Hürriyet Pazar Haberleri

    İstanbul'un en büyük tartışması: İki uzman yeni AKM'yi yorumladı

    Hürriyet Haber
    11.11.2017 - 12:56 | Son Güncelleme:

    Mimar Korhan Gümüş ve Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, yeni Atatürk Kültür Merkezi projesi üzerine yazdı.

    Yeni projeye dair görseller geçen haftaki sunumda kamuoyuyla paylaşıldı.

    Yeni AKM: Kutu ile kubbe arasındaki tansiyonu aşma çabası (Korhan Gümüş-Mimar)

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yeni Atatürk Kültür Merkezi (AKM) projesi, sanki devlet içindeki iki anaakımın arasındaki uzlaşmayı simgeliyor gibi. Şöyle bir düşünün: AKM böylece hem Cumhurbaşkanı’nın istediği gibi yıkılmış hem de yıkılmasına karşı çıkanların istediği gibi korunmuş oluyor. Hatta ‘kubbe’nin Cumhuriyet modernizmini simgeleyen ‘kutu’nun içine alınmış ve ehlileştirilmiş olduğu dahi iddia edilebilir. Soru şu: Bu koşulları acaba projeye karşı çıkarak veya böylesine bir sembolizmle aşabilir miyiz?

    Yeni AKM, cepheden bakıldığında bir yarımküre ve onu kapsayan dikdörtgen bir prizma olarak algılanıyor. Projenin en ilginç tarafı, ana salonun bir yarımkürenin (kubbenin), onun da (eski AKM’yi canlandıran) bir ‘kutu’ içine alınması... Bu bireşim bence muazzam bir sembolizm içeriyor: Yeni AKM
    projesinde Cumhuriyet modernizminin simgesi olan ‘kutu’ ile Yeni Osmanlıcı akımın simgesi olan ‘kubbe’ bir araya geliyor.

    Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı olduğunda Gezi’nin Taksim Meydanı’na bakan kısmına çizilen bir çemberin nasıl gümbürtü kopardığını hatırlayanlar vardır. Bir kubbenin, yani bir yarımkürenin izdüşümü olan bu çember, 28 Şubat sürecinin en gerilimli konularından biri haline gelmişti. O tarihte incecik çizgilerle, mevcut Taksim Projesi’nin üzerine çizilmiş bu ‘çekingen çember’ ortaya çıktığında muazzam bir kıyamet kopmuştu. Gazeteler Gümüşsuyu, Sıraselviler gibi caddeleri yarıklara dönüştüren rampa ve tünelleri hiç konu etmeden, ‘Taksim’e Cami Yapılıyor’ başlığını manşetlerine taşımışlardı.

    Geçmişte Taksim’i bir otoyol kavşağına dönüştüren projenin üzerine çizilen çemberle (1995) temsil edilen Taksim Camii projesi... Yönetim tarafından bir kutu gibi algılanan (modern bir biçime sahip olan) AKM... Yeni AKM projesiyle, bu ikisi arasındaki gerilim sanki ortadan kalkmış gibi görünüyor. Bu proje, sanki devlet içindeki iki anaakımın arasındaki uzlaşmayı simgelemeyi amaçlıyor. Şöyle bir düşünün: AKM böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği gibi hem yıkılmış hem de yıkılmasına karşı çıkanların istediği gibi korunmuş oluyor. Hatta ‘kubbe’nin Cumhuriyet modernizmini simgeleyen ‘kutu’nun içine alınmış ve ehlileştirilmiş olduğu dahi iddia edilebilir. Soru şu: Bu koşulları acaba projeye karşı çıkarak veya böylesine bir sembolizmle aşabilir miyiz? Belki burada proje müellifinin, mimarlığı aşan ‘derin’ siyasal koşulları biraz zorladığı bile söylenebilir.

    Bu açıdan bakılırsa Yeni AKM’nin, devlet içindeki rakip güçler arasındaki bir uzlaşmayı, hatta bir izdivacı simgelemesinin onun geçmişten bugüne taşıdığı misyonu pekiştirdiği bile düşünülebilir. AKM bir mimari miras olarak görülüyorsa, Yeni AKM’nin, yani Mimar Tabanlıoğlu tarafından geliştirilen projenin AKM’nin bir siyasal temsil sahnesi olma işlevini koruduğu söylenebilir.

    Buna karşılık dikdörtgen bir yerleştirmeden bu temel forma, yarımküreye geçiş nasıl bir sorun yaratır, bu da herhalde projede düşünülmüş olmalı. Ana salonun planlarına baktığınızda zeminde, parterde bir sorun yokmuş gibi gözüküyor. Ayrıca tiyatro, sergi gibi işlevlerin ve fuayelerinin ayrışmış olması da son derece yerinde. Ancak Taksim Meydanı’na Gümüşsuyu Caddesi ile Mete Caddesi arasında yeni bir tünel açmak yeni sorunlar da yaratacaktır. Bunun yerine AKM’ye meydanın altından bir giriş verilebilir, metro ile ilişki kurulabilir. Meydan betonla kaplanırken bunun düşünülmemiş olması büyük bir eksiklik.

    Kültür alanı özgürleştirilmeli

    AKM’nin yalnızca mimarisini konuşmak yeterli mi? Önemli bir mesele, bu işin bittikten sonra nasıl yönetileceği. Projenin başarılı olması için bağımsız kültür insanlarından oluşan bir proje yönetiminin olması gerekli.

    AKM gibi bir kültür yapısı için farklı bir alternatif şart. Bu nedenle bugüne kadar özel alana, hayırseverlik alanına sıkışıp kalan kültür ve sanat kuruluşları artık ortaya çıkmalı. Kamusal sorumluluk üstlenmeli. AKM festivallere, bienallere ev sahipliği yapacak bir altyapıya sahip olmak zorunda. Bu nedenle projenin yönetiminde İKSV gibi birtakım kültür ve sanat kuruluşları ile işbirliği yapılması gerekir.

    Proje tanıtım toplantısında Sayın Cumhurbaşkanı, “Kültür ve sanatta başarılı olamadık” dedi. Bu sözlerin üzerinde önemle durulmalı. Halk için neyin iyi olduğunu bilen ve tepeden dayatan bir kültür yönetimi modeli bu krizin ana nedeni. Kültür alanı özgürleştirilmeli.

    İstanbulun en büyük tartışması: İki uzman yeni AKMyi yorumladı
    Ana salonun planlarına baktığınızda zeminde, parterde bir sorun yokmuş gibi gözüküyor. Ayrıca tiyatro, sergi gibi işlevlerin ve fuayelerinin ayrışmış olması da son derece yerinde. Ancak Taksim meydanına Gümüşsuyu Caddesi ile Mete Caddesi arasında yeni bir tünel açmak yeni sorunlar da yaratacaktır. Bunun yerine AKM’ye meydanın altından bir giriş verilebilir, metro ile ilişki kurulabilir. Meydan betonla kaplanırken bunun düşünülmemiş olması büyük bir eksiklik.

    AKM gelecekte bir ders olarak okutulacak

    AKM hiç şüphesiz dünyanın en çok tartışılan yapısı. Gelecekte dünyada kültür yönetimi, mimarlık tarihi gibi derslerde okutulacağı, üzerine tezler hazırlanacağı kesin. Yıllardır dönüp dolaşıp AKM’yi yeniden tartışıyoruz. Ancak bu tartışmaların bir bölümü, kimi zaman AKM ile ilgili birtakım gerçekleri örtmeye yarıyor.

    Yakın geçmişi hatırlayalım. AKM restorasyonu, 2010 Avrupa Kültür Başkenti programında yer alıyordu. Eğer 2010 yılında deneyimli mimar ve kültür insanlarının gönüllü katkılarıyla hazırlanan AKM restorasyon projesi uygulama safhasında engellenmemiş olsaydı, AKM şehrin kültür hayatını zenginleştirecek, bundan sanatçılar, kültür ve sanat kurumları, herkes kazançlı çıkacaktı. Bugün “Üzerine restoran yapılıyordu, onun için engellendi” deniyor. Bu doğru değil. AKM restorasyon projesinde restoran falan yoktu! Aynı kökten geldiği için belki, ‘restorasyon’ ile ‘restoran’ karıştırılıyor olmalı. Gene de bir kültür ve sanat yapısının içinde bir kafe-restoran olmasını istemenin bir suç, şehri ondan mahrum bırakmak için bir gerekçe olmaması gerektiğini düşünüyorum. Dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay AKM projesinin yönetimi için şehrin deneyimli kültür insanlarından oluşan sivil girişimin toplantılarına katılmış ve ‘AKM’nin üzerine restoran yapılırsa projenin durdurulacağını’ söyleyerek katılımcıların dikkatini çekmişti.

    10 yılı nasıl kaybettik?

    Oysa AKM’nin restorasyon projesinde taşıyıcı olmayan birbirine dik duvarlar betonarme perde haline getirilerek AKM depreme dayanıklı hale getiriliyor, sahne sistemleri, elektromekanik aksamı, su, elektrik, ısıtma, iklimlendirme sistemleri mükemmel mühendislik yöntemleri ile güncelleniyor, bina enerji etkin hale getiriliyordu. AKM’nin duvar seramiklerinden döşeme kumaşlarına kadar her şey korunuyordu. Bu projeyi engelleyenler yalnızca bu değerli çalışmaları, insanların gönüllü emeklerini heba etmekle kalmadı, aynı zamanda AKM’yi yıkmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürdü, İstanbul’un 10 sene en önemli kültür yapısından mahrum kalmasını sağladı.

    İstanbulun en büyük tartışması: İki uzman yeni AKMyi yorumladı
    Mimar Hayati Tabanlıoğlu’nun eseri AKM, 1969’da hizmete girdi.

    AKM yıkımı, algı operasyonu ve gerçekler (Eyüp Muhcu-Mimarlar Odası Genel Başkanı)

    Projenin hukuki ve yasal dayanakları olmadan ilgili kamu kuruluşlarından ve toplumdan gizlenerek elde edilmesi ve sonra ‘şapkadan tavşan çıkarır’ gibi sunulması, mimari üretim ve tasarım süreci açısından ciddi bir sorun.

    AKM’nin (Atatürk Kültür Merkezi) yıkımındaki ısrarı anlamak için Cumhuriyet’in mimari mirası, kültürel varlıklar ile birlikte kültürün ve sanatın üretildiği mekânların son yıllarda sistemli bir şekilde artarak kıyıma uğradıklarını öncelikle anımsayalım.

    AKM, koruma hukuku ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelerle güvence altındadır. Bu çerçevede, başta ‘2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’ olmak üzere, bölgenin ‘sit alanı’ ve yapının ‘birinci grup anıtsal yapı’ olarak tescil edilmesi sebebiyle, AKM’nin yasal olarak korunması zorunluluğu vardır.

    Buna karşın devletin tepesinden verilen talimatlarla AKM’nin yıkılması için hukuk, yasalar ve toplumsal duyarlılıklar hiçe sayılarak girişimlerde bulunulmuştur.
    Asıl hedef AKM’nin korunması olmalıdır. Bunun yerine yeni proje tartışmasının ikame edilmesi zaten binayı yıkmak isteyenlerin bir beklentisidir. Bu tespitten ödün vermeden proje sürecinin de baştan sona sorunlu olduğunu belirtmek gerekiyor.

    Gösterisi yapılan projenin hukuki ve yasal dayanakları olmadan ilgili kamu kuruluşlarından ve toplumdan gizlenerek elde edilmesi ve sonra ‘şapkadan tavşan çıkarır’ gibi sunulması, mimari üretim ve tasarım süreci açısından ciddi bir sorun ve sorular alanı oluşturmaktadır.

    Mimarisine haksızlık yapılıyor

    Kimi kültür mekânları, bulundukları kentle özdeşleşmiş olarak anılırlar. Söz konusu olan AKM ise, bu betimleme daha da güçlü bir şekilde karşımıza çıkar. İstanbul denince akla ilk gelen mekânlardan biri, hiç şüphe yok ki, AKM’dir. Taksim ve İstanbul onsuz düşünülemez.

    AKM’nin simgesel bir yapı haline gelmesini kültüre, sanata bakış ve yaşanan sürecin özellikleri ile birlikte ele alarak değerlendirmek gerekir. Salt tekil yapı ölçeğinde konunun ele alınması, Cumhuriyet açısından önemi, toplumsal bellekteki konumu, kültür ve sanat ilişkisi, mimarlık ve çağdaş kentleşme içerisindeki yerinin doğru bir şekilde ortaya konması mümkün değildir.

    AKM’nin mimari özellikleri üzerine ‘özgünlük’ değerini yok sayan pek çok haksız ve spekülasyon ölçüsünü aşamayan kimi değerlendirmeler yapılmaktadır. Oysa AKM, mimari eser olarak yapıldığı dönemin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. ‘İşlevsellik’ ve ‘yalınlık’ tasarım ilkeleri bakımından öncelikli bir durum oluşturmaktadır.

    AKM’nin, 40 yılı aşkın bir süre çağdaş toplumun beklentilerine yanıt vermesi bakımından ‘süreklilik’, toplumsal olaylarla tartışma konusu olması ile ‘anı’, fiziki bakımdan İstanbul’un belleğinin bir parçası olması ile ‘kimlik’ değeri taşıması yapının önemli nitelikleri arasındadır.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kamusal sorumlulukları doğrultusunda, AKM’nin aslına uygun restorasyon işlerini tamamlamak ve binanın bir an önce yeniden hizmete açılmasını sağlamakla yükümlüdürler.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı