GeriKelebek Asya ve Afrika’dan çerçeveye sığmayan öyküler
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Asya ve Afrika’dan çerçeveye sığmayan öyküler

Asya ve Afrika’dan çerçeveye sığmayan öyküler
refid:21157398 ilişkili resim dosyası

Makine mühendisi İsmail Ellez (43), şirketinin katolog çekimlerinde fotoğrafçıya kızıp, 12 yıl önce fotoğrafçılığa başladı. Çok sayıda kursa katıldı, ustalarla foto safarilere çıktı. O günden bu yana fırsat buldukça dünyayı geziyor, karşılaştığı kişilerin öykülerini dinliyor, fotoğraflarını çekiyor. İtalya’dan Fas’a, İsveç’ten Nepal’e pek çok ülkeye gitti. Çektiği fotoğraflarla Türkiye’de karma sergilere katıldı. Hindistan, Nepal, Fas ve Güney Afrika’da çektiği fotoğraflarla geçen hafta İstanbul Beyoğlu’ndaki Fototrek Canon Galerisi’nde “Portreler” adlı kişisel sergi açtı. Ellez, 7 Eylül’e kadar açık kalacak sergisinden beş fotoğrafın öyküsünü anlattı.

Ganj Nehri’nin kadınlarını yoksulluk bile mutsuz edemiyor

Hindistan’daki Varanasi öğrenme ve bu bilgiyle pişme kentidir. Kutsal kabul edilen Ganj Nehri’nin kıyısındadır. Hindular, ölüleri Ganj kıyısında yakıldığında ruhlarının dünyaya dönmekten kurtulacağına, kutsal aleme ulaşacağına inanıyor. Bu nedenle ölüler Varanasi’ye getiriliyor. Ölü yakma (Aarti) törenleri yılın her günü, gün batımından hemen sonra düzenleniyor. Küller nehre atılıyor. Kıyıda ayrıca gün boyunca dini ritüeller yapılıyor. Ganj, yeşilimsi renkte ve bulanık akan bir nehir. Ama halk bu nehirde çamaşırlarını yıkıyor, banyo yapıyor. Aarti törenlerini izlerken fotoğrafladığım bu kadınlar nehir kıyısında elleriyle yemeklerini yiyor, dualarını ediyor. Yaşanan fakirliğe kimse aldırmıyor. Çünkü inanışlarına göre yeniden doğup sonraki yaşamlarında mutlu olacaklar.

Hipal Teyze ölmek için gelmiş

KATMANDU / NEPAL

/images/100/0x0/55eb2a65f018fbb8f8af918d

Nepal’in başkenti Katmandu’daki Pashupatinath Tapınağı, Hindu inanışına göre ölülerin yakılarak, küllerinin kutsal Bagmati Nehri’ne atıldığı yer. Tapınak bölgesinin hemen yanında Rahibe Teresa Yaşlılar Evi bulunuyor. Kimsesiz yaşlılar buraya yerleşerek, son günlerini burada geçirip, ölmeyi bekliyor. İçerisi huzurevi görüntüsünde ama oldukça eski ve harabe. Burada yaşlılar zor koşullarda yaşıyor ve hayırseverlerin yardımlarıyla ayakta kalıyor. Hipal Teyze de burada yaşayan 82 yaşında, kimsesiz, tonton bir ihtiyar. Yüzündeki derin çizgilerden yaşadıklarını anlamak mümkün. Nepal’de şu anda gerillalar iktidarda ve bu iktidar mücadelesi içinde krala karşı savaş verdiler. Hipal Teyze’nin tek oğlu gerillalara katılmış, savaşta ölmüş. Kocası vefat ettikten sonra bir süre kimsesiz köyünde yaşamış. Sonra, buraya gelmiş. Ölüm korkusu, endişesi yok. Çünkü o her ölümün yeni bir hayatın başlangıcı olduğuna inanıyor.

Saray Meydanı’ndaki cingöz kız

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Bhaktapur’daki Durbar (Saray) Meydanı’nda eski tapınaklar ve birçok kutsal yapı bulunuyor. Küçük bir alan içerisinde onlarca tapınak yan yana inananları ve ziyaretçileri bekliyor. 60’lı yıllardaki deprem kentin tapınaklarından çoğunu yıkmış. Yine de kent çok sayıda turist çekiyor. Abhaya burada yaşayan kurnaz bir kız. Bir yandan turistlere bir şeyler satmaya çalışıyor, bir yandan da özellikle Japon turistlere para karşılığı fotomodellik yapıyor. Ben de bu kuraz kızın fotoğrafını çektim. Nereli olduğumu sordu. Türkiye, cevabını duyunca “Selamın aleyküm, ben de Müslüman’ım” dedi. Doğrusu şaşırmıştım, çünkü Nepal’de Hindu ve Budist çoğunluktaydı ve Müslüman nüfusu çok azdı. Nasıl Müslüman’sın dedim, “Komşumuz Müslüman’dı, ben de ondan Müslüman’ım” dedi. Verdiği cevaptan bir şeyler satmak için kurnazca tasarlanmış bir oyun olduğu anlaşılıyordu. Alman olsaydım, büyük ihtimalle “Ben de Hıristiyan’ım” diyecekti. Yaptığı yaptığı cinlik hoşuma gitti, tezgahından ben de bir defter aldım. Müşterileri arasına katıldım.

Büyü pazarındaki falcı kehanetleriyle bizi şaşırttı

Güney Afrika’da, yerlilerin pek çoğu hâlâ büyücülere çok bağlı. Onların her söylediğine inanıyorlar. Bu inancın korkunç bir örneği de son dönemlerde yaşanmış. AIDS’li sayısındaki artışta büyücülerin payı olduğu söyleniyor. Şöyle ki, AIDS hastalığı ortaya çıktıktan sonra büyücüler toplanıp bir karar alıyor ve erkek hastalara iyileşmek için bakire bir kızla birlikte olması gerektiğini söylüyorlar. Bu duyurudan sonra ülkede AIDS patlaması olduğu söyleniyor. Johannesburg’da yerel büyü pazarı da var. Güvenlik nedeniyle bizi sokmadılar. Burada büyü ile ilgili ilginç malzemeler satılıyor. Fotoğraftaki büyücü ise Johannesburg yakınlarındaki Lesedi köyünden. Yerli kabilesinin büyücüsü. Fal da bakıyor. Biz de kadına fal baktırdık. Hayvan kemikleri ve tırnaklarını, içi boş delikli tahta parçalarını yere attı. Bir kapta tütsü yaktı. Sonra kehanetlerini sıraladı. Arkadaşlarımdan birine boşanacağını söyledi, gerçekten boşanma aşamasındaydı. Bana da firmamın sürpriz şekilde büyük bir iş alacağını söyledi, dönüşte bu kehaneti doğru çıktı.

Kobrayla burun buruna geldim

Hindistan’ın Jaipur, Varanasi gibi kentlerinin hemen her köşesinde, önünde sepeti ya da küçük çuvalı ile renkli kıyafetli adamlar oturur. Yaklaştığınızı gördüklerinde size seslenir, elleri, kollarıyla yanlarına çağırırlar. Gittiğinizde ortası bombeli kavallarını çalmaya başlar ve önlerindeki sepeti açarlar. Sepetin içinden bir kobra yılanı çıkar, artık kavalın sesini mi yoksa hareketini mi takip eder bilinmez, müzikle birlikte dans etmeye başlar. Bu kısa gösteriden sonra da gönlünüzden ne koparsa bir bahşiş bekler. Jaipur’da Jantar Mantar Gözlemevi’nin kapısında oturan adam da aynı şekilde bana seslendiğinde merakla yanına ilişiverdim. Elindeki torbayı önüme doğru bırakıp kavalı çalmaya başlamasıyla, siyah bir kobranın torbadan çıkıp kıvrılmaya başlaması bir oldu. Adam, çevredeki Hintliler ve hatta yılan her zamanki bu ritüelin rahatlığıyla hareket ediyordu. Ben ise bir yandan iyi bir fotoğraf çıkarmaya çalışırken, diğer yandan yılanın üstüme yönelmesinden korkuyordum. Çekimi çok hızlı tamamladım...

Ülkeler farklı kadının kaderi aynı

Anadolu’nun birçok yerinde sık duyduğumuz şikâyettir, erkekler kahvehanelerde zaman öldürürken kadınlar tarlalarda çalışır, çocukları büyütür, evin yükünü çeker. Nepal’de başkent Katmandu’nun 32 kilometre kuzeyinde deniz seviyesinden 2200 metre yükseklikteki Nagarkot köyünde de durum farklı değil. Himalayaların en güzel göründüğü noktalardan biri olan Nagarkot’ta dağ yürüyüşüne çıktık. Tilkot kasabasından geçen, Changu Narayan Tapınağı’nda biten rota yaklaşık 4 saat sürdü. Bu yürüyüş sırasında, bir orman yolunda karşılaştım bu kadınlarla. Kendilerinden büyük ot yığınlarını sırtlarına alıp kim bilir nereden nereye taşıyorlardı. Kadınlar bu yükün altında ezilmiş ve yol kenarında kısa bir mola vermişti. Molanın sonunda ayağa kalkabilmek için birbirlerine destek oldular. Sonra yola koyuldular.
(Fototrek Canon Galerisi: Beyoğlu İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı, No: 311 Kat: 1. Tel: 0212 251 90 14)


Yorumları Göster
Yorumları Gizle