GeriSpor Şiir Dünyası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şiir Dünyası

Bir portre : Hikmet Uğurlu

Şiiri her zaman yaşıyoruz

O, bir öğretmen, bir ressam, bir rehber, bir çevreci, bir bulmacacı, bir gazeteci ve bir şair... Ve de insan gibi bir insan

YİKMET Uğurlu'yu ne zaman görseniz yüzünde bir gülümseme ve bir içtenlik fark edersiniz. Yaşamını boşa geçirmemiş, güzel işler kotarmış bir insanın rahatlığını yakalarsınız. Dünyada ve ülkesinde yaşanan savaşlar, açlıklar, çıkar ilişkileri, hırsızlıklar, çocuk ölümleri, idamlar, evsizler barksızlar, işkenceler, zulümler her duyarlı insan gibi Uğurlu'yu üzse de, o yine de değişmez hiçbir şeye ‘‘bir bardak su içmenin mutluluğunu.’’

Çünkü, bütün olumsuzluklara karşın, ‘‘tüm kasları ve benliğiyle’’ sarılmıştır yaşama.

RESSAM-ŞAİR

‘‘Deniz ise kıpır kıpır/ Bir heyecan var yüreğinde/ Sanırsın mektup yazıyor/ Büyülü boşlukta oturan sevgilisine’’ diye bir şiirinde Akdeniz'i anlatan Hikmet Uğurlu, Eskişehir'de doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü İngilizce Öğretmenliği Bölümü'nü bitirdi. 1970 yılında Avustralya- Sidney'e göçerek, burada Armidale College Advanced Education'da (Çokkültürlü Eğitim) bölümünü tamamladı.

Resme, 1980'li yıllarda Sidney'de, Başkonsolos ressam Yüksel Tamtekin ile ressam Muhsin Kut'un yönlendirmeleri ve yüreklendirmeleriyle başladı.

1983 yılında Antalya'ya yerleşen Hikmet Uğurlu'ya göre şiir çocuğun doğarken çıkardığı ‘‘ıngaaa’’ sesiyle başlıyor. Ve sonra Türkçe'nin güzelliğinden kaynaklanarak, hayatımızın her anında yaşıyoruz. Şiir gibi kadın, şiir gibi manzara, şiir gibi resim, şiir gibi fotoğraf.

ŞİİRLERİ YAYINLANDI

Sanata fotoğraf ve karikatürle başlayan Uğurlu'nun şiirleri başta Varlık olmak üzere çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlandı. 1980'li yıllarda resme başladı, çok sayıda karma sergilere katıldı ve 7. kişisel sergisini de geçtiğimiz günlerde ANSAN'da açtı. Uğurlu, karışık teknik ve suluboya kullandığı resimlerinde kendine göre doğayı, insanın giderek doğadan kopmasını, doğadan uzaklaşmasını işler.

Tamamen belgesel fotoğrafçılığa yönelik çalışan Uğurlu'nun yurtiçi ve yurtdışından 2000'ne yakın diası var. Karikatürlerinin konusu ise ezenle ezilenlerin arasındaki ilişkidir.

Uğurludan bir şiir

Yalnızlık

Ne zaman kapısını açsam odamın/ Bir yalnızlık fırlar yüzüme./ Ama, alıştım/ Korkmuyorum artık./Islık çalıyorum durmadan,/ Eski şiirler çiziyorum duvarlara/ Geçip gidiyor zaman./Gözlerimin önünde hep yorgun atlar/ Tavana güzel zaman öyküleri asılmış/ Pencerem yıldızlara buyur der/ Kapım ardına dek yalnızlığa açılmış./ Mektuplar geliyor uzaktaki dostlardan/ Kimi tüfek elde asker resmi göndermiş/ Kimi çocuğunun gözlerini anlatır;/ Kiminde küfür dolu/ Kiminde mutluluk/ Oturur yanıtlar yazarım/ Tümünün sonu iyilik sağlık./ Yüreğimin ucuna basar çıplak ayaklı çocuklar/ Kırk yamalı bir hamal yaslanır düşüncelerime/ Odamın bütün köşebaşlarını öldürürüm./ Kopkoyu bir gece siner uykusuz gözlerime./ Ben biterim, yalnızlık bitmez!.. ( 1 Ocak 1969- Varlık)

SİZİN İÇİN SEÇİLENLER

ULANI DA KARACAOĞLAN ULANI

hangi kadına baksam/ karşımda karacaoğlan/ hangi kadınla yatsam/ karacaoğlan kokuyor/ ulan insaf bre hey!/ ne göz kalmış bakılmadık, feleksiz!/ ne döş kalmış öpülmedik, kitapsız!/ mor dağların yeli m'oldun esersin/ haziranın gülü m'oldun tütersin/ gurbet ilin yolu m'oldun muratsız/ sıla sıla özlem özlem gezersin/ ulan insan bre hey!/ aç kurt gibi ne dalarsın sürüye/ gerdanı benliye boyu selviye/ anasının dizinde körpe kuzuya/ biz biliriz yiğit ile yanmanı/ çukurova toprağına inen dumanı/ bizim şu dağlarda kar eylemişsin/ ulan insan bre hey!/ bu dünyeye biz de geldik gideriz/ güzeller içinde yarsız gezeriz/ karacaoğlan sevdi diye susarız/ ulanı da karacaoğlan ulanı/ biz severiz allı pullu yalanı/ öptün diye koynumdaki yatanı/ güller diken diken değer elime/ morlar kızıl kızıl yakar elimi/ sevdiceğim sövdü olur dilime/ ulan insan bre hey!/ hemeni de karacaoğlan hemeni/ biz söyledik dilimize geleni/ gözucundan bal küpünden güleni/ yazdık defter defter destan eyledik!/ çağdaş ozan der ki yeryerim düşük/ ateşim yanmıyor çömleğim pişik/ karacaoğlan saygısından aşılmaz eşik/ geldi artık buramıza, feleksiz!/ bırak artık yakamızı kitapsız!/yeter artık dilediğin muratsız!/ al sazını çık aradan bacanak!/ hele bırak/ azıcık da biz yanak!/ ulan insan bre hey!/ ulan çapraz, ulan yanık, ulan sevdalı!/ hangi kadına baksam/ karşımda karacaoğlan/ hangi kadınla yatsam/ karacaoğlan kokuyor/ ulan insan bre hey!

Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz

Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz

Yarın!

Yarın ne kadar zor

Zorlu uzun

Bir yoldan sonra

Doğacak yarın

Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz

Yarın

Yoktan vara

Vardan onura

Ulaştırdığımız halkın

Utkusudur yarın!

Yarın

Başlangıcı olacak

Eşitliğin, uygarlığın, aydınlığın

Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz

Cumhuriyeti ilan edeceğiz

Yarın!

İnanıyorum ki yarın

Sonu olacak

Bütün karanlıkların

Şule TÜREL

Bir başkadır dolunay gecelerinde şiir

Her ayın dolunayında bir güzellik yaşanır Konyaaltı Plajı'nda, kumların üzerinde. Sadece bu gecenin çağrısına yönelik, bir de dip not düşerler en alta. ‘‘Herkes bir kucak odun getirirse iyi olur.’’

Ve bir ateş yükselir gecenin karanlığında.

Bu umuttur, sevgidir, aşktır ve de ölesiye şiir...

İsteyen gitarını çalar, isteyen sazını. İsteyen yanında getirdiği kitaptan okur şiirini, isteyen ezberinden. (Cahit Hoca, ezberinden okur.) kimisi şarabını içer, kimisi sulandırılmış rakısını. Bira severler de birasını...

Okunan şiirler, şarkılar, türküler zaman zaman ay ışığının parlattığı denizin üzerinden sekerek, Beydağları'nın yamaçlarından doruklara çıkıp oturur.

Sönmek üzere olan ateşe birkaç odun daha atılır.

Dostluk ve arkadaşlık daha bir sımsıkıdır o gece.

Çünkü, şiirin olduğu yerde güzellik vardır.

Bahçe Dergisi'nden SU şiirleri

Bahçe, Kültür ve Sanat Dergisi, güz sayısına su konusuna ayırdı. Dünyanın su savaşlarını, gelecekte yaşanması olası susuzluğu, yani bilimsel tartışmaları içermiyor. Derginin sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Mehmet Tosun'un dediği gibi ‘‘ Su, yaşamla özdeş gibi. İnsanlık tarihinin bütün mitleri ‘‘Su’’ imgeleriyle, deniz, ırmak, dere, yağmur, çiğ, göl vb... değişim görüntüleriyle örgülenmiş. Gönül suyu, ter ve gözyaşı ile insanın simgesi olmuş.’’

Bahçe'de su üzerine yazılmış düz yazılar ve şiirler bulunuyor.

SU ÜZERİNE ŞİİRLER

Su sesi

Nasıl kızayım

Uykumu kaçırdığına,

Değirmene akan su!

Sesin öyle güzel ki,

Duymak isterdim

Öldükten sonra bile.

Cahit Sıtkı TARANCI

Yağmur

Uyu! Gözlerinde renksiz

bir perde,

Bir parça uzaklaş kederlerinden

Bir ruh gülümsüyor

gibi derinden,

Mehtabın ördüğü saatler nerde?

Varsın bahçelerde

rüzgar gezinsin

Yağmur ince ince toprağa sinsin

Bir başka elemden

gelmiş gibisin

Dalmış gözlerinde pencerelerde.

Ahmet Hamdi TANPINAR

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle