Evlenmek, o insanın tapusunu almak değil

Evlenmek, o insanın tapusunu almak değil

“Sümela’nın Şifresi: Temel”in devamı filmi “Moskova’nın Şifresi: Temel” yarın vizyona giriyor. Çekimlerinin bir kısmı Rusya’da yapılan, Moskova’dan Trabzon’a uzanan bir yanlışlıklar komedyasını beyazperdeye taşıyan filmi ve kamera arkasında yaşananları, başrol oyuncuları Alper Kul ile Aslıhan Güner’e sorduk.

Haberin Devamı

OYUNCULAR BİR ARAYA GELDİ FOTO-GALERİ

“Sümela’nın Şifresi: Temel”in devam filminin çekilmesine nasıl karar verildi?
- Alper Kul: En başından belliydi bu zaten... Yönetmenimiz Adem Kılıç, daha ilkini çekerken bu filmin üçleme olacağını söylemişti. Ve hepsinin konusu o zamandan ana hatlarıyla biliniyordu. Hatta üçüncü filmin senaryo yazımına başlandı bile. Adı “Barcelona’nın Şifresi: Temel” olacak.
- Aslıhan Güner: Ben de ilk filme başlarken bunun bir üçleme olacağını biliyordum. Senaristimiz hikayeyi kafasında çoktan oluşturmuş, tıkır tıkır yazıyor. Biz de bunun avantajını yaşıyoruz.

Peki, hazır konusu açılmışken hemen sorayım, “Barcelona’nın Şifresi” nasıl olacak? O da mı bol kahkaha vadediyor?
- Alper Kul: Yok, o biraz daha duygusal olacak. Drama düşünüyoruz.

Peki bu filmde izleyiciyi neler bekliyor?
- Alper Kul: İlk filmden biraz daha farklı oldu bu...

Ne açıdan?
- Alper Kul: İlk film bu kadar beğenilip izlenince, ikinciye daha fazla özenmemiz gerekti. Daha büyük prodüksiyon, daha uzun çekim zamanı ve sonuç olarak daha komik bir film hedefiyle yola çıktık. Bunu kısmen başardığımızı da düşünüyoruz. Ayrıca ilk film komediydi, ikinci komedi-aksiyon oldu. Daha fazla kaçma kovalama sahneleri var.

RESİM FARKLI AMA HİKAYE AYNI
İlk film “Sümela’nın Şifresi”, ikincisi “Moskova’nın Şifresi”... Bu isimler izleyicide “tekrara düşülmüş” önyargısı uyandırmaz mı sizce?
- Alper Kul: Sanmıyorum. Bir de zaten çok farklı bir hikaye yok, başka bir olay anlatmıyoruz. Devam filmi yani... İlk film Sümela’da çekildi, ikinci film Moskova’da... Resim farklı, hikaye aynı.
- Aslıhan Güner: Aslıda bizim filmimizin hamuru aynı. Üçüncü filmde de öyle olacak. Samimi, doğal, içten ve naif... Karakterler üzerine kurulan bir film. Beklentileri karşılamak için değişiklikler yapıyoruz tabii... Moskova ayağını ekleme sebebi de bu.
İlk filmde Temel, Zuhal için aşk savaşındaydı... Ve savaşı kazandı, evlendiler.
- Alper Kul: Evlenince kazanmış olmuyorsun ki...

Nasıl yani?
- Hangi adam ya da hangi kadın kazandığını düşünür ki... İki farklı bilinmeyeni aynı evde yaşamaya mecbur ettiğin an, problemin başladığı andır! Evet Temel, Zuhal’in peşinde çok koştu. Platonik aşk yaşıyordu. Zuhal onun için ulaşılmazdı. Ama imzayı attığın anda kadının ya da adamın tapusunu almış olmuyorsun ki... Onun ruhunu okşayabilmek ve aynı heyecanı koruyabilmek için emek harçaman gerekiyor.

Peki, imzayı atınca gerçekten her şey değişiyor mu?
- Alper Kul: Kesinlikle hayır. Evlilikte hikaye aslında imzayı attıktan sonra başlıyor. İmzayı attım, artık kendime bakmayayım, kendime önem vermeyeyim yanılgısına düşersen, imzayı attığın an hayatının bittiği andır! İmzayı atmak aynı hayatı paylaşmaya söz vermektir. Tatlı da yaşayabilirsin tatsız da... Biz tatlı yaşama çabasındayız.

KADINLAR, TEMEL’İNKİ GİBİ BİR AŞK İSTİYOR
Aslıhan, sen ilk filmde Temel’den nefret ediyordun, ikincide sırılsıklam aşık eş durumundasın.
- Aslıhan Güner: Birinci filminin sonunda mutlu sona ulaşmıştı Temel ile Zuhal zaten. Temel, Zuhal’in önüne inanılmaz bir aşk koyuyor. Ben gerçekten çok etkilendim bu aşktan. Kadınların istediği tam olarak bu işte!
- Alper Kul: Gerçi Temel biraz sakar ama idare ediyorlar işte...

Gerçekte böyle aşklar kaldı mı, yoksa biz bu romantik hikayeleri sadece filmlerde mi görebileceğiz?
- Alper Kul: Olmaz mı (gülüyor)...
- Aslıhan Güner: Maalesef filmdeki gibi bir aşk yaşamadım hiç... Beni Temel’in Zuhal’i sevdiği kadar seven, öyle aşık olan kimse çıkmadı karşıma... Yine de umudumu kaybetmedim, mutlaka vardır.

Alper Bey, sizin böyle bir platonik aşkınız oldu mu hiç?
- Alper Kul: Liseye kadar aşklarımı hep platonik yaşadım ben zaten...

Neden?
- Alper Kul: Hiç cesaretim yoktu, ölürdüm aşkımdan ama açılamazdım. Gerçi onun da keyfi başkaydı. Şiirler yazıyordum falan...
- Aslıhan Güner: Evet, platonik aşk da güzel şey bence!

Şimdi o durumları aşmışsınızdır?
- Alper Kul: Yok, hâlâ lise kafasında yaşıyorum (gülüyor). Ne kadar öğrenirsen öğren, kendini ne kadar eğitirsen eğit, aşık olacağın biri çıkınca karşına bütün öğrendiklerin siliniyor.

SADECE KARADENİZLİLER İÇİN FİLM YAPMADIK
İlk filmi 2 milyonun üzerinde kişi izlemişti. Bu kadar ilgi göreceğini tahmin eder miydiniz?
- Alper Kul: Biz ilk filmi yaparken de bu filmi sadece Karadenizliler izler diye düşünmedik. Ama organik karakterler ve organik, yaşayan hikayeler yaratıp genellikle o bölgenin insanlarıyla çalıştık. O gerçekliği yakaladığınız anda evrensel de bir iş çıkıyor işte ortaya. Avrupa’da bile ilgi gördü filmimiz.
- Aslıhan Güner: İyi iş çıkardığımızı biliyorduk, o yüzden sonuç bizi çok şaşırtmadı. Bekliyorduk bu gişeyi... Alper’in de dediği gibi evrensel bir film oldu çünkü...

İnsanları güldürmek, ağlatmaktan zor derler... Doğru mu sizce?
- Aslıhan Güner: Doğru, insanları güldürmek zor, ağlatmak daha kolaydır. Ben daha önce hep dram oynamıştım, bu iltk komedi işimdi. Gerçekten zormuş. Bir de dramanın gişesi daha garantidir.

BU FİLMİN TAMAMLANIP VİZYONA GİRMESİ MUCİZE
Alper, sen Trabzonlu’sun... Bu ciddi bir kolaylık sağlamıştır sana çekimlerde...
- Alper Kul: Evet, anne ve babam Trabzonlu. Doğduğum günden beri bu mevzunun içindeyim. O yüzden rahattım çekimlerde...
Fıkra gibi şeyler yaşayıp kendi kendine güldüğün anlar oluyor mu?
- Alper Kul: Olmaz mı! Zaman zaman kan şekerim mi düşüyor bilmiyorum ama kendimi garip komiklikler içinde buluyorum. Neyse ki bununla barıştım, o durumlarda sinirlenmiyorum, gülüp geçiyor, anın keyfini çıkarıyorum.

Çekimler sırasında da çok eğlenmişsinizdir o halde...
- Alper Kul: Hem de nasıl... Filmi çekemedik, sürekli güldüğümüz için çekimler sürekli duruyordu. Çekimleri ve montajı bitirip vizyona girmemiz bile mucize!

Son olarak, bu filmin sizin için önemi ne?
- Alper Kul: Bu filmin bir diyalog yolu açtığını düşünüyorum. Diyalog yolunu açan her filme de sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum.

Haberin Devamı

TEMEL REİS DE LAZ AMA VEJETARYEN!
Temel Reis’e bir gönderme var filmde... O ıspanak yiyip güçlenirdi, bizim Temel hamsi yiyince güçleniyor. Var mıdır Lazlar’da böyle bir inanç gerçekten?
Hamsi güç verir mi?
- Alper Kul: Sen de bizi tam fıkra kahramanı yaptın! Hamsi yiyip, ya Allah deyip çıkıyoruz ortalığa ya (gülüyor)... Zaten Temel Reis de Trabzonlu ama o vejetaryen olduğu için ıspanak yiyor. Biz onun farklı versiyonlarıyız.

Haberle ilgili daha fazlası: