İstanbul hem ergen hem de yetişkin bir şehir

Güncelleme Tarihi:

İstanbul hem ergen hem de yetişkin bir şehir
Oluşturulma Tarihi: Ekim 24, 2009 00:00

Adı Frank Gehry gibi isimlerle yan yana anılan Eric Owen Moss, yaşayan en önemli mimarlardan. Mimardan çok bir sanatçı, hatta filozof havası uyandırıyor insanda. Referansları arasında Henry Moore’un Helmet (Miğfer) heykelini ve Michelangelo’nun Wounded Slave’ini (Yaralı Köle) sayıyor. Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa sütunundan bahsetmeyi de unutmuyor.

Cesur projeleri, yenilikçi mimari anlayışı, şaşırtıcı modern binaları ve entelektüel birikimiyle tanınan Moss’un, Yale ve Harvard Üniversiteleri’nde kürsüleri ve tam 80 tane tasarım ödülü var. Dünyayı değiştiremesek de onu daha yaşanır bir hale getirebileceğimize inanıyor. Koleksiyon Contract&Office için İstanbul’da “Başka Kimsenin Yaşamadığı Ülkeden Bir Adam” başlıklı bir konferans verdi. Bu şehre her geldiğinde heyecanlanıyor ve kendini şekerci dükkânına düşmüş çocuk gibi hissediyor.

Sizce günümüz mimarları neden anıtsal binalar yapmıyor, yapamıyor?
- Kültürel olarak anıtlaşacak bir dönem yaşamıyoruz çünkü. Tarihin o noktasını çoktan geçtik. Yüzyılın başında açılan ilk tren istasyonu gibi bir şey inşa edemezsiniz artık, onlar özel zamanlar ve olaylardı. Guggenheim Müzesi’nin insanlarla, kültürle ve sanatla benzersiz ilişkisini örnek gösterebilirim ama yeni bir Guggenheim yaratmak belki de imkânsız. Mimarlar artık bina yapmıyor koca koca şehirler planlıyor. Hayal gücünden çok stratejiyle ilgililer.

Çok önemli mimari projeler şirketler ya da tek tek insanlar için yapılmayacak mı?
- Hayır. Artık hükümetler için yarışmalar açılıyor. Mimarlığın dışından insanlar da mimari üzerinde söz sahibi. Şahsen mimarlık hakkında tartışmak için mimarları değil, diğerlerini tercih ediyorum. Sıradan insan etiketlemesine de inanmıyorum. Dünyayı sıradan denilen insanlar yönetiyor. Yaşam hakkında bilgisi olan insanlarla tartışmak çok yararlı. Mesela Uruguaylı yazar Eduardo Galeano arkadaşım, onun fikirleri pek çok mimardan daha kafa açıcı benim için.

Bazı binalarınız dışarıdan bakılınca bir göz aldanması yaratıyor sanki.
- Doğrusu işin bu kısmıyla pek ilgilenmedim. Benim meselem daha çok boşluğu kullanmak ve değerlendirmekle ilgiliydi.

Cam, taş, beton ve çelik gibi maskülen malzemeler kullanmanıza rağmen yapıtlarınızın formu kıvrımlı ve kadınsı değil mi?
-(Gülüyor) Daha önce kimse böyle bir yorum yapmamıştı. Teşekkür ederim. Belki de kadınları sevdiğim için böyle olmuştur. Yarattığım alanların demokratik ve cinsiyet bakımından eşitlikçi olmasına dikkat ettim. İnsanlar sürekli totaliter mimariye Speer’i (Nazi döneminin ünlü mimarı), demokratik mimariye de Akropolis’i örnek gösteriyor. Bu tür etiketlerin faydalı olduğunu düşünmüyorum.

LOS ANGELES ÇOK GENÇ BİR ŞEHİR

Bir röportajda yaşadığınız ve çalıştığınız Los Angeles’ı “ergenlik çağında” diye nitelendirmişsiniz. Bu durumda İstanbul için yetişkin bir şehir diyebilir miyiz?

- Ergenler her zaman pek çok şeyi farklı yapmak ister ve ebeveylerine karşı çıkar. Los Angeles çok genç bir şehir olduğu için tarihi geleceğinde yatıyor. Ama 30 milyon insan yaşıyor ve orada hiçbir şey olmuyor, demek istemiyorum. Yetişkin olduğunuzda da her şeyi bilmiyorsunuz, sadece kendinizi anlamaya başlıyorsunuz. İstanbul’un durumu çok farklı. Şimdiye kadar en az 20 kez hem bebek hem ergen hem de yetişkin olmuş. Belki de bütün bu haller hâlâ iç içe yaşıyor. Pek çok şeyi denemiş ve tam olarak anlamamış olması da gayet iyi bir şey. Her şeyi bildiğinizi düşündüğünüzde ilerleyemez ve bazı şeylerden vazgeçersiniz. Çabuk heyecanlanan biri olarak İstanbul’da şekerci dükkânına düşmüş bir çocuk gibi hissediyorum.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ERIC OWEN MOSS

1943’te Los Angeles’ta doğan Moss, 1968’de Kalifornia Berkeley Üniversitesi’nden, 1972’de de Harvard Üniversitesi’nden mimari master derecesi aldı. 1973’te Los Angeles’ta kurduğu Eric Owen Moss Architects (EOMA) ile pek çok önemli yapıta imzasını attı. 80 tasarım ödülüne layık görülen Moss, 1999’da Amerika Sanat ve Edebiyat Akademisi’nin mimari dalında verdiği “Akademi Ödülü”nü aldı. Çin’deki Guangdong Müzesi, Meksika’daki Jose Vasconcelos Kütüphanesi, Rusya’daki New Mariinsky Tiyatrosu, Kazakistan Cumhuriyet Meydanı, New York’taki Queens Sanat Müzesi ve Los Angeles’taki Glass Tower en bilinen eserleri. Enstalasyon çalışmalarıyla Venedik ve Sao Paulo bienallerine de katıldı.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!