YAÅžAMAK ÇOK ÅžEY MÄ°? UzunluÄŸu iki metre... Bir metre kadar da derinliÄŸi var. Bu kadarcık bir çukur iÅŸte... Toprağınızda bir papatya sarısı da boy vermemiÅŸse

Güncelleme Tarihi:

YAŞAMAK ÇOK ŞEY Mİ Uzunluğu iki metre... Bir metre kadar da derinliği var. Bu kadarcık bir çukur işte... Toprağınızda bir papatya sarısı da boy vermemişse
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 24, 2000 00:00

YAÅžAMAK ÇOK ÅžEY MÄ°? UzunluÄŸu iki metre... Bir metre kadar da derinliÄŸi var. Bu kadarcık bir çukur iÅŸte... Toprağınızda bir papatya sarısı da boy vermemiÅŸse o an, yaÅŸamak topu topu bir kaç dakikalık bir film ÅŸeridi kadar.Eksik ve dağınık...Ãœrkek ve yılgın bir hayat.Tutkuları vardı çocukluÄŸumuzun. Bizi daha bir hayata baÄŸlayan, zamanı ölümsüz kılan.Güya bir adam boyu büyüyecektik. Bizi bekleyen güzellikler bir bir düşecekti avuçlarımıza. Oysa büyüdükçe düşen biz olduk. Yarım kalmış örselenmiÅŸ düşlerimizle...Kavgaydı gençlik bizim için. Verdik de sonuna kadar. Okuduk, düşündük, haykırdık. Hiçbir ÅŸey susturamadı bizi. Aldatıldık, ihanete uÄŸradık da ihanet etmedik kendimize.Bizim de sevdalarımız oldu. Bir çift göz için nice geceleri sabah eyledik. Sayısız kez keder yüklü ÅŸarkılara sığındık. En yürekli naraları hep en ıssız yerlere bıraktık.Umutlandık... Bir serçenin kanat çırpması gibiydi sesimiz.Kaybettik... Bir bulutlu geceydi tenha sokaklarda yalnızlığımız.Bizim de hırslarımız vardı. Zirvelere doÄŸru yol almaktı muradımız. Çıktık, çıktıkça küçüldü varlıklarımız. Çıktıkça budandı hırslarımız.Åžimdi neredeyiz?Bir buÄŸday tanesi gibi dağılmış herbirimiz.Onca düş, kavga, hırs ve sevdadan bize kalan ne ÅŸimdi?..Sapanla yaraladığımız bir minik kuÅŸun ellerimizdeki korku yüklü saatleri...Tattığımız o ilk acı...KurÅŸun yemiÅŸ bir can dostun son gülüşü...Bölüştüğümüz bir ekmekti hepsi...Bir de... Sevdamızın vurgun yediÄŸi bir kış gecesinde, sabaha dek hiç konuÅŸmadan yürüyüşümüz... Mehmet Usta'nın fırınında duvarlara sırtımızı verip ısınışımız. Yan yana, göz göze, sessizce.''Hey gidi Mehmet Usta ne de çok severdin bizi!''Bilirim ki yolumuz düşse senden yana, o mübarek ellerinle içine tereyağı koyduÄŸun sıcak ekmeÄŸi, yine sımsıcak sevginle uzatırsın.Acaba geçer mi eskisi gibi boÄŸazımızdan?..''Mor perdeli evin kızı''na ÅŸiir yazan o kara çoçuk artık omuzunda hıçkıramaz ki...YitirdiÄŸimiz çok ÅŸey gibi sen de yoksun Mehmet Usta.Kala kala bize, yalnızlığımız kaldı. Sımsıkı sarıldığımız, bırakmaya ürktüğümüz.Ondandır ucu sivri bir bıçakla üstümüze gelen ama fettan, ama derinliÄŸi olan O'ndan kaçışım.Dostlar beni affedin...Kâh kaçmaktan, kâh herÅŸeyin ve herkesin kavgasını vermekten yorgun düştü zamanlarım.Teslim olmak isteÄŸi gün geçtikçe dalga dalga kıyıma vuruyor. Duvarlarım yıkılıyor bir bir. Bu yıkılışı seviyorum.Neyleyim, bir papatya sarısı baÅŸkaldırmışsa göğe doÄŸru ve içimi ısıtıyorsa O'nu koklamak, artık elimde deÄŸil.Ä°ÅŸte öyle Mehmet Usta!Çok ÅŸey deÄŸil belki de yaÅŸamak,Ama ÅŸimdi bir papatya sarısı ''herÅŸey'' içimde be Mehmet Usta. O sıcak ekmeÄŸini, bilsen ne kadar özledim...Mustafa BAYRAK - 24 Mayıs 2000, ÇarÅŸamba Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!