Issız gölde balık avlarken keşfedildi, operacı oldu

Güncelleme Tarihi:

Issız gölde balık avlarken keşfedildi, operacı oldu
Oluşturulma Tarihi: Kasım 13, 2005 00:00

Doktor Zafer Mutlu, hayatı tek bir günde değişenlerden. O güne kadar sadece bir hekimdi. İşinden evine gidip gelen, hafta sonları fırsat bulduğunda kendini ıssız göllere atan, arada bir de fotoğraf çeken bir şehir yorgunu. Bolu’daki gölde balık tutarken Ankaralı bir baritonla karşılaştı, onun önerisiyle çocukluğunda yarım bıraktığı müziğe tekrar başladı. Sonra mı? Şimdi önümüzdeki bahar, Palermo Opera Festivali’nde davetli solist olarak sahneye çıkacak.

Pek mutsuz sayılmazdı Zafer Mutlu. Ama bazen ruhunun derinliklerinde bir boşluk duygusuyla karşı karşıya kalırdı. Tamam, anlıyordu, bir şeyler eksikti. Ama ne olduğunu bulamıyordu.

Hayatını değiştiren gün, 2001 sonbaharında yaşandı. Farklı mesleklerden dört amatör balıkçı, Bolu’daki Göller Bölgesi’ne gitmişti. Teknede Zafer Mutlu bir şarkıya başladı. Arkadaşı tepki gösterdi: ‘Yapma balıkları ürküteceksin!’ Aralarına yeni katılan Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından bariton ve rejisör Murat Göksu, aynı fikirde değildi. ‘Bırakın da devam etsin. Çok güzel söylüyor. Bülbülleri bile imrendirecek bu ses balıkları neden ürkütsün’ deyince akan sular durdu. O gün hem balık yakaladı, hem de Göksu’yla karşılıklı şarkılar seslendirdi.

Oltaları toplayıp tekneyi kıyıya çekme zamanı geldiğinde Mutlu, Murat Göksu’ya, çocukluğunda başladığı keman derslerini yarım bırakmaktan duyduğu pişmanlığı anlattı. ‘Bir enstrüman çalabilmeyi çok isterdim’ dedi. Göksu ise, eliyle gırtlağını göstererek, ‘Senin enstrümanın işte bu dostum’ cevabını verdi ve ekledi: ‘Neden şan dersleri almıyorsun?’ İşte bu cevap, hayatının dönüm noktası oldu...

BULGARİSTAN DOĞUMLU

Şimdi yıllar öncesine, keman dersleri aldığı günlere dönüp Mutlu’nun hikayesini baştan anlatalım.

1961’de Bulgaristan’ın Rusçuk kentinde doğuyor. Türk dili ve edebiyatı öğretmeni bir anne ile spor hocası bir babanın ilk çocuğu. Rumeli türküleri söyleniyor evde. Beş yaşında klasik müziğe ilgisi anlaşılınca, keman derslerine başlıyor. ‘O yıllarda Bulgaristan’da, Türk azınlığa mensup biri olarak yaşamak zordu. Okula başladığımda aşağılanma ve dışlanmayı yaşadım. Keman dersi alan tek Türk’tüm. Yeteneğim, başarım Bulgar çocuklarınca itilip kakılmamı engellemeyince babama kemanı bırakmak istediğimi söyledim. Oysa o kemana ve Türkiye’ye tutkundu. Her ikisini de Varna’da tanıştığı, arkadaş olduğu Nazım Hikmet’ten almıştı.’

Mutlu Ailesi, Türk azınlığa baskılar artınca 1974’te Türkiye’ye yerleşiyor. Zafer Mutlu, Ankara’da lise korosunda söylüyor, klasik müzik konserlerini takip etmeye başlıyor. ‘Balık tutmaktan sonra en büyük hobim Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserlerine gitmekti. Aynı dönemde, fotoğrafçılıkla da tanıştım. Ankara Tıp Fakültesi’nde okurken fotoğrafçılık ailemi, beni ekonomik yönden oldukça rahatlatan, profesyonel bir meslek haline geldi.’

TIP-BALIK-MÜZİK

Tıp fakültesinin son yılında evleniyor. 1986’da mezun olduktan sonra Ankara’da hekimlik yapmaya başlıyor. Ve hayat mücadelesi sürerken, müzikle ilgisi dinleyici düzeyinde kalıyor. Ancak balık tutkusu tüm şiddetiyle devam ediyor. Bu sayede de, yolu bir gün o ıssız göle düşüyor ve Ankaralı baritonla karşılaşıyor.

O günün hemen ertesinde Mutlu, Göksu’dan ve sonra da Mustafa Yurdakul ile Şenol Talınlı’dan şan dersleri alır. Hocalarının katkılarıyla ses tekniğini ilerletir. Aynı dönemde tanıdığı tenor Pekin Kırgız sayesinde de opera kültürünü geliştirir. Zaten o dersler şimdi bile hálá devam etmektedir.

Mutlu’nun eş dost toplantılarında söylediği şarkılar, bir süre sonra Ankara Çoksesli Korosu’na katılmasıyla sonuçlanır. Ardından Ankara’daki opera çevrelerinde tanınmaya başlar. Moldovalı tenor Stepan Kurudimov’la tanışması, onu 2004’te Gagavuz Otonom Cumhuriyeti’nin 10. Kuruluş yıldönümü kutlamalarında solist olarak sahneye çıkarır.

Kısa sürede yakaladığı başarı, Mutlu’ya yeni konser teklifleri getirir. Bu yıl mart ayında Moldova’daki Geleneksel Bahar Opera Festivali’nde bir dizi konser verir. Yaz aylarında da Ankara, İstanbul ve Antalya’da konserler birbirini kovalar.

Zafer Mutlu, bugünlerde yine harıl harıl çalışıyor. Bahar aylarında Palermo’da yapılacak, opera dünyasının ünlü simalarının sahneye çıkacağı meşhur ‘Palermo Opera Festivali’ne hazırlanıyor. Peki bunun ne önemi var diyecek olursanız, hemen söyleyelim: Mutlu, 150 yıllık festivale Devlet Operası sanatçıları dışında Türkiye’den davet edilen tek sanatçı.

KEMAN VE VATAN SEVGİSİ NAZIM HİKMET’TEN MİRAS

Zafer Mutlu, keman ve vatan sevgisinin kendisine babası Şevket Bey’den miras olduğunu söylüyor. Onun da sevgisini pekiştiren Nazım Hikmet olmuş. Baba Şevket Mutlu’nun Nazım’la karşılaşması, ondan etkilenmesi başlıbaşına bir öykü. 1952’de Varna’da düzenlenen bir mitingde tanışmışlar. Türklerin kitlesel olarak ülkeden ayrılmayı istemesi üzerine, Moskova’dan gelip konuşmalar yapan Nazım’a babası Şevket Bey, ‘Neden Bulgar politikalarını destekliyor, ayrılmamızı engelliyorsunuz’ diye sormuş. Nazım Hikmet onu sakin bir deniz kıyısına götürüp gerekçesini anlatmış: ‘Hatıralarınızı, mezarlarınızı ardınızda bırakıp göçerseniz, yuvasız kuşlara dönersiniz. Burası sizin memleketiniz. Bak benim durumuma. Memleket hasretiyle yanıp tutuşuyorum...’

Arkadaş olmuşlar. Nazım, ona kimi zaman vatan hasretiyle dolu şiirlerini okumuş. Bu arada bir başka tutkusuna ortak etmiş. Nerede güzel keman çalındığını duysa, Şevket Bey’i yanına alıp dinlemeye gidermiş. Bir akşam rakı sofrasında Çingene kemancıyı dinlerken gözleri dolmuş Nazım’ın. Şevket Bey, ‘Çok mu özledin memleketi’ diye sormuş. Şair cevap yerine bir kağıt uzatmış. Kağıtta şunlar yazılıymış: ‘Kimi insan otların / kimi insan balıkların çeşidini bilir / ben ayrılıkların. / Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını / ben hasretlerin...’
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!