Hürriyet Cumartesi Haberleri

    İstanbul’a ilk gelişimde otel parası ödemeden kaçmıştık

    Hürriyet Haber
    28.07.2017 - 15:31 | Son Güncelleme:

    “Anlatmaya doyamıyor” dediler. “Göreceksin, çocuk gibi; gözlerinin içi parlıyor” dediler. İnandım. La Cité du Cinéma... Ünlü Fransız yönetmen Luc Besson’un Paris’teki sinema üssü.“Çocukluk hayalim” dediği yeni filmi ‘Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu’nu konuşmak için odasındayım. Baş başa 20 dakikamız var.Ama bırakın çocuk gibi gözlerinin içinin parlamasını; bir ters, bir aksi; bazı sorularda beni duvardan duvara vuruyor cevaplarıyla. Başka bir gazeteci belki o bölümleri toptan çıkarmayı tercih edebilirdi. Ben eğleniyorum, işe gerçeklik hissi katıyor.Ama karşı ateş olarak ben de eski defterleri açıyorum. İstanbul’dan para ödemeden tüymesi falan... Röportaj bitince “Birlikte bir selfie, imza fotoğrafı çekebilir miyiz” diye soruyorum. Cevap yine bir duvardan öbürüne. Kendisi çektirmediği gibi o gün röportajlarda başrol oyuncusu Cara Delevingne de fotoğraf çektirmiyor. Ne benimle ne diğer gazetecilerle. Millet kalkmış dünyanın bir ucundan gelmiş; inşallah benim yüzümden değildir. Fakat Türkiye’de perşembe günü vizyona giren ‘Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu’ hakikaten güzel olmuş, iki saat boyunca gözlerimi alamadım. Tekrar gideceğim.

    İstanbul’a ilk gelişimde otel parası ödemeden kaçmıştık

    Filmi dün gördüm ve çok etkileyici. Sanki Avatar’ın, Star Wars’un, Captain America’nın bir karışımı gibi. Sizce filminize hayat veren aynı isimli Valerian dergisi bütün bu bilimkurguların anası mı?

    - Hiç değil. Ben filmi tamamen kendine münhasır buluyorum. Benim ilhamım 1970’lerde 27 sayı çıkmış Valerian dergisinden geliyor. Mevzuları, gelişmeleriyle bütün bu saydığınız filmlerden çok farklı.

    Bu kadar büyük bütçeli bir film çekilebilmesi, sizce Avrupa sinemasına dev Amerikan sinema endüstrisi karşısında umut veriyor mu?

    - Hiç umurumda değil. Diyelim ki ben bir ressamım. Harika bir tablo yaptım. Siz bana Avrupa’daki müzelerin organizasyonunu soruyorsunuz. Bu hiç benim derdim değil.

    ‘Valerian’ da Star Wars gibi bir seri haline gelecek mi?

    - Buna karar verecek olan ben değilim. Eğer birincisini kimse sevmezse ortaya çıkıp “Biz ikincisini çekiyoruz” diyemeyiz. Size insandan bu yönde bir mesaj gelmesi lazım. Bu biraz masada arkadaşlarınızla otururken yaptığınız esprilere kimsenin gülmemesi gibi. O zaman başka bir tane yapayım diyemezsiniz ki! Aynı şey.

    İstanbul’a ilk gelişimde otel parası ödemeden kaçmıştık

    TÜRKİYE FİLMİNİ BECEREMEM

    Sizce filmi kimler görmeli?

    - Kim istiyorsa. Sinemanın güzel yanı da bu: ‘Zorunda’ olmamanız.

    Valerian, sizin çocukluk hayalinizmiş. Peki gerçekleştirmek için niçin bu kadar uzun süre beklediniz?

    - Çünkü böyle bir filmi çekmek teknik olarak mümkün değildi. Gereken teknelojinin gelişmesi için 20 yıl beklemek gerekti. Ayrıca ben de yeterli değildim böyle bir film çekebilmek için. Benim de yeterince zekileşmem gerekiyordu.

    Demek belki de İstanbul’a ilk geldiğinizde yanınızda bir Valerian dergisi vardı... Henüz 6 yaşındaymışsınız. Otel parasını ödemeden tüymüşsünüz.

    - Ha şu mesele... Doğru ama kaçan ben değil, annemle babamdı.

    Sonra sık sık geldiniz İstanbul’a. Ailenizin bu davranışı sizde devam etti mi?  Restorandan falan hesap ödemeden kaçmak...

    - Yok hayır; öyle bir şey hiç olmadı.sonraki bütün gelişlerimde otel, hesap her şeyi ödedim

    Tanıdığınız çok Türk olduğunu söylüyorsunuz. Bir Türkiye filmi çekseniz nasıl bir şey olurdu?

    - Olmaz, beceremezdim. Bunu Türklerin yapması gerekir. Sinema, bir ülkenin kartviziti gibi. Fransız sinemacılar Paris’in romantizmini gösterdiklerinde, Amerikalılar Malibu ya da Dallas’ı gösterdiklerinde aslında bütün dünyaya kim olduklarını anlatıyorlar. İnsanlar da biniyor uçağa Malibu’ya gidiyorlar. Bunu hükümetlerin de anlayıp Türk sinemasına destek olması lazım. Yani memleketlerini ‘satmak’ da Türklere düşer. Çünkü bilmek istiyoruz Türkler nasıl yaşar, ne yerler, nasıl makara yaparlar, sarhoş olduklarında nasıldırlar, iş hiyerarşisindeki sorunları nedir...

    TÜRKLER BEŞ YIL ÖNCE DAHA MUTLUYDU, ŞİMDİ GERİLEN ORTAMDAN MUTSUZ OLDUKLARINI GÖZLEMLİYORUM

    Cansu  adında genç bir Türk oyuncuyu, dublaj için Türk muhataplarınıza tavsiye etmişsiniz. Türk oyunculara bu kadar hâkim misiniz?

    - Onu çok az tanıyorum. Hiç yüz yüze gelmedik. Tesadüfen birkaç küçük şeyine denk geldim. Çok sempatik. Sesini beğeniyorum. Hatta filmde bir rol vermek istedim. Ama tarihler uyuşmadı. Onun dışında bildiğim Türk oyuncu yok.

    Yönetmenler? Nuri Bilge Ceylan mesela... Fransa’da çok tanınıyor.

    - Yok, tanımıyorum. Belki yaptığı işlerden çıkarabilirim. Ama ben Türkiye’yi seviyorum. Oraya geldiğimde kendimi çok iyi hissediyorum. Sadece işlerin nasıl tersine döndüğünü gördükçe üzülüyorum.

    Ne mânâda?

    - Çok Türk tanıyorum. Daha beş-altı yıl öncesine kadar ekonomi falan her şey yükselişteydi. İnsanlar mutluydu. Şimdi gerilen ortamdan mutsuz olduklarını gözlemliyorum. Beni üzen bu.

    Paris olaylarında ayaklanan Müslüman gençlere yönelik çok ses getiren bir mektup yazmıştınız. Türkiye de hem çoğunluğu Müslüman hem de teröre maruz kalan bir ülke. Ne hissettiriyor size?

    - Ben ‘kirletme’ye karşıyım. Bazı ‘sözde Müslümanlar’ geri kalan milyonlarca Müslümanı ‘lekeliyor’. Ve bu meseleyi çözmek yine Müslümanların işi. Terörizmle daha çok Hıristiyanlar uğraşıyor gibi bir durum var. Bu Hırıstiyanların ya da başkalarının işi değil. Çünkü teröristler bir yeri bastıklarında ölen Müslüman mı Hıristiyan mı bakmıyor. Önüne geleni öldürüyor. Müslümanların ‘kendilerini’ lekeleyen bu insanları kendilerinin ekarte etmeleri gerektiğini anlaması gerek. 

    İstanbul’a ilk gelişimde otel parası ödemeden kaçmıştık

    RIHANNA KENDİNİ TAMAMEN BANA BIRAKTI

    Filmin en büyük sürprizlerinden biri Rihanna. Muhteşemdi! Size de sürpriz oldu mu?

    - Niye olsun? Ben bir aktris gördüğümde, bunu anlarım. Onu dünyanın 1 numaralı R&B şarkıcısı olarak değil, oyuncu olarak ele aldım. Zaten yapmak istediği de buydu. Kendini tamamen bana bıraktı. Cara (Delevingne) de öyle. Önümüzdeki 10 yılda sinemaya imzasını vuracak.

    MİLLA JOVOVİCH’TEN İLHAM ALDIM

    Henüz 24 yaşında. Ama podyumlarda yarattığı rüzgâr Türkiye’de bile öyle kuvvetli esiyor ki etrafınızda gördüğünüz halıfleks kaşlı kadınlar onun eseri. İngiliz model Cara Delevingne, ‘Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu’yla oyunculuk kariyerinin de zirvesinde. İlham aldığını söylüyor; peki aynı Luc Besson rahle-i tedrisatından geçip yeni Milla Jovovich olacak mı?

    Valerian’da sizi en çok etkileyen neydi?

    - Sanırım Alfa fikri. Yani gelecekte galakside yaşayan bütün canlıların bir araya gelmesi ve barış içinde
    yaşaması.

    O kadar çok canlı karakteri var ki. Aralarından sevdiğiniz bir tanesi var mı?

    - Kesinlikle ‘Bubble’ karakteri. 

    Yakın arkadaşınız Rihanna canlandırıyor diye mi?

    - Evet o mükemmel ama ‘Bubble’ın istediği her şeye dönüşebilmesi bence çok eğlenceli.

    Uygarlıkların bir arada yaşaması demişken bir İngiliz olarak Brexit hakkında ne düşünüyorsunuz?

    - Brexit mi? ‘Valerian’ yerine niye bunu konuşuyoruz anlamadım ama şunu söyleyebilirim: Filmin ileride birlikte yaşayabileceğimize, birbirimizi dinleyip uyum içinde çalışabileceğimize dair çok güçlü bir mesajı var. Bu da mükemmel olurdu.

    Film ‘Mül’ adlı, denizi, kumu, güneşiyle cennet bir gezegende başlıyor. Dünyada bir yer ‘Mül’ olsaydı, orası sizin için neresi olurdu? Türkiye’ye hiç geldiniz mi mesela? 

    - Hayır, maalesef Türkiye’ye hiç gelmedim ama ‘Turks ve Caicos Adaları’ olabilir. Michelle’in (Rodriguez; ABD’li aktris, eski sevgilisi) orada evi vardı. Açıkçası öyle beyaz kumsalları da hiçbir yerde görmedim.

    KARANLIK DURUMLARI SEVERİM

    Karakteriniz ‘Laureline’ dünyada aşktan daha sağlam ve güçlü bir şey olmadığını söylüyor. Bugünlerde siz kendinizi ne kadar güçlü hissediyorsunuz?

    - Eğer yanınızda aşk varsa ya da içinizde varsa tabii, evet kendinizi çok güçlü hissediyorsunuz. Böyle işte...

    Bir röportajınızda çocukken kan ve ölüm takıntınız olduğunu söylemiştiniz. Şimdi bunu güç ve aksiyona dönüştürmüş gibisiniz.

    - Ah evet. Karanlık durumları severdim. Karanlık hikâyeleri, karanlık filmleri... ‘Valerian’la birlikte bazı şeylerin değiştiğini söylemek doğru. Olup bitene müdahale edebileceğinizi, değiştirebileceğinizi öğreniyorsunuz zaman içinde.

    ‘Laureline’ hem biraz sert ve hem de feminist çizgileri olan bir karakter. Onu canlandırırken ilham aldığınız kimse var mı?

    - Tabii. Hatta sert karakter canlandıran birçok oyuncu var: Nathalie Portman, Scarlett Johansson, Milla Jovovich...

    İstanbul’a ilk gelişimde otel parası ödemeden kaçmıştık

    BİNBAŞI VE ÇAVUŞ!

    Çizgi roman uyarlaması ‘Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu’nda
    Cara Delevingne ‘Çavuş Laureline’i, daha önce ‘Life’ adlı yapımda James Dean rolünde izlediğimiz Dane DeHaan (solda) da ‘Binbaşı Valerian’ı canlandırıyor.

     

     

    SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

     

    Etiketler: Hayat
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı