GeriKelebek Ayşen Gür: Burnumu niye kırdım?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayşen Gür: Burnumu niye kırdım?

Ayşen GÜRFAKS: (212) 677 04 21 E-MAIL: agur@hurriyet.com.tr YAZI İşleri Müdürüm Neyyire Özkan başıma gelene ‘‘kent kazası’’ adını taktı. Çoğu insan da ‘‘görünmez kaza’’ diyor. Aslında kibarlık ediyorlar, çünkü kafamı bütün gücümle Abdi İpekçi Caddesi'ndeki bir elektrik direğine toslayan ve burnunu kıran benim. Ama tabii bir nedeni var. Pazartesi akşamı saat 21.00 civarındaydı. Neyyire'nin otomobiliyle Abdi İpekçi Caddesi'nde sağ kaldırıma park ettik. Tam o noktada bir açık otopark var. Bir süredir boş. Girişindeki tabelaya göre bir özel şirkete ait. Otomobilden iniyoruz, bir otopark görevlisi yaklaşıyor. İki milyon lira istiyor, bir de otomobilin anahtarını. Neyyire ‘‘Fiş verecek misiniz?’’ diyor. Hayır, veremeyecekmiş. Ama hem anahtarı, hem 2 milyonu istiyor. Birden celalleniyoruz: Siz kimsiniz? Niye para istiyorsunuz? Niye size anahtar vereceğiz? Otoparkın kulübesinden iki kişi daha çıkıyor. Biri düzgün giyimli bir genç adam. Öbürü lacivert üniformalı biri. (Neyyire'ye göre polis, bana göre özel güvenlik görevlisi; çünkü böyle bir polis olamaz!) O kadar öfkeliyim ki sadece bazı konuşmalar kalmış aklımda: Adamlar: Bakın hanımefendi, burada Cindoruk'un dört arabalık yeri var. Biz: Ne demek bu? Cindoruk, bildiğimiz Cindoruk mu? Adamlar: Evet, Hüsamettin Cindoruk. O söylemiş, dört yer ona ayrılıyor. Biz: Siz Büyükşehir Belediyesi'nde mi görevlisiniz? Adamlar: Hayır, değiliz. Biz: O halde İstanbul Trafik Vakfı? Adamlar: Hah, hah, Vakıf! (Yalan olduğu yüzünden anlaşılıyor.) Biz: Saat 21.00'den sonra park ücreti alınmaz. Bu cadde Büyükşehir Belediyesi'ne ait değil mi? Adamlar: Bakın, aslında buraya park etmek zaten yasak. Park edilen arabalar çekilir. İşte bu parayı, arabanız çekilmesin diye veriyorsunuz. Konuşma bu çıldırtıcılıkta sürüyor. Neyyire beni kolumdan çekiyor, öfkemi dindirmeye çalışıyor. Yürüyoruz. Adamlar arkamızdan bir şey daha söylüyor; dönüyor, cevap veriyorum, sonra hızla başımı çeviriyorum... Yıldızlar çakıyor. İki saat sonra ameliyathanedeyim. Bayılmadan önce son düşündüklerim: Ne lüzumu vardı? Herkes halinden memnun. Kimse otopark kargaşasının sona ermesini istemiyor ki. Ne kamu görevlileri, ne otomobil sahipleri! Kargaşa ne kadar fazlaysa, özel kişiler kamuya akması gereken bir gelirden o kadar büyük pay alıyor. Ve kargaşa sürdükçe, otomobil sahipleri de her yere istedikleri gibi parkedebiliyor. Buna öfkelenip kafamı direklere çarpmak da bana kalıyor, otomobil bile kullanmayan bana! Boş versene!