Karadeniz çayını dünya markası yapmak

Güncelleme Tarihi:

Karadeniz çayını dünya markası yapmak
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 25, 2004 00:00

KİŞİ başına 2.3 kilo ile dünyada çay tüketiminde üçüncü sıradayız.Üretimde Hindistan, Sri Lanka, Kenya ve Çin’in ardından beşinciyiz.Yılda 160 bin ton çay üretiyoruz.İnce belli bardağı, kırmızı çizgili beyaz porselen tabağıyla çay Türkiye’nin sembollerinden biri, günlük yaşamımızın, kültürümüzün ayrılmaz bir parçası, fındık ile birlikte Karadenizlilerin önemli geçim kaynağı...Ancak çaya gereken önemi veriyor muyuz?Karadeniz çayı neden, ‘siyah çayların şampanyası’ diye bilinen Hindistan’ın Darjeeling çayı gibi bir dünya markası olmasın?Unilever’in Lipton Fındıklı çay fabrikasının açılışı nedeniyle yaptığım iki günlük Karadeniz gezisinde aklıma en fazla takılan sorular bunlar.Dünya markası olmak için kalite şart. Ne var ki, Karadeniz çayı bir Hint ya da Kenya çayı kadar kaliteli değil. Kaliteyi tutturmak için en önemlisi şu iki buçuk yaprak meselesi.Yani çay iki buçuk yaprak kesilecek. Bizde dört, beş yaprak kesilebiliyor.Hatta çayı hızlı kesmek için makasla torbayı birleştirip çok özel bir alet icat etmişiz. Şimdi Kenyalıların ilgilendikleri bu makas/torba aktarılanlara bakılırsa Karadenizlilerin ‘sabırsız’ olmalarının da bir kanıtıymış.İki buçuk yaprak ölçüsünden şaşmamak için elle koparmak gerek.Çaylarımızın daha genç ve daha safkan olması da gerekirmiş kaliteyi tutturmak için.Özetle, Rize’de Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Karaca’dan, Yönetim Kurulu üyesi ve Gıda Kategorisi Direktörü Hakan Behlil’den ve diğer Lipton yetkililerinden duyduklarıma göre çıkan sonuç şu: Türkiye’de çay üretimi bir dönüm noktasında.Ya kalite iyileşecek ve dünya pazarlarında rekabet edecek duruma gelecek ya çay sektörünün sancıları devam edecek.Türkiye üretiminin yüzde 60’ını karşılayan Çaykur, özel sektör ve üreticiler kalitenin iyileşmesi için hemfikir.Lipton markasıyla dünyada siyah çay ticaretinin dörtte birini gerçekleştiren Unilever Türkiye’deki kaliteyi iyileştirmek için elindeki teknolojik imkanları seferber etmeye hazır.‘Lipton Doğu Karadeniz’ çayı diye geçtiğimiz haftalarda bir markayı da piyasaya sürmüş. Bu markayla Türk çayının dünyaya açılması hayal değil.Derviş: Altı ay AB için çok önemliCHP milletvekili, TBMM Avrupa Komisyonu üyesi Kemal Derviş dün sabah Kadın Girişimciler Derneği’nin konuğuydu.Derviş ‘Kimlik, Türkiye ve Avrupa’ üzerinde konuştu.Geçtiğimiz haftalarda Fransa’da temaslarda bulunmuş olan Derviş, Paris sokaklarında gördüğü ‘Türkiye’ye hayır’ afişlerinden hayli etkilenmiş.‘Geleceği geçmişte arayanlar, 15. yüzyıldan beri Hıristiyanız ve öyle kalacağız diyen aşırı muhafazakarlar Türkiye’ye karşı’ diyor.Avrupa’nın esasında Türkiye’yi de alarak geleceğini şekillendireceğini söyleyen Derviş’in tespitine göre, Türkiye’yi kadın hakları, insan hakları gibi konularda eleştirse de en büyük destekçisi Yeşiller Partisi.Derviş konuşmasında Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ile ilgili bir anekdot da aktarıyor. Fischer’in ‘egemenliği paylaşmaya hazır mısınız’ sorusu üzerine Derviş ‘Esas siz geleceğinizi Müslüman ve büyük bir ülkeyle paylaşmaya hazır mısınız’ diye soruyor.Cevap: ‘Ben hazırım ama çoğunluk değil’...İşte tam da bu yüzden önümüzdeki altı ay Kemal Derviş’in de dediği gibi ‘karşı olanları kazanmak’ için çok önemli.Turizmi ve kiviyi unutmayalımİSTANBUL-Trabzon uçak yolculuğunun sürprizi bir grup Slovenyalı turist.1 Mayıs’ta Avrupa Birliği’nin yeni üyesi olan Slovenya ne çabuk refaha kavuşmuş? Karadeniz’e ikinci kez gelen tur rehberinden öğrendiğime göre, grup Trabzon, Rize’den sonra Artvin, Kars ve Van’a geçecekmiş.Merak ediyorum Türkiye’den kaç kişi Slovenya’yı ziyaret ediyor?Dönüş uçağında ise Japonlar çoğunlukta.Hostes japonca da anons yapıyor.Karadeniz giderek daha fazla turistlerin ilgisini çekiyor.Belli ki, önümüzdeki yıllarda Karadenizlilerin turizm geliri artacak. Bu perspektif Trabzon Rize yolunda gördüğümüz çirkin yapılaşmanın önünü kesmek için keşke yeterli olsa. Fazla geç kalınmadan keşke yıkılmaya yüz tutmuş o güzelim eski binalara sahip çıkan olsa.Bir gelir potansiyeli olarak turizme bir de kiviyi eklemek istiyorum.Çay alım evlerinin olduğu çoğu köylerde çayın yanına kivi ekilmiş.Yeni Zelanda’nın dünyaya tanıttığı kivi Karadeniz’de yetişmek için pek uygun bir iklim bulmuş, üstelik çay ile iyi geçiniyormuş.Yeniden çaya dönersek ilave etmek istediğim bir iki şey var.Çaydan geçinenler ancak dört, beş ay çalışabiliyor.Çünkü çay yılda üç kez toplanıyor ve bu onbeş ila yirmi gün devam ediyor. Yani çay yeterli bir geçim kaynağı değil.İzzet Karaca, kabaca bir hesaba göre beş kişilik bir ailenin çaydan yılda 5 milyar kazandığını söylüyor.Gördüğüm kadarıyla çay toplayanların çoğu kadın ve günlük kazançları 30 milyon.Verimliliğin ve kalitenin yükseltilmesi çay üreticilerine de olumlu yansıyacak kuşkusuz.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!