New York otelinde Macbeth

Güncelleme Tarihi:

New York otelinde Macbeth
Oluşturulma Tarihi: Şubat 11, 2013 00:00

Farklı renklere, tonlara, çarpılmaya, nefes almaya susamıştım... “Oteli ucuza çözüp, cebimdekileri etkinliklere yatırsam” dedim. Bırakayım New York önce beni sarsın, sonra sarsıversin… Beklediğim gibi oldu...

Haberin Devamı

Önce Sarp’la (eşim) uçak biletlerimizi aldık, ardından merakımızı cezbeden gösterilerin biletlerini: Sleep No More, David Parson’s Dance Company, Swan Lake, The Book Of Mormon. Biletlerini gidince alacağımız Fuerza Bruta da listede. Nasıl olsa uğranacak eski dost: Modern Sanatlar Müzesi (MOMA). Gerisi Chelsea’nin galerilerinde karşımıza çıkacaktır zaten.
Ayağımızın tozuyla gittik Sleep No More’a. Sahnelendiği McKittrick Hotel’den iki gün önce mesaj almıştık: Randevumuz saat 19.45’teydi. Gecikmeyecek, mümkünse gözlük yerine lens takacak, salona çanta ve paltoyla girmeyecek, rahat ayakkabılar giyecektik. Gerilimli sahnelere hazır olmalıydık. İçki serbestti. Fakat binadan çıkan geri gelemiyordu.

KAPIDA KİMLİK SORGUSU

530 West, 27’nci Sokak’taki otel simsiyah bir blok. Kapıda güvenlik görevlisi ve soğuktan birkaç beden küçülmüş izleyicilerin oluşturduğu sırayı görmeseniz doğru adreste olduğunuzu anlamazsınız. ‘Haydi’ dediklerinde ilk sorun çıktı: Kimlik? “Mesajda yazmıyordu” dedim. Elime siyah, devasa X çizip içeri aldılar. Loş koridordan kıvrılarak yürümeye başladık. Sarp önde, ben arkada. 1920’lerden kalmış bir gece kulübünde bulduk kendimizi. Elde şampanyalar, kıpkırmızı kadife kaplı bar, geçmişin kıyafetleriyle kadınlar, saç modelleri. Zaman durmuş gibi…
İlk boş masaya oturduk. Şampanyamı yudumlarken görevlinin elime sıkıştırdığı kâğıt parçasının karo 8 olduğunu fark ettim. Sarp’ınki sinek 9’lu. Ve derken bizi karşılayan, masaya oturtan, 50’lerindeki seksi hatunun sesini duyduk, As’tan 8’e kadar herkesi bir köşeye davet ediyordu. Açılan kapıdan asansöre binerken elimize “Eyes Wide Shut” filmindeki maskelerden birer tane tutuşturdular.

Haberin Devamı

New York otelinde Macbeth

HER KAT, ODA BİRER SAHNE

Asansörde konuşmak, el ele tutuşmak, maskeyi çıkartmak kesinlikle yasak... İçi sıkılan istediğinde bara dönebilir, sonra yine gelebilir. Asansör ara ara duruyor, her katta birkaç kişi indiriliyordu. İndiğimde maskemin bunaltıcılığına tüyler ürperten müzik eklenmişti… Korku filminin içine düşmüş gibiydim…
‘Sleep No More’, Punchdrunk adlı tiyatro/dans grubunun, Felix Barrett ve Maxine Doyle yönetmenliğindeki Macbeth yorumu. 1920’lerde geçen bir Macbeth. Grup, 3 bloku birleştirerek bu akıl oynattıracak büyüklükte, 6 katlı, 1920’lerin ‘otel’ini yaratmış. Oyun tüm katlara yayılmış. Kimliği maskelenmiş izleyici karanlıkta odadan odaya, mekândan mekâna geçerken danslar izliyor. Ve derken serüven başlıyor. Her sanatçı farklı yöne akıyor, siz istediğinizin peşine takılmakta serbestsiniz. Yolda başka birini seçmek ya da sonuna kadar gitmek mümkün. Takipte farklı maskeli gruplara girip, koca binanın farklı köşelerine gidebiliyorsunuz. Bir yerde sanatçılar yarı çıplak bir seks sahnesini, diğer tarafta vahşi bir kavgayı canlandırıyor.
Barda Sarp ile buluştuğumuzda birbirimize anlattıklarımız tamamen farklı. Belli ki iki saatte aynı anda, aynı yerde hiç bulunmamışız… Çıkışta kitap sattıklarını gördüm. “Görmediğim daha neler varmış, diye merak ediyorsanız buyrun” diye bağırıyordu satıcı.
Unutulmayacak bir deneyimdi…

Haberin Devamı

MOMA’daki ürperten performans

Modern Sanatlar Müzesi’ne girer girmez, o eski karavanı ve sarkan kolu gördüm. Bilet kuyruğundaki kafaların arasından... O an, içimden bir şeyler akıp gitti. Bu, beni kötü etkileyecekti, orası kesin. Derken o eskilik, kokuşmuşluk, ağlar, kuru yapraklar arasında yatan bembeyaz tenli, beyaz yüzlü kadın bedeninin dakikada bir milim hızdaki devrilmeleri, dönmeleri, yardım istercesine bizlere doğru uzanan eli, bembeyaz parmakları… Gözlerim doldu, nefesim kesildi, boğazım düğümlendi. Tahammülsüzlük ve gözlerini alamama hali bir arada. Müzede geçirdiğim 4-5 saat boyunca yukarı katlardaki sergileri gezerken ara ara kaçıp üstten Eiko ve Koma’nın ‘Karavan Projesi’ni seyrettim. 40 yıldır melankolik işlerle adını duyuran Japon çift bu projede, dört tarafı açık olan, dolayısıyla seyircinin gösteriyi istediği perspektiften izleyebileceği, siyah ve eski görünüşlü bir karavanı sahneye dönüştürmüştü. Daha ilk günden çok ses getiren performans sırasında tüm izleyicilerin yüzünde aynı ifade vardı: Hüzün, çaresizlik, isyan, çöküş, hayranlık, kalakalmışlık…

Bir tavsiye

Haberin Devamı

The Book Of Mormon’a bilet bulmak çok güç. Ancak şansınız yardım eder de bilet bulabilirseniz sakın ola ki kaçırmayın. Biletler ucuz değil ama inanın değer!

Tatlı rüyalar için

Farklı bütçelere uygun üç alternatif:  The Nomad Hotel: Çift kişi 335 dolardan başlıyor. (www.thenomadhotel.com)
 The Standard Hotel: Çift kişi 305 dolardan başlıyor. (standardhotels.com)  Room Mate Grace Hotel: Çift kişi 320 dolardan başlıyor. (grace.room-matehotels.com)  Üçü de içinize sinmediyse uygun şartlarda, kısa süreli ev kiralamak da mümkün.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!