‘Yaşa göre normal tansiyon’ olmaz

Güncelleme Tarihi:

‘Yaşa göre normal tansiyon’ olmaz
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 16, 2004 01:05

Bu yılki Avrupa Hipertansiyon Kongresi’nde hipertansiyonla ilgili en geniş çaplı, karşılaştırmalı çalışmalardan biri olan VALUE çalışmasının sonuçları açıklandı. Araştırmada, en sık kullanılan iki hipertansiyon ilacının, valsartan ve amlodipinein eşit kan basıncı kontrolü sağlandığı durumda kalp krizi, kalp yetersizliği gibi kalbe bağlı ölümler üzerindeki etkinliğini karşılaştırıldı.

Türkiye dahil 31 ülkedeki 934 merkezde, yüksek risk grubundaki 15 bin 245 hipertansiyon hastasıyla yapılan araştırmaya göre her iki ilaç da kalbe bağlı ölümleri ve hastalık gelişimini önlemede eşit etkin çıktı. Yeni gelişen diyabet konusunda, valsartan ile tedavi edilen grupta amlodipin grubuna kıyasla yüzde 23’lük bir düşüş sağlandı.

Hipertansiyon yüksekliğinin sağlığımız üzerindeki başlıca etkileri nedir?

Hipertansiyon, genel olarak kan basıncının yükselmesi anlamını taşır. Yüksek kan basıncı, uzun vadede damarların yıpranması ve çabuk yaşlanması ile paralel giden sorunları yaratır. Öncelikle kalp, beyin ve böbrekler gibi damardan zengin organları hedefler. Felç, beyin ödemi, damar sertliğine bağlı koroner kalp hastalığı gibi hepsi ciddi olan sorunlara yol açar.

‘Yaşa göre normal tansiyon’ var mı?

Böyle bir kavram yoktur. Kişinin tansiyonu ne kadar düşükse o kadar az riske sahiptir. Hatta bugün ‘yüksek normal’ dediğimiz sınıfa giren, yani büyük tansiyonu 130 mmHg (yani 13) ve küçük tansiyonu da 85 mmHg (yani 8,5) üzerinde olan kişilerde bile önemli risk artışı olduğunu biliyoruz. Hipertansiyonda risk hesaplanırken başka bazı faktörler de gözönüne alınır. Cinsiyet, yaş, ailede hastalık öyküsü, kan değerleri, göbekte şişmanlık, C reaktif protein, hedef organlarda hasar olup olmadığı, diyabet gibi faktörler incelenir. Ancak, sadece kan basıncının değil, hipertansiyonun neden olduğu genel risk de tespit edilmeli ve tedavi buna göre yönlendirilmeli.

Tedavi nasıl planlanıyor?

Düşük ve orta derecede ek riske sahip kişilerde önce diyet, egzersiz, doğal yöntemler vs. denenerek hastanın 3- 6 ay içinde kontrol edilip edilemeyeceği denenebilir. Ancak yüksek ya da çok yüksek riske sahip kişilerde doğrudan ilaç tedavisine başlamak gerekir. Yine düşük ve orta riske sahip kişilerde kan basıncının 140/90 mmHg (14-9) altına düşürülmesi yeterli. Yüksek ve çok yüksek riskli kişilerde tansiyonun 130/80 mmHg (13-8) altına indirilmesi gerekir.

Hipertansiyona vücut alışır mı?

Hipertansiyonun kendisi şikayet yapmayan bir hastalık olduğu için tedavi sonrasında sorun çıkarsa hasta kolayca ilaçlarını bırakıyor. Bazı hastalar ‘tansiyona benim vücudum alıştı- tansiyon bana bir şey yapmıyor’ şeklinde ifadelerle tedavisiz kalmaya devam ediyorlar. Hekim ve hastanın yakın işbirliği şart. Hipertansiyon sürekli tedavi gerektirir.

Hipertansiyon hangi hızla düşürülür?

Kan basıncını düşürdükçe risk de belirgin olarak azalır. Gerçekten de, tansiyonu ne kadar düşürürseniz, o hastanın başına gelebilecek olayları da o ölçüde azaltabilirsiniz. Bu nedenle mutlaka kan basıncı hedeflerini gözeterek kan basınçlarının düşürülmesi gereklidir. Hipertansiyonun olabildiğince hızlı düşürülmeli. Tedavisi ilk 3 ayda bile önemli oranda riski azaltıyor.

Hipertansiyon ilaçlarının en çok hangi yan etkileri hastaları ürkütüyor?

Ayak bileğinde ödem, yüzde kızarma, genel isteksizlik, başdönmesi ve erkeklerde iktidarsızlık olarak sayılabilir ki, bunların da çoğu hafiftir ve ya hiç tedavi gerektirmez veya bazı basit önlemlerle bunlarla başa çıkmak mümkündür. Bugünkü hipertansiyon tedavisinde ciddi yan etki problemi pek az.

Hazırlayan:Mesude ERŞAN
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!