Size ne oldu ekselansları

Güncelleme Tarihi:

Size ne oldu ekselansları
Oluşturulma Tarihi: Kasım 04, 2013 01:05

Yazısıyla Hürriyet Seyahat’in 10. yıl yarışmasında dereceye giren Prof. Dr. Sema İşisağ Üçüncü, ödül olarak bir haftalık Orta Avrupa turu kazanmıştı. Jolly Tur’un sponsorluğuyla çıktığı yolculuk sırasında yolu Viyana’da trajik olaylara sahne olan Mayerling Manastırı’na düştü. İzlenimlerini yazdı.

Haberin Devamı

Viyana’daysanız eğer, tramvaya atlayıp sadece ring hattında birkaç saat dolaşmakla eski bir imparatorluğun taşa özen ve kibirle yontulmuş görkemini, lüks üzerine kurulu yeni imparatorlukların ışıldayan mabetlerini görebilirsiniz.
Aynı gün, iki büyük savaşı da... İlki gizemli sepya görüntülerle Mayerling’de. İkincisinin keskin tanığı kristal soğukluğunda ve yeraltında, utanır gibi, Seegrotte Gölü’nde.
Tercih sizin, ikinciyi seçerseniz Nazi uçaklarının göründüğü tüm filmler sizindir, iPod için Wagner öneririm, başka ne olabilir ki? İlkini seçerseniz Ömer Şerif ve Catherine Deneuve eşlik eder size: Mayerling Faciası. Müzik, Francis Lai.
Bence sıradan gidin, Mayerling’i öne alın…
Viyana’nın ezici, yorucu detaylarına oranla çok sade, Carmelite rahibelerine emanet küçük bir manastır-müze Mayerling. Yakın. Güzelim ormanların içinden, evlere ve bahçelere imrenerek geçilen yol kısa. Rahibeleri görmek mümkün değil, eski köşkün kederli hayaletlerinin sonsuz sorusunu dinlemek, şiddetle mümkün.

Haberin Devamı

BİTMEYEN TRAGEDYA

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliaht Prensi Rudolf ve sevgilisi, Barones Marie Vetsera, 30 Ocak 1889 sabahında, av köşkünün ön kapısında pembeden sarıya dönen mermer sütunların arasından kar gibi sessiz fısıldasınlar size de: Bize ne oldu?
Romaneskten gotik forma dönen kapının iki yanında ve üçgen alınlığın üzerindeki heykeller; pembeden sarıya dönen mermer sütunlar; oymalı pencereler tanık değiller ve cevap veremezler. Çünkü av köşkü, Rudolf ve Marie’nin trajik ölümlerinden sonra; Rudolf’un babası İmparator Franz Joseph’in emriyle yıkıldı. Yerine bu küçük manastır yapıldı. Yani tanıklar sadece kırlar ve ağaçlardır. Siz onlarla tekrarlayın soruyu: Sahi, size ne oldu majesteleri? Size ve kontese. Anneniz İmparatoriçe Sisi’nin, suikastçının ince bıçağı kalbine girdikten dakikalar sonraki sorusunu, yıllar önce tekrarladığınıza göre, size ne oldu? Ölü bulunduğunuz av köşkünde, Marie’yi vurup da saatlerce uzandınız mı yanında, kendi şakağınıza ateş etmeden önce?
Arşidük Rudolf, siz, acaba özel uşağınız Loshek ve av arkadaşınız Kont Hoyos’un, öldüğünüz odaya girdiklerinde zannettikleri gibi zehir içmiş olabilir misiniz, yoksa sadece konyak mıydı kadehlerdeki? Ya da kimler biliyordu o gece, ıssız av köşkünde olacağınızı?
Ekselansları, ölüm kurtuluş muydu sizin gibi biri için, mesela şimdi büyük kısmı Viyana Ziraat Fakültesi’ndeki o mineral koleksiyonunu yapan bir doğa bilimcisi; 10 yabancı dil bilen, felsefeye, sanata ve tarihe meraklı, Fransız Devrimi ve Voltaire hayranı bir genç adam için? Yahut ‘Neues Wiener Tagblatt’ gazetesinde, Çek Krallığı’yla birlikte üçlü federatif bir imparatorluk kurmak gibi liberal fikirlerini anonim imzalarla yazan, muhafazakârlığın ucundan kenarından geçmemiş bir ‘prens’ için? Majesteleri, kraliyet mezarlığına gömülebilmeniz için, babanız İmparator Franz Joseph’in, Papa’dan izin alma isteminde belirttiği gibi, hafifçe aklınız mı karışmıştı? Cinnet miydi sizi hayalet yapan? Öyleyse neden cenaze töreninizde ellerinizde içi pamuk dolu eldivenler vardı? Yoksa birileriyle ölümüne dövüşmüş müydünüz o soğuk ocak gecesinde?

Haberin Devamı

Size ne oldu ekselansları

TABUTTAKİ BARONES

Arşidük, son mektubunuza neden tarih atmadınız? Gerçekten de o mektubu daha önce, hazırda bulunsun diyerek mi yazmıştınız, eşinize, Prenses Stephanie’ye? Şimdi Mayerling’de, duvarda, çerçeveli: Sevgili Stephanie… Bildiğin gibi mutlu ol… Kâhya, sekreter, öğretmen, mürebbiye ve kardeşlerime (anne ve baba yok!) iyi dileklerimi ilet. Seni hüzünle, elemle kucaklıyorum. Temiz adımı korumanın tek yolu olan ölüme huzurla, sükuûnla gidiyorum. İmza, Seni seven Rudolf. Nokta yok, sonradan mermiyle konulacak. Majesteleri, Stephanie için “tam aradığım gibi, hoş, iyi ve akıllı” demiştiniz annenize; o veda mektubunu yazarken bunu hatırladınız mı? Prenses, ya siz? 15 yaşınızdayken sizi böyle beğenen, 17’nize girince evlendiğiniz prens böyle gidince siz ne yaptınız? Siz, Avusturyalı astronom Palisa’nın bir asteroide adını verdiği Belçika Prensesi Stephanie, Prens Rudolf’un, imparator babasının isteklerine uygun evliliğinde rolünüz ne zaman bitti?
Ekselans Rudolf, siz, imparatorun istediği bir evliliğe hayır diyemeyecek kadar prenstiniz, kabul. Peki, tek başına ölemeyecek kadar korkak olduğunuz ve birlikte ölmeyi, önce eski sevgiliniz aktrist Mizzi Kaspar’a önerdiğiniz doğru mu? Sizi ciddiye almayacak kadar deneyimli Mizzi’ye karşı, çok deneyimsiz bir Marie.
Barones Marie Vetsera, sizi önce Rudolf mu vurdu? Sonra Sovyet askerleri, sonra cenaze levazımatçıları, sonra adli tıp uzmanları ayrı ayrı zamanlarda ve yerlerde, niye vurdu? Ah, Marie Vetsera, av köşkünde sergilenen o hasarlı, ahşap-metal karışımı korkunç tabut, kaçıncı evinizdir?
Çok ince, çok güzel ve çok şık, çok zarif Marie, kim vurdu sizi ve neden? Rudolf’un sizden sonra kendisini de vuracağına, böylece sonsuza dek birlikte olabileceğinize inanacak kadar âşık mıydınız, yoksa katili tanık bırakmama kuralına mı kurban gittiniz? Marie, sevdiğiniz Rudolf muydu, veliaht mıydı? Bu aşk, barones, size pek uymuyor sanki, arşidük için ruhsal, politik mazeretler bulabiliriz ve bulduk da peki Stephanie sizin için neydi? Aşkınıza engel olan çirkin bir eş mi; yoksa konformist bir prenses mi? Sevgilinizin boşanmak için Papa’ya gösterdiği mazeret, eşinin bir veliaht doğurmasını engelleyen ‘zührevi hastalığı’ydı, duymamış olamazsınız! Nasıl inandınız prense barones, Mizzi’yi ve diğer sevgililerini duymamış olmazsınız! Bu arada, hamile miydiniz? Hiç korkmadınız mı, gençliğiniz ve saraylarda, balolarda, köşklerde geçirilebilecek koca bir hayat, bunca değersiz miydi? Size ne diyelim, nasıl analım adınızı? Kırılgan ve ümitsiz mi? Pervasız ve cüretkâr mı? Yoksa sadece hırslı mı? Başınızdakinin mermi izi olmadığı söyleniyor, bilmem biliyor musunuz, bir de annenizin, cenaze töreninize katılmadığı.
Barones, Barones, size ne oldu? Ve prens, ne oldu size?

Haberin Devamı

MARIE VE RUDOLF NASIL ÖLDÜ

Yanıtı arayın… Bu talihsiz çiftin ölü bulunduğu yerde şimdi heykelleri, oymaları, kabartmalarıyla altın renkli, çiçekler ve mumlarla süslü bir altar var, onun beyaz, incecik dantel örtüsüne bakın.
Bulamazsanız, çok yakındaki Heiligenkreuz Manastırı’nı deneyin, avludaki oymalı sütuna ve rahibelerin sattığı, alçı taşından minicik çocuk-melek heykellerine sorun. Barones köy mezarlığında yatıyor hâlâ.
Burada da yoksa Viyana’da yazlık sarayı, Schönbrunn’ü öneririm. Sisi’nin ‘güzelliğini çaldıkları’ için ‘Tanrı’nın Laneti’ olarak nitelendirdiği çocuklarının, Rudolf da dahil, aynalarda kilitli suretlerinde arayın, 1200 odanın hepsinde ayna yok neyse ki! Konsollarda, Sisi’nin, gelini için kullandığı ve altın varaklarının ardına sakladığı ‘Belçika köylüsü’ veya ‘Çirkin, sakar inek’ sözcüklerini atlamayın.
Hotel Sacher’yi unutmayın, veliaht prense ait loca, ‘Separe 7’. Duvardaki ağır desenli kâğıtlarda Rudolf’un parmak izlerini ararken ne yiyeceğinize, Sacher Torte mi, apfelstrudel mi ikilemine girmeyin, ikisi de öyle matah değil ama bir fincan cafe melange, evet, Viyana’ya en çok kahve yakışır.
Belki de kışlık saraya gitmelisiniz, Hofburg’a. Turkuaz kubbelerde, Franz Joseph’in oğluna Marie’den ayrılmasını emrederken yükselen sesini yahut prensin yenilikçi fikirleriyle imparatorluğa verebileceği zararları anlatanlara karşı büyük sessizliğini dinlemek için. “...Gereğini yapın...” mı? Sorabilirsiniz: Majesteleri, 68 yıl hükümdarlık kolay değil, acımasızlık ister elbette de bu kadar mı? Gerçekten, gereğini yaptırdınız mı? Yoksa siz değil de Şansölye von Bismarck mı gereğini yaptırdı? Ve herkes öldüğüne göre korkmayın, sorun: Haşmetmeapları, baronesin annesiyle, Barones Helena Baltazzi ile ilişkiniz olduğu doğru muydu? Majesteleri, ayrıca, bu trajedi olmasaydı da tek oğlunuz, Rudolf geçebilseydi tahta, Birinci Dünya Savaşı çıkar mıydı yine?

Haberin Devamı

Osmanlı’ya uzanan sorular

Mayerling Manastırı’nda, altarın solundaki Meryem heykelinin yüzü, rivayete göre Sisi’nin yüzüdür ve böyle olmasını da Franz Joseph istemiştir. Ama Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde, Sisi’nin ‘kına gecesinde’ giydiği kırık beyaz, organze elbisenin korsajında ve püsküllü şalında yeşil ipek ve altın sırmalarla bir tuğra olduğu, stilize Arap harfleriyle de ‘Allah’ ve ‘Eşhedü...’ yazdığı kayıtlıdır, detaydır.
Seyahati, en çok da tuhaf ve belirsiz hastalıklarına iyi geldiğini söylediği Korfu’yu çok seven Sisi’nin, şöyle bizim kıyılara uzanıp uzanmadığı ise iyice ayrıntı... Bazı kaynaklar geldiğini söyler. Bazı kaynaklar, Rudolf’un da imparatorla birlikte İstanbul’u ziyaret ettiğini söyler, detay, evet.
Dahası var: Barones Vetsera’nın annesi Helena’nın ailesi Baltazzi’lerdi, Türkiye’nin en eski Levantenlerinden ki, Karaköy’de kocaman bir hanları vardır ve bir kolu hâlâ İzmir’de yaşar bu geniş ve soylu ailenin... Baron Albin Vetsera, Helena Baltazzi ile evlendiğinde İstanbul’da, Avusturya Elçiliği’nde diplomattı. Yani Marie Vetsera’nın küçük, küçük, küçük, küçük amca çocuklarıyla, Kordon’da karşılaşmış olabilirsiniz, ayrıntı işte...
Mayerling-Viyana-İstanbul-İzmir... Detaylar arttıkça esaslar kaybolabilir. Kaybolmayacak gerçek şu ki, bu güne dek gezdiğiniz tüm saraylarda, hangi ülke olduğu hiç fark etmez, kan damlaları vardır. Hayır, harcı zaten kılıç ve ölümle karılır tüm sarayların, onu söylemiyorum. Dediğim, sonradan incecik damlayan kan, mesela uzak bir av köşkünden sızan ve göllenip, köpürüp bir kıtayı, Avrupa’yı yakan, yıkan, boğan... Akacaksa, damarda durmayan. Viyana saraylarını bir de bu gözle gezin, eminim anlayacaksınız... Bunca süs ve ihtişam sırları, entrikaları, mutsuzlukları, kötülüğü, karanlığı, yıkılışın önlenemez çaresizliğini ama ille de kan damlalarını saklamak içindir. Taçları, üniformaları, apoletleri, nişanları kaldırın, altlarında umarsız insanlar vardır, hepsi bu.
Seegrotte Gölü’nde ikinci savaşın izlerine bakın sonra. Kan her zaman Habsburg soylularınınki gibi mavi olmaz ve sadece sarayları lekelemez.
Aslında her şey aynı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!