GeriKelebek Şişmanlık artık dar gelirli hastalığı oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şişmanlık artık dar gelirli hastalığı oldu

Şeker pahalıyken, zenginler şişmanmış. Şimdiyse dar gelirli şişman! Çünkü ekmekler, hamur işleri ve makarnaları en çok tüketen kesim, dar gelirliler!

Neyi ne zaman ne kadar yiyeceğinizi öğrenmelisiniz

Dr. Haluk Saçaklı (Bilim Doktoru Obezite Danışmanı):

Arabanız lüks bir araba ne yaparsınız, 98 kurşunsuz benzini alıp gitmeye çalışırsınız. Tamam gider ama nereye kadar gider? Belli bir süre sonra motorun gücü biter! Kişinin neyi, ne zaman ve ne kadar yiyeceğini öğrenmesi gerekir.

Dört tane temel besin öğesi vardır. Bu dört grubun kesinlikle bir araya gelmesi şart. Birincisi süt grubu; süt, yoğurt, peynir vs... sütten yapılan her türlü besin öğesi. İkincisi et grubudur; kırmızı et, beyaz et, balık eti, kuru baklagiller ve yumurta. Üçüncüsü sebze ve meyveler. Dördüncüsü ekmek ve tahıl grubu. Tabii doğru olan tahılı tüketmek şartıyla. Dördünü bir öğünde tüketmemiz gerekmektedir. Geriye sadece yağ ve şeker grubu kaldı.

Tuğlaları üst üste koyduk aralarına sıva yapmak gerekiyor. Yani günlük 200 kalori almamız gerekiyorsa, bunun 160’ını bunlardan alırız. Geriye kalan 40 kaloriyi de yağ ve şeker grubundan karşılarız.

Yemek alışkanlığı çocuklukta başlıyor. Yemek yeme alışkanlığı kazandırmada baştan hata yapıyorlar, ödüller veriliyor karşılığında. Dersini bitir sana bir tane çikolata diyorlar. Bu baskıyla büyüyen bir çocuk, ergenlik çağına geldiğinde yemek yiyerek özgürlüğünü kabullendirmeye çalışıyor.

Bu da o kişiyi duygusal açlığa sürüklüyor.

İnsan yedikçe daha çok yemek ister

Duygusal açlığı kimse doyuramaz, yaşam boyunca 60 ton gıda tüketiriz 70 bin öğüne karşılık. 80-90 ton gıda da tüketsek bu duygusal açlığı doyuramayız.

İnsanlar hep duygusal açlığı doyurduklarını düşünüyorlar ve bu yüzden yanlış besin öğelerine daha çok yöneliyorlar.

Fiziksel açlığı hissetmeleri gerekir, onu doyurmaya çalışmaları gerekir. İnsanlar psikolojik sorunları olduğu zaman da bu sorunu hep bir şeyler yiyerek çözmeye çalışıyorlar. Açıyor buzdolabını bir şeyler yiyor, geçici bir mutluluk söz konusu oluyor. Mutlu oluyor fakat bunun yanında insülin hormonu da artıyor ve insan yedikçe daha fazla yemek istiyor.

İnsanı yaşlandıran en önemli madde şekerdir

Hülya Avşar: Niçin diyet yapıyoruz? Aslında doğru beslenmek değil midir bunun gerçek adı?

Dr. Muzaffer Kuşhan (Medikal Direktör):
Eskiden beyaz şeker yokken, beyaz un yokken, beyaz pirinç yokken, patates yokken, mısır yokken hiç şişman yokmuş. Onların olmadığı bir dönem var. Şişmanlık Amerika’nın şeker kamışını bulması, rafine şekerin bulunmasıyla başlar. İlk şişmanlar saraylardan veya çok zengin ailelerden çıkar, çünkü o zamanlar şeker çok pahalıdır.

Daha sonra undan ekmek yapıldı, hamur işleri yapıldı, makarnalar yapıldı ve günümüzde de şişmanlığa sebep olan en önemli etken haline geldi. Bunlardan önce kadınlar şişmanlamak için çaba harcarlarmış, şimdilerin zayıflamaya çabaladığı gibi! Ben birisine diyet yazarken değil, öğüt verirken ‘Şekeri asla kullanma’ derim. Çünkü insanı yaşlandıran en önemli madde şekerdir.

Eğer siz şekeri yerseniz ve insülininiz yüksekse, hele hele siz bunu gece yaparsanız ki, yatmadan üç saat önce yemeyi kesmelisiniz, kanınızda şeker yüksek olmasın, insülininiz yükselmesin diye... Eğer o yükselirse, büyüme hormonu ortaya çıkmaz ve bu da erken yaşlanmaya sebep olur. Hatta yaşlılık lekeleri de şekerin yaptığı lekelerdir.

İnsanlar Girit Adası’nda daha uzun yaşıyorlar

Bugün dünyada kalp hastasının, şişmanlığın, şeker hastasının, kanserin en az olduğu yer Girit Adası’dır. Sebep; Akdeniz beslenme tarzıdır. Amerikalılar bu Akdeniz beslenme tarzına ‘Akdeniz Diyeti’ diyor. Bunun beş önemli maddesi var; doğal karbonhidratlar var, mümkün oldunca değişime uğramamış tahıl ürünleri var.

Ekmekte var, makarnada var, pilavda var ve bunların hepsi tüketiliyor. Ama en çok ne tüketiliyor; sebze, meyve, salata! Birkaç tane meyvede üzüm şekeri dediğimiz öteki şekerin içinde de olan bir madde var, bu incirde de var, muzda da var.

Yalnız bunlar taze olarak çok fazla tüketilmediği zaman bir zararları yok. Diğer meyvelerdeki şeker oranının kan şekerini yükseltme olasılığı yok. Siz kan şekerini yükseltirseniz çok fazla insülin salgılanır, o sizin şekerinizi hemen düşürür, onu depo eder ve yağa çevirir. Şimdi şişmanlık dar gelirlinin hastalığıdır, çünkü parası azdır. Dünyada insanlar dört bölgede daha çok yaşıyor: Girit Adası, Kafkaslar, Tibet ve Japonya’da. Bunların ortak özelliği doğal besin maddelerini tüketmeleridir.

Biz de ‘Oturun koskocaman kavun yiyin’ demek isteriz

Hülya Avşar: ‘Doğru beslenmek diyet değildir’in altını çok iyi çizmek gerekiyor.

Taylan Kümeli (Beslenme ve Diyet Uzmanı):
Bize yanlış beslenme veya kilo problemiyle müracaat eden tüm insanların en sevdiği ve en önemsediği şey yemek yemek. Ben çok azının metabolik olarak problemleriyle yemek yemeğe yöneldiğini görüyorum.

İnsanlar nereye başvururlarsa vursunlar ya da kendi hayatlarında nereye doğru beslenmeyi öğrenmek istiyorlarsa buna diyet adı altında bakmasınlar. Çünkü diyet, doğru beslenme alışkanlıklarının doğru insanlar tarafından onlara empoze edildiği bir öğretidir.

Beslenme bizim en temel güdümüz olduğu için, yapmamız gereken en doğru şey de bu olmalı. Ben hayattan zevk alamıyorum diye bakmak yerine, ‘Ben hem doğru beslenmeyi öğreneceğim, hem de sağlığıma zarar vermeyecek yiyecek grubunu, hangi aralıkta, hangi sıklıkta ve nasıl yiyeceğimi öğreneceğim’ diye bakarlarsa, mutlu olurlar.

Hülya Avşar: Miktarlarınız da çok az. İnsanlar ben bunlarla doyar mıyım diye düşünüyorlar...

TK:
Bir bankacının verdiği bir faiz oranı vardır. Dolarla Euro arasında bir poliçe vardır. Bilimsel gerçekleri nasıl değiştiremezseniz, o poliçeyi de değiştiremezsiniz. Biz o bilimin gerçekleriyle insanlara sesleniyoruz.

Hülya Avşar: Öyleyse bizim yemek yeme miktarımız aslında bir terbiye...

TK:
Biz de insanlara gönül rahatlığıyla oturun koskocaman bir kavunu yiyin demek isteriz. Ama vücuduna verebileceği zararları biliyoruz.

Tabii bakış açısıyla da ilgili, ‘Ben bir ince dilim kavunu yemeğimden iki saat sonra, yanında da biraz peynirle yediğimde daha az zarar göreceğim’i bilen bir insan iyi bakabilir, diğeriyse ‘Aman Allahım, bana kavunu ne kadar az veriyor’ diye bakabilir.

Bizim yapmaya çalıştığımız şey, onları bilimsel olarak doğru fikirlerle doldurmak.

Doğayı bozdukça sorunlar artmış

Hülya Avşar: Yanlışı en başında yaptınız! Yaptığınız işin adına rejim dediniz. Rejimin anlamı nedir?

Dr. Ender Saraç (Aile Hekimliği Uzmanı M. Ayurveda):
Aslında biz demedik. Biz çocukken de buna rejim deniliyordu. Daha sonra diyet denilmeye başlandı. Rejim Fransız bir kelime, anlamı da idare biçimi.

İnsanlar varolduğundan beri eski Mısır’dan, Hint Mayalar’dan Tanrı’lara adak yapmışlar belli bir dönem oruçla arınma türlerine girmişler, ay hareketlerine bakmışlar. İnsanoğlu yaradılışından beri beslenme açısından bir düzene girmeye çalışmış. Biz ne zaman doğayı bozmaya başladık, teknolojiyi soktuk hayatımıza, rafine etmeye başladık, şeker ekledik, gazlı boyalı içecekleri içmeye başlamışız, işte o zaman bu sorunlar iyice artmış.

Diyet yapıp oturmak olmaz

Sadece kalori almamak veya beslenmemek değil o kaloriyi harcamak da çok önemli. Yani burada bir eksi-artı dengesi söz konusu.

Ama bunun dışında sizin metabolizmanızın ihtiyacı olan temelde almanız gereken süt ürünleri belli yavaş karbonhidratlar, hayvansal proteinler, bakliyatlar, sebzeler, meyveler, çatallı gıdalardan belirli ölçüde almak zorundayız. Ancak ne kadar harcadığımız da çok önemli. Siz sadece diyet yaparak, kalori hesabı yaparak, bununla birlikte bütün gün oturarak da bir sonuca varamayabilirsiniz!

Mutluluğun basit yolu

Diyetisyenlerimizin görevi sizleri zayıflatmaktan çok nasıl beslenilmesi gerektiğini öğretebilmek. Ama en önemlisi diyetisyenlerimizin bütün bunların dışında yaptıkları en önemli, hem de en önemli şey bizleri mutlu etmek! Düşünsenize onların sayesinde geceleri rahat uyuyor, sabahları rahat uyanıyorsunuz.

Üstelik zaman içerisinde kendinizdeki değişiklikleri aynada görüp hissettiğimiz güven duygusu, düzelen moralimiz, giydiğimiz kıyafetlerin üzerinize yakıştığını görmek, eşinizin veya erkek arkadaşınızın size beğeniyle bakması, hayali bile güzel değil mi? Üstelik sağlıklı beslenen insanların daha genç ve güzel görüdüğü de cabası!

Şimdi söyleyin bana insan bu durumda nasıl mutsuz olabilir?

Tek yapacağınız şey karar vermek ve kararlı olmak.

Hayatta hiçbir şeye geç değildir. Doğa o kadar enteresan ki aslında, güzellikte de, çirkinlikte de, akılda da, zenginlik ya da fakirlikte de herkes eşit! Çünkü insanoğlu her koşulda mutsuz olacak bir şey buluyor nasılsa, hep gözümüz başkalarının bir şeylerinde. Ama kararlı olabilmek ve kalabilmek inanıyorum ki sizlerin özel olduğunuzu gözünüzdeki ışığa bile yansıtacaktır ve en güzel şey güüüüülmeeek!

İNANDIKLARIM

Uğraşılması en zor insan kendini sevmeyen insandır.

YARIN: Okullarda beslenme dersi şart

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False