Zamanın modern dervişleriydik

Güncelleme Tarihi:

Zamanın modern dervişleriydik
OluÅŸturulma Tarihi: Temmuz 27, 2005 00:00

‘SavaÅŸma seviş’ diyorlardı. Hayatı dayatıldığı gibi deÄŸil, istedikleri gibi yaÅŸamak istiyorlardı... Bir dönem bu dediklerini yaptılar, ama artık yaÅŸlandılar ve yavaÅŸ yavaÅŸ yok oluyorlar! Tempo dergisinin bu haftaki sayısında, HippiliÄŸin doÄŸduÄŸu dönemde genç olan ve kendini Hippi hisseden dört adamdan ‘Hippilik öyküsü’ var. Ä°ÅŸte dünün Hippileri, zamanın modern derviÅŸleri: Program yapımcısı Mehmet Teoman, besteci Olcayto Ahmet TuÄŸsuz, perküsyon sanatçısı Ayhan SicimoÄŸlu ve Müzikotek’in sahibi DaÄŸhan Baydur! Her ÅŸey 1965 yılında, bir suikast sonucu öldürülen John Kennedy’nin yerine baÅŸkanlık koltuÄŸuna oturan Lyndon Johnson’ın Kongre’nin de desteÄŸini alarak Kuzey Vietnam’a savaÅŸ açmasıyla baÅŸladı. Neredeyse her evden bir asker, Vietnam’ın yolunu tuttu. ‘Ülkeleri uÄŸruna’ savaÅŸa giden Amerikan askerleri, bayraklarına sarılı tabutlarda evlerine geri dönmeye baÅŸlayınca, Amerikan halkı, manasız ve amaçsız bulduÄŸu bu savaÅŸ için federal hükümete baÅŸkaldırdı. Bunun öncülüğünü ise daha sonra romantik bir söylemle kendilerine ‘Çiçek Çocuklar’ diyecek olan Hippiler çekti. Ä°lk kez 1965’te San Francisco’da ortaya çıktılar. Dillerinde tek bir ÅŸarkı vardı: SavaÅŸma, SeviÅŸ... Çok basit yaşıyorlardı; bazen yiyeceklerini kendileri üretiyor, bazen de kendi ürettikleri el iÅŸlerini satarak ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Aynı zamanda bu mutsuzluk dolu dünyada ‘biraz mutluluk bulabilme umuduyla’ hafif uyuÅŸturucular da kullanıyorlardı. Bir süre sonra güruhlar halinde yollara düştüler. Akın akın kendi felsefelerini desteklediÄŸini düşündükleri Budizm’in merkezine, yani Nepal’e gitmeye baÅŸladılar. Ä°ÅŸte Türkiye Hippilerle bu yolculuk sırasında tanıştı. Çünkü kimi zaman küçücük Vokswagen minibüslerle, kimi zaman da otostop çekerek yolculuk yapıyorlardı ve Türkiye, Nepal’e giden yolun üzerindeydi. En çok takıldıkları yer Sultanahmet’te Yener’in Kahvesi’ydi. Dana onlar Türkiye yollarında görünmeden, hareketin sesi, nefesi buralara uÄŸramıştı. 60 Ä°htilali’nin ağırlığını yeni yeni üzerlerinden atmaya çalışan gençler, onlar gibi saçlarını uzatmaya ve uzun elbiseler giymeye baÅŸlamıştı. Hippilerin geliÅŸi, sadece felsefesini sevdikleri bu insanları daha yakından tanımalarını saÄŸlamıştı. Ancak Türk gençlerinin bir baÅŸka sorunu daha vardı. Ãœlkedeki politik ve geleneksel yapı, dini motifler, onların gerçek Hippiler gibi yaÅŸamasına izin vermiyordu... Sadece görünüm olarak Hippiydiler, felsefelerini seviyorlardı, ama onlar gibi yaÅŸamadılar.Düzeni deÄŸiÅŸtirebileceÄŸimizi düşündük1962 yılında Beatles’ın albümleri yayınlandığında çarpıldım. Dolayısıyla benim bu olayların içine girmem, tamamen estetik ve müzik nedeniyle oldu. Hepimiz o dönemde bunu taklit ettik, ancak hiçbir zaman öyle olamadık, olmadık. Biz de Türkiye’de belki tam manasıyla bir ‘Çiçek ÇocuÄŸu’ muhabbetine girmedik ama ciddi anlamda o özgürlük hareketinden etkilendik ve düzene bir anlamda baÅŸkaldırmaya çalıştık. ArkadaÅŸlık, dostlukla belki de tam bilinçli olmadan düzeni deÄŸiÅŸtirebileceÄŸimizi düşünüyorduk. Ve eÄŸleniyorduk. ‘Kız mısınız’ diyorlardıİçinde bulunduÄŸumuz ortamın okul sayesinde biraz özgürlük ortamı olması, müziklerini çok sevmemiz dolayısıyla o akıma ayak uydurmaya gayret ettik. Ne yaptık? Saçımızı uzattık, dinlediÄŸimiz müzikler bir anda ona döndü, gömleklerimiz Fransız ekolünden Antoine’ın gömleklerine benzedi. Evet, biz o felsefeyi sevdik, onları taklit ettik, ama hiçbirimiz gerçek Hippi deÄŸildik. Saçlarımız uzun olduÄŸu için sürekli kavga etmek zorundaydık. Çünkü insanlar bize ‘Kız mısınız siz?’ diye laf atıyorlar, biz de kavga ediyorduk. Hippilikten boheme geçtimBuralarda hep taklit vardı. Ben ise saçlarımı uzatarak, hippi kıyafetler giyerek geçirmedim o dönemleri, seyrettim! Ä°stanbul’da oturmama raÄŸmen Sultanahmet’te minik pansiyonlarda kalırdım. Fakat beni besleyen baÅŸka bir ÅŸey daha vardı; felsefeyi çok severdim. Sartre’ları VaroluşçuluÄŸu okurken, bu hippi kültürünün de onunla özdeÅŸ bir yanını keÅŸfettim. Åžimdi hippiliÄŸin adını boheme çevirdim. Buna varoluşçuluktan serseriliÄŸe geçiÅŸ diyebiliriz. Çünkü mekanım yok, mekanım dünya! Öğretmenlerimiz hippi AmerikalılardıBizim bu akımla tanışmamız biraz da Amerikan Koleji’ndeki öğretmenlerimiz sayesinde oldu. Çünkü bütün öğretmenlerimiz Hippi’ydi. O dönem Vietnam Savaşı vardı ve savaÅŸa karşı olup askere gitmek istemeyenleri, geri kalmış ülkelerdeki Amerikan Kolejleri’ne öğretmen olarak gönderiyorlardı. Hippiler yok olmaya mahkumlar- Halit Kakınç ‘Hippi felsefesi, Hippilerle birlikte yaÅŸlandı. Bir alternatif üretemedikleri için de onlarla birlikte yok olup gidecek’ diyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?Olcayto Ahmet TuÄŸsuz: Zaten ÅŸimdi baktığımda, HippiliÄŸi çok yakınımda da görmüyorum. Çünkü çalışmadan, komünler halinde ve bol uyuÅŸturucu tüketerek yaÅŸamayı tercih ediyorlardı. Biz zaten o dönemde de böyle yaÅŸamadık. Ama felsefe olarak, yani kimseyi rahatsız etmeden, barışçıl bir dünya isteyerek yaÅŸamayı seçmekse, buna o zaman da evet dedik, ÅŸimdi de diyoruz. Ayhan SicimoÄŸlu: Bence de bitti. Belki 2800 yılında bütün dünya Hippi olacak. Çünkü bana göre bu biraz erken gelen bir akımdı. GeleceÄŸe ait bir direniÅŸti.Mehmet Teoman: Onlar pek çok ÅŸeye olduÄŸu gibi çalışmaya karşıydılar. Ä°nsanoÄŸlunun bu kadar çok çalışması gerekmediÄŸine, basit yaÅŸayarak bunlardan kurtulabileceÄŸine inanıyorlardı. Ben, doÄŸada bırakın insanın, bitkinin bile emek vermeden yaÅŸayabileceÄŸine inanmıyorum. DaÄŸhan Baydur: Bence de çoktan bitti. Her akım gibi onu yaratan koÅŸullar deÄŸiÅŸti. Bir daha da o koÅŸullar oluÅŸamayacağına göre yaÅŸaması, varlığını sürdürebilmesi mümkün deÄŸil.HÄ°PPÄ°LERÄ°N ÖZELLÄ°KLERÄ°n Åžekilli uzun sakallar, uzun veya afro saçlarla diÄŸerlerinden ayrılıyorlardı.n Ä°nsanlar onları feminen ve pis buluyorlardı. BaÅŸkaldırıları ise 1968 yılında Broadway’dan çıkan Hair müzikaliyle oldu. n Çok bilinmeyen stiller, çok renkli ve parlak kumaÅŸlar, Hint iÅŸleri ve düşük belli pantolonlar giyimlerini oluÅŸturuyordu.n Genelde arkadaÅŸ evlerinde toplanıp gitar çalmayı ve dışarıda özgürce takılmayı seviyorlardı.n 1967’de en büyük müzik organizasyonu olan Woodstock’ı yaptılar.n Seksüel anlamda özgürlüğü savunuyorlardı ve komünal yaÅŸantıyı destekliyorlardı.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!