GeriKelebek 33 ÜLKEYE SATILDI
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

33 ÜLKEYE SATILDI

33 ÜLKEYE SATILDI
refid:21479815 ilişkili resim dosyası

Cengiz Abazoğlu, “Bana Her Şey Yakışır”la modanın nabzını tutmaya devam ediyor.

Hafta içi her gün Kanal D’de yayınlanan programın seyirci kitlesi de giderek genişliyor. Ünlü modacı, formatı birçok ülkeye satılan programı sadece ev hanımlarının değil, çalışan kadınların da ilgiyle takip ettiğini söylüyor.  

 Yeni yayın döneminde yine “Bana Her Şey Yakışır” programıyla Kanal D ekranındasınız. Bu sezon herhangi bir değişiklik var mı formatta?
- Formatta radikal bir değişiklik yok ama dekorumuz çok değişti. Muazzam bir stüdyo dekoru yapıldı. Daha önce yorumlarımı hep kendi atölyemde yapıyordum, şimdi biraz atölyemde biraz da stüdyoda olacağım.

 Seyirci kitleniz de giderek genişliyor sanırım...
- Evet, çalışan birçok kadın da “Programı kaydedip akşam seyrediyorum” diyor.    

Peki bir moda programı neden bu kadar ilgi görür sizce?
- Moda her sezon değişiyor ve her sezon hatalar yapılıyor. Programda yapılan doğrular ve yanlışlar, ayrıca benim verdiğim küçük tüyolar seyirci için bilgilendirici oluyor. Aslında heyecanlı bir yanı da var, çünkü yarışmacılar sınırlı süre içerisinde haftanın konseptine uygun en hoş görüntüyü yakalamaya çalışıyor. Her kadının içinde şık algılanma ve beğeni dolu bakışlara hedef olma isteği vardır. Ve tabii ucunda da 10 bin TL’lik büyük ödül var. Tüm bunlardan dolayı insanlara keyifli dakikalar yaşatıyor bu program.
  
33 ÜLKEYE SATILDI

 Yani sizi izleyenler, önemli moda tüyolarına sahip oluyorlar...
- Doğru bir kombinle kendinizi daha genç, daha dinamik ve daha zayıf gösterebilirsiniz. Giysilerin böyle sırları var. Ben de bu sırları elimden geldiğince paylaşıyorum. Yani sadece bir müşterime verebileceğim tüyoları herkesle paylaşmış oluyorum.

Programda neden sadece kadınların kıyafetlerini eleştiriyorsunuz?
- Tabii ki erkeklerde de çok şık kombinler yapılıyor. Onlarda da hem hemcinslerini hem de karşı cinsi tetikleyen tasarımlar var. Ama bunlar bir kadın giysisi kadar gündem oluşturmuyor. Yine de erkeklerin modayı takip etmesi çok hoş. Geçen sezon çift olarak katılanlar vardı, çok eğlenmiştik. Bu sezon yine eşli katılım yapabiliriz belki. 

“Bana Her Şey Yakışır”ın konsepti yurtdışına da satıldı, değil mi?
- Evet, şu anda 33 ülkeye satılmış durumda. Hatta bana söylendiğine göre “Muhteşem Yüzyıl”dan bile daha fazla ülkeye satılmış. Bir diziyle yarışır duruma gelmişiz.

LADY GAGA’YA KLİP KIYAFETİ HAZIRLADIM

Tasarımlarınız yurtdışında da çok satıyor. Oscar gibi önemli ödül törenlerinde sizin kıyafetlerinizi giyen dünyaca ünlü starlar var. Bunlar size ne hissettiriyor?
- Çok tuhaf bir heyecan... Eline şeker verilmiş çocuk gibi hissediyorum kendimi. 

En son kimin için kıyafet hazırladınız?
- Lady Gaga için bir klip kıyafeti hazırladım.

Tarzını en çok beğendiğiniz ünlüleri sorsam...
- Bu soruya Türkiye bazında cevap vermeyeyim. 24 senedir Türkiye’de giydirmediğim isim kalmadı. Kendi giydirdiğim insanların ismini vermek olmaz. Ama dünya starları arasında Nicole Kidman ve Angelina Jolie’nin tarzlarını çok beğeniyorum.

ANGELINA JOLIE’NİN OSCAR POZU ÇOK HOŞTU

 Angelina Jolie demişken, onun Oscar ödül töreninde giydiği siyah kıyafetin yırtmacından bacağını çıkararak poz vermesi çok konuşuldu. Siz nasıl değerlendirdiniz o pozu?
- Bana çok estetik geldi. Bence çok hoştu. Zaten böyle güzel bir kadından asker gibi dümdüz durup poz vermesi beklenemez. Bir de yurtdışındaki starlar bunlara çalıştırılıyor. Tören öncesinde kameralara hangi açıdan bakacakları, ellerini kollarını nereye koyacakları gibi detaylar öğretiliyor. Bu, bir paket program. Farkındaysanız biz İstanbul’da yaşamamıza rağmen Amerika’daki bir varoş ailenin seks dolu programından haberdar olabiliyoruz. Bahsettiğim aile, Kardashian ailesi. Yani aslında yaptıkları elle tutulur hiçbir şey yok. Ama reklam için hazırladıkları paket program ile bize bunu sunabiliyorlar. 

Türkiye’de de var mı böyle ‘paket program’la adlarını duyuran isimler?
- Hayır, sadece yurtdışından bahsediyorum. Türkiye’de böyle bir durum yok. Menajerler var ama onlar sadece iş programını düzenliyor. Sanatçıya mesleğinde çıtasını yükseltecek davranışlarıyla ilgili hiçbir profesyonel destek vermiyorlar. Yeri geliyor, klip çekimine iki gün kala benden kıyafet talep eden bile oluyor. Ya da sanatçısı akşam bir davete gidecek, sabah beni arayıp kıyafet isteyebiliyor. Profesyonel anlamda böyle bir çalışma tarzı yok. Benim kendi işimle ilgili sert kurallarım var. Bir sanatçı milyonların önüne benim kıyafetimi giyip çıkacaksa, öncesinde titiz bir çalışma yapmak gerektiğini düşünüyorum. 

Daha önce sınırlı sayıda üretim yapıyordunuz. adL markasıyla yaptığınız işbirliğiyle birçok kişiye ulaşma fırsatı buldunuz. Sonuçtan memnun musunuz?
- Kesinlikle... Binlerce kişiye ulaştım ve bu bir tasarımcı için muazzam bir his. Tıpkı Sezen Aksu’nun bir şarkı yazması ve bütün sevenlerinin koro halinde o şarkıyı söylemesi gibi. adL ile anlaşmamız ekim ayında da devam edecek. Bu seferki defilede çok farklı bir teknoloji kullanacağız.

KADIN DOĞAL OLMALI 

Kadının stilinde ve giydiği kıyafetlerde gözünüze ilk ne çarpar?
- Doğallık... Bir kadın, doğallığa en yakın haliyle herkesin beğenisini kazanır. Frapanlık da her zaman eleştiriye açık olmanıza yol açar. Giyinirken yapaylıktan uzak olmak gerekir. Ben her sadelik içinde şıklığı yakalamaya dikkat ederim. Onu yakalayan kadın da her zaman şık algılanır bence.

BU CAMİADA ÇOK DOSTUM VAR

 Kıyafet hazırladığınız isimler arasında Deniz Akkaya’yla farklı bir ilişkiniz var sanırım. Geçtiğimiz günlerde sizi o ve kızıyla bir alışveriş merkezinde gördüm...
- Moda camiasında çok dostum var benim, o bakımdan şanslıyım. Deniz’le 2001 ya da 2002 yılında defilede tanıştık, enerjimiz çok tuttu, zamanla aile gibi olduk. Aynı şekilde Özge Ulusoy, Tuğçe Kazaz ve Cansu Dere’yle de arkadaşlığım var.

 

 


 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle