GeriKelebek Haftanın albümleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Haftanın albümleri

FOMA
AĞZIMDA TABANCA
We Play

Ben ‘90’lar çocuğuyum. Dolayısıyla hayatımın önemli bir kısmı Mavisakal dinleyerek geçti. ‘Kan Kokusu’ benim için hâlâ tüm zamanların en iyi Türkçe rock albümlerinden biridir. Hâl böyleyken Mavisakal kadrosundan Murat Tümer’i de sonraki projelerinde takip etmeye çalıştım. Kendisi 2007 yılında Foma’yı kurdu ve şu an yola Batur Yurtsever (basgitarist), Tanju Eren (gitarist), Evren Uysal (vokal) ve Dağhan Kök (gitarist) ile devam ediyor. Kendi adını taşıyan ilk EP’sini 2008’de, ‘Albüm’ adını taşıyan ilk albümünü ise 2009’da yayımladı Foma. Ben açıkçası Foma’yı bugüne kadar işin sound kısmına bir hayli önem veren ve sahne performansı konusunda da çok titiz bir rock grubu olarak bildim. 4 şarkıdan oluşan kısa albümleri ‘Ağzımda Tabanca’ sonrasındaysa benim için yerli rock camiası içinde gitar tonu en iyi, en güçlü olan birkaç gruptan biri olmuş durumda. Ne yalan söyleyeyim, bu kadarını beklemiyordum. EP’deki 4 şarkı da Foma’nın geleceği adına beni çok heyecanlandırdı. Bir sonraki albümlerini merakla bekliyorum, zira 4 şarkı kesmedi! Her gitar çalana ‘rock’çı’ denen müzik cahili bu ülkede Foma, muhteşem bir sound’la ders veriyor adeta. Rock seviyorsanız bu EP’ye kesinlikle kulak verin. Pişman olmayacaksınız.

TRAIN
CALIFORNIA 37
Columbia / Sony Music

Henüz tatile çıkmadıysanız ve bu albümü dinlemediyseniz size iyi bir haberim var: Şahane bir tatil ve yol albümü sizi bekliyor! Vokalist Patrick Monahan’ın Led Zeppelin cover’ları yapan grubunun dağılmasından sonra 1994’te kurulan, ‘98’de kendi imkânlarıyla çıkarttıkları ilk albümleriyle isimlerini çok duyuramayan, fakat 2001’de ‘Drops of Jupiter’ albümü ve aynı isimdeki parçalarıyla uluslararası bir üne sahip olan Train, kariyerinin altıncı stüdyo albümüyle karşımızda. Bir önceki albümlerinin isminde San Francisco geçen grup, (bkz. ‘Save Me, San Francisco’) bu sefer Kaliforniya’dan sesleniyor bize; bol güneşli, ışıl ışıl yollardan, sahillerden, yaz aşklarından... ‘California 37’ romantik komedilere soundtrack olacak seviyedeki (Bunu büyük bir romantik komedi fanatiği olarak yazıyorum) aşk şarkılarıyla dolu, pop kültüre referans yapmaktan da çekinmeyen, Train’in geri dönüşü sonrası sevenlerine idareten nefes aldıracak bir albüm olarak dikkat çekiyor. Pop rock albümü deyip geçmeyin; yormayan pop rock albümler, canınız sıkıldığı zaman TV’de denk geldiğiniz romantik komediler kadar iyi bir etki bırakır. Üstelik ‘California 37’de zengin bir müzikal altyapı ve nitelikli bir beste işçiliğinin olduğu da bir gerçek.

HARUN KOLÇAK
YENİDEN DOĞUYORUM
Esen Entertainment

Türkçe pop dinleyenler arasında yaşı 30’un üzerinde olan hemen herkes ve 25’in üzerinde olan birçok kişi Harun Kolçak ismine âşinadır. Yeşilçam’ın 1970’lerdeki jönlerinden Eşref Kolçak’ın oğlu olan Harun Kolçak, 90’lı yılların Türkçe pop sahnesindeki enteresan figürlerindendi. 1991 tarihli ilk albümü ‘Beni Affet’te yer alan ‘Gir Kanıma’ ile patlama yapmış, 2000 yılına kadar da uzun aralar vermeden albümler yayımlamaya devam etmişti. Son albümünü 2007’de çıkaran Kolçak ‘Yeniden Doğuyorum’ ile sessizliğini bozuyor. Bu albümün kendisi için çok özel bir yere sahip olduğunu söylüyor ve yıllardır biriktirdiği tüm duyguları bu albüme yansıttığını, yaşadıklarının kendisine unutulmaz şarkılar hâlinde geri döndüğünü belirtiyor. Açıkçası ben bu albümde ‘unutulmaz’ tek bir şarkıya bile rastlamadım. Yaşadığı rahatsızlıklardan sonra sağlığına kavuşan ve bu süreçte yaşadıklarını şarkılara döken Kolçak, bu albümünü annesine hediye etmiş. Albümde Kolçak’ın söz ve bestelerinin dışında; Fatih Erdemci, Garo Mafyan, Mert Ekren, Furkan Işıldar gibi müzisyenlerin de imzaları bulunuyor. Düzenlemelerin Tufan Taş, Mert Ekren ve İskender Paydaş’a ait olduğu albümün sürpriziyse, şarkılardan birinin sözünün Aysel Gürel’e ait olması.

CLASSIC
FARKINDA HERKES
Pasaj Müzik

‘Az laf, çok iş’ anlayışından ziyade ‘Çok laf, az iş’ düsturunu benimsemiş bir ülkede rap müziğin bugün çok daha iyi bir noktada olması gerekirdi! Şaka bir yana, benim de sıklıkla dinlediğim türlerden biridir hip hop / rap ve bu yüzden de Türkiye’de çıkan yerli rap albümlerine çok önem veriyorum. Naci Berktaş ve Kerem Gülsoy ikilisinden oluşan Classic de ilk albümünü çıkardı ve radarıma girdi. Hip hop’ın doğasında var olan ‘kibir’, mütevazılık kavramına sıkı sıkıya bağlı olan Doğu kültürleri üzerinde iyi sonuçlar vermiyor ama Classic’in en azından hip hop’ın özüne uygun bir çizgisi olduğu duyuluyor mısralardan. Bu arada rap dedim diye; takip etmekte zorlanacağınız bir hızda, kelimelerin durmaksızın peş peşe sıralandığı bir kaos gelmesin aklınıza. Classic gayet orta tempoda ilerliyor ve melodik altyapıların üzerinde aceleci bir tavır sergilemiyor. Benim Türkçe rap’te çıtam Ceza olduğu için, dinlediğim her Türkçe rap işini o çıtayı göz önünde bulundurarak değerlendiriyorum. Açıkçası o çıtaya Classic’ten çok daha yakın olan onlarca yeraltı örneği var Türkiye’de. Classic de henüz ‘olmuş’ değil, 10 sene sonra bu albümü pek ciddiye alacaklarını sanmıyorum. Ama yazdıkça ilerleme kaydedeceklerini düşünüyorum.

KENAN DOĞULU
AŞKA TÜRLÜ ŞEYLER
DMC

Güzel bir ‘90’lar esintisi gibi...
Türkiye’de pop müziğin zirve yaptığı dönemin ‘90’lar olduğu görüşünü benimle paylaşan çok sayıda insan olduğunu biliyorum. Uzun süredir yapılan ‘90’lar Türkçe pop partilerinde de o döneme olan özlemin çok güçlü olduğunu görüyoruz. ‘90’larda yapılan şeylerin bugünkü fabrikasyon ve kopyala - yapıştır üretim süreciyle alakası yoktu. En azından genel anlamda böyleydi. Evet, belki imkânlar günümüzdekinin bin ışık yılı gerisindeydi ama zengin ve içi dolu bir yelpazeye sahiptik. Ne olduysa teknolojinin ilerlemesiyle, mecraların artmasıyla oldu; Türkçe popun kalite seviyesi şaşırtıcı ve rahatsız edici seviyelere indi, herkes birbirinin aynısı olmaya başladı. İşte düşüşe geçen bu ivme içerisinde Kenan Doğulu, zaman zaman bocalasa da belli bir kalite çizgisini hep tutturdu.
Doğulu şimdi de kariyerinin dokuzuncu stüdyo albümüyle son haftaların en çok dinlenen isimlerinden biri yine. Yaz sezonunda pop kulvarında rekabet zordur. Bakıyorum, neredeyse aynı ay içerisinde Nil Karaibrahimgil, Yalın, Mustafa Sandal ve Serdar Ortaç’ın yeni albümleri çıktı. Kenan’ın ‘Aşka Türlü Şeyler’i diğer dört ismin yeni albümü arasında en iyisi. Evet, iki hafta önceki Nil Karaibrahimgil kritiğimde ‘Ben Buraya Çıplak Geldim’in Türkçe popta bir klasik olacağını yazmıştım, hâlâ da arkasındayım o yorumumun. Ama ‘Aşka Türlü Şeyler’de başka bir hissiyat var. Şahane melodiler, usta işi müzisyenlik, pırıl pırıl bir sound, akıp giden besteler, saçmalamayan şarkı sözleri (Ki Türkçe popta bunu başarmak artık neredeyse imkânsız gözüküyordu!) bir araya gelmiş ve güzel bir ‘90’lar esintisi ortaya çıkmış.
Öne çıkan şarkıları sıralayayım dedim ama albümde yer alan 16 şarkıyı da tek tek yazacağım diye çekindim. Yine de özellikle ‘Bal Gibi’ ve ‘Bisiklet’e dikkat çekmek istiyorum. ‘Hayırdır İnşallah’taki rock‘n’roll tadı ise albüme çok cool bir hava katmış. Katmanlı bir albüm bu. Tempo sabit değil, sound değişiyor, enstrümanlar arasındaki roller her şarkıda farklılaşabiliyor, hatta şarkıların içinde türler arası geçişler bile oluyor (funk, elektronika, rock, alaturka) ama sonuç itibarıyla ortaya lezzetli bir karışım çıkmış ve bu karışım hiç de kafa karıştırmıyor. Kenan Doğulu’nun müzisyenlik yeteneğine en çok saygı duyduğum albümü bu oldu. Albümde emeği geçen tüm müzisyenleri, Türkçe popun onurunu kurtarma adına büyük iş başardıkları için tebrik etmek lazım.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle