Mesele çakal olmakta değil yeğen!

Güncelleme Tarihi:

Mesele çakal olmakta değil yeğen
Oluşturulma Tarihi: Aralık 09, 2012 00:00

İki sene evvel gösterildiğinde ciddi hayran kitlesi kazanan ‘Çakallarla Dans’ın devam filmi bu hafta vizyona girdi. Senaryo ve yönetmenliğini Murat Şeker’in üstlendiği filmin bahtsız dörtlüsü, yine çakallık peşinde. Üstelik bu kez daha da komik.

Haberin Devamı

Timur Acar (Köfte Necmi)
Namuslu yoldan para kazanmak zor

Aslında herkesin ufak da olsa başvurduğu bir yöntem, çakallık. En basit örneği trafikte yapılan cambazlıklar mesela. Namuslu insanı yoran bir durum tabii muhakkak. Ama zaman zaman onun da başvurduğu bir şey kuşkusuz. Ve bu da anlaşılan bir durum bence. Her komedi filminde olduğu gibi bizim filmimizin de altında yatan bir gerçek var. Biz namuslu yollardan para kazanmanın ne kadar zor olduğunu göstermeye çalıştık. Birinci filmin sonunda hapiste bıraktığımız dörtlü, bu kez içeride kendilerinden yaşça büyük abilerinden hayata dair bir şeyler öğreniyor. Dışarı çıktıklarında artık onları başka bir hayat bekliyor. Şartlı tahliyeyle salıverilme durumları söz konusu olduğundan büyük çelişkinin içine düşecekler. Köfte Necmi de suç işlememek adına bayağı bir mücadele edecek kendisiyle. En çok da bu açıdan değişime gitmeye çalışacak. Ama ne kadar başarılı olacağını hep birlikte filmi izlerken göreceğiz.

Haberin Devamı

İlker Ayrık (Muhasebeci Servet)
Hayat küçük insanların değil

Artık kolay yoldan para kazanmak o kadar gündelik bir mesele haline geldi ki, verilen emeğin karşılığını beklemek enayilik gibi gösteriliyor. Gerçek aksından çıkmış durumda. Bu da geleceğe dair berbat bir şey. Bizim yeni filmde de elemanlar namuslu çalışmaya uğraşacak. Ancak kader ağlarını örecek ve bir türlü beceremeyecekler. Bu durum, namusuyla çalışmak isteyenlerin ortak kaderi. Kimse namussuzluk yapmak istemez. Ama hayat ve sistem insanları bu hale getiriyor. Film de buna parmak basıyor. Bu açıdan ‘Çakallarla Dans’, politik bir güldürü.
İlk filmde hapse düşen dörtlü dışarı çıktıklarında dünyanın anasını ağlatacağına and içiyordu. Ama hayat küçük insanların hayatı değildir. Hayat her zaman büyük insanların küçük insanları ezdiği bir hayattır. Filmde de farklı bir hikâye yok. Sadece bunun nedenlerini araştırıyoruz. Sosyolojik değil, komedi altyapısıyla yapılmış bir araştırma tabii. Yani bu adamlar namuslarıyla çalışmak ve hayatın anasını ağlatmak istiyorlar. Ama neden yapamıyorlar? Bu sorunun cevabını seyirciye bırakıyorum...

Haberin Devamı

Şevket Çoruh (Kayinço Gökhan)
Bu kez şakalar daha güçlü

Bugüne dek başıma öyle büyük çakallıklar geldi ki, birçok defa. Gerçi herkesin başına gelmiştir. Ama benimkiler anlatılabilecek gibi değil. Çakal demek, yaptığı her işi kanuna kitaba uyduran, sinsiliğin padişahı kişi demektir. Her memleket ve her iklimde çoğalabilen bir varlıktır, çakal. Çakallarla dans etmeye çalışanlarınsa sürekli ayağına basılır. Adalet midir bu? Değildir tabii. Bizim filmdeki dörtlü de kendi adaletlerini arayıp bulamıyor, sonunda yine çakallığa düşüyorlar.
İlk ve ikinci filmin mantığı birbirinden çok farklı değil. O yüzden bizim için daha önceden tanıdığımız bir pist oldu. Kadro değişmedi. Aynı oyuncular ve aynı teknik ekiple çalıştık. Haliyle daha yaratıcı, daha güçlü şakalar var. Ben de daha geçen çarşamba akşamı izledim. Gayet de keyifli olmuş. Biz Kayinço Gökhan karakterini Murat Şeker’le senaryo üzerine konuşurken yaratmıştık. Hani kenar mahallede yaşayan, kadın düşkünü, alkolle sorunu olan, dağınık ve savruk bir adam... Bu yeni filmde, hapishaneden çıkacak olan dörtlü bir bakacak ki dünyaları yıkılmış. Hiçbir şey bıraktıkları yerde değil. Kayınço Gökhan’ın karısı evden gitmiş... Ama hayatlarını sürdürecek bir yol bulmak zorundalar.

Haberin Devamı

Murat Akkoyunlu (Del Piero Hikmet)
Korsan da bir tür çakallık

Çakallık bambaşka şey. Hakkı olmayanı, hızlıca ‘ÇAKıp ALma’nın yollarını arama durumu. O kadar çok çakal var ki, birebir karşılaşmasam da her gün gazetelerde en az üç tanesine rastlıyorum. Öte yandan, bugünün şartlarında çakallığın ne kadarını anlayışla karşılamalıyız sorusu aklımda yanıp sönen bir ampul gibi... İlk filmdeki abilerimiz Erdal Tosun, Bülent Sertaç, Sümer Tilmaç ve Cengiz Küçükayvaz’ın oynadığı karakterler tutuksuz yargılandı. Biz çakallarla dans etmeye çalışanlarsa hapse girdik. Her zaman öyle değil midir? Satranç gibi düşünmek gerek. Çakalların hem stratejileri iyi hem de güçlüler. Yani, kiminle dans ettiğini de bilmen gerek. Çekimler sırasında çok eğlendik. Mutlu çalıştığım setlerden biriydi. Tüm filmler gibi biz de filmimize çok büyük emek harcadık. Maddi ve manevi emeklerden bahsediyorum. Kamera önünde görünenlerimiz dışında bir de kamera arkası ekibi var. Lütfen, herkes bizim filmimiz  de dahil olmak üzere tüm sinema filmlerini sinemada izlesin. Çünkü filmi yasal olmayan yollardan izlemek de bence büyük çakallık. Hırsızlıktan farkı yok.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!