihinde Banu Alkan’ın bir yerinin olduğu.
Nasıl mı?
İşte onu anlatayım bugün size
Çağdaş Türk resminin büyük ismi, bu yıl kaybettiğimiz ünlü ressam Ömer Uluç 1980’li yıllarda popüler kültürle yakından ilgileniyor ve dönemin ikonlarıyla ilgili resimler yapıyor. Bunlardan birisi Banu Alkan, diğeri de Ahu Tuğba.
Maçka Sanat Galerisi’nde bir sergi açıyor ve bu eserleri o sergide yer alıyor.
Bir gün kapı açılıyor ve arkasında makyaj çantasını taşıyan yardımcısıyla Banu Alkan giriyor içeriye. Gazetelerden okumuş Ömer Uluç’un kendi adını taşıyan bir resim yaptığını.
Tabloyu gördükten sonra ilk tepkisi “Bu bana benzemiyor ki” olmuş ve Uluç da resmin kendisinin değil sadece adının Banu Alkan olduğu cevabını vermiş.
İkinci soruysa gazino kültürünün neonla isim yazma kurallarından süzülerek gelmiş: “Benim resmim neden Ahu Tuğba’nınkinden daha küçük?”
Bir süre sohbet etmişler ve Uluç resimle ilgisini merak edip kimleri beğendiğini sormuş Banu Alkan’a.
Kimi beğendiğini söylemiş dersiniz?
Fikret Mualla’yı.
Ve kapıdan çıkmadan Banu Alkan’ın Ömer Uluç’a sorduğu son soru: “Benden etkilenip resim yaptınız, peki en çok neremi beğendiniz?”

Yorumları Göster
Yorumları Gizle