GeriKelebek MEDYADAN : Muhtelif alıntılar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

MEDYADAN : Muhtelif alıntılar

Abone Olgoogle-news

Ağacı budayan adam nereliydi - Bütün anneler (normalde) kahramandır - Traş ol, beynin kanamasın - Bir habere bu kadar güzelliği nasıl sığdırmışlar - Cem Uzan baba mirasını reddedecekmiş, ben bir fedakarlık yapabilirim - Cimri diye kocasını boşamış, ben olsam... - İki tane “Eee, burası Türkiye” haberi - İki tane de “Türkiye sizinle gurur duyuyor” haberi ... ve benzer alıntılar! (BİR TEKNİK SORUNDAN KAYNAKLANAN GECİKME İÇİN SİZLERDEN ÇOOOK ÖZÜR DİLİYORUM!..)


Bu haftanın beni en çok heyecanlandıran haberiydi. Tahminen İÖ 1.346 yılında 19 yaşındayken bir cinayete kurban giden firavun Tutanhamon’un (mumyasının tabii ki) ölüm sebebini belirlemek için ... MR’ı çekildi. Yandaki fotoğraf beni çok etkiledi. Düşünün,

bir Mısır firavunu, ölümünden 3.351 sene geçmiş, bedeni hâlâ çürümemiş, günümüzün en ileri teknolojisi olan MR’a giriyor...

Firavunları ölümsüz kılmak için mumyalayan Mısırlılar, amaçlarına ulaşmış desem?

Not: Bir iddiaya göre de, Tutanhamon’un mumyasının laneti devam ediyor. Biliyorsunuz mezarını bulan arkeologlar bir bir ölmüştü. Şimdi de MR’a giden ekip trafik kazası geçirmiş, alet bozulmuş saatlerce çalışmamış...


*

BU HABERLER HEP EKSİK KALIYOR!

Hürriyet’te Hasan Ay imzalı bir haber : Budadığı ağaçta 4 saat mahsur kaldı

Bebek Hümayunu Abad Camii Koruma Derneği Başkanı cami bahçesindeki ağacı budamaya karar vermiş, gerekçesi : DALLARINA KUŞ KONUYORMUŞ!

Bir diğeri de bu cinayeti işlemeyi kabul etmiş ve ... koca ağacı aşağıdan yukarıya doğru budamaya başlamış. Ve ... Allah’ın sopası yok, AĞACIN TEPESİNDE MAHSUR KALMIŞ!..

Adamın yaşı, ağacın cinsi, yaşı... herşey var haberde, ama en önemli unsur eksik: BU ADAM NERELİ ? J

Hürriyet, 3 Ocak


*

KAHRAMAN ANNE, diye başlık atmış Star.

Spot: Güney Asya’daki tsunami felaketini gösteren fotoğrafta, dalgalara doğru ilerleyen bir kadının silüeti görülüyordu. Canını ortaya koyan kadının, çocuklarını kurtarmak için uğraştığı ve sonunda başarılı olduğu ortaya çıktı.

İsveçli kadın, başları suyun altında olduğu için gelen dev dalgaları göremeyen 3 çocuğuna doğru koşmuş, onlar da zaten bu arada tehlikeyi görüp kaçmışlar.

İsveç’te, Star gibi sansasyon meraklısı bir gazete, kadını “Kahraman anne” ilan etmiş...

Bundan daha tabii ne var? Her anne, tehlikede olan çocuklarına koşar tabii ki. Her ‘normal’ anne, kahramandır!

Star, 3 Ocak


*

DÜZENLİ TRAŞ HER DERDE DEVA, diyor gazetenin arka manşeti.

Bristol Üniversitesi bir araştırma yapmış, buna göre...

Düzenli traş olmayan erkeklerde beyin kanaması geçirme riski % 70, erken ölüm oranı da % 30 daha yüksekmiş.

Bu kadar “kel alâka” bir sebep-sonuç ilişkisi olabilir...

Traş olmazsan beynin kanar!

Bir anketten şöyle absürt sonuçlar çıkarabilirsiniz mesela:

* Kahverengi çorap giyen erkeklerde hemoroid olma oranı daha yüksek.

Yahut:

* Berbere pazar sabahı gitmeyi tercih eden erkeklerde, kaynanalarını baltayla doğrama oranı ortalamanın üzerinde, gibi...

Şok, 3 Ocak


*

HABER GÜZELİ

Bir minik habere bu kadar güzelliği nasıl sığdırmışlar, bu da bir başarı.

Üst başlık “Tsunamizede balıkçı” diyor.

Resimaltında “Banda Aceh Eyaleti’nde sahildeki tsunami kalıntıları (Tsunamı kalıntısı) arasında askerlerin yaralı olarak bulduğu genç adamın böbrekleri iflasın eşiğinde”. (Böbrek banka borçlarını ödeyemez hâle gelmiş.)

Başlık: 7 gün sonra tam mucize (Bunun yarımı da vardır, çeyreği de...)

HO Tercüman, 3 Ocak


*

KENDİMİ FEDA EDİYORUM

Nedir Şener’in haberiydi, baba oğul Uzanlar arasındaki ‘yakışır’ telefon konuşmasını. Cem Uzan babasına, konuşmanın bir yerinde, “Bak verirsen, reddi miras ederim, tamam mı?” diye posta koyuyor.

Adam o kadar uğraşıp milyarla doları götürdü, şimdi Hazine’ye mi kalsın yani?

Kemal Uzan üzülmesin, oğlu kabul etmezse, ben alırım ! J

Milliyet, 6 Ocak


*

ADAMINKİ HASTALIK TABİİ Kİ...

Çok gırgır bir haberdi. Kadın 4 yıllık kocasından “hastalık derecesinde cimri” diye boşanmak istemiş, hâkim de hak vermiş. Adamın marifetleri inanılır gibi değil, Nurettin’in (Kurt) haberi:

“Kocam çamaşır makinasını çalıştırtmıyor, odanın ışığını yaktırtmıyor, karanlıkta oturuyoruz. Ekmeğin arasına koyduğum peynirin bir kısmını fazla diye geri alıyor. Işıkları sadece yemek yerken yaktırıyor. Çocuğumuza bir şey aldığımda, ‘Ben küçükken yemedim’ deyip elinden alıyor. Bulaşık, çamaşır, temizlik deterjanına bitmesin diye su katıyor. Eve misafir gelen kızkardeşim fazla tuvalet kağıdı kullandı diye beni dövüyor. Çöp kutusunu kontrol ediyor.”

Kadın sadece boşanmış, ben olsam gitmeden bir de sopalardım!

Hürriyet, 6 Ocak


*

BURASI TÜRKİYE

Ya Toygun’un (Atilla) haberi? Hani “Burası Türkiye” dedirten cinsten...

El koyulan kaçak mal kaçakçıya emanet edildi

Yurda kaçak sokulurken yakalanan elektronik eşyaların gümrük depolarında iyi saklanamayacağını ileri sürüp kendilerini yed’i emin tayin ettiren kaçakçılar, trilyonlarca liralık kaçak eşyayı satıp ortalıktan kayboldu.

Hürriyet, 6 Ocak


*

AL BİR TANE DAHA :

Magandalara karşı gerdek cezası

Şanlıurfa Viranşehir’de bir uygulama başlatmışlar: Dügünde havaya ateş edilirse (Temel Dayı’nın dediği gibi ‘bir carcür boşaltılırsa’) polis ... DAMADI gözaltına alıyormuş. Yani damadın gerdeğe girmesine engel oluyormuş. Bundan büyük ceza olur mu!

Önceki gün 5 damat bu gerekçeyle içeri alınırken, Viranşehir Kaymakamı Yalçın Yılmaz uygulamayı savunmuş: “Magandaları engellemek için bu uygulamaya devam edeceğiz!”

İyi de, damat magandaları nasıl engelleyecek? Onları “neyle” tehdit edecek?

“Bana bakın, eğer polis sizin yüzünüzden polis gerdeğe girmemi engellerse, ben de...”

Posta, 6 Ocak


*

RESMİ NİKAHTA 32 FARZ SORUSU

Onur SAĞSÖZ’ün haberi:

Erzurum merkez Kazım Karabekir Belediye Başkanı AKP’li Dursun Şahin, kıydığı ilk nikahta resmi işlemleri tamamladıktan sonra gelin Nursel Zere’ye İslamın 32 farzını sordu. Beklemediği soru karşısında şaşıran ve soruyu yanıtlayamayan gelinin imdadına damat Ebubekir Zere yetişti.

Gelin davetlilerin gülüşmeleri arasında 32 farzı, damatla birlikte saydı. Başkan Şahin, daha sonra evlenme cüzdanını gelin Nursel Zere’ye verirken, ‘İslami ölçüler içerisinde yaşamanızı temenni ediyorum. Bu da bir ilk olsun. Zararı olmaz. Hiç değilse bundan sonra nikah kıydıracak çiftler bu soruya hazırlıklı olur’ diyerek uygulama sürecek mesajını verdi.

İyiye gidiyor Türkiye, çok iyiye...

Hürriyet, 7 Ocak


*

TÜRKİYE SİZİNLE GURUR (!) DUYUYOR

Hz.İsa’nın doğumunu ve vaftizini kutladı Rum Ortodoks ve Ermeni Katolik vatandaşlarımız. Ortodokslar, bu topraklarda iki bin senedir yaptıkları gibi, İsa’nın Ürdün Nehri’nde vaftiz edilişini kutlamak için, Haliç’e kutsal haç attılar, Rum delikanlılar buz gibi denize dalıp çıkardı.

Bu tören sırasında, MHP İstanbul İl Başkanı ve militanları bir protesto gösterisi yapmışlar, sloganlar atmışlar. Bu esnada bir güruh da “Türkiye sizinle gurur duyuyor” diye slogan atmış.

Bunlar böyle olurlar, hiç şaşmadım...

Milliyet, 7 Ocak


*

VAR MISINIZ?

Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü, 2015 yılında dünyanın en kalabalık şehirleri olacak metropolleri belirlemiş:

1. New York (19,7 milyon)
2. Dakka (17,9 milyon)
3. Cakarta (17,5 milyon)... diye gidiyor.

20. Moskova (10,9 milyon) ve ilk 20’de İstanbul yok...

BM’ye hodri meydan: İDDİAYA VAR MISINIZ?

Birgün, 7 Ocak


*

BENİM FAKİR MEMLEKETİM, BENİM GARİP İNSANLARIM...

DPT, 81 ilin sosyo-ekonomik açıdan kalkınmışlık seviyesini hesaplamış.

En zengin il, benim şehrim, İstanbul.

Beni evlat edinen Kars 81 ilde 67’inci, kısmetime çıkan Ağrı ise Türkiye’nin en fakir, en geri kalmış ikinci ili, Muş’tan hallice.

Güzel memleketim benim, daha ne çok işimiz var ve biz nelerle uğraşıyoruz...

Kimimiz Rum vatandaşlarımıza küfrediyor, kimimiz resmi nikahta din propagandası yapıyoruz...

Üç kuruş paramızın nerelere gittiğini görmek için de, şu aşağıdaki alıntıya bir göz atın...

DB Tercüman, 7 Ocak


*

ÇİLLER’İN KAYAK KEYFİ, diyor haber.

Tansu Çiller Uludağ’a gitmiş de, “korumalarının yardımıyla” kayaklarını giymiş ve Çiller kayak yaparken “korumaları kar motosikletiyle eşlik etmiş.”

Kimbilir ne çok adamı, ne lüzumsuz insanları BİZİM PARAMIZLA koruyor bu devlet, altına araba veriyor, kayağını giydirsin, ceketini tutsun diye polis tesis ediyor...

DB Tercüman, 7 Ocak


*

CUMHURBAŞKANI MI PADİŞAH MI?

Başbakan, İstanbul’dayken çalışmak için bir büro hazırlatıyor kendine: Sultan Abdülmecid’in yaptırdığı, 2 salon ve 33 odadan müteşekkil Musahibân Dairesi, Erdoğan ve birkaç bakanın ofisi haline getirilecek.

Bu Daire, Osmanlı Padişahları’nın son sarayı, Atatürk’ün son konutu olan Dolmabahçe Sarayı’nın bir kanadı.

İnşallah “yanlış anlaşılmalara” sebep olmaz! J

HO Tercüman, 7 Ocak


*

MÜTHİŞ DE KISA ÖMÜRLÜ

MÜTHİŞ TÜRK diye manşet yapmış Takvim. Bir Türk bilimadamı, Amerika’da elbette, bir kanser tümörünü yok etmeyi başarmış.

Mutlaka önemli bir buluştur, büyük bir başarıdır da...

Biz gazeteler, zaman zaman böyle MÜTHİŞ TÜRK diye başlıklar atarız. Çoğu ABD’de ve yine genellikle tıp dalında büyük başarılar elde etmiş Türkler ve/veya Türk kökenlileri...

Bu MÜTHİŞ TÜRK’lerin hiç mi arkası gelmez, bir daha adı bile duyulmaz?

Takvim, 7 Ocak


*

İYİ NUMARAYDI

Sistemin nasıl işleyeceğini, bu kadar kısa sürede paraların nasıl yenileneceğini anlamadım, ama İrlanda Hükümeti’nin soygunculara oyunu muhteşemdi.

Hani, okudunuz mu bilmem, Belfast’ta bir bankayı soyup 22 milyon Sterlin (56 trilyon eski törkiş lira) kaldıran IRA’ya inat, İrlanda Hükümeti... tedavüldeki paraları geçersiz sayıp, yenilerini basacağını duyurdu.

İyi manevraydı, Allah için...

Posta, 8 Ocak


*

LAF OLSUN TORBA DOLSUN TEKLİFİ

AKP Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır, bütün kamu yöneticilerinin, bu arada üst düzey gazete yöneticilerinin de, mal varlıklarını internet yoluyla kamuoyuna açıklamasını öneren bir kanun teklifi sunmuş TBMM Başkanlığına.

Melih Aşık da “hodri mallar” diye destekliyor.

Ben gazetenin üst düzey yöneticisi değilim, alt düzey bile değilim ya, beni ırgalamaz ama... sanki biraz tribüne oynamak ve biraz da haksızlık gibi geliyor bana.

Niye malımı, mülkümü, bankadaki paramı, karımın mücevrehlerini internetten yedi düvele açıklayayım? Niye çok malım varsa, yahut dedemden pidemden bir şeyler kalmışsa, milleti kıskandırayım, niye mafyaya, hırsıza deşifre olup, çoluğumu çocuğumu tehlikeye atayım? Valiliğe mal bildiriminde bulunuyorlar ya, yeter...

Milliyet, 8 Ocak


*

BALİNALAR GİBİ KIYIYA VURAN SOSYAL-DEMOKRATLAR

Yine Melih Aşık’tan okudum, Dr.Seda Türköz “CHP’de kurultalı Sarıgül değil, Baykal kazanmalı, çünkü ABD, ulusalcı çizgisinden taviz vermeyen CHP’yi parçalamak istiyor” demiş.

Mümkün müdür? Mümkündür! Ben ABD’nin iktidardaki milliyetçi-solcu DSP ile milliyetçi-sağcı MHP koalisyonunu tongaya getirip, AKP’yi iktidar yaptığına inananlardanım. CHP’yi bölmek ve ufalamak için Sarıgül kartını oynamalarına hiç şaşmam.

Bu arada, ABD’nin milliyetçi-sol partileri parçalamak için fazla gayret göstermesine de gerek kalmıyor zaten, kendileri hallediyorlar işi:

Bülent Ecevit (tıpkı Devlet Bahçeli gibi) erken seçime giderek siyaseten intihar etmiş ve Erdoğan’a iktidarı elleriyle hediye etmişti. Deniz Baykal’ın da kuru inatla kurultaya giderek ihtihar etmiş olması şiddetle muhtemeldir.

Bülent Ecevit’in Türkiye’ye giderayak attığı kazık, AKP’yi tek başına iktidar yapmaktı. Deniz Bey’in Türkiye’ye ve Türk soluna son fenalığı Mustafa Sarıgül olur mu dersiniz?

Gazeteler, 8 Ocak

Not: Bu arada, tsunami felaketine uğrayanlara yardım dağıtanları televizyonda izlerken, gözlerim hep Mustafa Sarıgül’ü aradı, Forrest Gump gibi bir yerden çıkıverecek, 32 porselen diş kameralara gülümseyecek diye... Nasıl kaçırdı böyle bir fırsatı, Şişli Belediye’sinden iki otobüs kaldırmayı?


*

TEK TARAFLI HOŞGÖRÜ

ABD İstanbul Başkonsolosu David Arnett, ateşelikte çalışan Türk arkadaşlarının cenaze namazında saf tuttu, imamla birlikte el açıp dua etti ve çok sempati topladı ya...

Sabah, ilahiyatçılara sormuş, caiz midir, doğru mudur, diye. Hepsi “Allah herkesin tanrısıdır. Samimiyse ne güzel” demişler, Amerikalı diplomatın jestini sevimli bulmuşlar.

Bu haberi okurken aklıma Türker Alkan’ın bir yazısı geldi.

“Din değiştirmeye gösterilen hoşgörünün genel bir kuralı olduğunu sanıyorum: Başka dinden birisi bizim dinimizi kabul ederse ona karşı sınırsız bir hoşgörümüz vardır. Ama bizim dinimizden birisi başka bir dine geçerse, vay haline!” diyordu. (Radikal, 4 Ocak)

Doğrudur. Biz Türkler, din değiştirip Müslüman olan yabancılara çok sempatiyle bakarız, hele hele sünnet olan erkeklere... Ama bir Müslüman din değiştirmeyiversin, hiç hazzetmeyiz!..

Bu sevimli “cenaze namazı” haberinde onu düşündüm. Kazayla, bizim bir başkonsolosumuz kilisede bir törende saf tutsaydı, yahut başına kipa geçirip bir Yahudi’nin duasına katılsaydı, kimbilir ne kadar “hoşgörü” gösterirdi aziz basınımız!...

Sabah, 8 Ocak


*

GÖZLERİM YAŞARDI

Star, iyi ediyor, bir hanım arkadaşımızın, bir gazeteci arkadaşımızın eşinin ölümüne sebep olan LPG konusunun üstüne gidiyor kaç gündür.

Star, “MİLANGAZ ÜSTÜNE ALINDI - STAR GRUBUNA VERDİĞİ İLANLARI GERİ ÇEKTİ” diyor birinci sayfadan. Hemen altında şöyle bir tepki: İLAN DEĞİL, HABER ÖNEMLİ!

Canım benim, gözlerim yaşardı!

Star, 9 Ocak

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle