GeriKelebek 360 derece İstanbul
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

360 derece İstanbul

360 derece İstanbul

Ivana Sert, Levent’te yaşadığı rezidansın kapılarını InStyle Home dergisine açtı. Kıyafet seçimlerinde öne çıkan renkli ve sıra dışı ayrıntı merakını evinin dekorasyonuna da yansıtan Sert, İstanbul’u keyifle seyrettiği konforlu bir yaşam alanı yaratmış.

Ivana Sert, yaşamak için Levent’in merkezinde konumlanan bir rezidansın en üst katını seçmiş. 360 derece İstanbul manzarasına hakim bu daireye sekiz yıl önce oğlu Ateş’le taşınmış. “Burası benim şu anki yaşam tempoma çok uygun bir konumda. Şehir merkezinde olmayı seviyorum. Evimin altında alışveriş merkezi, çiçekçim ve kuaförüm var. İleride, orman içinde havuzlu ve bahçeli bir evde yaşamak gibi bir hayalim de var tabii” diye anlatmaya başlıyor salonundaki geniş ve rahat görünen kanepesinde otururken...  
OĞLUM ATEŞ’TE KENDİ   
ÇOCUKLUĞUMU GÖRÜYORUM  
“Bugün Ne Giysem?”de üç sezonu geride bırakmış. Haftanın üç gününü program çekimlerinde geçirdiğini söylüyor. “Çok keyifli ve eğlenceli bir program. Birbirinden ilginç insanlar tanıma fırsatım oldu bu yarışma sayesinde. Ayrıca giyim kuşam konusunda faydalı fikirler verdiğimizi de düşünüyorum” diye belirtiyor.
Dört yıl önce kendi adıyla giyim markasını yaratan Sert’in Nişantaşı’nda bir de The Bite adlı kafe-restoranı bulunuyor. “Orada da işler gayet iyi. Arkadaşlarımla görüşme fırsatı yakalamayı başarabildiğim bir mekan oldu daha çok” diyor neşeyle. Ama onun için en kıymetli zamanlar hiç kuşkusuz 7 yaşındaki oğlu Ateş’le beraber olduğu anlar: “Çekimler biter bitmez genelde evde olmaya bakıyorum. Oğlum okuldan geldiğinde beni görmesi önemli.”
Ateş’in ona çok düşkün olduğunu, tüm seyahatlerine onu da götürmeye özen gösterdiğini anlatıyor. Ateş’in resim ve müziğe karşı çok yetenekli olduğunu da ekliyor: “Geçenlerde bir resim yaptı ve bana hediye etti. Onda kendi çocukluğumu görüyorum. Sanata ve estetiğe karşı yatkınlığı çok.”
Sert, doğum yeri olan Sırbistan’da müzik üzerine konservatuvar eğitimi almış. “Evimizin hemen yanı müzik okuluydu. Anneme beni oraya götürüp kayıt ettirmesini çok istemiştim” diyor çocukluk yıllarını hatırlayarak...
SEMT PAZARLARINI
DOLAŞMAYA BAYILIRIM        
350 m2’lik panoramik İstanbul manzaralı daire, geniş ve ferah bir mutfağa açılan bir salon, dört yatak odası ve üç banyodan oluşuyor. Giyim kuşam merakından dolayı evin birçok noktasına dolaplar yaptırmış ilk iş olarak... Yatak odasının içine ise ayrı bir giyinme odası ekletmiş.
“Modanın içinde olduğuma bakıp, öyle marka merakım var diye düşünmeyin. Ben her yerden alışveriş yaparım, özellikle de semt pazarlarını ve yurtdışında ikinci el satan dükkanları dolaşmaya bayılırım” diyor üzerindeki fuşya rengi eşofman altını göstererek: “Bunu Yeşilköy’de kurulan pazardan almıştım mesela...”
Ona göre doğru giyinmenin sırrı, vücudu iyi tanımakta yatıyor. “Başkalarını taklit etmek yanlış. Kendinize iyi bakmanız çok önemli. Doğru beslenmek ve spor yapmak şart. Bunlar insanın enerjisini yükselten ve size ışıltı ve özgüven katan özellikler zaten. İçiniz ve düşünceleriniz iyi olmadıktan sonra ne giyseniz yakışmaz. Kendini seven zaten güzeldir” diye de ekliyor.
O, hayata daima pozitif bakanların tarafında olmuş hep: “Maneviyata çok önem veririm. İnancım kuvvetlidir. Başımıza ne olumsuzluk gelirse gelsin içindeki dersleri görüp hayatı ona göre yaşamalıyız kesinlikle...”
BU DAİREYİ TAMAMEN
KENDİM DEKORE ETTİM
Evinin dekorasyonuna gelince... Yıllar öncesinden başlayan bir dekorasyon merakı olduğunu söylüyor Ivana Sert. Sırbistan’da birkaç ev dekore etmişliği bile var. Oğlu Ateş’in doğumu için Amerika’da olduğu yıllarda, Santa Monica’da yaşadığı evi de kendi dekore etmiş. Bu işlerle uğraşmak ona çok keyif veriyormuş:
“Bu daireyi tamamen kendim dekore ettim. Eve geldiğimde içi sıfırdı. Malzeme seçimlerine ben karar verdim. Antre, koridor ve mutfakta özellikle beyaz mermer tercih ettim. Yüksek tavanlı bir ev olduğu için, beyaz duvarları koyu ahşap parke ile dengelemek istedim.”
Evi ilk gördüğünde onu etkileyen ayrıntı da bu yüksek tavanlar olmuş. “İçine girildiği anda, insana ferahlık duygusu veriyor burası. Büyük ebatlı mobilya tercihime de uygun oldu tavanlar” diyor.
Evdeki mobilyaların çoğu, İtalya’dan alınmış. Bazıları ise buraya özel yaptırılmış. Salonun bir köşesinde duran aynalı, ahşap dikdörtgen kutucuklardan oluşan barı ise kendi çizmiş ve marangozuna yaptırmış: “İçinde spot aydınlatmalar var. Akşam salona hoş bir görüntü yayılıyor buradan...”
EVİMİN ORYANTAL
BİR TARZI VAR
Evde kadife kumaşlar ve koyu pastel renklerin hakimiyeti söz konusu. Sadece koyu ahşap yemek masasının üzerinde turuncu büyük simetrik cam aydınlatmalar dikkat çekiyor. “Bugün Ne Giysem?”de bir yarışmacının ona hediye ettiği yağlıboya portresini de salon duvarına asmış.
Evdeki çoğu mobilyayı yurtdışında gezdiği fuarlarda beğenip almış. Bunlardan en dikkat çeken ise yatak odasında makyaj masasının karşısına koyduğu gül formlarıyla kaplı koltuk. “İtalya’da bir fuarın girişinde, tavanda öylece asılı duruyordu. Gördüğüm an ‘Bu benim olmalı’ demiştim” diyor. Fuarların insanın vizyonunu çok geliştirdiğini ve bu meraklısı için harika bir fırsat olduğunu da özellikle vurguluyor: “Mükemmel tasarımlarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin antrede duran travers bankı bir fuarda görüp esinlenmiş ve kadife kumaşla kaplatarak yeni bir yüz kazandırmış.
Evini dekore ederken sıcaklığı ve rahatlığı öne çıkarmaya çalıştığını anlatıyor. Bu yüzden zeminde koyu ahşap, döşemelerde kadife kumaş tercih etmiş. “Biraz oryantal bir tarzı da oldu evin” diye belirtiyor.
TÜRKİYE’DE YUFKALAR
ÇOK LEZZETLİ
Mutfakta vakit geçirmeyi çok sevdiğini söyleyen Sert, camın önünde kendine bir çalışma alanı yaratmayı ihmal etmemiş, buraya Mac bilgisayarını yerleştirmiş hemen. “Teknolojiyi sonuna kadar kullanmayı seviyorum. İnternette vakit geçirmek, yenilikleri yakından takip etmek hoşuma gider” diyor. İşlerinin yoğunluğundan yemek yapmaya pek fırsatı olmuyormuş ama o fırsatı bulduğunda da açığı kapatıyormuş: “Mutfağa girdiğimde de çıkmak bilmem. Böreklerim meşhurdur. Türkiye’de yufkalar çok lezzetli. Beceriksiz olsanız da sonucun kötü olması zor. Özellikle de ıspanaklı-peynirli böreği çok severim ve sık yaparım. İlk yemeğimi yedi yaşında yapmıştım. Kurufasulyeydi ve herkes parmaklarını yemişti.” Sırbistan’da mutfak olarak et yemeklerinin ağırlıklı olduğunu söylüyor ve “Et pişirme konusunda da iddialı olduğumu söyleyebilirim o yüzden” diye ekliyor.

KUTU
----
KAPADOKYA’YI
ÇOK SEVİYORUM
Tarihi yerlere gitmek Ivana Sert’e çok iyi geliyormuş. “Kapadokya’yı çok seviyorum. Beni eski çağlara götürüyor” diyor. Aynı şey vintage kostüm giydiğinde de oluyormuş: “Sanki o dönemde yaşayan o insanların bedenine ışınlanıyormuşum gibi geliyor...”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle