Yalnızlığa çare aranıyor!

Güncelleme Tarihi:

Yalnızlığa çare aranıyor
Oluşturulma Tarihi: Kasım 24, 2012 00:00

Gripin, “Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar” dedi, koşarak gittik. Grup üyelerinden S. Birol Namoğlu, Arda İnceoğlu, İlker Baliç’e “Var mıdır gerçekten bir çaresi?” diye sorduk. Siz de çare peşinde koşuyorsanız, buyrun cevaplarını bu akşam Jolly Joker Balans’taki albüm lansman konserinde arayalım.

Haberin Devamı

* Albümünüz için özel bir dinleme saati veriyor musunuz? Ben sabah dinleyince ağır bir psikolojiye büründüm çünkü!

- Birol Namoğlu: Bence akşam dinlenmemesi daha iyi. Çok melankolik bir müzik yaptığımız doğru çünkü mutluyken üretemiyor Gripin. Zaten bu memlekette, bu dünyada yaşarken çok güzel şeylerden bahsetmek de mümkün değil. Belki 21 Aralık’tan sonra bir değişim olur.

* 21 Aralık’a dair sizin nasıl bir inancınız var?    

- Birol: 21 Aralık bir sembol tabii. Bir gün herkesin daha farklı, empati becerisi daha yüksek, birbirine karşı daha saygılı olduğu, hatalarını azaltmak için çabaladığı, savaşmadığı, kavga etmediği, doğadan geldiğini hatırlayıp doğayı koruduğu bir dünya olabilir mi? Aslında 21 Aralık, Maya takvimine göre beşinci çağın başladığı dönem... Kıyamet senaryolarından ziyade belki de bir uyanış yaşayacağımız tarihtir.

- Arda İnceoğlu: Benim açımdan yeni yıla 10 gün kalmış olacak, o kadar.

AMERİKA TURNESİ BİR HAYALDİ, GERÇEKLEŞTİ

* Gripin’in yeni yıl temennileri nedir?

- Arda: Çok güzel iki sene geçirdik. Yeni albüm çıktı. Yeni yılda da her şeyin en azından bu iki senedeki gibi geçmesini diliyoruz. Hem konserler hem de aldığımız tepkiler adına.

- İlker Baliç: Yeni senede daha önce gitmediğimiz yerlerde konser verme şansımız da olacak. Aralıkta bir Amerika turnemiz var mesela... Onun dışında Avustralya’da bir ufak turnemiz olacak. Böyle bol konserli, keyifli bir yıl diliyoruz.

* Amerika’da nerelerde sahne alacaksınız?

- Arda: 1 Aralık’ta New York konseriyle başlıyoruz. Daha sonra Washington, Boston, San Diego, Los Angeles ve San Fransico’da konserlerimiz olacak. Bir de festivale kabul edildik. Önümüzdeki yıl Texas Austin’de düzenlenen SXSW festivalinde sahneye çıkacağız. O festivalde çıkan ilk Türk grup olacağız.

* Bir gün konser programınızın Amerika ve Avustralya’yı da kapsayacağını tahmin eder miydiniz?

- İlker: Bu tahmin değil ancak hayal edebileceğimiz bir şeydi.

* Bu hayaller gerçekleşmeye başladı. Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?

- İlker: Bu hayallerin gerçekleştiğini görmek hem endişe hem de heyecan veriyor. Bir de o zaman başka şeyler de hayal edelim, onlar da olsun diyoruz.

* Nedir o başka hayaller?

- Arda: Önce kendi ülkemizde bir yerlere gelmek, sonra da belki yurtdışında bir kitleye ulaşmak... Bunun için İngilizce şarkılar yapıyoruz, biri neredeyse bitti gibi.
SÜREKLİ DEĞİL SÜRELİ YALNIZLIK İYİDİR

* Peki, Yalnızlığın çaresi var mı gerçekten?

- Birol: Olması mı gerek.

* Var demişsiniz?

- Birol: Demedik.

- Arda: Bizim de kulağımıza geldi öyle bir şey, bulmuşlar diye.

- Birol: Bir de hangi yalnızlıktan, nasıl bir yalnızlıktan bahsediyoruz, o önemli. Şu anda da beş kişiyiz ama birimiz yalnız hissediyor olabilir. Bir sürü yalnızlık türü var. Bunun anlık çareleri var tabii, küçük küçük.

* Neler bunlar?

- Birol: Dostlarınız, aileniz, sevdiklerinizle vakit geçirmek olabilir. Ama “Bir çaresi olmalı mı?” sorusuna kendi adıma “Hayır olmamalıdır” diyorum. Tercih ettiğiniz bir yalnızlık yaşıyorsak, bu kötü bir şey değil.

- İlker: Düşündüğün zamanlarda yalnız olduğunu varsayarsan, yalnızlığın faydalı olduğu bile söylenebilir.

FAZLA DÜŞÜNMEK UNUTKANLIK YAPIYOR

* Sizler seviyor musunuz yalnızlığı? Ya da yalnız hissettiğiniz oluyor mu?

- Arda: Seviyoruz galiba... Ama sürekli değil, süreli olanını...

- İlker: Süresine de bağlı. Kısa süreli yalnızlıkların en azından kendini anlama adına yararlı olabileceğini düşünüyorum.

- Birol: Ama sadece yalnızlıkla da hayat geçmez. Albümün bu kadar yalnızlıkla dolu olmasının bir sebebi de belki bu. Bir diğer sebebi de benim konserler ve yolculuklar boyunca konuşmuyor olmam. Ne kadar akla yatkın bilmiyorum ama pek konuşmuyorum onlarla, o zaman da böyle hesaplaşmalar çıkıyor.

Konuşmadığınız zamanlarda neler yapıyorsunuz ki?

- Birol: Ya bir şeyler okyuyorum ya PlayStation oynuyorum. Ama en çok düşünüyorum. Bazen gereğinden fazla düşündüğüm için anı yaşayamıyorum, bu sefer de unutkanlık başlıyor.

* Sahnede şarkı unuttuğunuz oldu mu?

- Birol: Canlı yayında bir kelimeyi unuttuğum oldu, son anda ağzımdan çıktı şansıma... Cover yaptığımız dönemlerde de çok unuturdum.

MELANKOLİ BİZİM BÜNYEMİZDE VAR

* “Bugün Yalnızlığımın Doğum Günü”nde “Ben ağlarsam sadece bir kere ağlarım” diyor. Siz en son ne zaman ağladınız?

- Birol: 10 Kasım’da... O sirenler bana o kadar hüzünlü gelir ki... Bir de biriktirdiğim ne varsa herhalde o son nokta oluyor, gözlerim doluyor. Bana ağır gelir o sirenler, insanların arabalarından inip saygı duruşuna geçmesi...

- İlker: Değişken duygusal hallerden mütevellit, televizyon karşısında normalde hiç etkilenmeyeceğim şeylerden etkilenip de durup dururken gözlerim dolabilir.

- Arda: Bu albüm bizim için çok stersliydi. Tam o dönemlerde evde kulaklıkla “Bugün Yalnızlığımın Doğum Günü”nü dinleyip ağlamıştım.

*Genelde böyle duygusal mısınız, albüme bu mu yansıyor? Yoksa bu durumu bir oyuncunun rolüne bürünümesi gibi mi değerlendirmeliyiz?

- Arda: Bu işi yaptığımız zaman duygusalız daha çok. Mutlu şarkılar yapamayan adamlarız. Kendi adıma söyleyeyim, sevdiğim ilk 20 şarkıyı sıralasam arasından tek bir mutlu şarkı çıkmaz.

- Birol: Melankoli, bizim bünyede var, o yadsınamaz.

* Şarkılarınıza “damar” demek mümkün mü, siz bu tanımı kullanır mısınız?

- Birol: Ben daha çok melankolik olduğunu düşünüyorum.

GÜL GÜZELİ ŞEVVAL SAM’DAN HEDİYE

* Her albümde olduğu gibi yine bir cover’a yer vermişsiniz. “Gül Güzeli”ni nasıl seçtiniz?

- İlker: Arda seçti.

Arda: Zaten sevdiğimiz bir parçaydı. Bir sene önce Şevval Sam’la tanıştık. Çok sıcak davrandı bize sağ olsun. Biz biraz bu sıcaklıktan yüz bularak ona böyle bir teklifte bulunduk. Dinlettiğimizde şarkının duygusunu kaybetmediğini ve çok beğendiğini söyledi. Sonra da uğur olsun diye bize hediye etti şarkıyı... Hakikaten uğur getirdi.

* Albüm kayıtları sırasında sizi en çok zorlayan şarkı hangisi oldu?

- İlker: “Gül Güzeli” olabilir.

- Birol: “Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar” için çok fazla söz yazdık. Bir de “Neden Bu Elveda”nın prodüksiyonu zordu. Diğer şarkılar bitmişti, o son günlerde zorladı bizi.

* Az önce konuştuk ama neyin yalnızlığını ya da kimin yalnızlığını anlatıyor bu şarkı?

- Birol: Mutsuz ama buna rağmen bir türlü ayrılmayı beceremeyen bir çifti anlatıyor. Onların birbirlerine söylediklerinden oluşuyor. “Yalnızlığın çaresini bulmuşlar” diyerek ayrılığı şekere batırıyor ki, yalnızlık o kadar da kötü olmayacak gibi his versin.

Haberin Devamı

BEĞENMİYORSAN DİNLEME!

* Son dönemde “rock-a besk” diye bir türden bahsediliyor. Gripin, bu türe ne kadar yakın?

- İlker: Bizim dinlediğimiz müzikleri bile herhangi bir sınıfa koymazken yaptığımız müziği sınıflandırmamız çok anlamlı olmaz. Uzun süredir yaptığımız müziği adlandırmıyoruz. Pop-rock denmesine bile gerek yok bence... Müzik yapıyoruz işte... Arabesk öğeler taşıyor mudur, taşıyor olabilir. Biri benim yaptığım müziğe arabesk dese bile itiraz etmem, öyle bir takıntımız yok. İsteyen istediğini de söyler.

- Birol: O zaman rebetika ya da zeybek de arabesk midir? Artı ne önemi var? Sen bunu dinlerken hayatına eşlik ediyor mu, eğleniyor musun? Olay budur, ondan sonra istediğin adı ver.

- Arda: Arabesk, pop, rock ayırmaya gerek yok ki... Beğeniyorsan dinle, beğenmiyorsan dinleme.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!