GeriKelebek Hayatımıza giren yeni laf LİBERAL FAŞİZMSaçmalık mı, değil mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayatımıza giren yeni laf LİBERAL FAŞİZMSaçmalık mı, değil mi?

Hayatımıza giren yeni laf LİBERAL FAŞİZMSaçmalık mı, değil mi?
refid:11462834 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

Geçen yılın başında ABD’de "Liberal Fascism" adlı bir kitap çıktı. Kitabın sağcı bir gazeteci olan yazarı Jonah Goldberg, ABD’deki anlamıyla liberalizmin ve solculuğun kaynağını faşizmden aldığını, faşizmin Stalin tukaka yapana kadar ilerici bir hareket olarak kabul edildiğini söylüyordu. Tabii ABD liberalleri ona çok kızdı, tv programlarında ateşli tartışmalarda sesler yükseldi, Goldberg’in web sitesi hack’lendi.

Türkiye’de de birkaç aydır liberal kesim için Goldberg’in kitabı referans gösterilerek bu deyim kullanılıyor. Bazı köşe yazarları faşizm gibi 20’inci yüzyılın ortalarından beri kötü ve aşağılayıcı her şey için kullanılan, hatta bir küfre dönüşen bu kavramı açık açık yazdı, bazıları ise liberal kesimin farklı düşünenler üstünde bir baskı kurduğunu satır arasında geçirdi.

Mesela Mehmet Barlas "Liberaller faşist, sosyal demokratlar nasyonal sosyalist olabilir" başlıklı yazısında faşizmin bu devirde bir ülkeye nasıl sızabileceğinden bahsetti. Uluslararası ilişkiler profesörü Fuat Keyman kendine demokrat diyenlerin totaliter tutumuyla ülkenin krizden çıkamayacağını yazdı. Nuray Mert "Şimdilerde demokratlık ezberi hákim. ’Başörtülü kızcağızı, camiye giden vatandaşı neden öcü gibi görüyorsunuz?’ deseniz, ’Vay sen de İslamcı oldun’ diyenler, ’Ama mahalle baskısı diye bir şeyi de inkár edemeyiz’ deseniz, işi ’Vay demek ki darbeci oldun’ demeye vardırdılar. Her sorunun faturası, Kemalizme, Cumhuriyetçiliğe, laikçiliğe çıkmaya başladı" dedi. En sert eleştiri ise yakın zamanda Serdar Turgut’tan geldi. Liberal kesimin siyaseten doğrucu tavrından çok sıkıldığını söylüyordu.

Önce liberal faşizm gibi birbiriyle yan yana gelmesi çok zor iki kelimeyi bir deyim olarak ortaya atan Jonah Goldberg’le konuştuk, sonra da Türkiye’deki entelektüellere böyle bir kavram olup olamayacağını sorduk.

Prof. FUAT KEYMAN - Siyaset bilimci

Farklı görüşleri statükoculukla eleştirmek otoriterliktir

Liberalizm, eğer haklar, özgürlükler, hukuk devleti ve bu temelde bir adalet anlayışı ve sistemi olarak düşünülürse, o zaman faşizmle arasında bir ilişki olmaz. Ama liberalizm, sadece düzenlenmemiş serbest pazar ve ağırlıklı olarak ekonomik çıkar ve fayda temelinde bireyciliğe indirgenerek düşünülürse, o zaman liberalizm otoriter bir siyaset ve toplum zihniyetini ortaya çıkartabilir. Bu noktada faşizme yol açma ya da destek verme sorunu ortaya çıkar. Liberalizmi tek doğru kabul edip, farklı görüşleri sürekli statükoculukla eleştirmek de, zihniyet dünyasında otoriterliği ortaya çıkartır. Son dönemde demokratlık anlayışlarını bu temelde kuranlar, aslında otoriter bir zihniyeti sergilemektedirler.

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ- Sosyalist yazar

Destursuz faşizm yaftası politik hamlıktan gelir

Bu tartışma bizim için haddinden fazla "Amerikan" sayılır. Çünkü "liberal" ve "liberalizm" terimlerinin Amerika’da ve bizdeki siyasi karşılıkları neredeyse bütünüyle ters anlamlı. Bizde liberalizm özellikle ekonomide devlet müdahalesinin asgariye indirilmesini öngörür, ABD’de ise devlet müdahaleciliğinden yanadır. Liberalizme ve faşizme kıta Avrupası ve dolayısıyla Türkiye siyasi yazınında yüklenen anlamlar dolayısıyla, liberal-faşizm deyimi, tıpkı liberallerin Marksizme yamanmak için zaman zaman kurmayı denedikleri liberal-Marksizm kavramı gibi, bir oksimoron sayılır okyanusun bu tarafında. Siyaseten hiçbirşey açıklamaz. Siyasi doğruculuk da, evet zaman zaman ifrata varan uygulamaları dolayısıyla can sıkıcı olabilir ama baskının her şekline faşizm demek, faşizm karşısında dilsiz kalmak gibi bir tehlikeyi de davet eder. Bu destursuz "faşizm" yaftalamaları daha çok politik hamlıkla ilgili birşey bence.

SERDAR TURGUT - gazeteci

Siyaseten doğruculuktan sıyrılmış kültürel Marksistim

Liberal faşizm kavramı ilk önce kapsamlı olarak ABD’de üretildiğinden Amerikan siyasi tarihine özgü anlamlardan kurtarılarak kullanılmalıdır Türkiye’de. Ne var ki burada da kavram sola ait bir kavramdır, çünkü şimdilerde kendilerine özgürlükçü diyen insanların büyük bölümü sol gelenekten gelmektedir. Türkiye’de solun fena halde tahammülsüzlük geleneği vardı. Bu gelenekten gelen ve şimdilerde kendilerini liberal olarak tanımlayan insanlarda şimdi de siyaseten doğruculuk tavrı vardır. Askere karşı olmak ve Cumhuriyete eleştirel bakmak, onların siyaseten doğruculuğunun hayatî öğeleridir. Onları faşist yapan bir nokta da bu şekilde düşünmeyen insanları "farklı düşünen" olarak değil, hemen "düşman" olarak tanımlamalarıdır. Bu tavırdaki insanlar çoğunlukla birbirine sürü mentalitesiyle bağlıdırlar. Birbirlerini korur ve kollarlar. Türkiye’de belirgin bir liberal faşist hareket yok. Ama daima birlikte hareket eden insanların oluşturduğu bir küme var. Ben şimdi kendimi siyaseten doğrucu tavırlardan tamamen kurtulmuş bir kültürel Marksist olarak tanımlıyorum.

BASKIN ORAN Siyaset bilimci

Bakire anne olmayacağı gibi liberal faşizm de olmaz

Nasıl bakire anne diye bir şey olmazsa, faşizmin liberali ya da liberalin faşisti de olmaz. Hepimizin otoriter tarafları olabilir. Ya da hepimiz sevgililerimizi aldattık, hepimiz ikiyüzlülük yaptık ama bu bir kafa yapısı olarak bize yapışmadı. Her insan hem iyidir hem kötüdür, ama faşist olmak böyle bir şey değil. Bir zihniyet sistemidir.

NURAY MERT Siyaset bilimci yazar

Faşist çok sert bir deyim ama liberal dayatma var

Liberal faşistlik çok sert bir deyim ama liberal otoriterlik, liberal dayatmacılık diye bir şeyden söz edebilirim. Liberallik adı altında öne sürülen görüşler dogma halini alabiliyor rahatlıkla. O dogmaları sorgulayamıyorsunuz. Türkiye’de liberal görüşler dogmatik bir hal aldı. Ben de o liberal ezberin, klişelerin dışında bir şey söylediğim zaman tepkiler alıyorum. Bana Türk İntikam Tugayları’nın uzantısı diye saldıranlar bile oldu. Daha ne olsun! Böyle bir dayatma var Türkiye’de.

MEHMET BARLAS - gazeteci

Bütün bunlar toplumdaki kamplaşmanın sonuçları

Liberal faşizm diye bir şey olamaz, "lodos-poyraz rüzgarı" esti, demek gibi bu çünkü. Faşizm zamanında ilerici bir hareketti diyerek liberalliği buna bağlamak mantıklı değil. Miladın olduğu tarihe giderseniz, Hıristiyanlık da çok ilerici bir hareketti. Türkiye’deki bu kavramlar çok karışık çünkü bireysel ilişkiler üstüne şekilleniyor. Mesela AKP’ye kızanlar liberallere de kızıyor ya da Ergenekonculara kızanlar Cumhuriyetçilere sinirleniyor. Halbuki Cumhuriyetçi olmak ille de Ergenekoncu olmak anlamına gelmez ki. Bütün bunlar toplumdaki kamplaşmanın sonuçları.

ÖMER LAÇİNER Sosyalist yazar

Liberaller bizden korksun

Kendilerini liberalizmin sadece iktisadi anlamıyla sınırlayanlar bazı diktatörlük rejimleriyle uyuşurlar. Mesela Milton Friedman önemli bir liberaldi ve Pinochet’nin akıl hocalığını yapıyordu. Bu, onun midesini bulandırmıyordu. Ama bizim anladığımız manasıyla siyasi liberaller faşizmle uzlaşmaz, insanların söz söyleme özgürlüğünü savunurlar. Türkiye’deki liberallere faşist demek de olacak iş değil. Yalnız liberalizmin şöyle bir huyu vardır; kendi fikirlerinden farklı düşünenlerin hakları konusunda titiz değildir, benim ayrıca onları savunmak gibi bir yurttaşlık görevim vardır, demez. Türkiye’deki liberallerin çeşitli kesimlerin fikirlerini kontrol ettiği fikrine de katılmıyorum. Böyle hissedenlerin kompleksi vardır. Örneğin biz Birikim Dergisi ve çevresindeki sosyalistler olarak liberallerden çok daha fazla şey söylüyoruz Ergenekon hakkında. Hiçbir zaman da "Aman şunu söylersek liberalleri kızdırırız, üstümüze gelirler" demeyiz, liberaller bizden korksun!

CÜNEYT ÜLSEVER -Gazeteci yazar

Para-liberal olabilirler ama faşisti haketmiyorlar

Liberal faşizm terimini Türkiye’de kullanmaya kalkışınca "oksimoron" olmanın ötesinde, terim tam bir "zırva" haline geliyor. Goldberg’in incelediği gelenek ile bizim düşünce iklimimiz çok farklı. Terimi Türkçe’ye ithal edenler sadece tembellik ediyorlar. Tıpkı Fransa’dan İkinci Cumhuriyet terimini ithal ettikleri gibi. Türkçe’de kullanıldığı anlamıyla liberalizm ve "faşizm" arasında herhangi bir ortak nokta olamaz.

Terim, o kadar ucuza indirgenmiş ki, AKP yanlısı liberaller AKP’yi eleştiren liberallere, AKP’yi eleştirenler de AKP yanlısı liberallere kolaylıkla "liberal faşist" diyebiliyorlar.

Benim tavrım ise basit: AKP yapısında bir zihniyete "liberal" diyenler liberal olamazlar, onlar için bir terim uydurmak gerekirse, maddi (para) çıkarlarını ön plana almalarından da esinlenip, tam anlamıyla asker olmayan ama benzer görevleri yüklenenler için kullanılan paramiliter kelimesi ile paralellik kurarak, "para-liberal" demek daha doğru olur.

Prof. AYŞE BUĞRA- İktisatçı

Liberalizm bireyi özgürleştirmez

Liberal faşizm kavramı tam olarak nedir bilmiyorum ama devletin küçülmesini ve hiçbir şeye karışmamasını söyleyen liberalizm, bireyi özgürleştirici bir şey değildir zaten. Bireyin özgürleşmesi için sosyal haklar gereklidir ve bunun için de devlet müdahalesi şarttır.

False