Kalem krallığının yakışıklı kontu

Güncelleme Tarihi:

Kalem krallığının yakışıklı kontu
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 25, 2009 00:00

Adını, hepimizin daha çocukluk yıllarında ezberlediği bir marka Faber-Castell. Rengârenk kurşunkalemleri ve onların kokusu hep tanıdıktır. İşte bu kokuyu, doğduğu yerde, Faber-Castell’in Almanya Stein’daki kurşunkalem fabrikasında koklama, kalemlerin nasıl üretildiğini görme şansı yakaladık. Üstelik fabrikanın hemen yanındaki şatoda, ailenin 8’inci kuşak temsilcisi, Faber-Castell CEO’su, Anton Wolfgang Kont von Faber-Castell (78) ile bir röportaj yaptık.

Haberin Devamı

? Büyüyünce kont olacak bir çocuğun hayatı, diğerlerinden farklı mıdır?
- Çok küçükken kontluktan haberim yoktu, söylemediler. Çünkü aile içinde buna çok önem verilmiyordu. Babam bu konuda tutucuydu ama annem çok özgür düşünceliydi. İstediğim her şeyi yapabiliyor, herkesle arkadaşlık edebiliyordum. Ortalıkta diğerlerine patronluk tasladığımızı gördüğü ya da sezdiği anda annem mutlaka uyarırdı. Bundan şimdi çok memnunum.
Çünkü bir gence erken yaşta güç vermeniz onun geleceği için hiç
de iyi olmaz.
? Hiç Faber-Castell’de çalışmak dışında bir şeyler yapmak istediniz mi?
- Aslında tarih okumak istiyordum. Babamsa işin başına geçebileceğim bir bölümde okumamı istiyordu. Ama o zamanlar bu bana çok uzak bir fikirdi. Çünkü babamın 10 çocuğundan biriydim ve kalem fabrikasının başına geçmesi gerekenin ben olduğumu hiç düşünmüyordum. İsviçre’de uluslararası bir okulda yetişmek, çok farklı bir bakış açısı kazandırmıştı. Güzel vakit geçiriyor, sürekli spor yapıyordum. Futbol, kriket, kayak, buz hokeyi oynuyor, farklı insanlarla tanışıyordum.
? 10 çocuk biraz fazla
değil mi?
- Babam üç kez evlenmiş. İlkinden 4, ikincisinden 6 çocuğu var. Ben de ikinci evlilikten olan en büyük çocuğum.
? Hepiniz kont ve kontes
mi oldunuz?
- Hayır herkes olamıyor. İki üvey erkek kardeşim vardı ve bir tanesi gerçekten de problemdi. Sanırım babam buna çok önceden karar vermişti. Neden beni seçtiğini bilemiyorum ama aralarında en iyileri bendim diyebilirim. Okulda bir problemim olmamıştı, babamla çok vakit geçirirdim.
? Sizi seçtiği için gurur duydunuz mu?
- Başta tabii ki hayır. Çünkü bunu taşımak zor. O dönemde New York’ta özgür bir hayat yaşamak beni daha çok gururlandırırdı. Hiçbir zaman kont olacağımı, havalara gireceğimi düşünmedim. Çünkü kendi ayaklarımın üzerinde durmak istedim, diğer türlüsü çok tehlikeli.
İSTANBUL’DA DÜKKÂN AÇACAK YER ARIYORUZ
? Yeni bir kalem üretildiğinde ilk siz mi deniyorsunuz?
- İlk kez sadece ben denemiyorum. Küçük bir araştırma grubumuz oluyor kullanıcılardan oluşan. Kararlarımız çok spontan gelişiyor. Büyük pazar araştırmalarına girmiyoruz. Daha önemli projeler içinse her ne kadar uzun süreli deneyimim olsa da yanılabilme riskini göze almıyorum ve araştırma yapıyoruz. Mesela gençlere yönelik kalemlerde...
? 13 yaşındaki ikiz kızlarınızın kalemlerle arası nasıl, onların da fikirlerini alıyor musunuz?
- Tabii ki soruyorum, ama çoğu zaman benim söylememe gerek kalmadan onlar fikirlerini söylüyorlar. Bir keresinde, şatodaki Faber-Castell dükkânına girdik ve bana “Stabilo yok mu” diye rakibimizin kalemlerini sordular. Ne diyeceğimi bilemedim. Ürünlerle çok ilgililer ve her şey hakkında çekinmeden eleştiri yapıyorlar. Anlayacağınız evde enteresan bir pazar araştırması yapılıyor.
? Sizin en sevdiğiniz kalem hangisi?
- Ambition Cocos. Bunu her zaman yanımda taşımaya çalışıyorum.
? Avrupa’da ya da Amerika’da sadece Faber-Castell satan dükkânlar var. Türkiye’de de açmayı düşünüyor musunuz?
- Evet. Türkiye’deki ortağımız Adel Kalemcilik, İstanbul’da araştırma yapıyor. Ama doğru yeri bulmak kolay olmuyor.
? Sizin sadece bir oğlunuz
var, onun ileride kont olacağı kesin mi?
- Hayır, oğlum Charles’ın seçilmesi gerekiyor. Faber-Castell’in başına geçme şansı var ama öncelikle kendini kanıtlaması, deneyim kazanması şart. Zaten şu anda Amerika’da çalışıyor. Bu işe geçen yıl girdiği için de çok şanslı. Çünkü MBA programındaki sınıf arkadaşlarının yüzde 40’ı şu anda krizden dolayı işsiz.
? Emekli olmak için onu
mu bekliyorsunuz?
- Onu beklemek güzel olabilirdi. Ama profesyonel müdürlerden oluşan bir takımın başındayım. Bu takımı devam ettirebilmek çok önemli. Oğlum henüz 29 yaşında ve daha çok deneyim kazanması gerekiyor.

Haberin Devamı

AİLE YADİGÂRI 166 YILLIK ŞATO

Haberin Devamı

Neue Schloss (Yeni Şato) olarak adlandırılan yapı, 1843-46 yılları arasında Lothar von Faber tarafından inşa edilen Alte Schloss (Eski Şato)’ya ek olarak düşünüldü. İnşaatı 1903’te başladı. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından kısa bir süre önce, 1 Mayıs 1939’da, kontun ailesi yazı geçirmek için Nürnberg yakınlarındaki yazlık evlerine taşındı. Bu arada şato Alman ordusu tarafından işgal edildi. Uzun süre geri dönemediler. Etkileyici yapı, 30 yılını Pamuk Prenses misali uykuda geçirdi. Ta ki, Anton Wolfgang Graf von Faber-Castell ailesi onu yeniden uyandırana ve 1986’da şirketin 225. yıldönümünde ilk kez halka açana dek. Randevu alıp gelenlere rehberli gezi yaptırılıyor.

Haberin Devamı

KONT DEMEYE BİN ŞAHİT İSTER

Anton Wolfgang Kont von Faber-Castell son derece mütevazı, esprili ve cana yakın biri. Otomobilini kendisi kullanıyor, acelesi varsa metroya biniyor. Basın yemeğine, ikinci eşi Kontes Mary Elizabeth ve 13 yaşındaki ikiz kızlarıyla birlikte geldi. Karşımızda sıcacık bir aile vardı. Sohbet etmeyi çok seven kont ve kontes, İstanbul tutkunu olduklarından beni soru yağmuruna tuttular. Kontes Mary Elizabeth, sürekli “Şimdi kim bilir İstanbul’da hava ne kadar güzeldir” diyordu.
Kont, eşiyle Amerika’ya yaptığı iş gezisi sırasında tanışmış. Kontes, o dönemde Chanel’de çalışıyormuş. Faber-Castell’in de müşterisiymiş. İş görüşmesi sırasında aşk başlamış ve bir daha hiç ayrılmamışlar. Kont sadece yakışıklı değil, aynı zamanda romantik. Ne zaman ve nasıl tanıştıklarını sorduğumda net bir ifadeyle “19 Mayıs 1984” diyor. “Her erkek tarihleri bu kadar iyi hatırlamaz, ne kadar romantiksiniz” dediğimde, “Eğer evlendiğiniz kişiyle ilgili önemli tarihleri hatırlamıyorsanız, o zaman ilişkinizde bir yanlışlık var demektir” diyor.

Haberin Devamı

YILDA 2 MİLYAR KALEM ÜRETİLİYOR

· Faber-Castell’in pek çok ülkede toplam 16 fabrika, 20 satış ofisi, 5 bin 500 çalışanı var.
· İlk fabrika 1761’de
Nürnberg, Stein’da, şatonun yanında kuruldu.
· Yılda 2 milyar tane kalem üretiliyor. Hepsini yan yana koyduğunuzda, dünyanın etrafında 8 kere dönecek
uzunluğa varıyor.
· Çizim, boyama ve yazım alanlarında 2000’den fazla çeşitte kalem üretiliyor. Şirketin 2008-2009 satışı 427.7 milyon Euro olarak açıklanacak.
· Faber-Castell’in Brezilya’da 10 bin hektarlık özel ormanı var. Burada her yıl yaklaşık bir
milyon ağaç üretiliyor. Ayrıca ormanda sebze de yetiştiriliyor.
Bu durumun WWF ve Greenpeace için anlamı büyük.
· Faber-Castell ayrıca Porsche’nin tasarım kalemlerini
de üretiyor.

Haberin Devamı

ATINIZIN YELESİNDEN YILIN KALEMİ YAPSINLAR

Faber-Castell, 2003’ten beri her yıl, Graf von Faber-Castell adı altında sınırlı sayıda özel bir kalem üretiyor. Özel araştırmalarla kullanılacak malzeme ve bunu işleyecek usta aranıyor. Bu yılın özel kalemi de at kuyruğu ve yelesinden alınan kıllardan hazırlandı. Dokuma ustası Dorit Berger, kalemin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: “At kuyruğu başlı başına bir mücadele. Sert ve kısa olduğundan uzun bir hat boyunca örülemiyor. Yılın Kalemi 2009’un desenini oluşturmak için, aynı renk ve kalınlıktaki
asil at yele ve kuyruğu özenle seçildi. Her bir dolmakalem
eşsiz birer sanat eseri.”
Yılın kalemi 2009’un iki renkli ve 18 kırat altın ucu, M, B ve F kalınlıkları var. Platin kaplı arka kapaklar, doldurma mekanizmasını içinde barındırıyor ve üzerinde kalemin kişisel seri numarasını taşıyor. 78 gram ağırlığındaki kalem, 2 bin 200 Euro’ya satılıyor. At tutkunları kendi atlarının kıllarından da kalem yaptırabiliyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!