Türkü punk'la tanışınca

Güncelleme Tarihi:

Türkü punkla tanışınca
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 03, 1998 00:00

Haberin Devamı

Önce thrash metal, sonra hardcore, sonra punk ve en son ska... Athena, sekiz yıllık müzik kariyerinde çeşitli türlere eğilimli müzikler yaptı ve her yaptığını ilgiyle takip eden fanatik bir kitleyi de peşinden sürükledi. Vokal/gitarda Gökhan, gitarda Hakan, basta Ozan ve davulda Turgay'dan oluşan grup, thrash metal soundlu ilk kaseti ‘‘One Last Breath’’ sonrası ikinci kez dinleyici kulaklarına ulaşıyor. Yeni albümde ‘‘Tarlaya Ektim Soğan’’ gibi türküler, punk'la buluşuyor. Kendi adlarını taşıyan bu ikinci albümde Athena, radikal bir kararla hem türünü, hem de söylemini değiştirmiş durumda. Athena artık ska/punk yapıyor. Blue Jean Dergisi muhabiri Çağlan Tekil, grup elemanlarıyla (Ozan yoktu) Kalamış'taki evlerinde söyleşti.

Albümün çıkış aşamasını anlatır mısınız?

- Teklif Murat Akat'tan geldi, yaklaşık 6 ay kadar önce. Sonra üç ay kadar hazırlandık. Parçaları biraz değiştirdik. Türkiye'ye uygun hale getirdik. Ska Türkiye için yeni müzik çünkü. Stüdyo çalışması da bir ay sürdü.

Athena'nın sahne performansını bilenler, albümü biraz yumuşak buldular. Yani canlı performansı yakalayamamışsınız gibi...

- Konser ruhu bozulmasın diye kayıtlara canlı girdik. Gitar, bas ve davul aynı anda kaydedildi. Sıkı takipçilerimizin bile farkedemeyeceği küçük değişiklikler var. Böyle bir albümün çıkması için bazı tavizlerin verilmesi gerekiyordu. Bu albüm için yaptığımız ilk demolar pure punk ve ska'ydı. Türkiye'de ilk kez bu tarz bir albüm çıkacaktı ve yaptıklarımız böyle bir albüm için çok sertti. Daha kolay dinlenebilir oldu albüm, biraz daha popumsu... Çünkü biz kendi küçük kitlemize sınırlı kalmak istemiyoruz. Biz mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmalıyız. Türkiye'de her tür müziği dinleyen insanlara bu müziği sevdirmek gibi bir amacımız olduğu için vokali yumuşatmak zorunda kaldık. Verdiğimiz tek taviz bu oldu. Müziğimizden hiç ödün vermedik. Belli bir kitleye ulaştığın zaman ikinci albümünde istediğin tarzı yap, adam en azından Athena ismini duymuş olacağı için albümü merak edip alacak. Tek istediğimiz kulak tıkanmasın.

Kargo'yla çalışma fikri nasıl oluştu?

- Albümün prodüktörlüğünü Kargo'nun gitaristi Selim yaptı. Murat'ın askerlik arkadaşı. Selim bizi Marmaris'te çalarken dinlemişti. Murat da ona demomuzu dinletmiş, o da bizimle çalışmak istediğini söylemiş. Bu sayede ortak çalışma fikri oluştu. Kaydın büyük bir bölümünü ve miksajı Selim yaptı. Parçaları çaldık, çaldık, arada da dalga için takılıyoruz. Kargo'dakilere ‘‘bakın sizin parçayı ne yaptık!’’ diye ‘‘Şairin Elinde’’yi çaldık. Adamların hoşuna gitti. Kargo'dan Mehmet ve Selim'le birlikte, Turgay'la ben (Hakan) girdik işe. Sonra Gökhan geldi, vokalleri yaptı.

Yaklaşık dört yıldır ska çalıyorsunuz. ‘‘Skalonga’’ ve ‘‘Bazil’’in etkilendiği temaları saymazsak, 11 parçalık albümde dört tane cover parça var. Çok değil mi?

- Albümde dört cover yok ki! Bir ‘‘Quizas/Perhaps’’in bir de ‘‘Şairin Elinde’’nin yorumları var. Ötekilerde sadece parçaların beğendiğimiz yerlerini kullandık. Mesela ‘‘Yaylanın Çimeni’’nin orijinali ile bir alakası yok. Tamamen kendi yorumumuzu kattık. Diğerleri de öyle. Punk komplike bir müzik değil, kafana göre çalarsın. Bunlar da hoşumuza gitti, koyduk. Mesela ‘‘Tarlaya Ektim Soğan’’ gibi bir parça hemen dikkat çekiyor. Dikkat çekmek zorundasın. Ama bütün albüm ‘‘Hep Aynı’’ parçası gibi olsa, adam ne sound'u tanıyor, ne de söz şeklini biliyor. Adama çok yabancı olduğu için türkülerle, içinde ufak ufak göndermelerle şarkıları yaptık. Bizim bir sürü parçamız vardı, kayıt aşamasında eledik. Türkülerin punk'a yorumlanması hoşumuza gitti. Bunu da zaten ilk biz yaptık, ama albümleştirmek zaman aldı.

Bu albümden hep ‘‘ilk albüm’’ diye bahsediyorsunuz. Oysa sizin ilk albümünüz ‘‘One Last Breath’’. O zamanları ve albümü sahiplenmek istemiyor musunuz?

- Yooo, alakası yok! O İngilizce bir albümdü. Bu ise ilk Türkçe albümümüz. İlk kez bu albümde profesyonel anlamda bir albüm çalışmasına girdiğimiz için ağzımız alışmış. Heavy metal yaptığımız ve dinlediğimiz günleri kesinlikle inkar etmiyoruz.

Eski tayfa yeni halinize bozulabilir...

- Türkiye'de bu tip olaylar hep oluyor. Biz insanların metalci, rockçı, arabeskçi diye ayrılmasına karşıyız. Biz sevdiğimiz müziği yapıyor ve dinliyoruz. Çeşitli müzikler dinleyerek onlardan etkileniyoruz. Mesela elektronik müzik benim (Gökhan) çok ilgimi çekiyor. Konserlerimizin maksimum 45 dakika sürmesini planlıyoruz ve belki bu süreden sonra pikaplarla elektronik bişeyler bile çalabilirim. İlk albüm zamanı Pentagram, Metallium gibi gruplardan etkilendik. Hep ‘‘daha iyi nasıl çalabiliriz’’ diye kafa patlattık. O günlerde hissettiklerimiz oydu. Ama artık ben gitar bile çalmıyorum. Biz punk yapmaya o kaset çıkmadan önce başladık. Ama yine de o kaseti çıkardık. ‘‘Bazil’’i yaparken yeni türümüzün sinyallerini vermiştik zaten. Eski kitlenin ne diyeceği bizi hiç ilgilendirmiyor. Biz açık fikirli insanlarız ve sevdiğimiz müziği çalıyoruz. Bir sonraki albümümüzün bile çizgisini şu an kesin olarak söyleyemeyiz, çünkü değişebilir. Bence ilk kaset ile bu kaset arasında büyük fark olması çok iyi. Bu bizim gelişimimizi gösteriyor.

Klip için neden ‘‘Skalonga’’?...

- ‘‘Skalonga’’ya çektik, çünkü hangi parçaya çekeceğimizi hiç önemsemiyorduk. Albümdeki tüm parçaların hit olduğuna inanıyoruz.

Bir de ‘‘Holigan’’ın hikayesini dinleyelim...

- Bu parça, yaptığımız ilk Türkçe parçalardan. Futbolu çok seviyoruz, hepimiz koyu Fenerbahçeliyiz. İki hafta önce Vanspor maçında FB stadında devre arasında ‘‘Holigan’’ı çaldılar, acayip sevindik. Eğer Fener şampiyon olursa, bu parçanın bir de Fenerbahçe versiyonu var, onu da çalacağız.

Şampiyonluğa kalırsa herhalde çalamayacaksınız (Röportajı yapan kişi Galatasaray taraftarıdır). Neyse, albümde bazı tavizlerin verilmiş olması, konser performansını nasıl etkileyecek?

- Hiçbir değişiklik olmayacak. Bangır Bangır çalacağız. İnsanlar eğlensin, eşlik etsin ve kaynaşsın istiyoruz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!