Politik bir roman yazmak istemiştim

Güncelleme Tarihi:

Politik bir roman yazmak istemiştim
Oluşturulma Tarihi: Nisan 06, 2013 00:00

Edebiyatımızın ‘tuhaf’ yazarı Leylâ Erbil, ‘Kalan’ adlı romanıyla okurlarıyla buluşmuştu geçen sene. Bu kez, ‘Kalan’dan doğan, fakat bambaşka bir metinle, ‘Tuhaf Bir Erkek’le çıkıyor karşımıza. Erbil, tuhaf bir erkeği anlatırken, tuhaf bir ülkenin, Türkiye’nin serüvenini de anlatıyor... Erbil’le son romanı üzerine konuştuk. Yine romanındaki gibi “büyük harf” kullanmadan yanıtladı sorularımızı...

Haberin Devamı

Tuhaf Bir Erkek, ‘Kalan’dan doğan bir kitap. Bir devam kitabı mı, yoksa Tuhaf Bir Erkek’in kendi hayat çizgisi mi var?
- hem devam hem ayrı bir yaşamı var sanırım. orada doğmuş ama oradan çıkıp gitmiş olan.

Kalan, şiire yaslanan ‘şiirsel’ bir metindi. Tuhaf Bir Erkek, Komet’in resimleriyle yer yer görselliğe de dayanıyor. Metin mi resimleri, resimler mi metinleri doğurdu?
- hayır (komet) okuyup resimlemedi, kendiliğinden sayılabilir kimi yerlerde ben metinle oynadım.
resimler zenginleştirdi metni.
zaten komet’in resimleri her zaman esinlendirmiştir beni.

Kitabı ‘tuhaf bir erkeğe’ ressam Komet’e ‘Aziz’ ithafıyla adamışsınız. Leylâ Erbil’in hayatında yer almış ‘Tuhaf Erkek’ler kimler?
- evet “aziz” dedim, biliyorsunuz “benkomet” öyledir bence.
başka bir insan katmanına aittir sanki. doğrusu benim tanıdığım erkeklerin de kadınların da hemen tümü tuhaftı. akıl baliğ olduğundan beri derim: dünyada hasta sakatlanmamış kimse yoktur. yaralı doğar bütün insanlar öyle büyürler ya da büyüyemezler.

Haberin Devamı

Tuhaf Bir Erkek, aslında ‘tuhaf bir Türkiye’ hikâyesi de anlatıyor bizlere... Gorgo’su, ‘unsur’ları, darbeleri, mahpuslarıyla...
- haklısınız türkiye’yi anlatsın istedim.
bence türkiye hep tuhaftı. ben sınıflı toplumları tuhaf, yani marx’ın söylediği tarih öncesi toplumlar olarak görüyorum. nedeni bu.

Tuhaf bir erkeğin tanımını yapmanızı istesem, ne dersiniz?
- iyi de bu kitap zaten o tanımı yapmış bıktırasıya değil mi?
duygusal zekâsı yüksek, içi çürük, bir adama da benziyor, şaşkın biraz, zavallı gibi, tüm insanlara benzer demonik,, aciz, korkak, elinden tutulması gerekenlerden belki...

Kitabın temel cümlesi belki de “Ey mezar, nerde senin zaferin / ey ölüm, hani senin zehirin” beytinde yatıyor. Bugün mezarlar mı galip gelen?
- ölüm oldukça bir açıdan galip ile mağlup yok diyorum. ancak ben “requiem” severim.
Bir türlü anlatılamayan bir aşk öyküsü Tuhaf Bir Erkek. Deyim yerindeyse, hem Türkiye’ye dair hem eski aşklara ve dostlara dair bir sevda romanı... Ne dersiniz?
- ben politik bir roman yazmak istemiştim. hep böyle olur. aşk yazmak istersiniz içine savaş girer politika yapmak istersiniz içine mahalle dedikodusu kaçar!.. o niyetle yazmamıştım ama demek ki bu da öyle oldu..
aslında ne yazsak biraz politiktir. ancak ben tepeden tırnağa bu başı bozuk erki, despot adamların fotoğraflarını ve ezilen halkı göstermek isterdim. beceremedim.
işte komet’in resimlerinde asıl gördüklerim bunlardı.

Haberin Devamı

Şimdiye kadar, okura en çok seslenen Leylâ Erbil metni Tuhaf Bir Erkek. Bunu nasıl açıklamalı?
- öyle mi buldunuz. bundan emin olamam. Mektup Aşkları için de böyle bir algı vardır. şöyle bir açıklama olabilir mi: okur erbil metnine alışmaya başlamıştır.
Darbeci Gorgo’lar, İstanbul’un her yerini AVM yapan Gorgo’lar, faşist Gorgo’lar... Gorgo, aslında tarih boyunca iktidara geçmiş herkesi kapsayan bir hitap biçimi. Tuhaf bir şekilde bunlara göz yuman bir ülke Türkiye!
- böyle toplumlarda iktidar gaddarlıkla orada oturabilen “gorgo”lar yetiştirir. isim anaları benim! evet. yorumunuz doğru, türkiye göz yummayıp da ne yapsın. başta amerikanın getirip koyduğu başkumandan(!) anayurt da dinleme ağlarıyla örtülmüş.

Haberin Devamı

Korkmuş bilinç efendisine sığınır, cümlesinde mi gizli bu durum?

/images/100/0x0/55ea90dbf018fbb8f8885554

- korkmuş bilinç açıklaması ise bizim biat kültürümüzde saklı değil midir? islamın birey değil sürü üreten bir din olduğu biatın baskısı altında eleştirel zekânın dinsel söylemlerle kolayca çürütüldüğü, bir süreç yaşıyoruz. bu çürüyüşün riyakârlığı, sinsiliği, ikiyüzlülüğü, yalakalığı da beraberinde getirdiği biliniyor.
Rüyada eşekarısı görmek ‘güçlü bir adama’, eşekarısı öldürmek de ‘hayırlı bir işe’ delalet eder. Tabii gorgolar ile eşekarıları arasında bir bağlantı kurmak da

mümkün... Kalan için yaptığımız söyleşide “Bu uykudan uyanılacak bir dönem gelecektir elbette” demiştiniz. Bugün ümidiniz var mı?
- eşekarılarının bir anlamı da maskelerinin olması, bizim gibi!
sanatın kendi içinde sonsuz olanaklar taşıyan kutsal bir emek ürünü olduğunu aklımızda tutmalıyız. başımıza çöreklenen dini araçsallaştırarak insanlarımıza göz açtırmaz olan gaddarların varlığına karşın, bugünlerin geçici olduğunu yalan dolanla bir halkın sonsuza kadar tutsak alınacağına inanmıyorum.
bu yüzden umudumu yitirmedim.

Haberin Devamı

Romanda önce “acımam ben kendime” diyorsunuz, sonra “yazarlara sadece acınır” diyor Zeyyat. Hakikaten acınacak insanlar mıdır yazarlar?
- yazar kendine acımıyor. ama zeyyat onları acınacak kimseler olarak görüyor. zeyyat neden öyle görür, onun felsefesi kendince en yücedir. söylediklerinden ve kendinden emindir. böyle insanlar vardır. ama ben zeyyat’ın her dediğinin arkasında değilim! doğrusu bilemiyorum. zeyyat’a karşı düşün olarak ya da tamamlayıcı olarak da bakılabilir.

Yeni çalışmalarınız var mı?
- evet var. toplu hikâyelerim yayınlansın istiyorum. bir de a. arif’in mektupları. ancak onların şimdi yayımlanmasında ikircikliyim. bakalım.

KİTAPTAN BÖLÜMLER

Haberin Devamı

tudor’lardan yüzlerce yıl sonra
stephen zweig’ın hayatı
bizimkinden daha acıklı
diye düşündüm
yahudi’ydi
adını bilmediğimiz
acıklı yahudiler
biri de arkadaşım sami
bin beladan kaçmış
bir aileden kalmış bize
öyle sevimli ki
aileyi
yakmışlar
milyonlarcasını
yaktılar yahudiciklerin
unutmayalım
alevileri de
biz yaktık
sünni gorgo’lar
nasıl kudurmuşlardı
anımsayın
o fotoğrafı
merdivene oturmuş
uğur kaynak
behçet aysan
metin altıok
içlerinden sadece
üçü
o günü unutmayın
ötekiler
çoğunluk otuz üçü
içeride
görünmüyorlar bize
gülümseyerek bekliyorlar
birazdan gelecek
ülkemin sünni azraili
sıvas, çorum, kahramanmaraş
gazi, başbağlar
arkasında
kontrgerilla, abd, cia
bir de
osmanlı’nın gorgo’ları
osmanlı’nın
kanuni’si örneğin
ceddimizdir övündüğümüz
altmış binin
kör testeresi

Yatak odasındaki gorgo

başımızdaki
yeni gorgo korkunç
sezince sevilmediğini
intikam alıyor
çok kindar
sezince dedim ama
kendi sezdiği bi şey yok
“unsur”ları var
“unsur”ları ile
karıkocaların
yatağını bile
dinliyor
üstelik
allah’ın içine gizlenerek
konuşuyor
o yüzden
bu yeni gorgo zamanında
kimse kimseyle
doya doya sevişemiyor
konuşamıyor öpüşemiyor

bu yüzden seksen yıldır doğrultamadınız belinizi...

bu anlattığım sıralarda kitlesel katliamlar yaşanıyordu
türkiye’de
daha eskiden başlamıştı kötülük,,, önce kürtlere tutturdulardı,,,
aynı zamanda köy enstitülerini kapattılar,
komünist yetiştiriyor diyerek,,, aslında da öyleydi ne
zararı vardı ki komünistlerin,,, para istemezler,,, pul
istemezler,,, eşitlik diye tutturmuşlar,,, yok illa da biz
zengin siz fukara olacaksınız değil mi,,, kâfirler sizi işte
bu yüzden seksen yıldır doğrultamadınız belinizi...
türkiye’yi bi yana bırakalım bir de burada yaşayanlar,,,
onlardan biri olan ben varım değil mi,,, başucu
kitabımın kapağında, ibni sina’nın “kanun” ve
davud-u
antâkinin “tezkere” adlı kitaplarından iktibas edilerek
tercüme edilmiştir yazılıydı. ciddi bilimsel bir kitap
sayılırdı ve içinde deliliğe karşı ilaç formüllerini de içeriyordu.
eşimin belki de bana olan aşkından yavaş yavaş
delirmekte olduğu geldi aklıma,,, çare arıyordum derdine,,,
bugüne kadar okuduğum hiçbir kitapta böyle bir
sapıtık görmemiştim; ne freud’un bilinçaltı, ne young’un
bilinçdışı, ne levinas’ın, ne zizek’in, ne ricoeur’ün, ne
adorno’nun kitaplarından yararlanacak durum var ortada,,,
böyle hastalara önce libido üzerinden bakılırsa da
ben bunda öyle bir şey de sezemiyordum

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!