GeriSpor Yağmur dansı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yağmur dansı

Yavuz GÖKMEN

Bin dokuz yüz seksen dokuz'un 15 Mart gecesi hayatımda unutamayacağım bir gece olmuştu. Köln'de tamamiyle sarı kırmızılı bayraklarla süslü bir stadyumda G.Saray- Monaco çeyrek final ikinci maçını seyrediyordum. O kadar heyecanlıydım ki, devre arasında Monaco Prensi ile çarpıştığımı bile hatırlıyorum. Sonuç, G.Saray'ın Avrupa'nın ilk dört takımı arasına girmesiyle noktalandı. Ve Monaco benim belleğime bir mutluluk anısı olarak kazındı.

G.Saray'ın dünkü Monaco maçı sonucu ne olursa olsun, çok önemli bir gösterge olacaktı. ‘‘G.Saray, Avrupa'da ne yapar?’’ İkinci soru da şuydu: ‘‘Eğer noksanları varsa, bunlar nelerdir?’’

İlk yarıda açıkçası yağmurla gelen iki nefis gol Monaco'yu şaşırtmıştı. G.Saray'ın Beşiktaş ve F.Bahçe'yi sürklase eden tek paslı futboluna Monaco da karşı koyamıyordu. İlk yarı boyunca G.Saray'ın oyununu kabul eden Monaco, kendisini ikinci yarıda gösterecek ve böylece G.Saray'a çok büyük bir iyilik yapacaktı.

Monaco ikinci yarıda G.Saray'ın futbolunu nasıl bozacağını çözdü. Tempoyu müthiş yükseltti ve tam saha prese başladı. Bu arada G.Saray, süper ataklar yaptı, ancak bunlardan gol çıkmadı. Daha sonra G.Saray'ın Türkiye için fazla, ancak Avrupa için oldukça noksan olan fizik- kondisyon yetersizliği kendini gösterdi. Monaco'nun müthiş temposu ve presine aynı şekilde cevap veremediler; kanatlardan ve ortadan delinmeye başladılar. Demekki, takım henüz hazır değildi ve özellikle kondisyon kazanarak tempo yükseltmesi şarttı.

Gene de maç tipik bir ‘‘Yağmur dansı’’na benzedi. Çünkü özellikle Hagi oyuna girdikten sonra enfes, şiirsel hareketler başladı. Eğer bu şiir süreklilik kazanabilirse G.Saray, Avrupa'da destan yazacak, aksi halde FC Sion'u bile aşması çok zor olacaktır.

False