Rallinin melekleri Antalya’dan rüzgar gibi geçti

Güncelleme Tarihi:

Rallinin melekleri Antalya’dan rüzgar gibi geçti
OluÅŸturulma Tarihi: Temmuz 05, 2004 00:00

GeçtiÄŸimiz haftasonu Antalya’daydım. Dünya Ralli Åžampiyonası’nın önemli bir ayağı olan ‘Rally of Turkey’i bizzat yerinde tespit edip, olaya dahil olmaya gittim. Motorumla keçi gibi daÄŸ tepe tırmanıp, etapların içinde özellikle de yabancı pilotların nasıl gazladıklarını izlerken ‘Biyonik len bunlar’ bile dedim.Siz nerelerdeydiniz kuzum?Hepiniz çok önemli bir organizasyonu kaçırdınız bence. Televizyonda aÄŸzımızın suyu aka aka izlediÄŸimiz, ralli deyince dünyanın ilk aklına gelen isimler tüm marifetleriyle Antalya’daydı da siz neredeydiniz? Son dönemlerde, özellikle baÅŸta gençler, hatta özellikle bayanlar olmak üzere pek çok kiÅŸide bir ‘lafta motor sporları sevdası’ salgını baÅŸladı. ArkadaÅŸ konuÅŸmalarında sık sık ÅŸu diyaloglara ÅŸahit oluyordum. ‘Ay geçen dıttırı düt düt rallisini izledim, Pitır yine acayip ÅŸeyler yaptı. Çok yakışıklı ya adam’... ‘Pitır deÄŸil kızım Peter. Benim favorim Makro’... ‘Yok yok, Karlos en babası. Åžarap gibi adam’... Sıkça karşılaÅŸtığım bu konuÅŸmalar her ne kadar insanı gülümsetse de, açıkçası bu seneki Rally of Turkey’in seyirci akınına uÄŸrayacağını düşündürtmüştü bana. Katılan yabancı ekiplerin her fırsatta ‘Dünya ÅŸampiyonasında yapılan en iyi organizasyon’ demesine, onca harcanan emeÄŸe, paraya raÄŸmen, ne yazık ki 3 gün boyunca Allah sizi inandırsın seyirci namına kimseler yoktu ortalarda.5 dakika fark ederSeyirci yok dedim ya iÅŸte o az diye ÅŸikayet ettiÄŸim seyircilerin içinde biri vardı ki sormayın. Etaplardan birinde kan ter içinde, oldukça çetin yol ÅŸartlarında, sevgili Transalp’imle daÄŸ tepe demeden keçi gibi tırmanıp, harika bir seyir noktasına ulaÅŸtım. Buraya ulaÅŸmayı baÅŸarmış diÄŸer arkadaÅŸlarla ilk arabanın geçmesini beklerken bir tonton teyzecik gözüme çarpıyor. BulunduÄŸumuz tepede çok merkezi bir yere oturmuÅŸ bekliyor. Yanına gidip oturuyorum. ‘Nasılsın teyzecim, yarış izlemeye mi geldin’ diyorum. ‘Saol kızım, hee yarış varmış ya burada’ diyor meraklı gözlerle etaba bakarak. Hatice teyze 50-55 yaÅŸlarında, Antalya’nın köylerinden birinde çocukları ve torunlarıyla oturan bir teyzecik. Kendi gibi otomobillere meraklı torunuyla gazetelerden okumuÅŸ yarışı ve koyulmuÅŸlar yollara, gelmiÅŸler buralara. ‘Bakma zaten sıkılıyodum köyde’ diyor. Belli ki yürekli bir kadın Hatice teyze. Köyde, köyün gençleriyle traktörleri nasıl yarıştırdıklarını filan anlatıyor, yerlere yatıyorum. GençliÄŸinde de abisinin motosikletine binermiÅŸ babasından gizli. Biz sohbet ederken, ilk araba tozu dumana katıp geçiyor. Hatice teyze, ‘Vay vay vay vaaaayyy... BozulmuÅŸ mu bu araba niye böyle ötüyo’ diyor. ‘Yok yarış otomobillerinin sesi böyle çıkar Hatice teyze’ diyorum. 4-5 otomobil geçtikten sonra Hatice teyze öyle bir laf ediyor ki, üstüne ben ne desem boÅŸ; ‘Evladım tamam yarışıyorlar anladım da bu kadar hızlı gitmenin ne manası var. Azcık yavaÅŸ gitseler nolur ki? En fazla 5 dakika fark eder. Çok tehlikeli, maazallah yani!’ Olgun adamın hali baÅŸkaAntalya’ya gelirken yol boyunca kaskımın içinde hep aynı ÅŸarkı çalıyordu. ‘Uzun uzun yolları aÅŸtım geldim... Gözümü kararttım, kaçtım geldim. Size bir kez bakayım diye, rallinin dünya starlarını göreyim diye. Vay...’ Gördüm de. Ãœstelik hem nasıl gazladıklarını, hem de etli kemikli ÅŸahıslarını yakınen gördüm, hatta konuÅŸtum bile. Carlos Sainz pek çok kere dünya ÅŸampiyonu olan, yaşı 40’ı üç sene kadar geçmiÅŸ, yarışın en yaÅŸlı ama en tecrübeli pilotu. Yarışın son günü, son etabın finiÅŸinde yakalıyorum Carlos’u. Aslında riskli bir ÅŸey yaptığım, çünkü 40-45 derece sıcakta arabanın içinde tapa gaz gidip de finiÅŸe geldiklerinde doÄŸal olarak çok gergin oluyor pilotlar. Hele bazılarının burnu kafdağında pencere. Ama ben tüm sevimliliÄŸimi takınıp yanına yaklaşıyorum Carlos’un; ‘Tebrik ederim. Nasıl geçti?’ Gülümsüyor bana bakarken.. Evet evet gülümsüyor... Eeee olgun adamın hali baÅŸka oluyor iÅŸte. Ve ‘Zor’ diyor Carlos, ‘Etaplar çok yorucu ve zordu ama iÅŸte buradayız. Geçen seneki baÅŸarımızı yakalayamadık ama keyifli bir yarışı daha bitirdik.’ Loeb, löp löp gidip birinci olduCitroen pilotu Sebastien Loeb, yarışta 3 gün boyunca birinciliÄŸi bırakmayınca, Rally of Turkey’in ÅŸampiyonu oldu. Merak edenlere hemen söyleyeyim, ikinci Peugeot’suyla Marcus Gronholm ve üçüncü de geçen yılın dünya ÅŸampiyonu Petter Solberg’di. Geçen seneki Rally of Turkey’in birincisi Carlos Sainz ise yarışı dördüncü olarak bitirdi.Serkan’ımız coÅŸtu, coÅŸturduYarışın Türkiye için en gurur verici derecesi Serkan Yazıcı’dan geliyor. Etaplarda, toz toprak içinde her geçiÅŸini izlediÄŸimde ‘Yürü be koçum, kim tutar seniiiii’ diye arkasından yırtındığım Serkan, Dünya Ralli Åžampiyonası’nın Türkiye ayağında Genel Klasmanda 9. olmayı baÅŸarıyor. Alkış!En baÅŸarılı genç pilotYağız Avcı henüz 20 yaşında. Türkiye’de ralli konusunda bugüne kadar gelinen en üst mertebeye eriÅŸmiÅŸ, Avrupa Åžampiyonumuz Nejat Avcı’nın oÄŸlu. Yağız bence bu yarışta, genç yaşına raÄŸmen yarışı sorunsuz bitirip, Türkler’de 8’inci, genelde 25’inci olarak herkeslere ‘Eeee babasının oÄŸlu abi’ dedirtti. Umarım bu genç adamı yakın gelecekte Dünya Ralli Åžampiyonası’nı kovalarken izleyip ülkece koltuk kabartırız.Aksilikler de oldu tabiiTamamı 1236 km’lik parkurun 383 km’si 17 özel etaptan oluÅŸan yarışta, 65 otomobilden sadece 32 otomobil finiÅŸ görebildi. Kalan 33 otomobilin ise başına gelmeyen kalmadı. Bir tanesi tam gözümün önünde oldu hem de... Burhan Kuru’nun kullandığı otomobilin sol ön tekerleÄŸi ‘Yeter kardeÅŸim ya, canımızı çıkarttınız vallaha’ diyerek otomobilden ayrılıp, attı kendini yolun dışına. Eksik bir tekerlekle 150-200 metre kadar ilerleyen Kuru, otomobilini kimselere zarar vermeyecek bir bölgeye çekip durdu. Kuru’nun Co-pilotuysa olayın ÅŸokunu atlatınca, namussuz lastiÄŸi bulup otomobilin yanına böyle getirdi. Ayrıca yarış boyunca bu gördüğümüz tek 3 tekerlek otomobil deÄŸildi. Zor ve uzun etaplar tahminimce tüm otomobilleri ve özellikle tekerlekleri canından bezdirdi. Yarışın ÅŸampiyonu Sebastien Loeb bile son finiÅŸe 3 tekerlek üzerinde geldi. Servis alanı mükemmel çalıştı.Koca koca tırlarla Türkiye’ye gelen ekipler pit alanına kurdukları servis çadırları, standları ile Kemer’de adeta karnaval havası estirdiler. Tabii bunun arkasında Tomsfed’in çok ciddi emek harcadığı bir çalışma var. Onca koÅŸuÅŸturma arasında ziyaret ettiÄŸim pit alanı sorumlusu Saffet Üçüncü, çadırın önüne park ettiÄŸim motosikletime şöyle bir kurulup, ‘Kız bu sana ağır gelmedi mi? Transalp’le mi etaplara çıktın? Alemsin vallaha’ deyip, günlerdir güneÅŸin altında çalışmaktan 3. derece yanmış ama hálá gülümseyen yüzüyle neler yaptıklarını anlattı. Ben ÅŸimdi uzun uzun size neler yapmışlar anlatmayacağım ama emin olun o kadar çok çalışmışlar ki yarışın bittiÄŸi gün, kurulan her ÅŸey toplanıp ekipler gitmeye baÅŸladığında ‘Ya daha yeni kurmuÅŸtuk, durun yıkmayın, biz onları kurana kadar neler çektik. Onca tantana üç gün için miydi’ duygusuna kapıldıklarına ben bizzat ÅŸahit oldum. Ellerinize saÄŸlık arkadaÅŸlar, organizasyon gerçekten çok baÅŸarılıydı.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!