Kentlerini giyinen kadınlar

Güncelleme Tarihi:

Kentlerini giyinen kadınlar
Oluşturulma Tarihi: Ekim 10, 1998 00:00

Haberin Devamı

Kentlerin geçmişleri, öyküleri, renkleri, hatta kokuları var. Hepsinin kimlikleri ayrı. Kentlerin kadınları, kadınların stilleri... Kentlere bir tarz yakıştırılsa nasıl olurdu, hiç düşündünüz mü? Bir kenti, bir kadından tanımak...

Oya Baydar, ‘‘Hiçbiryer'e Dönüş’’ adlı kitabında her kentin bir rengi olduğundan söz ediyor: ‘‘New York süt mavisi, Madrid kızıl, Moskova nefti yeşil, Atina kum rengi, İstanbul Bizans'tan beri erguvan...’’ Her kentin kendine özgü bir rengi, atmosferi varsa, ‘‘moda’’sı niye olmasın? Belki daha doğru sözcük moda değil, ‘‘tarz’’dır. Çünkü insanlar gibi, kentlerin de bir kimliği vardır ve kimliğine özgü bir tarzı... Ya da şöyle sorulabilir: Bir kenti, bir kadından tanımak mümkün olabilir mi?

Görsel olan herşey birşeyler anlatır aslında. Çünkü işaretleri vardır, dili vardır. Okunduğunda bir öykü bile çıkarılabilir. O halde bir kentin özellikleri sembollere dönüşebilir ve bu sembollerle bir moda öyküsü yazılabilir.

ONLARI NASIL BİLİRİZ

Bir kenti kısaca tanımlamak gerekirse ne söylenebilir? Bazen iki, üç sözcük bile yeterli ipucunu verebilir. Kimi kentleri hızıyla, kimisini yorgunluğuyla, kimisini ışığı ile anlatabilirsiniz. Bazı kentlerin uyumadığını, bazı kentlerde zamanın donup kaldığını biliriz. Her kentin temasına uygun bir tarz yakıştırılabilir giyim kuşamda. Modanın duayenlerinin, yani gerçek terzilerinin beşiği olan bir kenti bir kadına ‘‘giydirseniz’’ elbet ihtişam çıkar ortaya. Yenilik, değişim, hareket ve gençliği simgeleyen bir kentin tarzı giysilere yansıdığında nabız hızı hissedilir. Ya çağlar boyu kültür başkenti olmuş bir kenti, bir kadından nasıl tanırız? Belki de klasik ya da neo-klasik çizgilerin egemenliğinden.

Niye bir kentin ruh hali olmasın? Sözgelimi hep bir banliyö gibi hissetmişse, biraz ayrıksılık yansımaz mı tarzına? Biraz ‘‘uzaklık’’?.. O zaman daha bir cesaret sinmez mi stile, renk ve ışık oyunlarıyla...

Kentlerin ruh halini taşıyan kadınlar ya da kadınların ruh halini giyinmiş kentlerden söz ediyoruz.

Bakın ve tarzlarını anlayın

İşte birkaç kent ve kenti ‘‘giyinmiş’’ kadın. Yalnızca onlara bakarak ait oldukları kenti, tarzlarından okuyarak çıkarmak mümkün.

Sözgelimi Paris. Çağlar boyu bir kültür başkenti. Geleneksel olanla yeni olanın yanyana olduğu bir kent. Tarzı nasıl olabilirdi acaba? Olsa olsa klasik veya neo-klasik diye düşünüyor insan ister istemez. Geleneksel çizgilere bağlı ama yeni soluklara da izin veren... Hem klasik hem öncü.

Barselona... 2000'li yılların kültürel başkenti olmak için inatla ve hırsla çalışıyor. Çeşitli kültürlere beşiklik etmiş bir Akdeniz kenti. Ünlü mimar Gaudi'nin kenti. Kimliğine uygun bir tarz, olsa olsa keskin hatlarla tezat oluşturan sonsuz yuvarlaklıklar, cesur renklerle yumuşaklığın birleşimi...

Berlin. Değişim, gençlik, hareket ve modernlik. Yeni olana arzu. Bir de uzun zamanlar ‘‘özel’’ bir konumda olmanın yarattığı biraz ayrıksılık, biraz da hüzün. Tarzı da buna paralel olsa gerek.

Brüksel... Soğuk ve kendini Paris'in banliyösü gibi hissetmekten kaynaklanan bir çekingenlik ve yabancılık duygusu. O halde biraz uzak, biraz soğuk; ama cesur.

Milano. Ustaların, gerçek ‘‘terzi’’lerin kenti. Kadın sevgisi ve geleneğin zarafeti. Belki görsellikte biraz ‘‘cool’’, yani‘‘ağır takılmak’’ sözkonusu. Ama her halükarda muhteşem.

Giysi ve tarz, çok, ama çok özel. Özel bir randevunun, özel bir gecenin büyüsünü taşır. Mekana uyum gerektirir. Büyük bir buluşmanın öncesi gibi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!