Hip-Hop’u sadece bir müzik türü sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz

Güncelleme Tarihi:

Hip-Hop’u sadece bir müzik türü sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 08, 2004 00:00

70’li yılların New York’unda, Bronx’un arka sokaklarında siyah Amerika’nın kent müziÄŸi olarak doÄŸdu hip-hop. DJ’lerin iki pikap kullanarak karıştırdıkları disko ritimlerinin üstüne, MC’lerin yani rapçilerin yaÅŸamlarını anlattıkları kafiyeli, ritmik dizeler ekleyerek yarattıkları bir müzikti.Grafiti ile donattıkları ve breakdans yaptıkları sokakların müziÄŸi, kısa sürede sadece bir ritim olarak kalmadı, bir yaÅŸam biçimine dönüştü. Gençlerin kendi doldurdukları rap kasetlerini takas etmeleriyle sokaktan sokaÄŸa, ÅŸehirden ÅŸehre yayılan bir alt-kültür haline geldi. Ve hip-hop, rock müziÄŸin yarım asırlık egemenliÄŸine son vererek, Amerika’nın en çok dinlenen müziÄŸi oldu. Artık bugün müzikten modaya, sinemaya kadar dev bir endüstri hip-hop.1973 yılında DJ Cool Herc, partilerde çaldığı ÅŸarkıların enstrümantal aralarını uzatmak için aynı albümü iki pikaptan çalan ilk DJ olduÄŸunda, bunun bir süre sonra tüm dünyayı etkisi altına alacak bir akımın baÅŸlangıcı olacağını bilmiyordu. Cool Herc’in uyguladığı bu metot, daha sonra Grandmaster Flash ve Afrika Bambaata tarafından geliÅŸtirildi ve hip-hop’un müziksel yapısı oluÅŸtu. Sonraki yıllarda, dinleyicileri çalınan müzikle dansa davet eden parti sunucuları yani MC’ler, rap yaparak mikrofonda yeteneklerini göstermeye, DJ’leri geri planda bırakmaya baÅŸlayınca hip-hop bugünkü haline büründü. Sugar Hill Gang’in ‘Rapper’s Delight’ adıyla 1979 yılında piyasaya çıkardığı ilk rap single’ın ardından 7 yıl sonra, 1986’da Run DMC adlı plak ÅŸirketinin, ünlü rock grubu Aerosmith ile yaptığı ‘Walk This Way’ ÅŸarkısı ise rap müziÄŸini bütün dünyaya duyurdu.BRONX’TAN YAYILDIHiç kimsenin beklemediÄŸi, hiçbir müzik ÅŸirketinin sipariÅŸ etmediÄŸi, varolan telif haklarını ve kanıksanmış ÅŸarkı sözü normlarını tepetaklak eden bu müzik, 70’li yıllarda Bronx’ta doÄŸdu aslında. Birkaç siyah Amerikalının ısınmak için yaktıkları varillerin etrafında atışma ÅŸeklinde birbirlerine söyledikleri ÅŸarkılar, kısa sürede saklandıkları ara sokaklardan çıkıp, caddelere, meydanlara, oradan da baÅŸka ÅŸehirlere taşındı. Zamanla Amerika’nın en etkili, en yaygın, en baskın müziÄŸi ve kültürü oldu. Öyle ki, Amerika’nın en çok satan müzik dergisi Billboard’un 11 Ekim 2003 sayısında ‘En çok dinlenilen 10 ÅŸarkı’ sıralamasındaki 10 ÅŸarkının hepsi de hip-hop türündeydi. Amerika tarihinde ilk defa 10 siyah ÅŸarkıcıyla oluÅŸan bu liste, bir zamanlar kapılarını rap müziÄŸe kapayan radyoların artık hip-hop akımına teslim olduÄŸunu kanıtlıyordu.Hip-hop’un en önemli özelliÄŸi, sadece bir iki yıldız ÅŸarkıcının borusunu öttürdüğü bir alan olmayıp, çok sayıda siyah gence yükselme olanağı saÄŸlayan bir platforma dönüşmesi. Bunun baÅŸlıca nedeni de, hip-hop’un ilk günlerinden beri yalnızca bir müzik türü olarak deÄŸil, bir kültür akımı olarak geliÅŸmiÅŸ olması. Ãœstelik siyahların yarattığı ve bugün sadece Amerika’da 45 milyon kiÅŸiye hitap eden bu müziÄŸin dinleyicilerinin yüzde 80’i beyaz.DJ, MC, B-BOY VE...New York gettolarındaki ilk yıllarında hip-hop kültürünün dört ana unsuru vardı: DJ, MC, B-Boy ve Grafiti. DJ’ler pikaplarında ritimleri karıştırıp müziÄŸi yaratırdı. MC’ler, dinleyicileri dansa davet etmek için bu müziÄŸin üstüne kafiyeli dizelerini okurlardı, yani rap yaparlardı. B-Boy’lar, bu ÅŸarkılara break-dance yaparak eÅŸlik ederlerdi. Grafiticiler ise grafik tasarımlarını hip-hop kültürünün yeÅŸerdiÄŸi bu sokak aralarındaki duvarlara sprey boyayla iÅŸlerlerdi.Özünde ağız dalaşının yattığı bu müzik, beraberinde sataÅŸmaları ve sonrasında kavgaları da getirdi. New York’taki ve Los Angeles’takiler arasındaki rap sataÅŸmaları zamanla doÄŸu-batı savaşına dönüştü ve önce batının en yetenekli MC’si Tupac Shakur 1996’da, doÄŸunun en sayılan MC’si Biggie Smalls da 1997 yılında faili meçhul cinayetlere kurban gittiler. BaÅŸlarda rap’in medyada daha çok yer almasına yardım eden doÄŸu-batı savaşı lafta kalmayıp, belki de tüm zamanların en yetenekli iki rapçisi bu anlamsız kan davasında kaybedilince rap camiasının aklı başına geldi. Hip-hop’un bu çok-merkezli yeni dünya düzeninde rapçiler arasındaki dayanışma zamanla arttı. Müzikten bir alt-kültüre uzanan yol da iÅŸte belki de böyle açılmış oldu. Dayanışma ve sadakatin de ötesinde hip-hop kültürünün özünde gettoların acımasız sokaklarında törpülenmiÅŸ olan, bir hayatta kalma içgüdüsü, medeni cesaret ve giriÅŸimcilik ruhu yatıyordu. Bu özellikler sayesinde hip-hop, doÄŸduÄŸu yıllardaki basit, nahif köklerinden bugün bulunduÄŸu yere gelebildi.ŞİRKETLERÄ°N EFENDÄ°LERÄ°20. yüzyılın ilk yarısındaki hemen her müzik ve dans akımı, yüzyılın baÅŸlarında New Orleans’ta doÄŸan caz müziÄŸin etkisiyle ÅŸekillendi. GeçmiÅŸte bir iki istisna dışında müzisyenler kendi ürettikleri müziÄŸin haklarına sahip deÄŸillerdi ve kimin yıldız olacağına müziÄŸin içinden gelenler deÄŸil de büyük müzik ÅŸirketlerinin prodüktörleri karar verirlerdi. Aynı ÅŸekilde marjinal sesler sansüre uÄŸrar, müzik piyasasının dışına itilirlerdi. Eskiden popüler kültürle ilgili her yatırım ve karar, varolan dev ÅŸirketlerin elindeyken hip-hop’un bağımsızlığı bu kültürün öncülerinin sergilediÄŸi giriÅŸimcilik sayesinde büyük ölçüde devam ediyor. Bugün hip-hop’un ustaları hem müziklerinin hem de kendi ÅŸirketlerinin efendileri. ÖrneÄŸin, Death Row’dan ayrılıp Aftermath Records’i kuran Dr. Dre, kendi ÅŸirketinden Eminem’i çıkarttı. Ãœnlenip kendi ÅŸirketi Shady Records’i kuran Eminem ise kendinden bu yana çıkan en yüksek satışlı rapçiyi, 50 Cent’i keÅŸfetti.EMÄ°NEMElvis’ten sonra gelen en büyük beyaz müzik idolüEminem, çoÄŸu müzik otoritesinin gözünde hip-hop devriminin tamamlanması için gereken tek ÅŸeydi. Siyahların rap yeteneÄŸine saygı duyabileceÄŸi, beyazların da eleÅŸtirmelerine raÄŸmen dinlemeden edemeyecekleri beyaz bir rap süperstarı -yani Elvis’in rap yapan versiyonu- gerekiyordu o da Eminem oldu. Detroit’li rapçi Marshall Mathers’i keÅŸfeden plakçılar, 1998 yılında ‘Slim Shady’ albümüyle Eminem’i dünyaya sundular. Püriten Amerikan deÄŸerlerini ve statükoyu tehdit eden Eminem de, zamanla daha iyi imkanları olmasına raÄŸmen siyah yaşıtları kadar sistemin dışında kaldıklarını hisseden beyaz gençlerin idolü oldu. ‘Elvis’ten bu yana gelen en beter ÅŸey benim, zenci müziÄŸini bencilce kullanıp kendimi zengin ettim’ diyen Eminem, kısa sürede tüm zamanların en çok satan rapçisi oldu. Rap’in ilk yıllarında ‘Yo MTV Raps’ programıyla rap müziÄŸe haftada yarım saat ayıran MTV, neredeyse Eminem TV’ye dönüştü. Şöhretleri, reklam ve tanıtım garantisi Amerikan sinema endüstrisi, yeni çıkan her akımda olduÄŸu gibi hip-hop’ta da zaman kaybetmeden konuya dahil oldu. 1982’de ‘Wild Style’ ile Fab Five Freddy ve Rock Steady Crew beyazperdeye adım atan ilk rapçiler oldular. 1985’te hip-hop kültürünün patronu Russell Simmons, kendi müzik ÅŸirketi Def Jam’in hikayesinden esinlenen ‘Krush Groove’ filmiyle bir ilke daha imza attı. Bu filmin yapımcılığını üstlenen Simmons, hem Def Jam’den Run DMC ile LL Cool J’in kariyerlerini ilerletti hem de onların hayranlarını sinemaya çekerek ciddi giÅŸe geliri elde etti. Hip-hop ve sinema arasındaki ticari bağı oluÅŸturan ‘Krush Groove’un baÅŸarısının ardından YeÅŸilçam’ın assolist filmleri gibi rapçilerin reklamını yapmak amacıyla siyah kitleleri hedefleyen filmler ortaya çıktı. Bu arada, 90’lı yılların başında rap müziÄŸin popülaritesi artarken, siyahi yönetmenlerin ürettiÄŸi ‘Juice’, ‘New Jack City’, ‘Boyz ‘n the Hood’ gibi getto hikayeleri anlatan bağımsız filmler seyircilerin ve eleÅŸtirmenlerin dikkatini çekmeye baÅŸladı. Bu filmlerin konuları, rapçilerin yaÅŸadıkları veya mikrofonda söyledikleriyle örtüştüğü için bu filmlerde rol alan Ice Cube ve Ice-T gibi ünlü gangsta-rapçiler ilk oyunculuk sınavlarını verme imkanı buldular. Çok geçmeden rapçilerin Hollywood için yeterli olmanın ötesinde yararlı ve hatta gerekli olduÄŸu anlaşıldı. Çünkü bir filmde rol alacak kadar kendini kanıtlamış ve isim yapmış bir rapçinin seyircisi de hazırdı. Ãœstüne üstlük, rapçilerin filmlerin soundtrack’i için hazırladığı ÅŸarkılar ve bu ÅŸarkıların klipleri filmlerin tanıtımını en etkili biçimde yapıyordu. Daha da ötesi, rap müziÄŸin yükseliÅŸine paralel olarak artan filmlerin soundtrack satışları sayesinde film yapımcıları hem bedava reklam hem de ciddi yan gelirler elde ederek bir taÅŸla iki kuÅŸ vurmuÅŸ oldular.MODAKendi modasını ve markalarını yarattıİlk baÅŸlarda hip-hop sevenler giyim tercihlerini var olan markalardan yana kullandılar. Tommy Hilfiger ve Polo Ralph Lauren hip-hop dünyasında statü sembolü olan markalardı. Hip-hop’un kendi markalarının piyasaya çıkmasından önce sıkça uygulanan bir metot vardı, bilinen markaların ürünleri alınır ve bir ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirilerek kullanılırdı. ÖrneÄŸin rapçiler arasında çok popüler olan Adidas ayakkabıların ve Timberland marka botların baÄŸcıkları çıkarılır öyle giyilirdi. Hip-hop’un yükseliÅŸinin en görünür örneÄŸi, yıllık 2 milyar dolarlık cirosuyla Amerika’daki tekstil endüstrisinin en hızlı büyüyen pazarı olma özelliÄŸi taşıyan hip-hop giyim sektöründe ortaya çıktı. 1990 yılında ilk hip-hop giyim markası olan FUBU piyasaya çıktı. FUBU’nun açılımı olan ‘For Us By Us’, yani ‘Bizim için bizim tarafımızdan’ sloganı sonradan gelen markaların da çıkış noktası oldu. Hip-hop tarihinin her noktasında imzası olan Russell Simmons, 1992 yılında kurduÄŸu Phat Fashions ÅŸirketiyle müzik sektöründen gelip tekstile yatırım yapan ilk isim oldu. Zamanında grafiticiler tarafından ifade edilen hip-hop’un görsel boyutu, artık kendini ÅŸehir duvarlarından çok, hip-hop tarzı giyim-kuÅŸamda göstermeye baÅŸladı. Beyaz grafiti sanatçısı Marj Eko, bir zamanlar grafiti tasarımlarını bastırdığı tişörtleri elden satarken bugün en büyük hip-hop giyim markalarından birinin, gergedanlı logosuyla ünlü Ecko’yu yarattı.PORTREHip-hop imparatorluÄŸunun kralı Russell SimmonsHip-hop kültürel, sosyal, ekonomik anlamda bir akım deÄŸil de her yönüyle gerçek bir devrim olsaydı, ÅŸu an Beyaz Saray’da tahtta oturan isim hiç şüphesiz ki Russell Simmons olurdu. Russell Simmons, müzik ve iÅŸ dünyasına kardeÅŸinin üyesi olduÄŸu Run DMC grubunun menajeri olarak girdi. 1984 yılında arkadaşı Rick Rubin’le Rubin’in New York Ãœniversitesi’ndeki yatakhane odasında 5 bin dolar sermayeli Def Jam ÅŸirketini kurdu. Elden kaset-plak satışı dönemi pek uzun sürmedi ve 1985’te Sony, Def Jam’le dağıtımcılık anlaÅŸması imzaladı. LL Cool J, Run DMC, Public Enemy, Beastie Boys gibi hip-hop’un ilk büyük isimlerini müzik piyasasına kazandıran Def Jam çok geçmeden sektörün en büyük ÅŸirketlerinden biri haline geldi. 1988’de Rick Rubin’in ayrılmasıyla Simmons, hip-hop akımının itici gücü Def Jam’in başındaki tek isim olarak kaldı. Moda ve medya alanında yeni yatırımlara giriÅŸen Simmons 1994 yılında ÅŸirketin hisselerinin yarısını Polygram’e sattı. Geri kalan hisselerini de, 1999’da Polygram’i satın alan Universal’e sattı ancak 2003 yılına kadar Def Jam’i yönetmeye devam etti. Universal bünyesi altında Island Records’la birleÅŸen ve Jay-Z, Ja Rule ve Ludacris gibi hip-hop’un dev isimlerinin baÄŸlı olduÄŸu Def Jam geçen sene 700 milyon dolarlık cirosuyla müzik endüstrisinin ikinci en büyük ÅŸirketi oldu. Åžu anda müzik piyasasından elini çekmiÅŸ gibi görünmesine karşın ‘hip-hip kültürünün patronu’ sayılan Russell Simmons, diÄŸer alanlardaki giriÅŸimleriyle Amerika’nın gençlik kültürünü ve pazarını yönlendirmeye devam ediyor. EKONOMÄ°Hip-hop dinleyenlerin toplam harcama gücü 1 trilyon dolarAmerika’da gençlik kültürünü yönlendiren bir sosyal fenomen olmasının yanı sıra hip-hop artık dev bir endüstri aynı zamanda. Amerika’daki lüks tüketimin dörtte birinin hip-hop kültürünün etkisi altında olduÄŸu ve hip-hop dinleyicilerinin toplam harcama gücünün 1 trilyon dolar civarında olduÄŸu tahmin ediliyor. Bugün dev holdinglerin, ünlü markaların hepsi hip-hop’un popülaritesinden kazanç saÄŸlamaya çalışıyor. Åžirketler, marka imajlarını deÄŸiÅŸtirip multikültürel pazarlama departmanları kurarak genç kuÅŸağın dilinden konuÅŸmaya, ‘street cred’ yani sokak itibarı elde etmeye çalışıyorlar. Yapılan bir araÅŸtırmaya göre hip-hop tarzı albümlerin cd satış gelirleri 2003 yılında 1 milyar doları aÅŸtı. Aynı araÅŸtırmaya göre hip-hop endüstrisinin toplam yıllık cirosu 10 milyar dolara ulaÅŸtı. POLÄ°TÄ°KAAday çıkarabilirlerBu akımın yakın gelecekteki hedefi, Amerika’da politik anlamda da varlığını hissettirmek. Hip-hop dünyasındaki bütün trendlerin öncüsü olan Russell Simmons’in giriÅŸtiÄŸi dar gelirli Amerikalılar’ı seçim sistemi konusunda eÄŸitme ve seçmen kütüğüne yazdırma kampanyası bu yönde bir sinyal. Politik içerikli rap’in öncüsü Public Enemy’nin lideri Chuck D.’nin George Bush’a muhalefet eden aydınların oluÅŸturduÄŸu Ait America radyosunun kurucuları arasında olması ve burada her akÅŸam mikrofon başına geçmesi de politikada yaklaÅŸan hip-hop rüzgarlarının iÅŸaretçisi. Daha da önemlisi, 11 Eylül sonrası politize olan Amerika’da, Eminem de dahil birçok rapçinin ÅŸarkılarında açıkça George Bush’u ve diÄŸer politikacıları sıkça eleÅŸtiriyor olmaları nedeniyle, özünde protest bir yan taşıyan hip-hop’un çok yakında kendi politik ÅŸahsiyetlerini yaratması iÅŸten bile deÄŸil.TÃœRKÄ°YE’DE HÄ°P-HOP1995 yılında Cartel’le Türkiye’ye adım atan rap, ÅŸu anda pasajlarda, sokak aralarında, evlerde kurulmuÅŸ derme çatma stüdyolarda, metotlu defterlerin arkasına çiziktirilmiÅŸ dizelerde, piyasaya çıkan tek tük albümde nota nota ilerliyor ve Türkiye’de de patlayacağı günü bekliyor. On yıl içinde Türk-Pop’un yerini Türk-Rap alır, radyo istasyonları dinleyicileri ‘Yo Yo Yo N’aber Türkiye!’ diye selamlar, Karakan’dan Alper A. sinema yıldızı olur, Kabus Kerim reklamlara çıkar, çocuklarınız Nefret marka blucin giyer, seyrettiÄŸiniz bir Trabzonspor maçının devre arasında Avni Aker Stadı’nın hoparlörlerinden kemençe üstüne iÅŸlenmiÅŸ Laz aksanlı rap dizeleri akarsa ÅŸaşırmayın.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!