Kadın meyhaneciler örgütleniyor sorunlara ve uyanık erkek ortaklara karşı

Güncelleme Tarihi:

Kadın meyhaneciler örgütleniyor sorunlara ve uyanık erkek ortaklara karşı
Oluşturulma Tarihi: Nisan 08, 2007 00:00

İstanbul’da meyhane işletmeciliği yapan kadınlar örgütleniyor. Grup altıncı toplantısını yaptı. Haliç kıyısındaki Ottoman Restoran’da yapılan son toplantıda, erkeklerin egemen olduğu bu cangılda ayakta kalma sorunlarını, nerede, nasıl ve kimlerden çelme yediklerini anlattılar. Yeterli sayıya ulaştıklarında dernek kurmayı hedefliyorlar.

Erkek mesleği kabul edilen meyhaneciliğe son yıllarda kadınlar da damgasını vurmaya başladı. 1940’larda Madam Despina’nın öncülüğünü yaptığı geleneği sürdürenler artıyor. Geçen hafta İstanbul’un meyhaneci kadınları bir günü kendilerine ayırıp, Haliç kıyısında buluştular, sorunlarını konuştular. Çözüm aradılar.

15 yıllık işletmeci, Alaturka Safir’in patronu Bilge Arabacıoğlu da oradaydı, 1936’da kurulan Kör Agop’un sahibi ve 13 yıllık meyhaneci Silva İnciyan da. Ottoman’ın işletmecisi, aşçıbaşısı Müge Mazlum’un Antalya, Antep mutfağından hazırladığı nefis yemekleri tattılar. Sohbet ettiler.

Kadın işletmecileri bir araya getirme fikri, Giritli Restoran’dan Ayşe Şensılay’dan çıktı. Tanıdıklarını Giritli’de yemeğe davet etti. İlk buluşma 29 Ocak’taydı. "18 kişiydik. İki saatte biteceğini düşünmüştüm, saatlerce konuştuk. Meğer ne çok derdimiz varmış, böylece gördük." Düzenli olarak buluşmaya, her toplantıda bir sorunu konuşmaya karar verdiler. Zamanla katılımcılar arttı. "Hiç de az değilmişiz, yalnız değilmişiz" demeye başladılar. Çözüm önerileri ortaya çıktı.

DAHA GİRİŞİMCİLER

Gruptakiler İstanbul’daki toplam kadın işletmeci sayısını henüz saptayamamış. Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı Arif Keskiner, şehirde 5 bin civarında içkili lokanta olduğunu söylüyor. Tahminine göre, kadın işletmeci oranı yüzde 4 civarında. "Kadınların sektördeki ağırlığı TBMM’deki kadın oranına yakın. Fakat, son yıllarda geometrik şekilde artıyor" diyor. Bu hesaba göre, yaklaşık 200 kadın işletmeci var. Keskiner’in geçmişten hatırladığı, kadın meyhanecilerin öncüsü kabul ettiği tek kişi Kurtuluş’taki Despina’yı 40 yıl yaşatan Despina Kanlı.

Kadın meyhanecilerin toplantılarına işletmecilerle birlikte, yemek yazarları, mesleğe ilgi duyan genç kızlar, sektörde çalışan ve kendi yerini açmak isteyen kadınlar da katılıyor. Ottoman’daki toplantıda toplam 11 kişiydiler.

Katılımcılardan Ayşe Buyan (26), sektöre ilgi duyduğu için başından beri toplantıları izliyor, tecrübelerden yararlanıyor. Perihan Erdoğan (52) ise namlı bir şef. Çok sayıda ünlü lokantada aşçıbaşılık yapmış. "Artık yeter, kendi restoranımı açmak istiyorum" diyerek bu gruba katılmış. İşletmecilerin deneyimlerini dikkatle dinlerken, mutfakla ilgili sorunlara sıra gelince tecrübelerini aktarıyor.

Sema Temizkan ve Burcu Galiba ise ekipteki yemek yazarları. Konuşmaları dinliyor, erkek işletmecilerin sırları hakkında ipuçları vermeyi ihmal etmiyorlar. Toplantılara dayanışma ruhu hakim. İki ay önceki buluşmada, önemli ve hayati bir sorun çözüldü. İşletmeci kadınlardan biri iki ortağının oyununa gelmek üzereydi. Sermayenin büyük kısmını koyduğu işyerini terk etmeye karar vermişti. Sorununu anlatınca, katılımcılar teslim olmaması gerektiğine ikna ettiler. Öneriler doğrultusunda ortaklığını yeniden şekillendiren işletmeci, sorununu çözdü.

Ayşe Şensılay, kadınların erkeklere oranla çok daha girişimci olduğunu söylüyor. "Sorun yaşayan arkadaşımız lokanta açma fikrini veren, sermayenin büyük bölümünü koyan kişi. Erkek ortaklar riskli bulup, önce endişe etmişler. Elimi taşın altına sizden daha fazla koyuyorum, batarsak en çok ben zarar göreceğim, demiş. İş başarılı olup, büyük para kazanmaya başlayınca kadın ortaktan kurtulmayı denemişler. Biz bunu engelledik."

AVUKAT DAVET EDECEKLER

Benzer sıkıntılar yaşadıklarında artık bir avukat arkadaşlarını arayıp fikir alıyorlar. Gelecekte hukuki konuların görüşüleceği toplantılara ücretini ödeyip, bir avukatı davet etmeyi planlıyorlar. Son toplantıda, kadın işletmecilerin ortak sorunlarının personel olduğu ortaya çıktı. Bilge Arabacıoğlu, yaşadığı kısırdöngüyü anlattı katılımcılara. "Yer sofrasında, aynı tabaktan yemek yenilen kültürden gelen bir genci işe alıp yetiştiriyorum. Sofra adabını, giyimi, vücut temizliğini öğretiyorum. Bir yıl sonra başka restoranlara yüksek ücretle transferin yollarını aramaya başlıyor. Vaatlere aldanıp Marmaris gibi yerlerde, acımasız işletmecilerin eline düşüyorlar. Günde 15 saat sigortasız çalıştırılıp, bahşişleri gaspedilip, yaz sonunda kapıya konuluyorlar. Perişan vaziyette geri dönüyorlar" diyor.

Grup üyeleri, Türkiye’nin kadın işletmecilere henüz alışamadığını görmüş. Özellikle bürokratik işlemler sırasında memurların yaklaşımından şikayetçiler. Anlatılanlara bakılırsa, bürokratın gözünde içkili yer işletmeye talip kadının iffeti, diğerlerine oranla az. Başvuruya gelen kadına açıkça saygısızlık yapmakta beis görmüyorlar. O aşamayı geçip restoran açıldığında sorun bitmiyor. Kadın işletmeci müşterisini iyi ağırlamak için çırpınırken diyaloğun dozunu ayarlamayı unuttuğunda, bazı erkekler bodoslamadan yanaşma operasyonuna girişiyor. Yine de kadın işletmeciler, tatil yörelerindekilerle karşılaştırdıklarında, İstanbul’un müşteri profilinden memnun. "İlişkinin dozunu, mesafesini iyi ayarladınız mı size erkek işletmecilerden daha saygılı davranıyorlar. İstanbullular, Bodrum ya da Marmaris’tekilerden çok daha kaliteli, düzeyli" diyor Ayşe Şensılay.

Grup, önümüzdeki dönemde İstanbul’daki tüm kadın işletmecilere ulaşmayı hedefliyor. Yeterli sayıyı tutturduklarında bir dernek kurmayı planlıyorlar. Mesleğe yeni girenlere destek verip sektördeki kadın işletmeci sayısının artması için çaba sarf edeceklerini ilan ediyorlar.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!