Seda’ya güvenip ‘tamam’ dedim

Güncelleme Tarihi:

Seda’ya güvenip ‘tamam’ dedim
Oluşturulma Tarihi: Nisan 25, 2012 00:00

“Lost” ve “Prison Break” gibi fenomen dizilerin yönetmeni Bobby Roth, başrollerini Seda Eğridere ile Tamer Karadağlı’nın paylaştığı “Alina” filmi için Türkiye’ye geldi. Filmde danışman yönetmenlik yapacak olan Roth ve yıllar önce tanıştığı Eğridere ile buluştuk, dostluklarını, yeni projelerini konuştuk.

Haberin Devamı

* Seda Hanım’la ne zaman tanıştınız?       

- Bobby: Yıllar öncebb. Bu projede yer almaya da 1,5 yıl önce karar verdim. Aslında Alina’nın yönetmenliğini üstlenecektim ama Los Angeles’taki çalışma programım bunu imkansız hale getirdi.

- Seda: Uzun yıllardır tanışıyoruz. Ortak arkadaşlarımız vardı, Los Angeles küçük yer. Ve ikimiz de uzun süredir aynı işte yer almak istiyorduk. Özellikle bir sinema filminde.

* Bu projede yer almak istemenizin nedenlerini merak ediyorum...

- Bobby: Seda’yı tanıyorum ve ona güveniyorum, ilk neden bu. Bir de daha önce hiç gitmediğim bir yere gidip Amerika’daki gibi bir iş yapmak beni heyecanlandırdığı için kabul ettim.

- Seda: “Alina” benim ilk sinema filmim. Bir ajanı oynuyorum.

* Seda Hanım, siz yıllardır Amerika’dasınız. Orada bir dizide ya da filmde rol aldınız mı yoksa sadece tiyatro mu yaptınız?

- Seda: Amerika’da dizi yapmadım. Bunun sebebi de “Eğer bir Amerikalı’yı oynarsan bir daha kendi kökeninden birini oynayamazsın” denmesiydi. Tam tersi de geçerli tabii... Ama şimdi hem Türk hem Amerikalı sayılabilecek bir karakteri oynuyorum.

SENARYO KONUSUNDA ZOR BİRİYİMDİR

* Bu projeyi Bobby Roth nasıl etkileyecek sizce?

- Seda: Çok daha iyi bir iş olmasını sağlayacaktır. Ben “Prison Break”te onun çektiği bölümleri ayırt edebiliyorum. Diğer yönetmenlere göre daha farklı bir stili var. Ve bu stilini “Alina”ya da yansıtacaktır.

* Türkiye’de çekilen Amerikan tarzı aksiyon filmleri genellikle fiyaskoyla sonuçlandı... Böyle bir endişeniz yok mu?

- Seda: Bizimki fazla aksiyon sayılmaz. Daha çok bir casusun hikayesi. Aksiyon filmlerindeki gibi sürekli bir şeyler havalara uçmuyor.

- Bobby: Ben Amerika’dan ırlanda’ya dünyanın birçok ülkesinde çalışma fırsatı buldum ve gördüm ki iyi senaryo dünyanın neresinde olursa olsun başarıya ulaşıyor.

* “Alina”nın senaryosunu beğendiniz yani...

- Bobby: Hikayeyi beğendim ama sanırım senaryoda biraz değişiklik yapmak isteyeceğim. Ben mesleğe senarist olarak başladım ve “Prison Break”i çekerken de senaryoda değişiklikler yapılmasını istemiştim. Senaryo konusunda zor biriyimdir.

* Çekimlere başladınız mı?

- Seda: “Alina”nın film çekimlerinden önce web dizisi yayınlanacak. Önce onları çektik. Sinema filmine henüz başlamadık. Bir Amerikalı oyuncunun gelmesini bekliyoruz.

* Biraz da filmin konusundan söz eder misiniz?

- Seda: Tamer Karadağlı benim karakterimi evlat ediniyor ve bir ajan olarak yetiştiriyor. Karadağlı, kızın eğiticisi, akıl hocası. Yani yazıldığı gibi ateşli bir sahnemiz falan yok.

JAMES BOND HİÇ TARZIM DEĞİL

* “Alina” sonrası için planlarınız neler?

- Seda: Bobby ile başka bir proje için konuşuyoruz. Onun Fransa’da çekmek istediği bir film vardı ama sanırım burada çekecek. Hatta o proje “Alina”dan önce bile bitebilir.

* Bize Fransa’da çekmeyi planlayıp sonra Türkiye’de karar kıldığınız o projeden bahseder misiniz?

- Bobby: Film, Fransa’ya birisini öldürmek için gönderilen Amerikalı bir katilin sudan çıkmış balığa dönmesini anlatıyor. Ama öyle sanıyorum ki o katil Türiye’de daha çok sudan çıkmış balığa döner. Türkiye her yönüyle Amerika’dan farklı çünkü... Bu yüzden sanırım film burada çekilirse çok daha sürprizli olur.

* Burası size ilham vermiş anlaşılan...

- Bobby: Hem de çok.

* Yeni James Bond filmi “Skyfall”un da bir kısmını burada çekiyorlar. O seti hiç ziyaret ettiniz mi?

- Bobby: Hayır. Ben bağımsız işler yapmayı tarcih ediyorum. O çekimler benim tarzım değil.

Haberin Devamı

İSTANBUL ÇEKİM İÇİN ZOR ŞEHİR

* Çekimlere ne zaman başlıyorsunuz ve nerelerde çekeceksiniz?

- Bobby: İstanbul çok güzel ama çekim yapmak için zor bir şehirmiş gibi görünüyor. Bu yüzden bir bölümü Bursa’da çekilebilir. Mesela Kapalıçarşı’yı çekim için kullanmayıp sadece girişini gösterebiliriz, sonra o sahnenin devamı Bursa’daki çarşıda çekilebilir. Amerika’da böyle yapıyoruz genelde. Bursa’daki küçük meydanları ve tarihi mekanları da sevdim zaten...

Haberin Devamı

“PRISON BREAK”E BİR YIL ÖMÜR BİÇMİŞTİM

* Birçok başarılı işe imza attınız. Türk yapımı bir film kariyeriniz açısından riskli mi?

- Bobby: Bence her proje risktir. Amerika’da da bazı projelerin çok iyi olacağını düşünüyorsunuz ama sonuç berbat olabiliyor. Yıllardır edindiğim tecrübelere dayanarak söyleyebilirim ki eğer hikaye ve oyuncular iyiyse, nerede olursa olsun iyi iş çıkarmayı başarabilirsin.

* Hiç iyi gider diye düşündüğünüz ama hüsrana uğradığınız işler oldu mu?

- Tabii... “Flash Forward”... Ben “Flash Forward”ı çok sevmiştim ve bence çalıştığım en iyi projelerden biriydi. Ama bilmediğim bir nedenden ötürü Amerikan izleyicisi diziyi sevmedi. Diğer yandan “Prison Break” için belki bir yıl gider demiştim, dört yıl sürdü.
                                                                                   

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!