Neden karanlıkta?

Güncelleme Tarihi:

Neden karanlıkta
OluÅŸturulma Tarihi: Haziran 13, 2005 00:00

Yabancıların, sonra bir dostumun dikkatini çekiyor. Tarihi yarımadada Sultanahmet, Süleymaniye, Beyazıt camileri ile Topkapı Sarayı, siluetleri iyice seçilecek kadar ışıl ışıl. Ayasofya Müzesi’nin ise sadece minareleri ışıklandırılmış. DiÄŸer taraflarındaki cılız ışık hüzmesi binayı bile ortaya çıkarmaya yetmiyor.TEPEBAÅžI’ndaki 360 adlı restorana seçkin yabancı konuklarla giden bir arkadaşım, dün sabah beni telefonla aradı, özellikle yabancıların dikkatini çeken, sonradan onun da fark ettiÄŸi bir hususu bana aktardı.Oradan Ä°stanbul’un tarihi yarımadasındaki diÄŸer binalara, kutsal mekánlara bakıldığında Sultanahmet Camii’nin, Topkapı Sarayı’nın, Süleymaniye Camii’nin, Beyazıt Camii’nin siluetleri iyice seçilecek kadar aydınlatıldığını görmüşler. Hepsi pırıl pırıl.Ayasofya Müzesi’nin ise sadece iki minaresinin ÅŸerefeleri ışıklandırılmış, bina ise tamamen karanlıkta.STATÃœLERÄ° AYNIArkadaşım yabancı konuklara ÅŸu gerekçeyi ileri sürmüş: Burası müze de, ondan herhalde bu kadar ışıkla yetinmiÅŸler.O zaman konuklardan biri şöyle demiÅŸ: Peki Topkapı Sarayı Müzesi de aynı statüde deÄŸil mi? BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın her zaman, özellikle yurtdışında savunduÄŸu bir tez vardır, ki birçok kimse buna katılır.Samuel Huntington’un Medeniyetler Çatışması’na karşı bu tez üretilmiÅŸtir.Bizde, medeniyetlerin uyumu vardır. BaÅŸbakan ısrarla bu görüşü savunmaktadır.Ayasofya Müzesi de bu tezi destekleyen en önemli mekándır.Türkiye üç dinin birleÅŸtiÄŸi yer’dir, üçüne de aynı saygı gösterilir.Ãœstelik Ä°stanbul BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı görevini de yapmış olan Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın Ayasofya Müzesi’nin aydınlatılması konusunun üzerinde duracağına inanıyorum.BAKAN: BAKACAÄžIZKültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’la telefonda konuÅŸtum, Amasya’da Mustafa Kemal’in Amasya Tamimi’ni hazırladığı yerin geniÅŸletilmesi projesiyle ilgileniyordu, ÅŸunları söyledi:‘Ben tarihi binaların hepsinin eÅŸit derecede, eÅŸit aydınlıkta aydınlatılmasından yanayım. Herhangi bir ayrıcalığa karşıyım. Böyle bir eksiklik, eÅŸitsizlik varsa giderilecektir.Pazartesi günü (bugün) Ankara’ya döndüğümde birim amirlerini toplayacağım ve durumu görüşeceÄŸim.’SPONSOR ARIYORUZKültür ve Turizm Bakanlığı MüsteÅŸarı Prof. Dr. Mustafa Ä°sen ise tarihi yarımadanın düzenlenmesi ve ışıklandırılması konusundaki çalışmalarını bana anlattı:‘Sultanahmet’te yapılan ses ve ışık gösterisi, 1975’lerden kalma bir teknolojiyle yürütülüyor. Artık onu lazerle gerçekleÅŸtirmeli. Ben bir buçuk yıldır o yarımadanın deÄŸiÅŸik ve bütün bir biçimde aydınlatılması projesi üzerinde çalışıyorum. Yeni aydınlatma projesi Sultanahmet Camii’ni, Ayasofya Müzesi’ni, hamamı ve küçük camileri de kapsıyor. Meydandaki bazı aÄŸaçları görüntüyü kestiÄŸi için budatmak zorundayız. Bilirsiniz Batı’daki düzenleme de böyledir. O zaman Ayasofya Müzesi’nin de o aydınlatma içinde yer almasıyla bu ışıklandırma sorunu halledilecektir. Ancak bunu uygulamaya geçirebilmek için sponsor arayışı içindeyiz.’Önceki yıllarda aydınlatıldığı bilinen Ayasofya Müzesi’nin eski çalışanlarından birinin söylediÄŸine göre, eÄŸer ışıklar tam yakılsa, görünüm daha aydınlık olabilir. Ancak devletin tasarruf genelgesi doÄŸrultusunda, bazı zaman birçok ÅŸarteli indirmek zorunda kalıyorlarmış.Aydınlatmanın nasıl olacağına dair son kararı Rölöve ve Yüksek Anıtlar Kurulu veriyor, müze yönetiminin yapacağı, projeyi o kurula vermek. Ancak parayı saÄŸlama iÅŸi devlete ve müze yönetimine düşüyor. Eskiden duvarlara çivi çakılır, üzerine de ışıldaklar asılırdı. Åžimdi bu uygulama kaldırıldığından, beton üzerine 6 ile 8 metre yüksekliÄŸinde projektörler konulması gerekiyor.Emekli yetkili, burada verilen davetlerde, jeneratörlerle burası aydınlatıldığında görüntünün ne kadar güzel olduÄŸunu baÅŸta medya mensupları olmak üzere birçok kimse bilir, diyor.2 YIL Ä°NCELEDÄ°LERGene eski müzecilerden, aynı zamanda bir öğretim üyesi dostum ise Ayasofya Müzesi çalışmaları hakkında ÅŸu bilgiyi verdi:Ä°sviçre’deki Bern ve Zürih Ãœniversiteleri’nden profesörler ve mimarlar gelip burada iki yıla yakın süre kalarak inceleme yaptılar, bunların içinde ışıklandırma projesi de vardı. Yalnız bu yabancı üniversite deÄŸil eski Kültür Bakanı Ä°stemihan Talay zamanında da, bu müze için gerekli incelemeler yapıldı, Ä°sviçreli uzmanlar, ilk kez teleskopik çalışmalarla kubbelerin incelenmesini saÄŸladılar.IÅžIÄžI BEKLÄ°YORUZSonuçta, yetkililerin Ayasofya Müzesi’ni ve tarihi yarımadadaki diÄŸer mekánları da modern biçimde ışıklandırma projesini bir an önce gerçekleÅŸtirmelerini bekliyorum.Bizans’ın en büyük eseriAyasofya Bizans sanatının günümüze kadar gelebilmiÅŸ en büyük eseri olarak tanımlanır. Mimarisi ve mozaiklerinin yanı sıra Osmanlı döneminde yapılan eklentileri, camiye çevrilmesine karşın temel özelliklerini yitirmemiÅŸ olması sanat tarihi deÄŸerini arttırmıştır. Çok uzun yıllar alışılmamış büyüklükteki mimari ölçüleri, kubbesinin yükseklik ve geniÅŸliÄŸi, iç süslemesinin zenginliÄŸi ile herkesin hayranlığını topladı. Bina ilk yapımından bu yana gerek Bizans, gerekse Osmanlı döneminde birçok tarihi olaya da sahne oldu. Ayasofya kendisine baÄŸlanan efsanelerle de zengin bir folklorik kaynaktır. Ä°stanbul’a gelen yerli yabancı her gezgin Ayasofya’dan söz eder, her gravür toplamında yer alır. Bizans döneminde Patrikhane’nin büyük dini toplantıları Ayasofya’da yapılırdı. 10 bin işçi 5 yılda yaptıBÄ°NANIN yerinde pagan döneminde de bir tapınak bulunduÄŸu ileri sürülür. Ä°lk yapı, 360 yılında yapılan ahÅŸap çatılı bazilika, 404’te bir ayaklanmada yandı. 2. Teodoios döneminde ahÅŸap olarak yenilenerek 415’te açıldı. Kazılarda bulunan ve halen bahçede sergilenen kabartmalı mermer parçaların bu binanın antısal kapısına ait olduÄŸu ileri sürülür. Bu yapı da Ä°ustinianos döneminde 532 yılında çıkan Nika isyanında yandı. Ä°ustinianos Miletos’lu (Söke-Balat) Ä°sidoros ile Tralesli (Aydın) Antemios’u yeni kiliseyi inÅŸa ile görevlendirdi. Yapım için baÅŸta Efes’teki Artemis Tapınağı olmak üzere birçok tapınağın sütunları da Ä°stanbul’a getirildi. Dönemin kaynaklarına göre yüz ustabaşı ile on bin işçinin çalıştığı inÅŸaat beÅŸ yıl sürdü. Açılışı 27 Aralık 537 günü yapıldı. Ancak iç düzenleme ve süslemeleri 2. Ä°ustinianos döneminde 565’de bitti. Ayasofya 553 ve 557 yıllarında depremlerde hasar gördü, onarımı sırasında da 558 yılında kubbesi çöktü. Mimarı Ä°sidoros’un yeÄŸeni Genç Ä°sidoros kubbeyi daha hafif malzeme kullanarak 7 metre yükseltti. Bina daha sonra da özellikle Ä°konoklazma döneminde, çeÅŸitli isyanlarda ve depremlerde zarar gördü, onarımlar geçirdi. En büyüğü Ermeni mimar Tridat’ın beÅŸ yıl süren onarımıdır (989-994). Latin istilasından (1204) Ayasofya çok zarar gördü. 2. Andronikos 1317’de doÄŸu ve kuzey taraflarına destek payandaları yaptırdı. Bundan sonra Bizans’ın zayıflaması ve fakirleÅŸmesi nedeniyle bina bakımsız kaldı. Osmanlı döneminde defalarca onarılmıştıFATÄ°H Sultan Mehmet Ä°stanbul’u aldığında tarihçilerin belirttiÄŸine göre doÄŸruca Ayasofya’ya gider. Camiye çevrildikten sonra AkÅŸemsettin’in imamlığında ilk cuma namazını burada kılar. Fatih Ayasofya’nın hizmetlerini görmek için bir vakıf oluÅŸturarak 62 görevli atar. Bir de bugün temellerini gördüğümüz medreseyi yaptırır.Ayasofya’ya en büyük ilgiyi 2. Selim gösterir, Mimar Sinan’ı onarım için görevlendirir. Mimar Sinan binaya bitiÅŸik evleri yıktırır, onarımının yanı sıra payandalarla destekler. 2. Selim Ayasofya’ya iki minareyle birlikte bahçeye türbesinin yapılmasını da ister. Sinan’ın yaptığı bu türbeden sonra 3. Murad, 3. Mehmed ve 1. Mustafa ile Sultan Ä°brahim’in de türbeleri Ayasofya bahçesine yapılır.1. Mahmud döneminde Ayasofya bir büyük onarım daha geçirir. Bina dışına ÅŸadırvan, sıbyan mektebi, imaret ve kütüphane yapılır. İçeriye ise hünkar mahfiliyle mihrap inÅŸa edilir. Bina içi sıvanarak bütün mozaikler kapatılır. 1934’TE MÃœZEAbdülmecid döneminde Ä°sviçre asıllı mimarlar Gaspare ve Giuseppe Fossati kardeÅŸler Ayasofya’nın onarımı için görevlendirilir. Bina onarılırken mozaiklerin de üstü kazınır kopyaları çıkartılarak yeniden sıvanır. Bugün görülen Kazasker Mustafa Ä°zzet Efendi’nin yuvarlak çerçeveli hat levhaları da bu onarım sırasında konmuÅŸtur. Fossati kıble duvarına yeni bir hünkar mahfili ve avlu kapısı yanına bir muvakkithane inÅŸa etti. Cumhuriyetin ilanından sonra Amerikalı Whittemore hükümetten izin alarak 1932’de mozaikleri ortaya çıkarmak için çalışmalar baÅŸlattı. 24 Kasım 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ile müze oldu. O günden bu yana aralıklarla kazı çalışmaları yapılan Ayasofya’da onarımlar da sürmektedir. Tekrar camiye çevrilmesi tartışmaları sonrasında Topkapı Sarayı kapısı tarafından giriÅŸ saÄŸlanan hünkar mahfili ibadete açıldı.Ayasofya günümüzde sanat etkinliklerine de ve sahipliÄŸi yapıyor. Bir kez Yunus Emre Oratoryosu’nun seslendirildiÄŸi Ayasofya’da geçen yıl da Ahmet ErtuÄŸ- Ahmet Kocabıyık’ın büyük boy mozaik fotoÄŸrafları sergisinin açılışı nedeniyle de bir konser verilmiÅŸti.Minaresiz maketi odada kilitli duruyorESKÄ° müzecinin anlattığına göre Ayasofya’nın yabancı uzmanlarca yapılan ölçekli bir maketi sergilenmeden bir odada kilitli duruyor. Ä°sviçre’nin Bern ve Zürih Ãœniversitesi yetkilileri, uzun süren çalışmaların sonunda Ayasofya’nın maketini yaptılar. YüksekliÄŸi dört metreyi bulan maketin buraya getirilmesi için kargo uçaklarıyla anlaÅŸma yapıldı. Parça parça, gerçekten de epey bir taşıma masrafı verilerek Türkiye’ye getirilen ve mayıs ayı başında gelip kurulan maketi kimse göremedi. Bir odada duran maketin sergilenmeme gerekçesi, bu makette Ayasofya’nın dört minaresinin eksik olmasıydı.Ayia Sofia Ayasofya olmuÅŸtuÖnceleri Büyük Kilise (Megale Ekklesia) olarak adlandırılıyordu. BeÅŸinci yüzyıldan sonra Hırıstiyan ‘teslis’inde ‘Kutsal Ruh-Hikmet’e adandığından Grekçe adı olan Sofia’dan ‘Ayia Sofia’ olarak anlandırıldı. Uzun süre iki adı da kullanıldı. Fetihten sonra ‘Ayasofya’ya dönüştü.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!