Berkay Şahin: Evlenmeyen erkek pişman olur

Berkay Şahin: Evlenmeyen erkek pişman olur

İki hafta önce evlenen Berkay ve Özlem Katipoğlu, evlerini ilk kez Kelebek’e açtı. Özlem, bizi kendi elleriyle hazırladığı yemeklerle donattığı sofrada ağırladı. Yeni evlilerle aşk, iş ve ev hayatlarını konuşurken konu çocuk beklentilerine kadar geldi.

Haberin Devamı

◊ Çok güzel görünüyorsunuz, bir yastıkta kocayın inşallah diyerek başlamak istiyorum...
- Berkay: Teşekkür ederiz. İlk kez evimde röportaj veriyorum. Özlem’le birlikte sizi ağırlamaktan çok mutluyuz.

◊ Sofraya bayıldım. Gelinimiz pek marifetliymiş. Sen de boğazına düşkünsün sanırım...
- Berkay: Evet... Annem de sofrayı çok güzel hazırlardı. Benim için önemli sofrada birlikte olmak, eşimin hazırladığı yemekleri yemek

◊ Özlem en güzel hangi yemeği yapar?
- Berkay: Patlıcanlı yemekleri efsanedir. 

◊ Özlem, sen hem bu kadar güzel yemek yapıp hem de nasıl bu kadar zayıf olabiliyorsun?
- Özlem: Ben az yerim. Kilomu öyle koruyorum. İlk tanıştığımız zamanlardan ilginç de bir anımız var bu konuyla ilgili.
- Berkay: Dur ben anlatayım. Özlem bir gün bana kahvaltı hazırladı. Baktım sofrada ekmeğin üzerine avokado sürüyor. Böyle olacaksa bizim işimiz zor dedim. 15 dakika sonra sucuklu yumurtalar, kavurmalar, her şey vardı sofrada.

Berkay Şahin: Evlenmeyen erkek pişman olur


ÖZLEM’İN KLİBİMDE  OYNAMASINI İSTEMEMİŞTİM

◊ Tanıştığınız güne dönelim. Nerede, nasıl bir araya geldiniz?
- Berkay: Klip çekimim için bir araya geldik. Ben başta “Özlem olmasın” dedim. Çünkü onu klibe değil kendime istediğimi anladım o anda. Telefonunu aldım, aradım, görüşmeye başladık. 

◊ Özlem’i diğer kızlardan ayıran özellik neydi? Müthiş yemek yapmasının dışında tabii...
- Berkay: Özlem’le tanıştığımda modellik yapıyordu. Ama sorsan ne Sess’in, ne Reina’nın yerini biliyor. Son derece düzenli aile hayatı olan biriydi, bu beni çok etkiledi.
- Özlem: Annem öğretmen. Çok disiplinli büyüdüm. İstanbul’a da bazı kuralları kabullenerek geldim. Annem belli saatte evde olmamı söylüyordu mesela ve ben de sözünden çıkmazdım.

◊ İstanbul’da modellik yaparken üniversiteye de gidiyordun sanırım...
- Özlem: Yeditepe’de sinema televizyon dördüncü sınıftayım. Can Gürzap’tan oyunculuk dersleri aldım. Ama asıl amacım spor spikerliği yapmak.

◊ Neden mankenlik yapmıyorsun artık?
- Özlem: Benim standartlarıma uygun iş olmuyor çünkü. Ücretler istediğimin çok altında.

◊ Berkay, sen Özlem’in modellik yapmasına ne diyorsun?
- Berkay: Ben modellik yapmasın demiyorum. Tam tersine modellik kariyerinde yükselmesi, mutlu olması için birçok kişiyle görüştüm, onu da tanıştırdım. Ama Türkiye’de istediği standartlarda modellik olmadığı için kendisi devam etmek istemedi.
- Özlem: Mesela London Fashion Week için teklif geldi. Bir modacıyla problem yaşadığım için bir gün kala “gitmeyeceğim” dedim.

YÜZÜK TAKAMADIĞIM İÇİN ADINI PARMAĞIMA YAZDIRDIM 

◊ Özlem, annenin sana çok düşkün ve disiplinli olduğunu söyledin. Bir şarkıcıyla beraber olduğunu duyunca tepki vermedi mi?
- Özlem: Başta tepki verdi tabii. Ama Berkay’ı tanıdıkça fikri değişti, onu çok sevdi. “Berkay yanında ya, ben artık rahat uyuyorum” diyor.

◊ Berkay’ın ailesiyle aran nasıl?
- Berkay: Ben cevaplayayım. Ben günde bir kez konuşuyorsam, o 33 kez konuşuyor.

◊ İlişkiler, iyi arkadaşlıklar aynı zamanda. Siz ne kadar iyi anlaşıyorsunuz?
- Özlem: Amerika tatiline çıktık. Bir an bile sıkılmadık.
- Berkay: Geceleri dışarı çıkma gereği bile duymadık. Gündüzleri gezdik, bisiklete bindik. Zaten gece hayatı olan bir çift değiliz. Ben işim bitince eve gelirim, evde vakit geçirmekten hoşlanırız.

◊ Alyans takmıyorsunuz ama yüzük parmaklarınızda isimleriniz var...
- Berkay: Ben alyans takamadığımı söyledim. Taktığımda parmaklarımın nasıl yara olduğunu gördü zaten. O yüzden dövme yaptırdık.

◊ Acıdı mı?
- Özlem: Hem de nasıl
- Berkay: Benim vücudumda çok dövme var. Acıdı diyemem.

◊ Özlem, Berkay tektaşını da almış...
- Özlem: Evet...

Haberin Devamı

NE OLURSA OLSUN ASLA KÜS UYUMAYACAĞIZ

Haberin Devamı

◊ Hanginiz daha kıskanç?
- Özlem: Berkay daha kıskanç.

◊ Peki nerede kıskanıyor en çok? Kız arkadaşlarından mı kıskanıyor?
- Berkay: Tam tersi. “Kız arkadaşlarını çağır, oturun” derim. Çünkü ben haftanın iki-üç günü şehir dışında oluyorum. Yalnız kalmasın istiyorum. Özlem beni kıskanıyor ama birbirimizi çok üzmeyiz. Problem etmeyiz.

◊ En çok kavga neden çıkıyor?
- Berkay: Bazen hayranlarım bana sarılarak fotoğraf çektirmek istiyor. Sen de bilirsin bazen insanların sevgi gösterisi abartılı olabiliyor. Haklı olarak kıskanıyor Özlem de... Ama bunlar hayatımızda büyük sorunlar yaratmıyor.

◊ Nasıl sorun olmaz? Kavgalar büyümüyor mu?
- Berkay: Benim büyüklerimden, ailemden öğrendiğim bir alışkanlığım var. Her ne olursa olsun, gece aynı yastığa başımızı koyuyor, asla küs uyumuyoruz. Üç gün küsüp evin huzurunu bozmak mı daha iyi yoksa âşık olduğun, sevdiğin insanla orta noktayı bulup sorunu çözmek mi?
- Özlem: Bizim küslüğümüz 5 dakika sürmüyor ki. Geliyor böyle, beni hemen güldürüyor. Dayanamıyorum zaten, beş dakika içinde barışıyoruz. 
- Berkay: Özlem bir de çok sulugöz ya, söyleyeyim buradan.
- Özlem: Ya ben şimdi burada dökersem...
- Berkay: Mesela börek yapıyor, “olmuş mu” diyor “olmamış” diyorum...
- Özlem: O kadar da değil, abarttın şu an. 

ÖZLEM SULUGÖZ, DÜĞÜN SABAHI BİLE AĞLIYORDU

◊ En son neye ağladın Özlem?
- Berkay: Ben anlatayım. Kıyafet giymiş, ben de beğenmedim. Açıklığından değil, uyumunu beğenmedim. “Bunu beğenmedim, böyle kötü olmuş. Bununla bu mu giyilir” gibi eleştirdim. Ona ağladı.
- Özlem: Sinirlendim ama... Kıyafetin olmadığına değil, onun o tepkisine sinirlendim. Ben çok duygusalım. Akrep, yengecim. Başka biri şurada ağlasın, ben ona da ağlarım. Köpeğim yaralandı, düğünümün ertesi günü hüngür hüngür ağladım. Bir saat boyunca hem de, susturamadılar. 
- Berkay: Düğün gecesi eğleniyoruz. Sabah 8’de telefona uyandık. Köpekler kavga etmiş. Biri diğerini yaralamış. Hıçkıra hıçkıra ağladı Özlem. Misafirlerimiz var ama umurunda değil, “Bırakıp gidelim mi” diye sordu. “Kafayı yedin herhalde” dedim. Sonra iki ayrı veteriner aradım, ikisini de gönderdim eve içi rahat etsin diye... Şimdi oturuyor bak yakışıklı, mis gibi...

Haberin Devamı

Berkay Şahin: Evlenmeyen erkek pişman olur

ESKiDEN ÇAPKINDIM, ŞiMDi EViMDE HUZURLUYUM

◊ Berkay’ın konserlerine gidiyor musun?
- Özlem: Harbiye’ye gittim. Diğerlerine gitmiyorum.

◊ Konserlerde kıskançlık olur diye mi gitmiyorsun? 
- Berkay: Hayır. Sebebi benim... Özlem olduğu zaman işimle ilgilenemiyorum ben. Çünkü onu çok önemsiyorum, onun rahatı, onun oradaki huzuru önemli. Dolayısıyla tedirgin oluyorum. Sahneye kendimi veremiyorum. 

◊ Berkay, çapkın mıydın eskiden?
- Berkay: Evet. 

◊ Biter mi çapkınlık? Sonu gelen bir şey midir sence?
- Berkay: Biter canım. 36 yaşına geldim. Bir erkek bazı şeyleri yaşamalı, tecrübe etmeli. Bir süre sonra zaten o çapkınlık durumu geçiyor, yerini daha normal ilişkilere bırakıyor. Bir erkeğin bence 30’undan önce evlenmemesi lazım. O zaman çapkınlık devam edebilir işte... Şimdi 36 yaşındayım, çok mutluyum, evden dışarı çıkmak istemiyorum. İki tane âşık olduğum köpeğim var. Onlar da bana âşık. Yarın bir gün ailemiz büyüyecek, Allah izin verirse çoluk çocuk...

Haberin Devamı

TARKAN EVLENMEKTEGECiKTi BiLE

◊ Evlilik olayının bu aralar moda gibi algılanmasına ne diyorsun? Herkes evleniyor. Eskiden insanlar ilişkisini bile saklardı. 
- Berkay: Evlilik moda olamaz. Belki de denk geldi. 

◊ Tarkan evlenecek diye düşünür müydün sen hiç? 
- Berkay: Ben gecikti bile diye düşünüyorum. 44 yaşında. Bence her erkek soyunun devam etmesini ister. Kimse yalnız ölmek istemez. 
Şirketin var diyelim, gün gelecek şirkete bile gidemeyeceksin. Ama bir oğlun varsa, ona devredersin her şeyi.

◊ Erkek çocuk istiyorsun galiba...
- Berkay: Yok canım, lafın gelişi... Kız için de geçerli bu. Aynı kan, aynı can, tamamen güvenebileceğin biri. İşlerinle onun ilgilenmesini isteyeceksin. Her erkek muhakkak evlenmek ister. Evlenmek istemeyen erkek de 45-50 yaşından sonra bunun pişmanlığını yaşar. Dolayısıyla âşık olduğun kadını bulabiliyorsan, 30’lu yaşlar erkeğin evlenmesi için en doğru zaman.

Haberin Devamı

BiR ZAMANLAR  UKALAYDIM HADDiMi BiLMiYORDUM

◊ Sen kendine popçu denmesini istemiyorsun. Ne diyelim sana?
- Berkay: Ama popçu değilim ki... Şarkıcıyım. Dört yıl sadece İngilizce şarkı söyledim. Sonra kendi şarkılarımı seslendirmeye başladım. Başka kimsenin şarkısını söylemezdim, idealist takılırdım. Tabii çocukluğun verdiği havayla biraz ukalaydım. Haddimi bilmezdim. Ama müziğin içine girdikçe, senden daha iyi müzisyenlerle tanıştıkça ve aslında hiçbir şey olmadığını kabullendiğinde ufkun açılıyor. 

◊ Evlilik ve özel hayat kariyeri nasıl etkiliyor? 
- Berkay: Bundan altı yıl önce “Beyaz Show”da“Hiçbir zaman kızlar benim için çığlık atsın istemem” demiştim. Doğruydu da... Ben hep şunu hayal ettim; çıkacağım bir kalabalığın önüne ve diyeceğim ki “gel gel gel”, onlar da diyecek ki “gel çok özledim”. Yani benim bütün hayalim buydu. Allah bunu yaşamamı nasip etti. Bundan sonra da isteğim gençlerle birlikte bağıra bağıra şarkı söyleyebilmek. Lüks arabalardan ineceğim de, üstüme saldıracaklar da, hiç öyle isteklerim ya da çabam olmadı. 

“SAÇ EKTİR”  DİYORLAR AMA BEN ŞEKLE HİÇ BAKMIYORUM

◊ Bunun için uğraşmam, sadece şarkımı söylerim diyorsun yani!
- Berkay: Öyle bir çabam olsa, farklı bir yol izlerdim. Mesela herkes “Saç ektir” dedi. Birçok kişinin protez saçı var, sen de biliyorsun. Öyle bir kaygım olsa, saçlarımı uzatırdım, giyim tarzını değiştirirdim. Şimdi sen benim evime geldin bayram çekimi için, ben eşofmanlarımla poz verdim. Bunun doğruluğunu yanlışlığını konuşmuyorum, başka biri belki başka bir kıyafetle çektirirdi. Bu karşındakine saygı duymak değil, bu karşındakinin senin hayatına saygı duyması anlamına geliyor. Şekle hiç bakmıyorum. 

◊ Bir de parmak arası terliklerin var eleştirilen...
- Berkay: Ben her zaman her yerde parmak arası terlik ve şortla gezerim. İnsanlar bu konuda çok eleştiriyor ama sahne dışında şık giyinmek istemiyorum. Sen evinde böyle misin Ömür? Saçlar yapılı, makyajlı, topuklu ayakkabılar falan... Var mı böyle bir şey?

BAŞARI PARA HARCAYAN DEĞiL SANA iNANAN KiŞiYLE GELiR

◊ Senin sahnenin sırrı ne? Bayramda her gün çalışıyorsun, bir günde üç konser verdiğin oluyor...
- Berkay: Çok klasik bir şey söyleyeceğim ama bir o kadar gerçektir. İşini gerçekten severek yapıyorsan, muhakkak başarılı olursun. Bir de sana inanan insanları bulman gerekiyor. Sana çok para harcayan adam, prodüktör seni başarıya götürecek kişi değildir. Sana inanacak insan önemlidir.

◊ Sana bu engebeli yolculuğunda en çok kim destek oldu?
- Berkay: Avrupa Müzik, Deniz ve Cengiz Erdem. Onlarla bir sözleşmem yok. Bu arabesk albümle alakalı bana 100 bin dolar para teklif etti bir firma. Ben de Deniz’e gittim, “Arabesk bir proje var, bana 100 bin dolar teklif ettiler, ne diyorsun?” dedim. “Çok iyi iş, yapmalısın, bence sen bu ülkedeki ilk beş şarkıcı arasındasın” diye yanıt verdi. Deniz, benim 15 yıllık arkadaşım. “Sen yapmak ister misin, yaparsan kazanır mısın?” dedim. “İsterim, kazanırım ama çok fazla para isteme benden” dedi. “O zaman seninle yapacağım, hiçbir şey istemiyorum” dedim. Çünkü bir hikaye vardır; deve bir akçe, deve bin akçe. Bazen bir akçeye satılan deveyi alacak paran olmaz, bazen bin akçe olan deveden 10 tane alacak paran olur. Deniz, manevi açıdan bir akçemin olmadığı dönemde bana bin akçelik hizmet eden bir adam. O yüzden Deniz ve Cengiz’e böyle bir şey yapmak boynumun borcuydu. 

◊ Vefalı bir adamsın yani...
- Berkay: Tabii ki. 2007 yılında askerliğimi yaptım, hâlâ askerlik arkadaşlarımla haftada bir görüşürüz. Özgür’le (Aras) moralim bozuk olduğu bir dönemde tanıştım. Kariyerim ve hayatımla alakalı genel planlama yapıyordum. “Ben bütün işlerini yapmak istiyorum ve altı, yedi ay hiçbir şey talep etmeyeceğim senden” dedi. Herhalde beyni uyuşmuş diye düşündüm. Neyse... Kemik ekip kurduk; Deniz, Cengiz, Özgür, ben, 10 yıldır birlikte çalıştığım orkestram. 30 kişi falanız şimdi. Her geçen gün de ailemiz büyüyor. 

◊ Yeniler mi geliyor? Nasıl bir büyüme bu?
- Berkay: Çoğalıyoruz. Mesela Sezgin’in bebeği oldu. Klavyecimiz Çağrı nişanlandı. Berk evlendi, ben evlendim. Dokuz ay para kazanamadığımız oldu ama birliğimiz bütünlüğümüz bozulmadı. Benim dövmelerimin çoğunda sabretmek, şükretmek, inanmak, Allah var. Hayatım şükretmek üzerine kurulu. Özlem’e de her zaman derim şükret diye.

◊ Kaç yıldır sahnedesin?
- Berkay: 18-19 yıl oldu. Çok çalıştım. Albüm çıkarmam ve insanların beni tanıması ise 6-7 yıl kadar...

ZOR BiR DÖNEM GEÇiRDiM AMA ASLA BiTTiM DEMEDiM

◊ Her gün bir başka haberinin çıktığı, iş ve özel hayatında kötü olaylar yaşadığım o döneme gidelim biraz da...
- Berkay: Düştüğünde canın yanar. Çok hırpalanırsın. Bir süre yerde kalmak istersin. O acı hiç beklemediğin bir an gelir çünkü ve seni sarsar. Sonunda ayağa kalktığında da yine sendelersin. 16 yaşından beri kendim para kazanıyorum. 36 yaşındayım. Öğrendiğim bir şey var; insanlara hiçbir zaman kendini anlatamıyorsun, onlar her zaman ne anlamak isterlerse onu anlıyorlar.

◊ Bir süre sonra kendini anlatmaktan vazgeçtin yani...
- Berkay: Koskocaman hayatı olan bir adamın sadece küçücük bir halkayla sınırlandığını düşün. Hiçbir zaman bittim demedim ama... Düşüyorsun, yaralanıyorsun, canın yanıyor ama o yara seni öldürmüyorsa daha da güçlendiriyor. Gerçekten zor bir dönem geçirdim. Yaşadığım her şeye ve bugün çıkan resme binlerce kez şükrediyorum.

ÜLKEME HUZUR VE BARIŞ DİLİYORUM

◊ Sizden bayram mesajı alalım...
- Berkay: En önemlisi ülkeme huzur diliyorum. Tüm huzursuz beyinlerin, kalplerin en büyük huzurla, sevgiyle ve şefkatle dolmasını diliyorum. Herkesin bu süreçte birbirine karşı sonsuz bir empati göstermesini diliyorum. Ana tema anlayış, sevgi, saygı olmalı. Büyüklerini unutmasınlar, muhakkak arasınlar, sorsunlar. İmkanları varsa muhakkak ziyaret etsinler. Önümüzdeki yıl inşallah çoluk çocuğumuzla bir aile mesajı veririz.
- Özlem: Ben de ülkeme barış, herkese mutlu ve huzur dolu bayramlar diliyorum.

◊ Bu sözlerden anladığım kadarıyla bu güzel yuvaya çocuk istiyorsunuz...
- Berkay: Tabii ki. Önümüzdeki yıl, burada seninle röportaj yaparken çocuğumuz da yanımızda olur inşallah...

KEŞKE ÖZLEM’İ 3 YIL ÖNCE TANIYIP EVLENSEYDİM

◊ Büyük pişmanlıkların var mı?
- Berkay: Hiç yok. En büyük pişmanlığım şu olabilir; Özlem’i üç yıl önce tanısaydım da daha önce evlenseydim.

◊ Artvinliymişsin, İzmirli biliyoruz seni. 
- Berkay: Evet aslında Artvin-Arhaviliyim. Lazım. Cengiz Kurtoğlu uzaktan akrabam. Ankara’da doğdum ama kütüğüm Artvin’de.

◊ Karadenizliler çabuk parlar, çabuk söner. 
- Berkay: Evet, hatta en kötü özelliğim o. Çünkü sinirlendiğim zaman sağlam sinirleniyorum.

◊ En çok neye sinirleniyorsun? 
- Berkay: Disiplinsiz, gevşek insanlara. Mesela orkestram buraya gelir, havuza gireriz, güreşiriz, güleriz, eğleniriz, yemekler yeriz, hayatı paylaşırız. Maddi manevi her türlü sıkıntılarında ailelerinden önce ben yanlarında olurum. Onlar da ailem. Ama ben kulise girdiğim an hepsi ayağa kalkar. Sahnede bir disiplin vardır. Asla bunu bozmazlar. Bozanla da işimiz olmaz. Ben hayatımın parçası olmuş insanlara bu disiplini aşılamışken, dışarıdan biri gelip bana gevşeklik, disiplinsizlik yapamaz. Hadsiz ve gevşek davranamaz. Herkes haddini bilir.

◊ Özlem sen Berkay’ın en çok neyine kızıyorsun?
- Özlem: Çok ısrarcı. Bir de bir şey yaptırmak istediği zaman “Ölümü gör” diyor, mecburen yapıyorum. Detoks yapacağım, “Otur sofraya” diye ısrar ediyor, yemek zorunda kalıyorum.

Berkay Şahin: Evlenmeyen erkek pişman olur

DÜĞÜN ŞARKIMIZ KENAN DOĞULU’DAN “TENCERE KAPAK”TI

◊ Basından takip ettiğimiz kadarıyla düğün muhteşem geçmiş, biraz da sizden dinleyelim.
- Berkay: Ben yedirmeyi içirmeyi çok severim. Konsept tamamen yemek, içmek, hoplamak zıplamak üstüne kuruluydu. Oraya her kesimden insan geldi. Bu sanırım Özlem ve benimle alakalı bir durum. Bizim rahatlığımız, son derece doğal oluşumuz, insanlara da yansıdı. Herkes sıfır kasıntı. Herkes oynuyordu, kimi barın üzerinde, kimi sahnede. 

◊ Sahnede ünlüler geçidi olmuş bir ara...
- Berkay: Sahnede bir ara Demet Akalın, Serdar Ortaç, Murat Dalkılıç, Fettah Can, Sinan Akçıl, Cengiz Kurtoğlu, Hakan Altun, Bülent Serttaş, Ferman Toprak, Yonca Evcimik, Fatih Ürek ve Orhan Gencebay vardı.

◊ Düğün şarkınız neydi?
- Özlem: Kenan Doğulu’dan “Tencere Kapak”.
- Berkay: Ben Kenan Abi’ye mesaj attım. “Abi seni çok seviyorum, şarkılarınla büyüdüm” dedim. Bir de müzisyene saygı diye bir şey var. Sen solistsen onlar müzisyen. Öyle yazdım, “Senden öğrendik her şeyi. Bugün de evleniyorum. Karımla bu şarkında yürüyeceğim” dedim. Çok mutlu oldu. Ozan Doğulu da vardı düğünde.

 

Haberle ilgili daha fazlası: