GeriKelebek Amiraller ve Cousteau ekibi vefa için daldı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Amiraller ve Cousteau ekibi vefa için daldı

Amiraller ve Cousteau ekibi vefa için daldı
refid:3374511 ilişkili resim dosyası

Akciğer kanseriyle mücadele eden Türkiye’nin Kaptan Cousteau’su, ünlü su altı belgeselcisi Haluk Cecan için Cousteau ekibinin iki efsane ismi ve Amiral dostları vefa dalışı yaptı. Arkadaşlarını bu dalışta yalnız bırakmayan Cecan, ‘Doğrusu kanserin zamanlaması iyiydi. Çünkü Türk denizlerindeki araştırmalarımı bitirdim’ dedi.

400’e yakın sualtı belgeseli çeken, 34’ü uluslararası olmak üzere toplam 41 ödül kazanan Haluk Cecan için Cousteau ekibi ve Amiral dostları geçtiğimiz cuma günü Fethiye Ölü Deniz açıklarında bir vefa dalışı yaptılar. Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, emekli Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Ekmel Totrakan, Aksaz Deniz Üs Komutanı Tüm Amiral Engin Baykal da dalışta Haluk Cecan’a eşlik ettiler.

Günün en büyük sürprizi ise ünlü sualtı bilimcisi Kaptan Jaques Cousteau’nun ekibinin en önemli dalgıçları; Andre Laban ve Bernard Delamotte’nin Haluk Cecan’ı bu mutlu gününde yalnız bırakmamalarıydı. Akdeniz’in en iyi tatil köyü seçilen LykiaWorld’ün düzenlediği vefa dalışına uzun süredir dalış yapamayan Haluk Cecan da katıldı.

COUSTEAU İLE BELGESEL ÇEKECEKTİK

-Sayın Cecan, Kaptan Cousteau ile olan dostluğunuz nasıl başladı?

1990 yılında Mavi Derinliğin Dişleri adlı belgeselim Dünya İkincisi olunca Kaptan Cousteau kendi konferansına davet etti. Belgesellerim yurtdışında ödüller almaya başlayınca görüşmelerimiz sıklaştı. Birlikte Türkiye’de beraber belgesel çekecektik ama işlerinin yoğunluğu yüzünden Cousteau ile hiç dalış yapamadık.

-Bütün belgesellerinizi kendi imkanlarınızla mı çektiniz?

Evet. Televizyonlardan aldığım ancak aracımın benzin parasına karşılardı. Benim yıllardır yaptığım inşaat işleri var. Ordan kazandığım parayı olduğu gibi araştırmalarıma harcadım. 40 yıldır dalıyorum. En önemlisi Türkiye’nin sualtı envanterini çıkardım. İstanbul’daki müzem benim en büyük servetim. Türkiye’nin su altı tarihinin aşağı yukarı yüzde 90’nı benim elimde.

-Cousteau’nun belgeselleri okullarda eğitim amaçlı kullanılıyor. Size böyle bir teklif geldi mi?

Belgesellerim İspanya’da, Slovakya’da, Çek Cumhuriyeti’nde öğrencilere eğitici ders olarak gösteriliyor. Ama maalesef ülkemizde bu eserlerin değeri bilinmiyor.

-Su altında yaşadığınız en unutulmaz an hangisiydi?

Güney Afrika’da Büyük Beyaz Köpekbalığı ile kafes dışında karşılaşmamdı. Dünya’da buna benzer çok az görüntü var. Hiç kafes kullanmadan bu köpekbalığını 20-25 dakika çektik. Her sualtı belgeselcisinin rüyası budur.

ÖLÜMÜN TADINI ÇIKARIYORUM

- Hastalığınızı ilk duyunca neler hissettiniz? Bu konuda rahatsız oluyorsanız, isterseniz açıklama yapmayın.

Yo, konuştukça rahatlıyorum. Doktorum direkt, alıştırmadan ‘Akciğerinizin zarında tümör bulduk’ dedi ve o anda eşim düştü bayıldı. İlk 15-20 gün büyük bir depresyon yaşadım. Hayattan çok fazla şey istemedim ancak hayat bana çok şey verdi. Doğrusu kanserin zamanlaması da iyiydi. Çünkü Türk denizlerindeki araştırmalarımı bitirdim. Artık tek bir derdim var; fazla acı çekmeden ve etrafımdaki insanları üzmeden bu hayata veda etmek.

-Hastalığınıza rağmen bugün burada dalıyor olmanız büyük bir mucize.

Bugün dostlarımla birlikte olunca moralim yerine geldi ve daldım. İnşallah baharda Cousteau ekibiyle belgesel yapacağız. Yedi ay ömür vermişlerdi ben 13’üncü ayıma girdim. Bir mucize yaşıyorum.

-Hálá çekeceğiniz belgeseli düşünmek! Yaşamın her anına sarılmak buna deniyor galiba?

Tabii hoş bir şey değil. Her sabah kalkınca acaba bugün mü diyorum. Biz yıllardır dalarız, ölüm riski olduğu için vücut adrenalin salgılar. Şimdi ben her gün adrenalin salgılıyorum. Yani bir anlamda ölümün tadını çıkartıyorum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle