Frankeştayn mı yoksa mucize mi?

Güncelleme Tarihi:

Frankeştayn mı yoksa mucize mi
Oluşturulma Tarihi: Kasım 06, 2009 13:02

Kimine göre ‘frankeştayn’ kimine göre ‘mucize’ kabul edilen GDO’lu ürün tartışması bitecek görünmüyor.

Haberin Devamı

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nca hazırlanan ve 26 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren GDO Yönetmeliği neredeyse tüm sivil toplum kuruluşlarını ayağa kaldırmış bulunuyor. Tüketici örgütleri, sendikalar, bilim adamları uluslar arası tekellerin baskısıyla çıkarıldığını iddia ettikleri yönetmeliğin, Türkiye’nin toprağını, tarımını en önemlisi de gelecek nesillerini tehdit ettiğini ileri sürüyor. Türkiye’de mısır mı yetişmiyor yoksa pamuk mu; açlık sorunu mu var soruları birbiri ardına sıralanıyor.

Tarım Bakanlığı ise iddiaların aksine yönetmeliğin büyük bir boşluğu doldurduğunu savunuyor. Şuanda GDO’lu ürünlere ilişkin bir kural bulunmadığını belirterek Biyogavenlik Yasası çıkana kadar, bu yönetmeliğin oluşan boşluğu dolduracağını GDO’lu ürünlerin ithalini, üretimini ve satışının kurallara bağlandığını belirtiyor.

Haberin Devamı

Sağlık-Sen Yönetmeliğin iptali için Danıştay’a başvururken, Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, “Yapmayın, bunun vebalini taşıyamazsınız” diyor.

Peki ama mısır, soya, kolza,pamuk gibi bitkiler ve bunlardan üretilen yüzlerce üründe bulunan GDO nedir, nerede üretilir, hangi ürünlerde bulunur, kim neden karşı çıkıyor sorularının yanıtlarını araştırdık…

Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) nedir?

Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilen bitki-hayvan ya da mikroorganizmalara ‘genetiği değiştirilmiş organizma’ ya da ‘transgenik’ deniyor.

GDO’lu ürünler üzerine çalışmaları kim başlattı?

ABD’li şirketler tarafından başlandı. Tarla denemelerine 1985’te; GDO’lu ürünlerin ticari anlamda ekimine ise 1996’da başlandı.

Hangi ürünler GDO’lu?

GDO’u bitkilerin yüzde 99’unu soya, mısır, kolza ve pamuk oluşturuyor. Bunların yanı sıra patates, domates, pirinç, buğday, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kasava ve papaya da GDO’lu olarak üretiliyor. Muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun ve karpuzda ise çalışmalar devam ediyor.

Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şrubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar günlük tüketim maddeleri arasında yer alıyor. Örneğin; Bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk GDO’lu olma riski taşıyan gıdaların başında geliyor.

Sadece mısırdan üretilen ve çeşitli gıdalarda "bileşen" veya katkı maddesi olarak kullanılan yan ürün sayısı 700’ü, soyadan üretilen türevlerinin sayısı ise 900’ü buluyor. Yani bu yan ürünleri içeriğinde kullanan her bir işlenmiş ürünün GDO’lu olma riski bulunuyor.

Hangi ülkeler üretiyor?

Bugün tüm dünyada Türkiye yüzölçümüne yakın bir alanda GDO’lu ekim yapılıyor. Ekim alanlarının yüzde 99’u ABD, Arjantin, Kanada, Çin ve Brezilya’da bulunuyor.

Hangi amaçla üretiliyor?

Tüm dünyada açlık sorununa çözüm bulmak amacıyla geliştirildiği savunuluyor. Verimliliği on kata kadar artırdığı, daha az ilaç ihtiyacı duyduğu, tarıma uygun olmayan alanlarda da üretime imkan tanıdığı için açlık ve yoksulluğu çare olduğu iddia ediliyor.

Sivil toplum neden karşı çıkıyor?

- Sağlık açısından riskli:

Alerji, antibiyotiklere direnç, toksin birikimi ve metabolizma değişiklikleri. Özellikle GDO kökenli yiyeceklerde; inek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz mahsulleri, soya, fıstık, buğdayda alerji saptanıyor. Soya alerjisi en çok rapor edilen allerji grubunu oluşturuyor. Kısacası, GDO’lu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anormalleri ve kısırlık gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakacak, deniyor.

-Biyoçeşitlilik azalıyor….
Yerel bitki türleri, GDO’lu türlerle baş edemediği için yok oluyor. Zengin biyo çeşitliliğin yerini GDO’lu homojen ürünler alıyor. Normal ve organik tarımı tehdit ediyor. Ne kadar uzak alanda olursa olsun rüzgar ve arılar yoluyla organik ürünlere de bulaşıyor. GDO'lu tarım yapılan alanlardaki haşereleri yiyen kuşların türü tükeniyor. GDO'lu ekinler, tozlaşma yoluyla aynı türden akrabalarının da genlerini değiştirebiliyor.

-Ülkeleri tohum ve ilaç şirketlerine bağımlı kılıyor…
GDO’lu tohumlar kendini yeniden üretemiyor. Özelde çiftçi, genelde ise ülke o tohuma bağımlı hale geliyor. Ayrıca GDO’lu ekim alanlarında kullanılmak üzere geliştirilen kimyasal ilaçları üreten firmalar, GDO’lu tohum üreten firmalar tarafından alınıyor. Böylece tohumdaki şirket egemenliği tarımsal ilaç piyasası ile pekiştiriliyor.

GDO’lu tohumlar topraklarımız ve dünyamıza bırakılmış birer saatli bombadır!

İçlerinde BT toksini, örneğin mısırın içinde % 25 oranında bulunmaktadır. Bunlar toprağı zehirler. Bitki artıklarını parçalamaya kalkan toprak canlıları (mikro organizmalar dahil) bu bitkileri ısırınca zehirden etkilenir. Bu yolla toprak içinde yaşayan canlılar da zarar görür. Topraktaki canlıların zarar görmesiyle verimlilik düşer.

Haberin Devamı

-Türkiye’nin ihtiyacı yok…

Mısır, soya, pamuk, kolza, patates, domates… bunlar Türkiye’nin hemen tüm ekolojik bölgelerinde üretilebiliyor.  Ya hayvansal ürünler?
Hayvan yetiştiriciliğinde kullanılan ve genetik yöntemlerle elde edilen hormonlar felaketlere neden oluyor. BST veya bovin büyüme hormonu (BGH) hayvan yetiştiriciliğinde tüketiliyor.

Kısa sürede bol paraya kavuşmayı arzulayan besiciler, hayvanlara aşırı kilo aldıran, yasa dışı ilaçlara yönelir. Hormon vazifesi gören Ralgro ve Synovex isimli ilaçlar, kiloyu yüzde 15-20 arası artırıyor. Ancak hormonlu eti yiyen kişilerin hormonal yapısı bozuluyor. Hormonlu et kısırlık, cinsel güç kaybı ve kalp hastalıklarına sebep oluyor.

Haberin Devamı

Sivil Toplum Ne İstiyor?
Hammedde, işlenmiş ürün, hangi nitelikte olursa olsun ülkeye GDO’lu ürün girişi yasaklansın. GDO’lu tohumların kontrolsüz alanda ekimine izin verilmesin. Gümrüklerde, iç piyasada etkin bir denetim sistemi kurulsun.
Etimizde, sütümüzde, yumurtamızda, beyaz etimizde, balığımızda GDO’lu ürün kullanılmasına ve bu yolla üretilmiş ürünlerin satılmasına izin verilmesin.

Türkiye’de yasak mı?

Halen Türkiye’de genetiği değiştirilmiş tohumların üretilmesi, satılması ve kullanılması kanunen yasak. GDO’lu ürünlerle ilgili düzenleme Biyogüvenlik Yasası ile yapılacak. Tarım Bakanı Mehdi Eker, taslağın Bakanlar Kurulu gündeminde olduğunu belirtirken, bu yasa çıkana kadar yönetmeliğin önemli bir boşluğu doldurduğunu savunuyor.

Haberin Devamı

Tartışılan Yönetmelik ne getiriyor?

- GDO’lu ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimi kurallara bağlanıyor.
- Yönetmelik hükümlerine aykırı olan GDO’lu gıda ve yemlerin işleme ve tüketim amacıyla ithali, piyasaya sürülmesi, tescili, ihracatı ve transit geçişleri yasaklanıyor.
- GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaklanıyor.
- İnsan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulması yasak kapsamına giriyor.
- Gıda veya yem, GDO’lardan biri ya da birkaçının toplamda % 0,9 oranında içeriyor ise, GDO’lu kabul ediliyor. Bu nedenle içinde yüzde 0.9’un üzerinde GDO bulunanlara “Bu ürün GDO’ludur” etiketi zorunluluğu getiriliyor. Ancak bu oranın altında ise etiket zorunluluğu bulunmuyor.
-  Gıda veya yemin % 0,5 ten fazla izin verilmeyen GDO içermesi halinde ithalatına, işlenmesine, nakline, dağıtımına ve satışına izin verilmiyor.
- GDO’ suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.
- GDO’lu ürünle ilgili risk değerlendirmesi Komiteler tarafından yapılıyor.


 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!