GeriKelebek 12 kadın 12 hikâye 12 seyirci
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

12 kadın 12 hikâye 12 seyirci

12 kadın 12 hikâye 12 seyirci
refid:20342169-spot ilişkili resim dosyası

12 kadın 12 hikâye 12 seyirci12 kadın, 12 kabin ve 12 seyirci... Her kabinde başka bir kadın cinayeti. Dekor ve kostüm açısından sade, içerik açısından hayli sert bir oyun ‘Ayna’. Hele oturduğunuz yerde ayaklarınızın dibinde dikilen kadın hayaletlerini izlerken... Tiyatro Artı’nın gelecek sezon sahnelemeye devam edeceği ‘Şiddet Üçlemesi’nin ilk basamağı bu. Daha evvel şüpheli bir cinayetin izlerini süren ‘tek seyircilik’ oyunundan tecrübeli olduğumuz için, daha Harbiye’de yer alan sahneye yaklaşmadan sarmaya başladı gerginlik. Haksız da çıkmadık hani...

Artık Tiyatro Artı’nın adını duyunca, “Yine başımıza ne gelecek” diye düşünmeye başlar olduk. Zira ilk başta ‘Takip’ adlı oyunuyla izleyiciyi tiyatro salonundan Galata sokaklarına taşımışlar, son olarak da ‘Üç Kişi’ oyununda doğru alan kullanımıyla oluşturulan üç ayrı odada ‘tek seyircilik oyun’ sahnelemişlerdi. Evet, tek ‘seyircilik’ oyun!
Üç Kişi’ye başımıza neler geleceğini bilmeden gitmiş; 45 dakika sonunda canlı bir ‘cinayet mahali’ olan alandan allak bulak çıkmıştık. Oyun sırasında oyuncularla burun buruna olmanın yanı sıra, seyrederken izlenilmeyi ilk defa deneyimlemiştik.
Haliyle Tiyatro Artı’nın yeni bir projesi olduğunu duyunca, kişi önce bir tereddüte kapılıyor. Sonra yine de merak ve heyecandan yerinde duramayıp Harbiye’deki Mekan Artı’nın kapısını çalıyor.
KOCA BİR İNSANLIK SUÇU
Tiyatro Artı’nın yeni projesi ‘Şiddet Üçlemesi’, adı üzerinde bir üçleme. ‘Ayna’ da serinin ilk oyunu. Dekor ve kostüm bakımından sade ama içerik olarak sert bir konuyu işliyor. Aslında bir evvelki oyun ‘Üç Kişi’nin devamı niteliğinde. Yalnız bu kez oyuncu kadrosu daha kalabalık ve hikâyeler görünüşte birbirinden bağımsız.
12 kabinin dairesel şekilde yerleştirildiği oyun, 12 kadın oyuncu ile 12 seyirciden her birini birer kabin içerisine sokuyor. Siz bir sandalyede oturuyorsunuz. Tepenizde bir ışık. Önce bir müzik duyuyorsunuz, sonra kabini çevreleyen siyah perde bir el tarafından aralanıyor ve içeri bir oyuncu süzülüyor. Başlıyor anlatmaya; sonra tek tek bir diğeri, bir diğeri... Anlatılanların hepsi de gerçek hikâyeler aslında. Ve bu küçük hikâyelerin her biri bir araya geldiğinde koca bir insanlık suçu gibi dikiliyor karşınızda.
Şubat ayı sonunda seyircisiyle buluşan oyunun metnini Didem Kaplan, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden yola çıkarak oluşturmuş. Oyunda kadına yönelik şiddeti konu alan 12 ayrı hikâye; katledilmiş, tecavüze uğramış veya şiddet gören kadınlar tarafından anlatılıyor. Buradaki ‘anlatılıyor’ kelimesi gelişi güzel bir seçim değil. Zira ‘Ayna’da oyunculuklar konuşturulmuyor. Her bir hikâye, öykünün başrolü kılığına bürünmüş oyuncular tarafından akratılıyor. Bu, oyunun yönetmeni Ufuk Tan Altunkaya’nın söylediği üzre, bilinçli bir seçim imiş. Oyunu metnin gücüne bırakmak doğru bir karar olmuş mu, siz karar verin. Belki de daha az şiddet hikâyesinin çok daha derinlemesine işlendiği bir kurgu, seyircinin söz konusu hikâye kişileriyle özdeşlik kurabilmesi için alan yaratır, üstelik daha az yorulmasını sağlayabilirdi.
KALABALIĞIN SESİ KULAĞINIZDA
Oyuncuların anlattıklarını dinlerken zaman zaman müdahil olmak istiyorsunuz. Aslında oyun interaktif değil,
önceden söyleyelim. Ama bazı izleyiciler oyun sonunda tartışmaya oturabiliyorlarmış. Bir keresinde ekibin oyun bitiminde bir saat daha devam ettiği bile olmuş hatta.
Esasen, Ayna’nın tüm meselesini iki detay sayesinde yakalayabiliyorsunuz. Biri, kabin içindeki oyuncuların yanı sıra mekândaki tüm hikâye anlatıcılarının sesinin yükselerek mekânı kaplaması. Sayıklamaları andıran sesler birleşince ortaya koca bir kalabalık çıkıyor ki, kadına yönelik şiddetin bireysel değil, toplumsal bir sorun ve haliyle hepimizin derdi olduğunun altını çiziyor. Diğeri ise, oyun sona erdiğinde her oyuncunun izleyiciler tarafından boşaltılmış kabinlere girmesiyle, izleyiciler ve hikâye kahramanlarının yer değiştiriyor olması. 45 dakikalık oyun finalinde Mekan Artı’yı terk ettiğinizde ise, Harbiye’nin o dik yokuşlarından birini yine sessiz sedasız tırmanmaya başlıyorsunuz...

Yazan Didem Kaplan
Yönetmen Ufuk Tan Altunkaya
Oyuncular Ayşe Balmumcu, Cansın Asarlı, Çiğdem Aygün, Dilek Yorulmaz, Ece Eser, Gökçe Deniz Balkan, Gülay Hayır, Gülsün Odabaş, Milay Ezengin, Nurcan Şirin, Rana Büyükyılmaz ve Serpil Bilgil.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle