Ekonomi Haberleri, Son Dakika, Haberler

EKONOMİ

İstasyon enflasyonu

30 Ocak 2016 - 23:24Son Güncelleme : 30 Ocak 2016 - 23:27

Akaryakıt sektörü temsilcileri, 13 bini aşkın istasyonun Türkiye’de hâlâ bir “istasyon enflasyonu” olduğunu gösterdiğini söylerken, bu nedenle verimsizlik yaşandığına, bazı istasyonlarda günlük 30 bin litreyi bulan satışın, diğerlerinde bin litreye kadar düştüğüne dikkat çekiyor.

REKABET Kurulu’nun 2009’da aldığı bir karar çerçevesinde, beş yılda bir akaryakıt bayi ve dağıtıcı şirketler arasında sözleşmeler yenileniyor. Bu kapsamda ilk sözleşme yenileme süreci 2010’da, ikinci sözleşme yenileme dönemi ise geçtiğimiz yıl gerçekleşmişti. Bu süreçte istasyon kapma yarışına giren dağıtıcı firmalar, bayi ağını genişleterek pazar payını artırmayı hedefliyor. Ancak firmalar, Türkiye’deki sistemin sürdürülebilir olmadığı görüşünde. 

Bunun nedeni ise sayısı 13 bine yaklaşan istasyonlar. 2010 ve 2015 yılında gerçekleşen bayi transfer döneminin lideri olan Aytemiz’in Genel Müdürü Ahmet Eke, Avrupalı oyuncuların, sahip oldukları bayi ağını daha da verimli kılmak adına küçülttüğünü, Türkiye’nin ise istasyon enflasyonuyla uğraştığını kaydederek, “Son dönemde araçların motor hacimleri küçülürken çok daha çevreci, ekonomik ama aynı zamanda yüksek performanslı olması gibi, Avrupa’daki dağıtıcı markalar da, daha verimli bir modeli kullanıyor. Avrupa’da akaryakıt dağıtım şirketleri de bayilik sistemiyle çalışmak yerine kendi istasyonları ile faaliyet gösterirken, verimliliği artırmak adına istasyonlarını kapatıyor. Hatta bazı ülkelerden çıkış kararı bile alabiliyorlar. Türkiye’de ise istasyon sayısı, her geçen gün artmaya devam ediyor. Bu tabloya baktığımızda, Türkiye’de firmalar, doğal olarak Avrupa’daki verimlik seviyelerine erişemiyor” diyor.

BİN LİTRE DE VAR, 30 BİN DE

Eke’ye göre, Türkiye’de pazara girişin serbest olması ve dağıtıcı lisansı almanın kolaylığı, haddinden fazla oyuncunun girmesine sebep oluyor. Bu da istasyon sayısının artmasına ve sektörün verimsizliğine neden oluyor. Eke, şunları kaydediyor: “Özellikle Anadolu’da hiçbir şekilde kendisini yenilemeden, özen göstermeden bu işi aile mesleği haline getirenler, hatta bölgede yapacak iş bulamayanlar fazladan istasyon açılmasına neden oldu. Piyasada sadece 6-7 dağıtıcı olsa bu istasyonlara bayilik verilmez, boşta kalırlardı.
Ancak dağıtıcı sayısı 91 olunca herkes kendisine bir dağıtıcı buluyor. Türkiye’de bir istasyonun ortalama satışı günlük bin 1.500 litre. Bu istasyonun kâr etmesi mümkün değil. Baktığımızda günde 1.000 litre satan da var, 30 bin litrelik satış yapan istasyon da var. İstasyonların verimlilik esaslı konumlandırılması gerekiyor.
Örneğin, Trakya ve Marmara bölgesinde istasyon işletmenin yüksek kâr sağladığı görülüyor. İstasyon başı satışta günlük ortalama 8.500 litrelik gelire ulaşıyorlar. Konya’ya gittiğimizde bu rakam 4.500 litreye düşebiliyor. Avrupa’da ise istasyonların ortalama satışı günlük 12 bin litre seviyesinde.”

Türkiye, Avrupa istasyon modeline ısınıyor

2010’dan sonraki sözleşme sürelerinin 5 yılla sınırlandırılmasının, dağıtım şirketlerinin bu sınırı aşabilmek için satın alma ya da uzun süreliğine kiralama modeline gitmelerine neden olduğunu belirten Eke, “Şirketlerin sahibi olduğu ve işlettiği istasyon sayısı hızla artıyor. Avrupa bu modeli kullanıyor. Orada franchising çok az. İstasyon sayısı fazla olduğu için Türkiye’de uzun zamana ihtiyaç var. Bu süreç yavaş yavaş olacak. Buradan çıkaracağımız sonuç şudur ki, markalar kendi istasyon sayılarını artırmaya ve buraları işletmeye devam edecek. İstasyonları satın alarak ya da 15-20 yıllığına kiralayarak bu süreci hayata geçiriyorlar. Mülk almak şimdilik pahalı ancak, işini geliştirmek isteyenler kiralama yoluna gidebiliyor” diyor. Eke, hem bayiler hem de dağıtıcıların bu durumu desteklediğini söyleyerek, şöyle devam ediyor: “Ancak bunun da büyüyebileceği nokta sınırlı. Petrol piyasası kanununda, ‘dağıtım şirketleri kendi satış hacminin yüzde 15’inden daha fazlasını kendi işlettikleri istasyonlar aracılığıyla satamazlar’ şeklinde zaten ulaşılması zor olan yasal bir sınırlama var. Aytemiz olarak biz şu anda 15 istasyonu kendimiz işletiyoruz. Türkiye’de dağıtıcıların kendilerinin işlettiği istasyon sayısı ise yaklaşık 250 adet seviyesinde. Bu da ülkedeki toplam istasyon sayısına oranladığımızda, yüzde 2 seviyesinde kaldığını gösteriyor. Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımızda oradaki oranlar yüzde 70’lere kadar çıkabiliyor.”

EPDK’dan 4 milyon liralık ceza

ENERJİ Piyasası Düzenleme Kurulu’nca (EPDK), çeşitli gerekçelerle 21 akaryakıt dağıtım şirketine toplam 4 milyon 227 bin 589 lira idari para cezası verildi. Resmi Gazete’de dün yayımlanan EPDK kararlarına göre, gizli tank bulundurmak, lisans yönetmeliğine ve kanuna aykırı hareket etmek, petrolü amaç dışı kullanmak, lisansın amaç dışında kullanması, hile yapılması ve yazılı savunmanın tanınan sürede yapılmaması sebebiyle 21 firmaya toplam 4.2 milyon lira ceza kesildi. Kurul iki firmadan yazılı savunma istedi. EPDK’nın idari para cezalarına karşı 60 gün içinde dava açılabiliyor. 

Sayfa Başı
Haberlerözel harekat mülakat tarihiözel harekat parkurupöh parkurupöh sonuçlarıpöh mülakat tarihikpsskpss sonuçları