GeriKelebek Obezle obez, minyonla minyon olurum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Obezle obez, minyonla minyon olurum

Obezle obez, minyonla minyon olurum
refid:25599711 ilişkili resim dosyası

Mizah dergisi Penguen’in ‘Paralel Evren’in Başbakanı’ olarak tanıttığı Metin Üstündağ, siyasetin inceliklerini, Paralel Evren’de işlerin nasıl yürüdüğünü anlattı. Met-Üst, “Sizin de bir vesayetiniz var mı” sorusuna “Konutta kay kayım var” cevabını veriyor.

Siyasete niçin atıldınız ve başbakan oldunuz?
- Siyasete atılmadım, adeta itildim. Ya herkes her şeyi çok ciddiye alıyor, çok kasıyor. Yani bu kadar gergin bir mevki olmamalı Başbakanlık makamı. Yani gülüp eğlenmeyeceksek, çevremize neşe saçamayacaksak, obez ile obez, minyonla minyon olamayacaksak, insan niçin başbakan olur ki diye düşündüm ve bir gecede Paralel Evren’in Başbakanı oldum. Yanlış anlaşılmasın, ben paralel devletin değil, Paralel Evren’in ve gönüllerin başbakanıyım?.
Kaç dönem başbakan olmayı düşünüyorsunuz?
- Dönem dönem. Vallahi ortama, neşeye, muhabbete bağlı. Benden memnun kalındıkça kalırım ama sıkılırsam da giderim. Bir iki ay sonra özlenirsem, kapıma gelip yalvarılırsa, ağlanıp zarıl zarıl zırlanılırsa, dayanamam, kıyamam halkıma ve tekrar geri dönerim. Hürrk! Ben halkıma g-string aldım pazardan, korusun onu yüce rabbim nazardan. Bim bam bom, tey teey!
Maaşınız ne kadar?
- Mayış olarak gazoz kapağı veriyorlar bana. Şu sıra en değerli para birimiymiş. Ayakkabı kutusunda biriktiriyorum. Hükümet Konağı da benim üstüme tapulu. Asgari ücretten de sigortam var.
Bakan falan çalıştırıyor musunuz?
- Yoook. Bir tek Tekel’den Sorumlu Devlet Ofisboyum var. Tekel’e gönderiyorum işte. Soda, kuruyemiş alıyor. Makam aracı olarak da kay kay kullanıyorum.

Obezle obez, minyonla minyon olurum

YAN GELİP YATMA YERİDİR

Siyaset dikenlidir derler. Rakipleriniz, dış güçler sizin sürekli görüntülerinizi kaydedip dinliyorlardır...
- Benim için başbakanlık yan gelip yatma yeri olduğu için sürekli dinleniyorum zaten. Çok süper ortamım var. Gelsinler beraber dinlenelim. Salonda boş üç çek-yat var. İki kilo da mandalina aldım yeni.
Siz ne yapıyorsunuz o zaman? Yani başbakan olmasa da memlekette işler yürüyor mu?
- Yürüyor tabii. Bugün sizinleyim. Bir kriz çıksa ne olacak ki hiç. Germem, kasmam, her şey olacağına varır. Hırslı değilim. Git derlerse giderim, çağırırlarsa gelirim. Herkes çok gerildi. Artık fıkralarda bile bir Kürt, bir Ermeni, bir Laz, bir polis, bir savcı, bir cemaat mensubu bir araya gelemiyor. Çevrenizdeki insanlar da sizi geriyor, abartıyor, bir yerlere yükseltiyorlar. Bana da yapmak istediler ama izin vermedim. ‘İsterseniz gelin siz başbakan olun, sırayla olalım’ dedim. Kafasına başbakan olmayı koyan herkes başbakan olur bu ülkede. O kadar büyütülecek bir şey değil. Bence mesele başbakan olmak da değil, insan kalmakta!
Yapmayın lütfen, o kadar da kolay değil. Ben kendime bir belediye meclis üyeliği makamını bile hedef olarak seçemedim.
- Bu tiple olamazsın tabii bebeğim ama kafaya koyarsan olursun hacı. Dört yılda bir kadro açılıyor. Siz de Baş ve Başbakan Bulma Kurumu’na başvurup sıranızı bekleyebilirsiniz. Ben öyle başbakan oldum ama artık çok sıkıldım. Bir yere çıkamıyorum. ‘Aaa başbakan geliyor, aaa başbakan gidiyor’ diye hiç rahat vermiyorlar.
Basın özgür olacak mı?
- Tabii, diledikleri kadar beni övebilir, göklere çıkarabilirler.
Sizin de yandaş ve muhalif gazetecileriniz var mı?
- Gazeteci seçmem ben, ne olsa kim olsa derim. Konuşurum. Demeç veririm.
İş dünyasıyla ilişkileriniz nasıl, emek sermaye çelişkisi gibi mevzularınız oluyor mu?
- Ortada sermaye olmadığı için bir çelişkisi de olmuyor hayatım. Onlarda para varsa onu yiyoruz, bende para varsa onu yiyoruz işte.
Peki, ihale işlerine dahil oluyor musunuz? Aradan size de bir komisyon düşüyor mu?
- Benim misyonum var, komisyonum yok.
Yüzde kaç misyon alıyorsunuz?
- Bizde ayakkabı kutusu filan yok. Gönüllerinden ne koparsa masanın üstüne bırakıyorlar, ihtiyacı olan da gelip masadan alıyor. Hani bazı kahvelerde vardır ya, askı hesabı. Bir kahve içer parasını verir, bir de durumu olmayanın içebilmesi için askıya bırakırsın ya, onun gibi.
Siz kayıtdışı ekonominin başbakanısınız.
- Tabii canım. Biz halkla birbirimize çok güveniyoruz. Dedik ki aramızda kayıt kuyut olmasın. Söz senet olsun. Senet karşılıksız olsun. Neşe olsun, sürpriz olsun. Bim bam bom.Tey teey!

SAHİL YOLU PLAJ OLACAK

Sağlık hizmetleriniz…
- Sen sağ, ben selamet sistemiyle çalışıyoruz şekerim. Eğitim, sağlık ücretsiz. İstanbul’un Ortaköy’den Sarıyer’e kadar sahil yolunu kapatıp plaj yapacağız. Tepelerden finüküler sistemle sahile inilecek. Her taraf plaj, eğlence, kayıntı, dans, pampa mekânı olacak. Gelen para da hepimize yetecek.
İyi de ibadethanelere yüz metre yakın yerlerde içki satışı olamayacak ve eğlence yeri açılamayacak diye bir yasa var.
- Ölçüleri çocuklara, cücelere, minyon tiplere adım hesabı aldıracağız sevgilim. Bizim bir mühim olayımız da mangal. Sanayi devriminde atladığımız fabrika dumanlarının açığını mangal dumanlarıyla telafi edeceğiz. Cumhuriyetimizin temel birleştirici unsuru bir tek piknik ve mangal kaldı çünkü. Anayasamızda da bu belirteceğiz. Burası bir Piknik ve Mangal Cumhuriyeti’dir. Değiştirilmesi teklif bile edilemez, diye.
Başbakanların ve devlet başkanlarının joker sözcükleri oluyor: ‘netekim, binaenaleyh, noktasında’ gibi. Sizin de böyle tıkandığınızda kullanacağınız bir sözcüğünüz olacak mı?
- Netekim bir tıkanma noktasında binaenaleyh bizim de bir ‘bim bam bom, tey teey’ gibi bir joker sözcüğümüz olacaktır mutlaka dost insan.

Dış politika taktiğimiz ev alma komşu al

Kuvvetlerin ayrılığı prensibine ne diyorsunuz. Kuvvetleri birleştirip daha büyük kuvvet oluşturmak gerekirken bu bölücülük nedir?
- Ben lisede sürekli fizik dersinden kaldığım için kuvvetler ayrılığı prensibi ne bilmiyorum ama kuvvetlerin ayrılığı diye bir prensip varsa, prensip olarak uyarım ben de bu prensibe. Bir tek kaba kuvvete prensip olarak baştan karşıyım ben. Ben konutumda oturuyorum, gelen telefonlara bakıyorum, internete giriyorum, mandalina yiyorum. Dolayısıyla yargıyla yasamayla ilgilenmiyorum.

PEŞİMİZDEN KOŞARLAR

Dış politikanız?...
- Yurtta Sus Cihanda Sus, dış politikamız. Kimsenin işine karışmıyoruz. Ev alma komşu al. Komşu komşunun külüne muhtaçtır, demiş atalarımız. Kül ihtiyacı yüzünden komşularımızı yakmaya karşıyız? Komşularımızı sevelim, çöpü vaktinde kapıya çıkaralım ve aidatları zamanında ödeyelim.
Birleşmiş Milletler’de konuşma yapıp ‘neden bizim veto hakkımız yok’ gibi çıkışlarınız olacak mı?
- Yok. Önce Genel Kurul’a uzun bir süre katılmayarak yokluğumuzu hissettireceğiz. Eskiden burada şöyle böyle birileri vardı, ne oldu, niye uğramıyorlar diye merak uyandıracağız. ‘Ulen ne güzel okey oynuyorlardı’ falan diyecekler. Sonra bakacaklar ki oyun yürümüyor, kâğıt dönmüyor, muhabbet ilerlemiyor, bize kendileri gelip zırlaya zırlaya ‘aramıza katılın’ diyecekler.
İsrail ile ilişkiler konusunda ne düşünüyorsunuz?
- Sadece arkadaşız. Merhaba, merhaba. Şaralom, şaralom. Bimbam bom. Teey teey!
Sizin de kuyunuzu kazmaya çalışanlar vardır. Dış mihraklar her yerde çalışıyorlar.
- Valla bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok. Biz politikaya atılırken çocuk bezimizi giyerek yola çıktık. Kefen filan giymedik. Çocuk bezi daha işlevsel ve güvenli çünkü.
Aşk mevzularınızla ilgili bir kasetinizin ortaya çıkması sizi rahatsız eder mi?
- Etmez. Valla ben kaybetmem, rakiplerim kaybeder. Çünkü ben malzemeye güveniyorum. İşçiliğim süper. Her çıkan kaset benim reklamım, seçim propagandam olur. Zaten gerekirse kasetleri piyasaya ben sürerim.
Sizin de bir vesayetiniz olacak mı?
- Araç olarak mı? Kay kayım var...
Hayır. Hani yıllardır çözemediğimiz, elle tutulmaz, gözle görülmez ama korkulan bir acayip şeyler var ya..
- Vesayeti ciddiye almazsan, şımartmazsan yüz bulamaz ve kendiliğinden utanır sıkılır gider. Bu arada benim bir raporum var. Bakırköy’den verdiler. Gösterdiğimde: “Ha tamam tamam başbakansın” deyip gülüyorlar.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False