İdeal starlar

Güncelleme Tarihi:

İdeal starlar
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 04, 2002 21:59

Türkan Şoray ve Orhan Gencebay, bunca yıldır tanışmalarına ve birbirlerine olan hayranlıklarına rağmen, ilk kez Dışbank'ın İdeal Kart'ı için bir araya geldi. Bu Gencebay'ın ilk, Şoray'ın üçüncü reklam filmi.

İdeal'in filmlerinde kullanılacak ünlü isimlerin seçimi konusunda son derece titiz davranıldığını söylüyor Euro RSCG Klan Ajans Müşteri İlişkileri Direktörü Orçun Onural. ‘‘Gerçekten hayatlarını ideallerine adamış sanatçılar olması gerekiyordu. Bu iki ünlü sanatçının rol alacağı reklam filmleri için, yine ünlü bir isim, Ferzan Özpetek kamera arkasına geçti. ’’ İki starı İdeal Kart reklam filminde aynı karede görmedik ama bu röportaj için onları bir araya getirdik. Türkan Şoray'ın ‘‘olay’’ villasında, Sevim Emre'nin eliyle yaptığı Boşnak böreği eşliğinde yaptığımız söyleşi, sıcak bir havada geçti. Fotoğraf çekimi başladığında da Şoray'ın meşhur aynası elinde beliriverdi ve çekim boyunca onunla birlikte, terasta, bahçede, her yerde dolanıp durdu. Oysa sürekli aynaya bakmasına hálá hiç ihtiyacı yok Şoray'ın, güzelliği yerli yerinde duruyor. Değil mi Orhan Bey?

Bu birlikte yer aldığınız ilk proje. Niye daha önce herhangi bir projede biraraya gelmediniz?

ORHAN GENCEBAY - Bugüne kadar kısmet olmadı. Halbuki ben Türkan Hanım'la çalışmaktan büyük onur duyarım.

TÜRKAN ŞORAY - Evet, niye olmadı? Ben de çok isterdim. Ama hiçbir şey için geç değildir. Belki bugünlereymiş kısmet.

Orhan Bey daha önce birçok reklam teklifi almışsınızdır, niye İdeal Kart reklamı?

- Evet uzun yıllardan beri çok teklif geldi. Başta sanatçının reklamla ilgilenmesinin doğru olup olmadığını düşünüyordum. Sonunda niye olmasın, dedim. Bütün dünya bunu yapıyor. Dışbank'ın teklifi de çok düzeyliydi. İlk defa şiddetle yapmak istedim; çünkü senaryo bana uygundu, müzikle bağlantılıydı, bir idealler zinciri olabilecek mesajları vardı.

Peki hanginizinki daha güzel?

TŞ -
Bizi birbirimize düşüremezsiniz! Ben Orhan Bey'in reklamına bayılıyorum.

OG - Bu sarışın mı güzel, esmer mi, diye sormaya benziyor.

ONLARIN İDEALLERİ

Madem herkesin bir ideali olmalı diyorsunuz, 2002 itibarıyla sizin idealleriniz neler?

TŞ -
Çok iyi bir oyuncu dedirtmek, sürekli başarılı olmak, daha iyisi, daha iyisi, dünya çapında filmler yapmak, Oscar'a aday olmak, Türk sinemasını yurtdışında en güzel şekilde temsil etmek...

OG - Araya gireyim; Türkan Hanım herkesin kolay kolay yapamayacağı idealleri çoktan gerçekleştirdi. Ben şu gökkubbe altında tek bir lisan konuşulsa, sınırlar kalksa keşke diyorum, biliyorum, bu imkansız. İyi bir insan olma gayretiyle yapacağım bir dolu görev var. Müzikle ilgili bir teorisyen gibi çalışıyorum. Batı çoksesliliği kendi kültürünün üzerine inşa edilmiştir. Bizde de böyle bir yapı var, analizi bizlere düşüyor.

Bir akademi bir de belgesel idealiniz olduğunu biliyoruz.

OG -
Evet, burada bulduklarımı Gencebay Müzik Akademisi'nde öğretmek idealim var. Dünya çapında bir Türk Müziği Belgeseli projem var. Zor bir konu. Hem müzik, hem sinema, hem tarih, son derece kapsamlı. 3500 yıllık bir tarihi içeriyor belki daha eski.

Türkan Hanım, biz sizi daha çok Yeşilçam kalıpları içinde bir oyuncu olarak tanımıştık. Ama önce dizi, sonra sitcom deneyimleriyle farklı bir aşamaya geldiniz. Kendinizi aştığınızı düşünüyor musunuz?

TŞ-
Oyunculukta sürekli yenilenmem, kendimi aşmam gerektiğini biliyorum. Halen de sorarsanız yeterli bulmuyorum. Ne yapabilirim, burada veya yurtdışında oyunculuk dersleri alsam mı diye bile düşünüyorum.

Sitcom'a nasıl adapte oldunuz?

TŞ-
Olmaya çalışıyorum. Farklı bir oyunculuk tarzı. Ezbere dayanıyor. Tiyatro oyunu gibi. Daha beden dili kullanmak gerekiyor, daha abartılı. Sinemada yakın planlara, gözler ve mimiklerin önplanda olduğu oyunculuğa alışık olduğum için, bu tam bir tiyatro tecrübesi oluyor benim için.

YENİ PROJELER

Buradan tiyatroya geçiş olabilir mi?

TŞ-
Evet düşünüyorum. Ama ona da öyle paldır küldür girmem. Ders almam gerekir.

Sizin niye televizyon dizileriyle aranız iyi olmadı Orhan Bey?

OG-
Ben 95'te yaptım ama devam etmedim. 4,5 sene evvel ciddi olarak düşündüm. Birbuçuk yıl senaryo çalışması yapıldı. Fakat bir yerde rahatsızdım, Erdoğan abiye (Tünaş) sordum, bunu çevirme, senin kimliğine uymuyor dedi. 200 bin dolar bölüm başına ayrılmıştı, kaldırıp attım. Şimdi yine araştırıyoruz.

Siz Türkan Şoray'ın oyunculuğunu eskiden beri nasıl izlediniz?

OG -
Severek ve onun sinemayı ne kadar sevdiğini, ne kadar gönül verdiğini anlayarak ve ömrünün setlerde geçtiğini görerek. Sinemaya ne kadar gönül verdiği başarısından belli.

TŞ - Sinema öyle bir şey ki asla ihaneti kabul etmez. Birazcık ihmal etseniz, dışlar. Aslında televizyondaki filmler de mesleğimin bir uzantısı. Bir yenilik bu, yeniliklere açık olmak lazım. İkinci Bahar çok sevildi mesela.. Hem televizyonda bir anda kitlelere ulaşıyorsunuz, güzel bir şey. Ama sinemayı da ihmal etmiyorum; iki senaryo kendim yazdırdım, eylülde Yusuf Kurçenli'yle bir filme başlıyoruz, önümüzdeki yıla kalan bir filmimiz var belki Ruslar'la ortak yapılacak, İtalyanlar'la ortak bir proje var. Ayrıca benim yönetmenliğini yapmayı düşündüğüm, tamamen kadın sorunlarını anlatan bir film var.

Siz Orhan Bey'in müziğini yıllar içinde nasıl dinlediniz?

TŞ -
İnanılmaz. Beni çok etkiliyor, duyarlı sözleriyle insanlara tercüman oluyor. İlk sadık dinleyicilerindenim.

OG - Ben Kaderimin Oyunu'nu yaptığımda, 30 yıl önce, Türkan Hanım onu

çok aratmış, ama talep çoktu, bulamamışlardı galiba. Ben de hediye ederim demiştim. Sonra öyle kaldı.

TŞ - Sonra ben onu filmde söyledim, Devlerin Aşkı'nda.

Her ikinizin ortak yanı, yıllardır kalıp haline gelmiş imajlarınız. Bu ‘‘kalıplı’’ görüntünüzün dışında ne yaparsınız? Mesela siz Orhan Bey, Türkan Şoray'ın siyah-beyaz bir filminde, zengin oğlana aşık olan fakir kıza üzülüp ağladığınız olmuş mudur?

OG -
Kalıp gibi görünüyoruz ama biz çeşitli duyarlılıklar taşırız. Tabii filmde ağlarım, bizi saf, güzel, katıksız, yalansız olan her şey ağlatabilir, güldürebilir.

Siz Türkan Hanım, sizi hiç öyle düşünemiyorum ama Batsın Bu Dünya'yı söyleyip, sarhoş olup isyan etmişliğiniz var mıdır?

TŞ-
Ağlarız, içeriz, sarhoş oluruz. İnsanız biz de. Eski Türk filmlerini seyrederken hüngür hüngür ağlıyorum.

Bir sinema filminde birlikte oynasaydınız, hangi rolleri oynardınız?

TŞ-
Sevgi insanlarıyız biz, sevgiyi anlatan bir film olmalı.

OG- İyi galip gelmeli. Mutsuz bitse bile olumluyu güçlendiren bir mutsuz son olmalı.

Birer ‘‘reklam yıldızı’’ olarak en beğendiğiniz reklamlar hangileri?

OG -
Cem hergelesinin (Yılmaz) reklamları güzeldi.

TŞ - Benim şu ‘‘Auu’’ var ya, ne reklamıydı o? (Turkcell) Çok hoşuma gidiyor.

En sevdiğiniz diziler?

OG -
Deliyürek. Kenan İmirzalıoğlu, beğeniyorum delikanlıyı. Asmalı Konak'ta otantik görüntüler hoşuma gidiyor. Sitcom'lar güzel.

TŞ - Asmalı Konak güzel, Kadir Bey'in (İnanır) dizisi güzel.

Orhan Bey, Türkan Hanım eylülde kaset çıkaracak. Sesini dinlediniz mi?

OG -
Hayır ama fazla uzak olmayan bir zamanda dinleyeceğiz.

TŞ - Sevim Hanım'ın yemekleri için buluşacağız da...

Reklam müziğinden yeni beste çıkacak

Reklamdaki kaş kaldırma ve göz kırpma sahneniz çok ilgi çekmiş. Siz buna ‘‘clark çekmek’’ diyorsunuz. Kaç yıldır clark çekiyorsunuz?

ORHAN GENCEBAY - Onu ben hep gayriihtiyari kullanmışımdır. Ama bir problem var, sadece sağ gözümü kırpabiliyorum.

Reklamda kullanılan müzik, yeni bir beste mi?

- Daha uzun bir bestenin bir bölümü denebilir. Kısa müzikler de birer etüd niteliğinde. Ama çalmak isteyenin biraz uğraşmasını gerektiren bir melodi. Kolay değildir yani. Teşvik eden bir yönü de var böylece.

Oradan bir beste çıkacak mı?

- Tabii. Şu anda çalışmaya başladım.Bir sözle ilgiliydi, bir dörtlük: Günlerin en güzeli senin doğumgünündür/Bana geldiğin her gün benim doğumgünümdür, diye... Tabii bu bestenin bir bölümü, gerisi için çalışıyorum.

Bunu Sevim Emre için mi yazdınız?

- Evet devamı öyle gelecek, o duyduğunuz melodi nakarat ve ara nağme olacak, ama onun bir A ve B bölümleri var, onlara yeni başladım, aşağı yukarı bir şeyler karaladım.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!