Muğla’nın saklı yıldızı Milas, kışın da parlıyor

Güncelleme Tarihi:

Muğla’nın saklı yıldızı Milas, kışın da parlıyor
Oluşturulma Tarihi: Aralık 17, 2011 10:03

Milas her mevsimde gezilip görülebilecek, güzelliklerine erişilebilecek bir yer. İlle de yaz olması gerekmez. Yumuşak Ege ikliminde, en zorlu kış günlerinde dahi güneşin gelin yüzünü açıverdiğinde Milas tüm güzelliklerini sergiler. Bodrum’da kış kaçamağı yapmak üzere yola çıkan yolculara önerim Milas’a da zaman ayırmaları.

Haberin Devamı

İsterse hedefim doğrudan Bodrum olsun, ben o tarafa yaptığım yolculuklardan hiçbirinde Milas’ı çiğneyip geçmedim. Çünkü biliyordum onun hangi güzellikler ve zenginliklerle bezeli olduğunu. İş için Ege Bölgesi’ni dolaştığımda orada kalmayı yeğlediğim de çok oldu. Çünkü orada bazı dostlarım da vardı.

Milas bir yıldız. Ancak, dışardan bakınca bir kerede görülüveren bir yıldız değil. Sakın bununla sönük bir yıldız olduğunu kastettiğimi sanmayın. Saklı bir yıldız o. Belki de yanında bulunan, göz kamaştırıcı ışıklarıyla Bodrum yıldızı onun görünmesini engelliyor. Evet, bence, Bodrum parıltısına karanlıkta kelebekler gibi koşanların onu görememelerinden böyle bir saklılık, gözardı edilmişlik sorunu yaşıyor Milas.

“Kör bir noktada da, ondan mı” diyeceksiniz. Değil. İzmir-Söke yönünden gelirseniz, Bafa Gölü’nün bir bölümünden itibaren Milas topraklarındasınız demektir. Muğla-Yatağan yönünden gelirseniz, size petek petek bal, şişe şişe polen, kekik ve kargan (karabaş otu) suyu sunan dağlardaki eşsiz çam ormanı manzaralarının güzelliklerini seyrederek Milas Ovası’na şahince inebilirsiniz. Uçakla gelenler için Milas-Bodrum Havaalanı Milas’a üç adımlık bir yerdir. Denizden gelenler ise tekneleriyle Güllük Körfezi’ne, oradan da Milas’a ulaşabilir. Denizden Gökova (Kerme) Körfezi’ne gelenler de karayoluyla Milas’a ulaşabilir. Tabii, son sözlerimiz has gezginler için. Bodrum yolcuları için gidiş, dönüş fark etmez; yeter ki uğramayı ihmal etmesinler.

GÜMÜŞKESEN’İN DESENLERİ

Milas her mevsimde gezilip görülebilecek, güzelliklerine erişilebilecek bir yer. İlle de yaz olması gerekmez. Yumuşak Ege ikliminde, en zorlu kış günlerinde dahi güneşin gelin yüzünü açıverdiği az mıdır? Baharların ilki de olur, sonu da; Milas içtenlikle karşılar, kucaklar sizi. Çünkü insanı insandır, öncelikle ve bilhassa belirtmek gerek!

Karşıdan bakınca sıradan bir kasaba gibi duruyor ama, kendisine nüfuz ettikçe hiç de öyle olmadığını görüyorsunuz. Eee, kolay değil, yüzyıllara, binyıllara dayanan bir tarihin, büyük bir kültürün mirası o. Kayralıların bu gözde kentinin geçmiş uygarlıklardan, insan yaşamlarından taşıdığı izler o kadar çok ki; hangisinden başlayacağınızı şaşırırsınız.

Tarihe meraklıysanız, geçmişin düşlerine kendinizi kaptırmak isterseniz, hangi yönden gelirseniz gelin, antik kent kalıntıları karşılayacaktır sizi. İzmir, Söke yönünden geldiğinizde, Bafa Gölü kenarındaki Herakleia (Kapıkırı Köyü), Beşparmak (Latmos) dağı eteklerindedir. Selimiye civarında Euromos’a, oralardan sağa saptığınızda Güllük beldesi yakınlarındaki Kıyıkışlacık köyündeki Iasos’a ulaşabilirsiniz. Labranda’ya ise Milas kent girişinden Çine’ye doğru kestirmeden yol alarak varabilirsiniz. Beçin Kalesi, Milas-Bodrum, Milas-Ören yollarının kesiştiği noktanın güneyindeki bir yükseltidedir. Kerme Körfezi’ne adını veren Keramos ise güneyde, Ören’dedir.

Milas, antik adını çok yakın biçimde koruyarak bugüne gelmiş ender yerlerdendir.

Adını aldığı Mylasa kentinin kalıntıları üstünde oturmaktadır. Gizli açık kazıların sürdüğünü söylemeye bilmem ki gerek var mı? Milas içinde, etrafı çevrili kimi kazı alanlarını ve buluntuları görmek mümkün.

İlçe merkezindeki en önemli antik dönem kalıntısı Gümüşkesen Mezar Anıtı’dır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnassos Mausoleum’unun Roma dönemindeki bir kopyasıdır bu. Tavanındaki zamana meydan okuyan desenler dikkat çekicidir. Baltalı Kapı ise, antik dönemdeki Milas’ın kuzey kapısıdır. Kemer biçimindeki kapının kilit taşında, ünlü iki yüzü keskin Karya Baltası motifi bulunmaktadır.

KEÇİ KILINDAN AKREPSAVAR KİLİM

Şehirde bazı kazı yerleri de açık haldedir, buralarda da eski yapıların kalıntıları bulunmaktadır.

Gümüşkesen, Baltalı Kapı derken, bir de yakın geçmişten günümüze yansıyan, daha dünmüş gibi gelse de, siyah-beyaz fotoğraflar gibi gittikçe soluklaşan görüntüler de yakalayabiliriz Milas’ta, şehir içinde.

Şunu unutmayın ki, Milas’ta iç içe geçmiş, birbirinden yararlanarak geleceğe yürümüş uygarlıkların izi hemen her yerde karşınıza çıkar. Baltalı Kapı’nın baltasına, Arasta yanındaki Belen Camii’nin duvarında da rastlayabilirsiniz.

En güzeli varıp orada kendini sokaklara vurmak. Milas Çarşısı’ndan yukarı, Belediye’nin de bulunduğu tepeye yürümek gerek ilkin. Çünkü, şehrin iyi korunarak günümüze kadar gelebilmiş “arasta”sı, bütün yalınlığıyla ve doğallığıyla oradadır. Tenekeciler, keçeciler, kilimciler... Milas köylerinde dokunan halıları da çarşıda ve arastada bulabilirsiniz. Zanaatkârların geçen yüzyıldan kalma sessizlikleriyle kafalarını kaldırmadan işlerini gördükleri bir eski zaman düşüdür orada göreceğiniz. Çöllüoğlu Han, bunların toplandığı yerlerin başında gelir. Şu sıralar restore ediliyor ya, sonra değmeyin onun keyfine. Alımını ise çok görmeyin. Ben oradan vaktiyle keçi kılından kilimler almışımdır ki, kıllar insanın tenine batar diriliktedir bugün de. Rivayet o ki, bu kilimlerin üzerinde yılan, çiyan, akrep neyin adım atamazmış. Kırsaldaki yaşamda, böyle bir güvenliksi yanı varmış bunların.

Milas’ın çarşısında halıdan kilimden keçeye kadar pek çok el ürününü bulabilirsiniz ama pazarlarını da unutmamak gerek. Milas içinde, değişik yerlerde üç gün pazar kuruluyor: Milas’ın en büyük pazarı, Salı Pazarı, Arasta civarında kurulmakta ve yoğun ilgi görmektedir. Cumartesi Pazarı, kapalı pazaryerinde kurulur. Pazar günleri kurulan Baltalı Kapı Pazarı yöre köylülerinin ürünlerini sergiledikleri bir pazardır.

Haberin Devamı

ZEYTİNYAĞLILAR, OT YEMEKLERİ

Haberin Devamı

Milas mutfağının ana yemekleri zeytinyağlılardır. Yöredeki otlardan yapılan yemekler ise buraya özgü tatları oluşturur. Ot böreği bunların başında gelir. Kabak çiçeği dolması, çıntar (çam mantarı) kavurması, göce tarhanası, tilkişen ünlü yemekleridir. Düğünlerde mutlaka yapılan keşkek de vazgeçilmezlerdendir. Milas köftesi ise bence mutlaka tadılması gereken bir lezzettir. Ben kendi payıma, Arasta’daki Adalı’nın Yeri’nde (Ercan Köfte) yediğim köfteyle zeytinyağında ciğer kavurmasının lezzetini unutamıyorum.

BU EVLERİ MACAR USTALAR YAPMIŞTI

Milas evleri özgün mimarisiyle geçmişte yaratılmış bir dokuyu bugüne taşımaktadır. Onlarda 19 ve 20’nci yüzyılın yaşam anlayışı, onlarda gizemli yaşanmışlıklarla günümüze yansımaktadır. İki katlı, cumbalı, avlulu, sofalı bu evler; taş, karkas ve bağdadi yapılardır.

Tavan işçilikleri ve Muğla yöresine özgü baca yapısı onların bir başka farklılığıdır.

Milas sokakları bu evlerin komşu kokulu güzelliklerini sunar bize.

Restore edilmiş Hacı Ali Ağa Konağı, Hacı Ali Ağa’nın torunu Aşkıdil Akarca’nın bugün harap duran konağı, Mimarlar Odası’nın restore ettiği ve kullanmakta olduğu bina, Milas konaklarının güzel örnekleridir.

Salih Murat Menteşe’nin Fransız asıllı eşi için 1927’de yaptırdığı, ilginç mimarisiyle dikkat çeken ev ise hâlâ “Madam’ın Evi” olarak anılmaktadır. Birbirine yakın konumda (Atatürk Bulvarı’nda) bulunan ve farklı mimari yapılarıyla dikkat çeken Macar Evleri ise, 1900’lü yılların başlarında Macar ustalar tarafından yapılmıştır.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!